Ana Sayfa
0.312 231 02 25
 
İKİNCİ DAİRE
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru No. 2600/06
Hamit ÇELİK v. TÜRKİYE
STRAZBURG
8 Ocak 2013
Hamit Çelik v. Türkiye davasında,
08 Ocak 2013 tarihinde,
Başkan
Guido Raimondi
Yargıçlar
Danute Jociene,
Peer Lorenzen,
Dragoljub Popovic,
Andras Sajo,
Işıl Karakaş,
Paulo Pinto de Albuquerque
ve Daire yazı işleri müdürü Stanley Naismith`in katılımıyla oluşturulan Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesi (İkinci Dairesi), yapılan gizli müzakereler sonrasında aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAY VE OLGULAR
I. DAVANIN KOŞULLARI
1. Başvuran Hamit Çelik 1979 doğumlu Türk vatandaşıdır ve Mardin`de ikamet
etmektedir. Başvuran Mardin`de görev yapan avukat E. Kuzu tarafından temsil
edilmektedir. Türk Hükümeti (Hükümet) ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmektedir.
2. Davanın olay ve olguları tarafların sunduğu belgelere göre aşağıdaki şekilde
özetlenebilir.
3. 3 Mart 2004 tarihinde saat 03.50`de Mardin Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele
Şube Müdürlüğüne ait devriye ekibine motosiklet kullanan şüpheli bir şahsın Cumhuriyet
Karakolu yakınlarında görüldüğüne dair bir bilgi ulaşmıştır. Polis memurları olay yerine
intikal ettiklerinde motorlu şahıs kaçmaya teşebbüs etmiş ve motosikletten düşmüştür.
Başvuran bu bilgiye itiraz etmemiştir. Yakalama tutanağı uyarınca başvuran saat 4.10`da
yakalanmıştır. Yine tutanak uyarınca başvuran polis karakoluna terör saldırısı
düzenleneceğini söylemiş ve saldırıda kullanılacak el bombalarını evinde saklandığını itiraf
etmiştir.
4. Saat 4.30`da başvuran Kızıltepe Devlet Hastanesine götürülmüştür. Başvuranı
muayene eden hekim sağ omzunda kan toplanması, sağ kolunda 3x2 cm boyutlarında
iyileşmekte olan bir yara ve sol elinde 5x1 cm boyutlarında kan toplanması tespit etmiştir.
5. Polis gözaltı kayıtları uyarınca başvuran saat 4.40`da Mardin Emniyet
Müdürlüğünde gözaltına alınmıştır.
6. Aynı gün saat 6.15`de başvuran polis memurları eşliğinde evine götürülmüş ve
saklanan el bombalarını göstermiştir. Olay yeri inceleme raporu uyarınca polis başvuranın
bahçesinde Rus yapımı iki el bombası bulmuştur.
7. Polis kayıtları uyarınca başvuran saat 11.50 - 12.05 arasında avukatı ile
görüşmüştür. Daha sonra saat 15.00`de polise ayrıntılı ifade vermiş ve yasadışı PKK
(Kürdistan İşçi Partisi) terör örgütüne üye olduğunu kabul etmiştir.
8. 4 Mart 2004 tarihinde başvuran tekrar adli tıp hekimi tarafından muayene edilmiştir.
Hekim 3 Mart 2004 tarihli raporunda tespit ettiği yaralanmaların dışında yeni bir yaralanma
tespit etmemiştir.
9. Aynı gün başvuran Kızıltepe Cumhuriyet savcısı huzuruna çıkartılmıştır.
Avukatının eşliğinde başvuran polise vermiş olduğu ifadesini baskı altında verdiğini
söylemiştir. Buna ek olarak suçlamaların bir kısmını itiraf etmiş ve el bombalarını bahçesinde
sakladığını söylemiştir.
10. Ardından başvuran Kızıltepe Sulh Ceza Mahkemesine çıkartılmıştır. Yine
avukatının eşliğinde başvuran polis karakolunda kendisine kötü muamelede bulunulduğunu
iddia etmiştir. Polis memurlarının kafasına silah dayayarak kendisini öldürmekle tehdit
ettiklerini ve cinsel organını tekmelediklerini ileri sürmüştür. Başvuran sırtını ve kollarını
hâkime göstermiştir. Duruşma tutanaklarında başvuranın sağ kol ve sağ omzunda morluklar
olduğu yer almıştır. Başvuranın avukatının talebi üzerine hâkim başvuranın Cumhuriyet
savcısı tarafından belirlenecek bir sağlık kuruluşunda kötü muameleye maruz kalıp
kalmadığının tespit edilmesi amacıyla muayene edilmesini emretmiştir. Ardından başvuran
hâkim kararı ile tutuklanmıştır.
11. Ardından Cumhuriyet savcısı başvuranın iddiaları kapsamında soruşturma
başlatmıştır. Soruşturma kapsamında başvuran 31 Mart 2004 tarihinde Diyarbakır Adli Tıp
Kurumunda muayene edilmiştir. Adli tıp hekimi başvuranın kötü muamele gördüğüne dair
herhangi bir emareye rastlamamıştır.
12. 7 Mayıs 2004 tarihinde başvuran Cumhuriyet savcısına ifade vermiştir. Başvuran
ilk olarak 2 Mart 2004 tarihinde saat 22.00`de evinde yakalandığını iddia etmiştir.
Yakalanmasının ardından gözlerinin bağlandığını ve kötü muamele gördüğünü ileri
sürmüştür. Bu kapsamda başvuran kendisine elektrik verildiğini, jop ile kaburgalarına ve
göğsüne vurulduğunu söylemiştir. Ayrıca falakaya yatırıldığını da iddia etmiştir.
13. Aynı gün Cumhuriyet savcısı başvuran ile birlikte yakalanan ve mahkemeye
çıkartılan iki sanığın da ifadelerini almıştır. Bu sanıklardan bir tanesi olan M.A., başvuranın
kötü muameleye maruz kaldığını görmediğini ve duymadığını belirtmiştir. Diğer sanık A.F.
de, polis karakolunda 1 gece 2 gün gözaltında tutulduğunu ve başvuranın kötü muameleye
maruz kaldığını görmediğini ifade etmiştir. Ancak A.F. başvuranın yürümekte biraz
zorlandığını söylemiştir.
14. Cumhuriyet savcısı suçlanan polis memurlarını da dinlemiştir. Polis memurları
suçlamaları reddetmiş ve başvuranın iddia ettiği gibi kötü muameleye maruz kalmadığını
ifade etmiştir.
15. 18 Mayıs 2005 tarihinde Cumhuriyet savcısı başvuranın iddialarına ilişkin olarak
delil yetersizliği gerekçesiyle takipsizlik kararı vermiştir. Polis gözaltı tutanakları ve tanık
ifadeleri ışığı altında Cumhuriyet savcısı başvuranın 3 Mart 2004 tarihinde yakalandığını
tespit etmiştir. Cumhuriyet savcısı ayrıca 3 Mart 2004 tarihli doktor raporunda tespit edilmiş
olan yaralanmaların başvuranın yakalanmasından önce meydana gelmiş olabileceği kanaatine
varmıştır. Soruşturma sırasında başvuranın verdiği ifade yukarıda tespit edilenler ile çelişkili
olduğundan, Cumhuriyet savcısı başvuranın ceza mahkemesi tarafından mahkum edilmemek
amacıyla kötü muamele gördüğüne dair yalan beyanda bulunduğuna karar vermiştir.
16. Başvuran 6 Temmuz 2005 tarihinde itirazda bulunmuş ve itirazı Midyat Ağır Ceza
Mahkemesi tarafından reddedilmiştir.
ŞİKÂYET
17. Başvuran Sözleşmenin 3. Maddesi kapsamında kötü muameleye maruz
kaldığından ve iddiaları kapsamında başlatılan soruşturmanın usulüne uygun olarak
yapılmadığından şikâyet etmektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
18. Başvuran kendisine kötü muamelede bulunulduğundan ve yaptığı şikâyetin ulusal
makamlarca usulüne uygun olarak incelenmediğinden şikâyet etmektedir. Bu bağlamda
Sözleşmenin 3. maddesi aşağıdaki hükmü içermektedir:
"Hiç kimse işkenceye veya insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele veya cezaya tabi
tutulamaz."
19. Hükümet başvuranın iddialarının dayanaktan yoksun olduğunu ileri sürmektedir.
20. AİHM kötü muamele iddialarının uygun kanıtlarla desteklenmesi gerektiğini
hatırlatır. AİHM bu kanıtları değerlendirmede "makul şüphenin ötesinde" kanıt standardını
uygulamaktadır (bkz., Talat Tepe v. Türkiye, no.31247/96, § 48, 21 Aralık 2004). Ancak
böyle bir kanıt yeterince güçlü açık ve anlamlı çıkarımların veya çürütülemeyen benzer
karinelerin varlığı ile ortaya konabilmektedir (bkz., Labita v. İtalya [GC], no.26772/95, § 121,
AİHM 2000-IV) .
21. Başvuran başvurusunda gözaltında tutulduğu sırada dövüldüğünden, tehdit
edildiğinden ve kendisine elektrik verildiğinden şikâyet etmektedir. Ancak AİHM başvuranın
iddialarının doğruluğunu şüpheye düşüren pek çok unsurun varlığına işaret etmektedir.
22. Başvuran ilk olarak 2 Mart 2004 tarihinde saat 22.00`de yakalandığını iddia
etmiştir. Hükümet buna itiraz etmiştir. AİHM, başvuran tarafından şahsen imzalanan
yakalama tutanağı da dâhil olmak üzere resmi belgeler uyarınca başvuranın 3 Mart 2004
tarihinde Mardin Cumhuriyet Karakolu yakınlarında saat 4.10`da yakalandığına dikkati
çekmektedir. Bu bilgi polis gözaltı kayıtları ile de desteklenmektedir. Dava dosyasını
inceleyen AİHM, savcı tarafından yapılan tespitlerden sapması için herhangi bir neden
görmediğini ifade etmektedir. (bkz., yukarıdaki 15. paragraf).
23. Dahası AİHM iç yargılama sırasında başvuranın kötü muameleye maruz kaldığına
dair iddialarının birbiriyle tutarlı olmadığına işaret etmektedir. Bu bağlamda AİHM
başvuranın savcı huzurunda verdiği ifadesinde söz konusu ifadesini polis baskısı altında
verdiğini ifade etmesine karşın, hâkim tarafından sorgulanması sırasında kafasına silah
dayanarak tehdit edildiğini ve cinsel organlarının tekmelendiğini söylediğine dikkat
çekmektedir. Son olarak 7 Mayıs 2004 tarihinde Kızıltepe savcısına verdiği ifadesinde
başvuran kendisine elektrik verildiğini, jop ile kaburgalarına ve göğsüne vurulduğunu ve
falakaya yatırıldığını da iddia etmiştir (bkz., yukarıdaki 10. ve 12. paragraflar).
24. AİHM, başvuran gözaltına alınmadan önce düzenlenen, diğer bir deyişle 3 Mart
2004 tarihinde saat 4.30`da düzenlenen doktor raporunda başvuranın sağ omzunda kan
toplanması, sağ kolunda 3x2 cm boyutlarında iyileşmekte olan bir yara ve sol elinde 5x1 cm
boyutlarında kan toplanması tespit edilmiş olduğuna dikkati çeker. Buna ek olarak başvuranın
gözaltında tutulduğu son gün düzenlenen ikinci doktor raporunda başvuranın bedeninde kötü
muameleye maruz kaldığını gösteren herhangi bir emareye rastlanmadığı belirtilmiştir.
AİHM, başvuranın Diyarbakır Adli Tıp Kurumu tarafından da 31 Mart 2004 tarihinde
muayene edildiğine ve düzenlenen raporda başvuranın bedeninde kötü muameleye maruz
kaldığını gösteren herhangi bir emareye rastlanmadığının belirtildiğine işaret eder. AİHM
doktor raporlarında belirtilen emarelerin başvuranın kötü muameleye maruz kaldığı iddialarını
desteklemediği kanaatindedir (bkz., Mete v. Türkiye (no.2), no.30465/02, § 33, 12 Aralık
2006). Bu bağlamda AİHM başvuran tarafından iddia edilen kötü muamelenin başvuranın
vücudunda ciddi izler bırakmış olması ve kendisini muayene eden doktorlar tespit edilmiş
olması gerekeceği kanaatindedir. Bu kapsamda 3 ve 4 Mart 2004 tarihlerinde düzenlenen
doktor raporlarında tespit edilen bulgular başvuranın anlattığı kötü muameleyi teyit
etmemekte ya da doğrulamamaktadır. Dahası savcı tarafından dinlenen tanıklar başvuranın
karakolda kötü muameleye maruz kaldığını görmediklerini ve duymadıklarını ifade etmiştir.
Yukarıda açıklananların ışığı altında AİHM, dava dosyasında başvuranın iddia ettiği gibi kötü
muameleye maruz kaldığını gösteren bir kanıt olmadığı sonucuna varmaktadır.
25. Başvuranın yürütülen soruşturmanın etkili olmadığı yönündeki iddiaları hakkında
AİHM, Kızıltepe Cumhuriyet Savcısının resen soruşturma başlattığını hatırlatmaktadır. Söz
konusu soruşturma sırasında savcı başvuranı, suçlanan iki polis memurunu ve aynı suçtan
ötürü başvuran ile birlikte gözaltına alınan iki sanığı dinlemiştir. Savcı ayrıca başvuranın kayıt
dışı gözaltında tutulduğunu iddia ettiği süre ile ilgili olarak kendisinin bilgilendirilmediği
yönündeki şikâyetini de ele almış, ancak söz konusu iddiayı temelsiz bulmuştur. AİHM söz
konusu adımları Sözleşmenin 3. maddesi kapsamında etkili bir soruşturma yürütülmesi
gerekliliğinden hareketle ele almıştır (Batı ve Diğerleri v. Türkiye, no. 33097/96 ve 57834/00,
§§ 133- 137, AİHM 2004-IV (özetler)) ve herhangi bir eksiklik tespit etmemiştir.
26. AİHM şikâyetin Sözleşmenin 35. maddesi 3. ve 4. paragrafları anlamında
dayanaktan yoksun olduğunu ve reddedilmesi gerektiğini kaydetmektedir.
Bu gerekçelere dayanarak AİHM oy birliği ile
Şikâyetin geri kalanının kabul edilemez olduğunu beyan eder.
İLETİŞİM BİLGİLERİ BAYTOK HUKUK BÜROSU
Korkutreis Mahallesi Sezenler Caddesi No: 4/16 06430 Sıhhiye / Çankaya - ANKARA
Tel: +90 312 231 02 25
Fax: 0 312 231 02 26
E-mail: info@baytokhukukburosu.com
Başa Dön
Facebook
Twitter
Youtube