Ana Sayfa
0.312 231 02 25
 
 
 
Askerlik hizmetinin maddi ve manevi vücut bütünlüğüne zarar verdiği iddiası kabul edilemez.
 
KABUL EDĐLEBĐLĐRLĐK HAKKINDA KARAR
Basvuru No. 14359/10
Selim ÖNDER v. Türkiye
ÖNDER v. TÜRKĐYE – KABUL EDĐLEBĐLĐRLĐK KARARI
2
5 Subat 2013tarihinde,
Baskan,
Guido Raimondi,
Üyeler,
Danutė Jočienė,
Dragoljub Popović,
András Sajó,
Isıl Karakas,
Paulo Pinto de Albuquerque,
Helen Keller ve
Daire Yazı Đsleri Müdürü
Stanley Naismith’in katılımıyla olusturulan Avrupa Đnsan Hakları
Mahkemesi (Đkinci Daire) (« Mahkeme ») 19 Subat 2010 tarihli basvuruyu
incelemis ve yapılan müzakereler sonucunda asağıdaki kararı vermistir:
OLAYLAR
1. Basvuran Selim ÖNDER 1986 doğumlu bir Türk vatandası olup
Giresun’da ikamet etmektedir. Basvuran Mahkeme önünde Trabzon
Barosu’na kayıtlı Avukat M. SENTÜRK tarafından temsil edilmistir.
2. Basvuran tarafından ifade edildiği sekliyle dava konusu olaylar
asağıdaki sekilde özetlenebilir.
3. Basvuranın da içinde bulunduğu celp dönemine iliskin sayımlar
2005 yılında tamamlanmıstır.
4. Basvuran 11 Ağustos 2005 tarihinde askerlik subesine kaydını
yaptırmıs ve askeri eğitim için acemi birliğine katılmadan önce olağan tıbbi
muayeneden geçirilmistir.
ÖNDER v. TÜRKĐYE – KABUL EDĐLEBĐLĐRLĐK KARARI
3
5. Doktorlar basvuranın askerliğe elverisli olduğunu
değerlendirmislerdir.
6. Acemi eğitiminden sonra basvuran 12 Ağustos 2006 tarihinde Mus
Jandarma Komutanlığı’ndaki birliğine katılmıstır.
7. Basvuran askerliğini yaptığı sırada bazı psikolojik bozukluklar
göstermistir.
8. Bu sebeple basvuran 4 Eylül ve 28 Kasım 2006 tarihlerinde ve 23
Ocak 2007 tarihinde olmak üzere üç defa Tatvan asker hastanesi psikiyatri
servisine kaldırılmıstır. Doktorlar basvuranın nöropsikiyatrik bir sorunu
olduğu yönünde kanaat bildirmislerdir.
9. Tatvan asker hastanesi hekimleri 8 Subat 2007 tarihinde, oligofreni 1
hastalığı, uyum bozukluğu ve nörosensoriyel bozukluğa bağlı isitme kaybı
teshisleriyle basvuranın askerliğe elverisli olmadığına karar vermislerdir.
10. Basvuran avukatı aracılığıyla 1 Ağustos 2007 tarihinde, hastalığının
askeri hayatın sartlarından kaynaklandığından bahisle Askeri Yüksek Đdare
Mahkemesi önünde Đçisleri Bakanlığı aleyhine tazminat istemli tam yargı
davası açmıstır.
11. AYĐM tıbbi rapor alınmasına karar vermistir.
12. 5 Ocak 2009 tarihli tıbbi rapor ile ilgilin hastalığı ile askerlik görevi
arasında illiyet bağı bulunmadığı yönünde kanaat bildirilmistir.
13. Basvuranın avukatı bilirkisi raporuna itiraz etmistir.
14. Askeri Yüksek Đdare Mahkemesi yeni bir tıbbi rapor alınmasına
karar vermistir.
15. Nöropsikiyatri uzmanı olan hekim bilirkisiler 15 Temmuz 2009
tarihinde raporlarını sunmuslar ve sonuç olarak basvuranın muzdarip olduğu
hastalığının kaynağının askerlik görevi olamayacağı yönünde kanaat
bildirmislerdir.
1. Doğustan veya küçük yaslarda meydana gelen beyin gelisimi yetersizliğinden
kaynaklanan değisken dereceli zeka geriliği.
ÖNDER v. TÜRKĐYE – KABUL EDĐLEBĐLĐRLĐK KARARI
4
16. Askeri Yüksek Đdare Mahkemesi 7 Ekim 2009 tarihli kararıyla,
özellikle tıp bilirkisisi raporlarına dayanarak ve askeri yetkililerin hiçbir
islemi ile dava konusu hastalık arasında hiçbir illiyet bağı bulunmadığı
gerekçesiyle basvuranın davasını reddetmistir.
SĐKÂYETLER
17. Sözlesmenin hiçbir maddesine dayanmadan basvuran zorunlu
askerlik hizmetini yerine getirirken içinde bulunduğu kosulların maddi ve
manevi vücut bütünlüğüne zarar verdiğinden sikâyet etmektedir.
HUKUKĐ DEĞERLENDĐRME
18. Basvuran emri altında bulunduğu askeri yetkililerin kendisi hakkında
gerekli ve uygun önleyici tedbirleri almadıklarını ve kendisine gerekli tıbbi
yardımı yapmadıkları, dolayısıyla bu eksikliklerin hasta olmasına yol
açtığını iddia etmektedir.
19. Mahkeme kisilerin maddi ve manevi bütünlükleri ile ilgili konuların
Sözlesmenin 8. maddesinin uygulama alanına girdiğini hatırlatmaktadır
(Carlo Dossi ve diğerleri v. Đtalya, (kabul edilebilirlik kararı), No.
26053/07, 12 Ekim 2010; Yardımcı v. Türkiye, No. 25266/05, 5 Ocak 2010;
Marie-Thérèse Trocellier v. Fransa (kabul edilebilirlik kararı), No.
75725/01, 5 Ekim 2006 ve Gecekusu v. Türkiye (kabul edilebilirlik kararı),
No. 28870/05, 25 Mayıs 2010). Dolayısıyla basvuranın sikâyetinin bu
madde altında incelenmesi gerektiği kanaatindedir.
20. Bu bağlamda, 8. maddede yer alan daha çok olumsuz
yükümlülüklere, Sözlesme ile güvence altına alınan hakların etkin bir
sekilde korunması kavramının özünde yer alan olumlu yükümlülükler de
ÖNDER v. TÜRKĐYE – KABUL EDĐLEBĐLĐRLĐK KARARI
5
eklenmelidir (Roche v. Birlesik Krallık [BD], No. 32555/96, § 157, CEDH
2005-X).
21. Böylece, kisilerin hayatlarını korumada olduğu gibi, devletler aynı
zamanda, kendi hukuki sorumlulukları altında olan kisilerin maddi ve
psikolojik bütünlüklerinin korunmasına yönelik gerekli tedbirleri de almak
zorundadırlar.
22. Mecburi askerlik hizmeti alanında da geçerli olacağı açık olan bu
zorunluluk devletlere, kisilerin Sözlesmenin 8. maddesinin uygulama
alanına giren maddi ve psikolojik bütünlüklerine yönelebilecek tehditlere
karsı etkin bir önleyici mekanizma olusturacak sekilde yasal ve idari
tedbirleri alma yükümlülüğü de yüklemektedir.
23. Somut davada Mahkeme basvuranın askere alınmasından sikâyet
etmediğini gözlemlemektedir. Basvuran sadece askeri hayatın sartlarının
onu hasta ettiğinden ve askeri yetkililerin kendisine gerekli tedaviyi
uygulamadıklarından sikâyet etmektedir.
24. Mahkeme gerçekten de basvuranın askerlik hizmetini ifa ettiği sırada
psikolojik bozukluklar gösterdiğini kaydetmektedir (bk. yukarıda 7.
paragraf).
25. Mahkeme, basvuranı üç defa Tatvan asker hastanesinin psikiyatri
servisine kaldırmak suretiyle yetkililerin zamanında ve etkin bir sekilde
harekete geçtiklerini değerlendirmektedir (bk. yukarıda 8. paragraf).
Nitekim basvuranın muzdarip olduğu hastalığa teshis konulmasının ve
askerliğe elverisli olmadığının anlasılmasına sebep olan onun bu hastane
ziyaretleridir (bk. yukarıda 8. ve 9. paragraflar).
26. Daha sonra basvuran, duruma göre askeri idarenin sorumluluğunu
belirleyebilecek olan Askeri Yüksek Đdare Mahkemesi önünde bir dava
açabilme imkânına da sahip olmustur (bk. yukarıda 10. paragraf).
27. Askeri Yüksek Đdare Mahkemesi tarafından alınmasına karar verilen
iki adet tıp bilirkisisi raporu, AYĐM hâkimlerinin ilgilinin askerlik hizmeti
ile hastalığı arasında hiçbir illiyet bağı olmadığı yönünde kara vermelerine
ÖNDER v. TÜRKĐYE – KABUL EDĐLEBĐLĐRLĐK KARARI
6
imkân tanımıstır (bk. yukarıda 12. ve 15. paragraflar). Yüksek mahkeme
basvuranın tazminat talebini reddederken birbiri ile uyumlu olan her iki
raporun da sonuçlarına dayanmıstır (bk. yukarıda 16. paragraf).
28. Mahkeme, doktorların ulastıkları sonuçları yeniden değerlendirmek
ve elinde olan tıbbi bilgi ve belgelerden yola çıkarak, bilirkisilerin vardıkları
sonuçların doğru olup olmadıkları yönünde bir tahminde bulunmanın görev
alanına girmediği kanaatindedir (Tysiąc v. Polonya, No. 5410/03, § 119,
CEDH 2007-IV ve yukarıda anılan Yardımcı, § 59).
29. Bu değerlendirmelerin ısığında Mahkeme, ulusal makamların tespit
ettikleri olguların ve bunlardan yola çıkarak vardıkları sonuçların tekrar
sorgulanmasını gerektirecek hiçbir haklı sebep görememektedir.
30. Dolayısıyla söz konu basvuru Sözlesmenin 35. maddesinin 3. ve 4.
paragrafları uyarınca reddedilmelidir.
Bu gerekçelerle ve oybirliğiyle Mahkeme,
Basvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermistir.
 
İLETİŞİM BİLGİLERİ BAYTOK HUKUK BÜROSU
Korkutreis Mahallesi Sezenler Caddesi No: 4/16 06430 Sıhhiye / Çankaya - ANKARA
Tel: +90 312 231 02 25
Fax: 0 312 231 02 26
E-mail: info@baytokhukukburosu.com
Başa Dön
Facebook
Twitter
Youtube