Ana Sayfa
0.312 231 02 25
 
KASTEN YARALAMA

T.C.

YARGITAY

CEZA GENEL KURULU

E. 2011/1-452

K. 2012/57

T. 28.2.2012

• KASTEN YARALAMA ( Sanığın Katılanlarla Arasında Önceye Dayalı Düşmanlığın Bulunması Olay Günü Önce Ele Geçmeyen Tabancayla Katılana Göğüs Bölgesini Hedef Seçerek Yakın Mesafeden Ateş Etmesi - Sanığın Kastının Öldürmeye Yönelik Olduğu ve Kasten Öldürmeye Teşebbüs Suçunu Oluşturduğu)

• KASTEN ÖLÜRMEYE TEŞEBBÜS ( Sanığın Katılanlarla Arasında Önceye Dayalı Düşmanlığın Bulunması/Katılana Göğüs Bölgesini Hedef Seçerek Yakın Mesafeden Ateş Etmesi - Sanığın Kastının Öldürmeye Yönelik Olduğu ve Kasten Öldürmeye Teşebbüs Suçunu Oluşturduğu)

• TEKERRÜR ( Koşullarının Bulunup Bulunmadığı ve Hükümlü Hakkında Kaçıncı Kez Tekerrür Hükümlerinin Uygulandığı ve Tekerrür Sebebiyle Hükümlünün Cezaevinde Kalacağı Süreye Eklenecek Sürenin Belirlenmesi İçin Mahkumiyet Kararında Açıkça Hangi Hüküm Sebebiyle Kişinin Mükerrir Sayıldığının Belirtilmesinin Zorunlu Olduğu)

• BİRDEN FAZLA TEKERRÜRE ESAS ALINABİLECEK HÜKÜMLÜLÜĞÜN BULUNMASI ( Halinde İse Bunlardan En Ağırının Esas Alınması ve Tekerrüre Esas Alınanın Hükümde Açıkça Gösterilmesi Gerektiği)

5237/m.35,58/7, 81,98

ÖZET : Uyuşmazlık; sanığın katılanlara karşı gerçekleştirdiği eylemlerin kasten yaralama suçunu mu yoksa kasten öldürme suçuna teşebbüsü mü oluşturacağının belirlenmesine ilişkindir. Sanığın katılanlarla arasında önceye dayalı düşmanlığın bulunması, olay günü önce ele geçmeyen tabancayla katılan Emin`e göğüs bölgesini hedef seçerek yakın mesafeden ateş etmesi, sonrasında karakola gitmekte olan katılanların önünü aracıyla kesmesi, aracı kullanan katılan Fatih`in göğüs bölgesine doğru ele geçmeyen av tüfeği ateş etmesi, sanığın eylemleri sebebiyle her iki katılanın da göğüs bölgesinden hayati tehlike geçirecek şekilde yaralanmış olması karşısında sanığın her iki katılana karşı gerçekleştirdiği eylemlerinde kastının öldürmeye yönelik olduğu ve kasten öldürmeye teşebbüs suçunu oluşturduğunun kabulü gerekir.

Tekerrür koşullarının bulunup bulunmadığı, hükümlü hakkında kaçıncı kez tekerrür hükümlerinin uygulandığı ve tekerrür sebebiyle hükümlünün cezaevinde kalacağı süreye eklenecek sürenin belirlenmesi için mahkumiyet kararında açıkça hangi hüküm sebebiyle kişinin mükerrir sayıldığının yani hangi mahkumiyetin tekerrüre esas alındığının belirtilmesi zorunludur. Birden fazla tekerrüre esas alınabilecek hükümlülüğün bulunması halinde ise bunlardan en ağırının esas alınması ve tekerrüre esas alınanın hükümde açıkça gösterilmesi gerekmektedir.

DAVA : Kasten yaralama suçundan sanık K. Ş.`in 5237 Sayılı T.C.K.nın 86/1, 3-e, 87/1-d, 29, 62, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca iki kez 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin, Adana 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 8.2.2010 gün ve 323-33 Sayılı hükmün katılanlar vekili ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 24.12.2010 gün ve 5496-8426 sayı ile;

"… B) Sanık hakkında katılanlar Emin ve Faruk`a yönelik silahlı kasten yaralamaya dair hükümlerin incelenmesinde;

Dosya kapsamına göre; sanıkla mağdurlar arasında yerel seçimden dolayı husumet bulunduğu, olay tarihinde mağdurlar evlerinin önünde beklerken, sanığın önce traktörle mağdurların evinin önünden geçtiği, bu esnada mağdurlar tarafından kendisine hakaret edildiği, birkaç dakika sonra başka bir araçla gelip önce bir el havaya ateş ettikten sonra yaklaşık 8-10 metre mesafeden Emin`e silahla ateş ederek mağduru göğsüne isabet eden mermi çekirdeği sebebiyle hayati tehlike geçirecek şekilde yaralayarak olay yerinden kaçtığı, mağdurların karakola daha sonra da hastaneye gitmek üzere Fatih`in kullandığı araçla yola çıktıkları sırada sanığın köyün çıkışındaki mezarlık yanında aracıyla beklediği ve kendisine yaklaşan mağdurların aracına doğru bu kez de av tüfeğiyle ateş ederek aracı kullanmakta olan mağdur Fatih`i saçma tanelerinin göğüs ve boyun bölgelerine isabet ederek hayati tehlike geçirecek şekilde yaraladığı ve mağdur Fatih`in aracın direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sebebiyle sanığın aracına çarpıp takla atarak mezarlık direklerine ve duvara çarpması üzerine sanığın olay yerinden kaçtığı olayda; atış mesafesi, suçta kullanılan silahların elverişliliği, mağdurlardaki yaraların yerleri, meydana gelen zararın ağırlığı, taraflar arasındaki husumetin varlığı ve sanığın eylemlerindeki devamlılık dikkate alınarak, sanığın kastı eyleme bağlı olarak ortaya çıktığı halde sanığın mağdurlar Emin ve Fatih`i kasten öldürmeye teşebbüs suçundan T.C.K.nun 81, 35 maddelerinin iki kez tatbikiyle ceza tayini gerekirken, suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde, mağdurları kasten yaralama suçlarından hüküm kurulması suretiyle eksik ceza tayini...",

İsabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.

Yerel mahkeme ise 21.3.2011 gün ve 56-125 sayı ile;

"… Sanık K. Ş.`in, müşteki Emin`e yönelik tahrik altında gerçekleştirdiği eyleminin yapılan inceleme sonucu düzenlenen ekspertiz raporu ile `ateşli silahla yapılan uzak atış` olduğu, 26.1.2010 tarihli bilirkişi raporu ile `mermi çekirdeğinin sert bir zemine çarpması sonucu parçalanan gömlek parçasının vücuda girmiş olabileceği, ...şahısta saptanan lezyonların tek atışla husulünün mümkün bulunduğu` bildirildiği, sanığın eylemine devam etmeyip, kendi istemi ile son verdiği, yapılan atışın müşteki Emin`in hedef alınmadan yapıldığı, tabancanın ele geçirilemediği, maddi delil olan uzman görüşlerini içeren bilirkişi raporlarının aksine katılan Emin`in sanığın 6-8 metre mesafeden ateş ettiği yolundaki beyanına itibar edilemeyeceği, yaralanmasının Emin`i yere düşürmediği, sanığın bulunduğu konumda eylemine devam etmek ve katılan Emin`e ateş etme imkanına sahip iken tek atışla yetindiği, yaralanmasının katılan Emin`in hareketlerini de kısıtlamadığı, araçlarıyla eylemini sonlandırarak olay yerinden kaçan sanığı takip etmekten alıkoymadığı, mermi çekirdeğinin sert bir zemine çarpması sonucu parçalanan gömlek parçasının vücuda girmiş olabileceği yolundaki bilirkişi görüşü ile de sanığın doğrudan katılan Emin`in göğüs bölgesini hedef alarak ateş ettiğinin kesin olarak tespit edilemediği, katılanla sanığın yakın akraba olmaları salt muhtarlık seçimleri sebebiyle aralarındaki husumetin öldürmeyi gerektirecek husumet sayılamayacağı dikkate alınarak, Emin`e yönelik eyleminin öldürmeye teşebbüs olmayıp, kasten yaralama suçunu oluşturduğu,

Sanık K. Ş.`in müşteki Fatih`e yönelik eyleminde devam etme imkanına sahip iken, kendiliğinden kestiği, atışın doğrudan müşteki hedef alınmadan, peşinden gelen aracın kendisine çarpmasından sonra mı, yoksa aracın peşinden gelmesini engellemeye yönelik olarak önceden mi gerçekleştirildiğinin kesin olarak tespit edilmediği, katılanların aracının devrilmesinden sonra da bölge itibariyle eylemine-atışlarına çok rahat bir şekilde devam etme imkanına sahipken olay yerinden ayrıldığı, katılanların oluşa dair beyanlarının maddi bulgularla desteklenmediği, araçta bulunan ve katılan Fatih`in yanında araçta oturan katılan Emin`e saçma isabet etmediği, katılan Fatih`in mide üst bölgesine ( epigastrik bölge) ve göğüs bölgesinde ( toraks bölgesi) 7 adet saçmanın isabet etmiş olmasının da atışın uzak atış olduğunu gösterdiği, mesafenin yakın olması durumunda av tüfeği saçmalarının dağılma mesafesinin daha az olması sebebiyle isabet eden saçmaların daha çok ve bir bölgede yoğunlaşmış olmalarının gerektiği, kabul edilen şekilde sanığın katılan Fatih`e yönelik eyleminin de yaralama kastıyla gerçekleştirildiği…",

Gerekçesiyle ilk hükümde direnmiştir.

Bu hükmün de o yer Cumhuriyet savcısı ve katılanlar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay C.Başsavcılığının 21.10.2011 gün ve 270697 Sayılı "onama" istemli tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca değerlen dirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır:

KARAR : Sanığın kasten yaralama suçundan cezalandırılmasına karar verilen olayda, Özel Daireyle yerel mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın katılanlara karşı gerçekleştirdiği eylemlerin kasten yaralama suçunu mu yoksa kasten öldürme suçuna teşebbüsü mü oluşturacağının belirlenmesine ilişkindir.

İncelenen dosya içeriğinden;

Olay yeri inceleme raporu ve olay yeri tespit tutanağına göre; olay yerinde herhangi bir boş kovan ve boş av fişeği bulunamamış olup, katılanların aracında da ateşli silah vuruş izinin görülmediği,

Adli Tıp Kurumu Adana Grup Başkanlığından alınan 19.1.2009 gün ve 526-527 Sayılı raporlarda; katılan Emin C.`ın göğüs bölgesinde iki adet ateşli silah giriş deliği olduğu, yaralanması sonucu hayati tehlike geçirdiği, katılan Fatih C.`ın ise, epigastrik bölge ve toraksta 7 adet saçma yarası olduğu ve hayati tehlike geçirdiği,

Adli Tıp Uzmanı Doktor Tamer Eren`in 26.1.2010 tarihli raporunda; olay sırasında yaralanan katılan Emin C.`ın sağ hemitoraks da metalik bir yabancı cismin kaldığı interkostal adaleler ve kota doğru uzandığı için çıkarılamadığı, bu metalik cismin imajının daha ziyade mermi çekirdeği gömlek parçasıyla uyumlu olduğu, yaraların tarif edilen özellikleri dikkate alındığında sert bir zemine çarpması sonucu parçalanan gömlek parçasının vücuda girmiş olabileceği, şahısta saptanan lezyonların tek atışla husulü mümkün olduğu kanaatinin bildirildiği,

Adana Kriminal Polis Laboratuarının 26.1.2009 tarihli ekspertiz raporunda, mağdur Fatih`in elbiselerinin incelenmesinde kazağın boğaz ve karın bölgesi arasında muhtelif saçma girişleri olduğu, atışın uzak atış mesafesinden yapıldığı, Emin C.`ın kazağının fermuar bölgesinde 2 adet giriş deliği bulunduğu, atışların uzak atış olduğu tespitine yer verildiği,

Olay yerinde yapılan 4.8.2009 tarihli keşifte dinlenilen tutanak imzacısı Jandarma Üstçavuş Mevlüt Orhan`ın; "Ben Hakkı Beyli Jandarma Komutanlığında görev yaparım. Olay günü 15.30 sularında müştekiler Emin ve Fatih Ceyhan`ın ağabeyi olan Ömer C. karakola gelerek kardeşlerinin yaralandığını bildirdi. Olayı araştırmak için olayın meydana geldiği ileri sürülen Avcılar Köyü mezarlığına geldik. Mezarlığın etrafındaki tel örgü ve direğin ( yol kenarındaki) devrilmiş olduğunu gördüm. Olay yerine geldiğimde kimse yoktu. Olay yerinde 01 pf 065 plakalı aracın yolun ortasında yan devrilmiş vaziyette olduğunu gördüm. Çevrede yaptığım araştırmada yolun sağ tarafındaki tarlanın içerisinde tekerlek izi vardı. Tekerlek izleri yeni gibi duruyordu. Aracı incelediğimde herhangi bir mermi veya saçma izi yoktu. Olay yerinde kan izi olup olmadığını hatırlamıyorum. Müştekilerin ağabeyinin beyanına göre olayın köy içerisinde başladığını söylemişti. Olayla ilgili olarak gerekli delilleri topladım. Olay yeri inceleme ekibine haber verdik. Avcılar Köyüne en yakın karakol Hakkıbeyli jandarma komutanlığıdır. Yaklaşık onbeş km`dir. Bu karakola giden iki yol vardır. Bu yollardan birisi Başaran Köyüne giden yoldur. Diğeri ise Yeni yayla köyüdür. Kanaatimce her iki yolunda karakola gitmek için mesafesi aynıdır. Avcılar Köyüne en yakın sağlık ocağı ise Adana yönünde bulunan ( batısındaki) Yeni Yayla Köyü sağlık ocağıdır. Bu sağlık ocağına batıya doğru ( Adana yönündeki) yoldan gidilir. Karakola ise her iki yöndeki yoldan gidilebilir" şeklinde beyanda bulunduğu,

Bu keşif sonrasında polis memuru bilirkişi tarafından düzenlenen raporda; katılanlardan Fatih C.`ın sevk ve idaresindeki 01 pf 065 plaka sayılı vasıtayla sanığın sevk ve idaresindeki 01 dk 165 plakalı vasıtaya arkadan çarpması sonucu katılanların içinde bulunduğu aracın takla attığı, katılan Fatih C.`ın arkadan çarpması sonucu 1. derecede kusurlu olduğu, sanığın da katılanların geçişini engellemek amacıyla yolu kapatması sebebiyle tali kusurlu olduğunun belirtildiği,

Sanıkla katılanlar ve yakınları arasında adliyeye intikal eden kasten yaralama ve hakaret suçlarından yargılama dosyalarının bulunduğu,

Anlaşılmaktadır.

Katılan Emin C., hastanede kolluk tarafından alınan beyanında; "3.1.2008 günü Avcılar Köyünden Hakkıbeyli Köyünde bulunan petrole kendimize ait olan taksiyle mazot almaya gittim. Dönüşte evimize elektrik çektireceğimiz ustanın köyde olduğunu duydum. Evime gittiğimde usta bizim eve yakın bir komşunun evinde elektrik işi yapıyordu, ben yanına gittim. Kendisi bana `sen eve git beni bekle` dedi. Ben de eve gittim kendisini bekliyordum. Aramızda daha önceden muhtarlık seçimlerinden dolayı husumet bulunan muhtar Ahmet Ş.`in oğlu K. Ş. babasına ait olan 7056 tabir edilen Fiat marka traktörle evlerine geçti. Aradan 1-2 dakika geçtikten sonra babasına ait mavi renkli Renault 12 marka taksiyle bizim evin yanına geldi. Araçtan indi bana ve kardeşim Fatih`e hitaben `sizin ananızı avradınızı sinkaf ederim siz o… çocuğusunuz` gibi küfürler etmeye başladı. Ben kardeşim Fatih`e `seslenme duymazlıktan gel` dedim ve işimize devam ettik bunun üzerine K. Ş. elinde bulunan tabancayla önce bir el havaya ateş etti ardından bir el bana ateş etti beni iki göğsümün ortasından vurdu aramızdaki mesafe 8-10 metre kadardı. Beni vurduktan sonra tabancaya ait boş kovanları olay yerinden topladı ve kaçtı. Ben kardeşim Fatih`e `beni karakola götür oradan hastaneye gidelim` dedim. Kardeşim kendimize ait olan Toros marka aracı çalıştırdı hızlı bir şekilde Başören Köyü tarafına doğru gidiyorduk, önümüzde muhtarın oğlu Kenan Araç sürüyordu bizi görünce yavaşladı ve av tüfeğini sol kapı camından dışarı çıkararak rastgele bizim bulunduğumuz araca doğru ateş etmeye başladı. Kardeşim Fatih`te panik yaptı ve Kenan`ın kullandığı Renault marka araca arka kısmından ön kısmına doğru çarptı çarpma neticesinde kardeşim aracın hakimiyetini kaybetti ve mezarlığın direklerine çarptı. Kullandığımız araç takla attı. K. Ş. kullandığı araçla kaçmaya başladı. Kaçarken aracında amcası Ünal Ş.`in oğlu Evren Ş.`te vardı. Evren Ş. hiçbir şekilde yaralama olayına ve kaza olayına karışmadı ve olayda yoktu", görevsiz asliye ceza mahkemesinde; "sanık bizim öz teyzemizin oğludur, aramızda seçim yüzünden husumet bulunmaktadır, bunun dışında aramızda herhangi bir sorun yoktur, olay günü sanık bizim yanımızdan traktörle geçti gitti, ancak kısa bir zaman sonra bu kez arabasıyla geldi yanında Evren Ş. isimli kişi da vardı, biz de yeni yaptırdığımız evin üzerinde elektrikçiyi bekliyorduk, evin yanındaki yolda durdu ve evin önüne geldi 5-6 metre mesafeden ve aşağıdan önce bir el havaya ateş etti, sonra iki el bana ateş etti, mermiler benim göğsüme geldi sonra çekti gitti, önce ben yaralandığımın farkına varamadım, kazağın içi kan dolunca işin vahametini anladık, biz olayın farkına varamadığımız için önce karakola gidiyorduk, sanık Kenan bu kez yine arabayla önümüze çıktı ve bizim karakola gittiğimizi anlayınca tüfek ile 15 metreden ateş etti kardeşim Fatih arabayı kullanıyordu dengesini kaybetti ve biz sanığın kullandığı arabanın sol tarafından vurmak zorunda kaldık daha sonra da araba mezarlığın duvarına çarptı ve devrildi şikayetçiyim", ağır ceza mahkemesinde; "ben bu konuda görevsiz mahkemede ifade vermiştim aynen tekrar ederim. Evren Ş.le birlikte geldiler. 8 metre kadar mesafeden ateş ettiler. Olay tarihinde diğer katılanla birlikte evimizin önünde elektrikçi bekliyorduk. Sanık traktörle araziden geldi. Bizim beklediğimizi gördü. Evine gitti 5-6 dakika sonra bu kez otomobil geldi. Yanında Evren Ş.`te vardı. O arabanın sağ ön koltukta oturuyordu. Bize ana avrat küfür etti ancak kavga çıkmasın diye sesimizi çıkarmadık. Daha sonra araçtan inerek sekiz metre kadar mesafeden üzerimize doğru ateş etti. İlk bir tanesi göğsüme isabet etti bir tanesi de başımın üzerinden geçti. Ben yaralandığımın farkına varmadım ancak olay sebebiyle karakola şikayetçi olmaya giderken arabaya bindiğimde kanama olduğunu fark ettim, mezarlığın oraya vardığımızda sanık yolun içerisinde bizi bekliyormuş. Arabayı diğer katılan kullanıyordu. Av tüfeği ile ona doğru da ateş etti. O da aracın kontrolünü kaybedip mezarlığın duvarına çarparak devrildi",

Katılan Fatih C., hastanede kolluk tarafından alınan ifadesinde; "Ben ağabeyim olan Emin C.la birlikte Hakkıbeyli Köyünde bulunan akaryakıt bayiinden akaryakıt aldım ve ağabeyimle birlikte köye döndüm. Eve geldiğimizde komşunun oğlu Mehmet bana `elektrikçi geldi` dedi. Biz elektrikçinin yanına gittik. Bize `siz eve gidin ben birazdan geleceğim` dedi. Bizde eve gidip beklemeye başladık. Bu esnada köy muhtarının oğlu K. Ş. babasına ait Fiat marka traktörle geçti. Aradan 5 dakika geçtikten sonra yine babasına ait mavi renkli Renault 12 marka araçla bizim evin önüne geldi. Bize hitaben `sizin ananızı avradınızı şerefinizi sinkaf edeceğim sizi bu köyden süreceğim hiç biriniz bu köyde kalmayacaksınız` dedi. Havaya ateş etti ardından 2. kurşunu ağabeyim Emin`e sıktı. Tabancaya ait boş kovanları yerden topladı. Cebine koydu ve taksiyle Başören Köyü istikametine doğru kaçtı. Bu arada ağabeyim Emin `önce karakola gidelim sonra hastaneye gidelim` dedi. Ben ağabeyimi kendimize ait Toros taksiye bindirdim ve yola çıktık, köy çıkışındaki mezarlık yakınlarında K. Ş. mezarlık tarafında bekliyordu yolu hafif kapanmıştı. Ben biraz hızlı bir şekilde geçmek istedim. Bu ara Kenan tüfeği oturduğu sürücü kapısının camından dışarı çıkardı. İki üç sefer camdan bize doğru ateş etti saçmalar ön camı kırdı ve benim vücudumun göğüs boyun ve yüzüme isabet etti, ben bunu panik yaptım. Ve K. Ş.`in kullandığı aracın arka sol kısmından başlamak suretiyle çarptım. Aracın hakimiyetini kaybettim. Araç takla attı tahminen 3-4 takla attım. Araç mezarlık direklerine ve çeşme betonuna çarparak durdu. K. Ş.`in kullandığı araca mezarlığın yakınından tarladan amcasının oğlu Devran Ş. geldi ve birlikte araçla Başören Köyüne doğru kaçtılar. Devran Ş. isimli kişi yaralama olayına ve çarpma olayına karışmadı. Olaydan sonra biz ağabeyim Eminle birlikte araçtan dışarı çıktık. Ağabeyim Ömer C.`a telefon açtık. Ağabeyim gelmeden köy muhtarı Ahmet Ş., Metin Ş., İsmail Ş. isimli şahıslar ellerinde tüfekle Nissan Pikap ve traktörle geçtiler Traktörle İsmail Ş. vardı. Bize herhangi bir müdahalede bulunmadan yanımızdan geçtiler. Aramızda münakaşa olmadı. Bu arada ağabeyim olan Ömer geldi ve benimle Emin ağabeyimi alarak amcaoğlum olan Süleyman C.`ın evine getirdi. Süleyman kendi aracıyla bizi Adana Numune hastanesine getirdi. Ben Ağabeyim Emin`i tabancayla vuran beni av tüfeğiyle vuran yaralayan kaza yapmamıza sebep olan K. Ş. isimli şahıstan şikayetçi ve davacıyım", görevsiz asliye ceza mahkemesinde; "Öz teyzemin oğlu olan K. Ş.le seçim yüzünden aramızda husumet oluştu. Biz bu mesele kapandı diye düşünüyorduk, olay günü arabasıyla geldi evimizin önünde durdu, biz yeni yapılan evin zemin katında yani binanın çatısında elektrikçi bekliyorduk, silahını çıkardı bize `sizin ananızı sinkaf edeceğim sizi buradan süreceğim` diye silahına davrandı bir el havaya ateş etti sonra kardeşim Emin`e doğrultup iki el ateş etti, sonra kaçtı gitti silahında başka mermi var mı bilemiyorum, sonra biz karakola giderken arabayı yolun içine ters biçimde durdurmuş önümüzü kesmişti. Biz gelirken tüfeğini çıkardı 15 metre mesafeden bir el ateş ettikten sonra ben arabayı kullanıyordum. Kendimi kaybettim araba da varmış kendi arabasının sol tarafına çarpmış oradan da mezarlığın kapısını parçalayıp yan yatmış, ben o arada bayıldım kardeşim durumu karakola intikal ettirip oradan da hastaneye sevkimizi sağladı, sanık hakkında şikayetçiyim, sanık K. Ş. ateş ederken `sizi öldüreceğim buradan sizi göçüreceğim diye söylemişti, sanığın iki adet kurşunun biri içeriye girmiş biri kaburga da kalmıştı onun için önce olayın farkına varamadık o yüzden karakola gitmeyi düşündük", ağır ceza mahkemesinde; "Diğer katılanın ifadesine katılıyorum olay anlattığı şekilde olmuştur. Bu konuda görevsiz mahkemede ifade verdim o da doğrudur. Sanık ilk ateş ettiğinde olayda 1. mermi benim kafamın üzerinden geçti. Diğer ikisi ise diğer katılana isabet etti",

Şeklinde anlatımda bulunmuşlardır.

Sanık K. Ş. kollukta; "Ben Havuz Mevkii olarak bilinen yerden evime doğru kendimize ait 01 dk 165 plakalı Renault marka araçla gidiyordum. Yanımda kimse yoktu. Aracı ben kullanıyordum ama sürücü belgem yoktur. Babam bana eve gelince 50 ytl para verdi ve mazot almam için beni gönderdi. Ben aynı araçla Sağkaya Beldesine gitmek için köyden çıktım. Emin ve Fatih`in evinin önünden geçerken benim önümü kestiler ve beni aracın içerisinden indirmek istediler, bu sebeple kendileriyle tartıştık. Korktum ve aracımla oradan uzaklaştım. Şahıslar beni takip etmeye başladı. Mezarlık mevkiine geldiğimizde benim aracıma arkadan çarptılar. Çarpma neticesinde ben yolun sağ tarafında bulunan tarlaya girdim. Onlar ise kullandıkları Renault marka araçla yoldan çıktılar ve mezarlığın duvarına çarptıktan sonra araç devrildi. Ben olay yerinden tekrar kaçtım. Kendilerine tabanca veya tüfekle ateş etmedim. Kimseyi yaralamadım. Olay yerinde görgü tanığı yoktu. Şahısların doktor raporlarında yazan ve doktorlar tarafından tespit edilen kurşun giriş deliği ve av tüfeği saçmalarının olması konusunda herhangi bir bilgim ve görgüm yoktur. Yukarıda anlatmış olduğum üzere ben kimseye ateşli silahla ateş etmedim. Tarafıma isnat edilen suçlamaları kabul etmiyorum. Şahıslara daha önceye dayanan husumetimiz vardır bana iftira atmaktadırlar. Nasıl ve ne şekilde yaralandıklarını bilmiyorum. Olay sonrasında ben kaçarak aracı Soysalı Köyü yakınlarında bıraktım. Daha sonra ağabeyim aracı oradan alarak eve getirmiş. Ben geceyi dağda geçirdim. Dağda geçirmemin amacı benim evime baskın yaparlar beni öldürürler korkusuydu. Bundan dolayı geceyi dağda geçirdim. Sonrada Jandarmalara teslim oldum", görevsiz asliye ceza mahkemesinde; "Ben üstüme atılan suçu kabul etmiyorum bana atılan bir iftiradır, Emin C. ve Fatih C.`ı ben yaralamadım, önceden aramızda husumet bulunduğu sebebiyle beni suçlamaya çalışıyorlar, beni arabayla kovaladıkları doğrudur ancak ben onlara tabanca veya tüfekle ateş etmiş değilim", ağır ceza mahkemesinde; "Ben bu konuda asliye ceza mahkemesinde ifade vermiştim. Aynen tekrar ediyorum. Ben hayatımda sadece askerde silah kullandım. Hiçbir şekilde silah kullanmadım. Katılanları tanırım. Kendileri teyze oğlum olur. Onlara hiçbir şekilde ateş etmedim. 2003 yıllarında amcam ve babamı yaralamışlardı. Bu sebeple aramızda husumet oluştu husumet sebebiyle bana iftira atmışlardı. Atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Savunmama ekleyecek başka bir husus yoktur" biçiminde savunma yapmıştır.

Suç niteliğinin belirlenebilmesi, sanığın kastının saptanmasıyla mümkündür. Esasen failin iç dünyasını ilgilendiren kastının belirlenmesinde, failin dışa yansıyan, olay öncesi, olay sırası ve sonrasındaki davranışları ölçü olarak alınmalıdır. Yerleşmiş yargısal kararlarda da vurgulandığı üzere, kasten öldürmeye kalkışma ve yaralama suçlarını birbirinden ayıran başlıca ölçüler; fail mağdur arasındaki husumetin nedeni ve derecesi, failin cürümde kullandığı saldırı aletinin niteliği, atış veya darbe sayısıyla mesafesi, mağdurun vücudunda meydana getirilen yaraların yerleri, nitelik ve nicelikleri, hedef seçme olanağının olup olmadığı, olayın akışı ve nedeni, failin işlemeyi kastettiği cürmün meydana gelmesine iradesi dışında engel bir nedenin olup olmadığıdır. Tüm bu olgular olaysal olarak değerlendirilip sanığın kastı belirlenmelidir.

Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;

Katılanlarla sanığın akraba olmakla birlikte aralarında adliyeye intikal etmiş uyuşmazlıkların bulunduğu, suç tarihinde sanığın kullandığı traktörle katılanların evinin önünden geçmekte olduğu sırada kendisine hakaret edilmesi üzerine kısa bir süre sonra katılanların evinin önüne otomobil geldiği, ele geçmeyen tabancayla önce havaya sonrasında da 8-10 metre uzaklıktan katılan Emin`in göğüs bölgesine doğru ateş ettiği, katılan Emin`in göğüs bölgesinde iki ayrı yerden ve hayati tehlike geçirecek şekilde yaralandığı, hatta bir mermi çekirdeğinin göğüs bölgesinde kaldığı, sanığın olay yerinden aracıyla kaçtığı, olayın heyecanıyla katılan Emin`in yaralanmasının ağır olduğunu anlayamayan katılanların kendilerine ait otomobile binerek önce karakola sonra da hastaneye gitmek üzere yola çıktığı, sanığın katılanların geçeceği yolda mezarlık yanında ele geçmeyen av tüfeğiyle beklemeye başladığı ve katılanların otomobilinin geçişini kısmen engelleyecek şekilde yolun bir kısmını aracıyla kapattığı, kendisine yaklaşan aracı kullanmakta olan katılan Fatih`i hedef alacak şekilde elindeki av tüfeğiyle ateş ettiği, katılan Fatih`in göğüs bölgesine isabet eden 7 adet saçma tanesi sebebiyle hayati tehlike geçirecek derecede yaralandığı, katılan Fatih`in yaralanma sebebiyle aracın hakimiyetini kaybederek sanığın aracına sol arka ve sol yan kısımdan çarparak takla attığı, sanığın aracıyla olay yerinden kaçtığı, bir gün sonra kendiliğinden gelerek kolluğa teslim olduğu, katılanların yakınları tarafından hastaneye götürüldüğü ve olayın bu şekilde gerçekleştiği göz önüne alındığında, sanığın katılanlarla arasında önceye dayalı düşmanlığın bulunması, olay günü önce ele geçmeyen tabancayla katılan Emin`e göğüs bölgesini hedef seçerek yakın mesafeden ateş etmesi, sonrasında karakola gitmekte olan katılanların önünü aracıyla kesmesi, aracı kullanan katılan Fatih`in göğüs bölgesine doğru ele geçmeyen av tüfeği ateş etmesi, sanığın eylemleri sebebiyle her iki katılanın da göğüs bölgesinden hayati tehlike geçirecek şekilde yaralanmış olması karşısında sanığın her iki katılana karşı gerçekleştirdiği eylemlerinde kastının öldürmeye yönelik olduğu ve kasten öldürmeye teşebbüs suçunu oluşturduğunun kabulü gerekir.

Öte yandan, ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 7.6.2011 gün ve 88-116 Sayılı kararında açıklandığı üzere; 5237 Sayılı T.C.K.nın 58 inci maddesinde düzenlenmiş bulunan ve güvenlik tedbirlerine dair bölümde yer alan tekerrür, infaz hukukundan daha çok maddi ceza hukukuna dair bir kurumdur. Hükümlülüğün yasal sonucu olmaması sebebiyle 5275 Sayılı T.C.K.nın 98 vd. maddeleri uyarınca infaz aşamasında bu konuda karar alınması mümkün değildir. Tekerrür koşullarının bulunup bulunmadığı, hükümlü hakkında kaçıncı kez tekerrür hükümlerinin uygulandığı ve tekerrür sebebiyle hükümlünün cezaevinde kalacağı süreye eklenecek sürenin belirlenmesi için mahkumiyet kararında açıkça hangi hüküm sebebiyle kişinin mükerrir sayıldığının yani hangi mahkumiyetin tekerrüre esas alındığının belirtilmesi zorunludur. Birden fazla tekerrüre esas alınabilecek hükümlülüğün bulunması halinde ise bunlardan en ağırının esas alınması ve tekerrüre esas alınanın hükümde açıkça gösterilmesi gerekmektedir. Somut olayda gerekçeli kararın gerekçe bölümünde söz edilmekle birlikte, yerel mahkemece sanık hakkında her iki suçtan da hüküm kurulurken kararda 5237 Sayılı T.C.K.nın 58/7 nci maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesine karşın, tekerrüre esas alınan ilam gösterilmemiş olup direnme hükmünün bu açıdan da bozulması gerekmektedir.

Bu itibarla, sanığın katılanlara karşı eylemlerini kasten yaralama olarak nitelendiren yerel mahkeme direnme hükmü isabetsiz olup bozulmasına karar verilmelidir.

Sanığın katılan Emin`e yönelik eyleminin kasten öldürmeye teşebbüs suçunu oluşturacağı yönünde oy kullanan bir Kurul Üyesi; "sanığın katılan Fatih`e yönelik eyleminin kasten yaralama suçunu oluşturacağından direnme hükmünün katılan Fatih`e yönelik eylem sebebiyle isabetli olduğu" görüşüyle karşı oy kullanmıştır.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle;

1-) Adana 1. Ağır Ceza Mahkemesi`nin 21.3.2011 gün ve 56-125 Sayılı direnme hükmünün suç vasfının hatalı belirlenmesi ve tekerrüre esas alınan ilamın hükümde gösterilmemesi isabetsizliklerinden BOZULMASINA,

2-) Dosyanın mahalline gönderilmek üzere, Yargıtay C. Başsavcılığına tevdiine, 28.02.2012 günü yapılan müzakerede, sanığın katılan Emin C.`a yönelik eylemi yönünden oybirliği, katılan Fatih C.`a yönelik eylemi sebebiyle ise oyçokluğuyla karar verildi.

 

İLETİŞİM BİLGİLERİ BAYTOK HUKUK BÜROSU
Korkutreis Mahallesi Sezenler Caddesi No: 4/16 06430 Sıhhiye / Çankaya - ANKARA
Tel: +90 312 231 02 25
Fax: 0 312 231 02 26
E-mail: info@baytokhukukburosu.com
Başa Dön
Facebook
Twitter
Youtube