Ana Sayfa
0.312 231 02 25
 

İPTAL DAVASI İLE BERABER TAZMİNAT TALEBİ

ÖZETİ:

İptal davasına konu edilen sicil işlemlerinin hukuka uygun bulunması karşısında bu isteme bağlı manevi tazminat talebinde haklılık payı bulunmamaktadır.

 

Davacı, 14.05.2004 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; 2000 yılı sicil döneminde atanmış olduğu Hv.Loj.K.lığı Kur.Bşk.lığı İdari Yönetim Başkanlığı Personel Şube Müdürlüğü Seferberlik ve Hukuksal İşler Subaylığı görevini icra ederken 2 Şubat 2000 tarihli bir emirle asli görevi uhdesinde kalacak şekilde Hv.Loj.K.lığı Değerlendirme ve Denetleme Başkanlığı Denetleme Şube Müdürlüğü İdari Fon ve Malzeme Yönetim Denetleme Kısım Amirliği İdari Fon ve Malzeme Yönetim Denetleme Üyesi olarak görevlendirildiğini, aynı tarihte bu göreve katıldığını, bu tarihten itibaren atanmış olduğu görev ile bir ilişkisinin kalmadığını, her türlü izin, vizite, başvuru, tebligatların yapılması gibi işlemlerin geçici olarak görevlendirildiği yerdeki amirleri tarafından yapıldığını, 2000 yılı sicil işleminin atanmış olduğu görevdeki amirleri tarafından tesis edildiğini, bu sicilin aslında geçici görevli olduğu yerdeki sicil üstleri tarafından tesis edilmesi gerektiğini, böylece 2000 yılı sicil işleminin yetki unsuru yönünden hukuka aykırı olduğunu, aynı zamanda 2000 yılı sicil işleminin objektif kriterlere de dayanmadığını, diğer taraftan 2001 yılında da sicil üstlerinin 2000 yılında kendisine verilen sicillerden etkilenerek düşük sicil verdiklerini, 2001 yılı sicil işleminin de hukuka aykırı olduğunu, 2000 ve 2001 yılı sicil işlemlerinin hukuka aykırı olarak düşük olması nedeniyle bazı görevlere atanamadığını, belli yerlere gelemediğini, böylece manevi zarara uğramış olduğunu belirterek 2000 ve 2001 yılı sicil işlemlerinin iptali ile bu sicil işlemlerinden dolayı uğradığı manevi zararın karşılanması amacıyla 1.000.-YTL (Bin Yeni Türk Lira) manevi tazminatın ödenmesine hükmedilmesi istemiyle bu davayı açtığı görülmektedir.

Davacıya ait özlük ve sicil dosyalarının incelenmesinden; 1989 yılında Teğmen rütbesi ile Türk Silahlı Kuvvetlerinde göreve başlayan davacıya ait sicillerin değişik bir seyirle iyi, çok iyi ve mükemmel seviyelerde gerçekleştiği, dava konusu 2000 yılı 1 nci sicil üstü sicilinin çok iyiye yakın iyi, 2 nci sicil üstü sicilinin de çok iyi seviyede takdir edildiği menfi kanaat kabul edilebilecek bir işaretlemenin söz konusu olmadığı 2001 yılı sicilinin de çok iyiye yakın iyi seviyede takdir edildiği ve menfi kanaat kabul edilebilecek bir işaretlemenin söz konusu olmadığı, bu dönem 26.02.2001 ve 15.05.2001 tarihlerinde verilmiş iki adet takdir belgesinin bulunduğu görülmektedir.

Davacı, 2000 yılı sicil işleminin yetki unsuru yönünden hukuka aykırı olduğunu iddia etmekte ise de bu görüşe katılma olanağı bulunmamaktadır. Davacı 1999 yılında atanmış olduğu görev yerinde görevine devam ederken Hv.K.K.lığı Hava Lojistik Komutanlığının 02 Şubat 2000 tarihli emri ile “asli görevi uhdesinde kalmak üzere” ek görevle denetleme üyesi olarak görevlendirilmiştir. Subay Sicil Yönetmeliği hükümleri incelendiğinde, asli görevinden alınıp başka bir göreve geçici olarak görevlendirilenlerin sicil üstlerinin yeni görev yerindeki sicil üstleri olacağına ilişkin bir düzenlemenin bulunduğu (9.madde) ancak asli görevi uhdesinde kalmak üzere ek görevle başka bir görevde de görevlendirilen subayların sicil üstlerinin değişeceğine ilişkin bir düzenlemenin bulunmadığı görülmektedir. Bu durumda işin doğası gereği davacının asli görev yerindeki sicil üstleri tarafından tesis edilen 2000 yılı sicil işleminin yetki unsuru yönünden hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır.

Subay Sicil Yönetmeliğinin “Sicil üstlerinin görev ve sorumluluğu” başlıklı 5nci maddesinde, “Sicil üstleri emri altındakiler hakkında sicil düzenlerken; üstlük ve komutanlığın en önemli olan özel yetkilerinden birini kullanırlar. Sicil üstleri bu görevin önemini göz önünde tutarak, emri altındakiler hakkında sicil düzenlerken sicil belgelerindeki niteliklere tam bir tarafsızlık, adalet ve vicdani kanaatle not takdir etmelidirler. Aksi hal ehliyetli olmayanların, layık olmadıkları rütbe ve makamlara yükselmelerini, dolayısı ile Türk Silahlı Kuvvetlerinin yetenekten yoksun kişilerin elinde görevini yapamaz duruma düşmesi sonucunu doğurur. Sicil üstleri düzenledikleri sicillerdeki isabet derecesine göre kendileri hakkında da hüküm verileceğini gözden uzak tutmamalıdırlar.” denilmektedir.

Bilindiği gibi, sicil işlemleri, idarenin diğer işlemlerine göre takdir yetkisinin yoğun olarak kullanıldığı bir işlem grubu olması nedeniyle farklılık arz etmekte olup, bunların denetimi, takdir yetkisinin eşit, adil, objektif ve hizmet gereklerine uygun olarak kullanılıp kullanılmadığı, bu yetkinin kullanımında hukuka aykırı bir durumun bulunup bulunmadığı yönünden yapılmak durumundadır. Sicil üstünün astı hakkında sicil tanzim etmesi işleminin, tamamen üstün hareket alanı içinde kaldığını varsaymak mümkün değildir. Zira, Anayasa’nın 125/4ncü madde ve fıkrasında, “takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemeyeceği” belirtilmiş, takdir hakkının denetlenmesi konusunda bir kısıtlama getirilmemiştir. Buna göre yargı yerince denetlenemeyecek olan husus hukuka uygun kullanıldığı tespit edilen takdir hakkı olmakla bu yetkinin kullanılma sürecindeki hukuka aykırılık halleri saptanmak suretiyle denetlenebilecektir.

Sicil işlemlerindeki hukuka aykırılığın kendisini gösterdiği durum ise; uzun yıllar boyunca belirgin bir çoğunlukta çok yüksek sicil notları ve olumlu kanaatler ile takdir edilen personelin, genel safahata ve uygulamaya istisna teşkil edecek biçimde ve göze çarpacak nitelikte, ayrıca birdenbire düşüşü açıklayan makul nedenler öne sürülmeksizin düşük sicil notları ile takdir edilmesi ve hakkında olumsuz kanaatler belirtilmiş olmasıdır.

Açıklamalar çerçevesinde dava konusunun değerlendirilmesinde; iptali talep edilen sicillerin iyi seviyede ve davacının sicil safahatındaki sicillere tezat teşkil etmeyen derecede olması, menfi kanaat kabul edilecek bir işaretlemenin söz konusu olmaması karşısında hukuka ve Subay Sicil Yönetmeliği hükümlerine uygun siciller olduğu vicdani kanaatine varılmıştır. Davacı dava konusu siciller nedeniyle manevi sıkıntılara uğradığını ifade ederek, bir miktar manevi tazminat talebinde bulunmuşsa da, dava konusu sicillerin hukuka uygun olması karşısında bu istemde haklılık payı bulunmadığı kararına varılmıştır.

İzah edilen nedenlerle;

1- 2000 ve 2001 yıllarına ait sicillerin iptaline yönelik yasal dayanaktan yoksun olan DAVANIN REDDİNE,

2- Manevi tazminata hükmedilmesi yönündeki DAVANIN REDDİNE

Dergi No:20
Karar Dairesi:AYİM 1.D.
Karar Tarihi:02.02.2005
Karar No: E.2004/643
Karar No: K.2005/116
İLETİŞİM BİLGİLERİ BAYTOK HUKUK BÜROSU
Korkutreis Mahallesi Sezenler Caddesi No: 4/16 06430 Sıhhiye / Çankaya - ANKARA
Tel: +90 312 231 02 25
Fax: 0 312 231 02 26
E-mail: info@baytokhukukburosu.com
Başa Dön
Facebook
Twitter
Youtube