Ana Sayfa
0.312 231 02 25
 
ŞEKLİ DİRENME NİTELİĞİNDEKİ HÜKÜMLERİN TEMYİZ İNCELEMESİNİN YARGITAY İLGİLİ DAİRESİNCE YAPILMASI GEREKTİĞİNE DAİR KARAR

Ceza Genel Kurulu

2019/119 E. , 2019/645 K.

 "İçtihat Metni" Kararı Veren Yargıtay Dairesi: 1. Ceza Dairesi Mahkemesi:

Ağır Ceza Sayısı: 481-430 Nitelikli kasten öldürme suçundan sanık ...`nın TCK`nın 82/1-d, 29/1, 62, 53, 63 ve 54. maddeleri uyarınca 20 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, mahsuba ve müsadereye ilişkin İstanbul Anadolu 10. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 08.07.2015 tarihli ve 493-244 sayılı, karar tarihi itibarıyla resen temyize tabi olan hükmün sanık ve müdafisi ile katılan tarafından da temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 04.02.2016 tarih ve 27842 sayı ile dosyanın, “Gerekçeli kararın 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un 20/2. maddesi gereğince katılma hakkı olan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığını temsilen Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğüne tebliği için” iade edildiği, Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğüne yapılan tebliğ üzerine Bakanlık vekili tarafından katılma talebini de içerir temyiz dilekçesi verildiği, dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 24.10.2017 tarih ve 2987-3445 sayı ile; "Mahkemece verilen hükmün 5271 sayılı CMK`nın 35/2, 260, 6284 sayılı Yasa`nın 2/1-d ve 20/2. maddeleri gözetilerek Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına tebliği üzerine anılan kurum vekili tarafından katılma talebini de içerir temyiz dilekçesi verildiği anlaşılmakla, Sanık ...`nın resmî nikâhlı eşi maktule ...`yı kasten nitelikli öldürme suçundan açılan kamu davasında 6284 sayılı Yasa`nın 2/1-d ve 20/2. maddeleri uyarınca Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının bu suçun zarar göreni olduğu, bu sıfatının gereği olarak CMK`nın 233 ve 234. maddeleri gereğince kovuşturma evresinde sahip olduğu davaya katılma ve öteki haklarını kullanabilmesi için duruşmadan haberdar edilmesi gerektiği hâlde, usulen dava ve duruşmalar bildirilmeden, davaya katılma ve CMUK`nın mağdur ve katılanlar için öngördüğü haklardan yararlanma olanağı sağlanmadan yargılamaya devam edilerek yazılı biçimde hüküm kurulması," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. İstanbul Anadolu 10. Ağır Ceza Mahkemesi ise 28.12.2017 tarih ve 481-430 sayı ile; "...Mahkememizce verilen mahkûmiyet kararının temyiz edilmesi üzerine kararın 6284 sayılı Yasa`nın 20/2. maddesine göre Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı temsilcisine tebliğ edilerek usuli eksikliğin giderilmesi için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, Mahkememize geri gönderildiği, Mahkememizce Aile ve Sosyal İl Müdürlüğüne, Mahkememiz gerekçeli kararının 01.03.2016 tarihinde tebliğ edildiği, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı vekilinin 07.03.2016 tarihli dilekçe ile Mahkememiz kararını temyiz ettiği, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 24.10.2017 tarihli bozma ilamında yargılama aşamasında Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına davanın ihbar edilmesi suretiyle 6284 sayılı Yasa`nın 2/1-d , 20/2. maddeleri uyarınca davaya katılma ve diğer haklarının kullanabilmesi açısından yargılamaya devam edilerek hüküm kurulması denilmiş olmasına göre; Mahkememizce hükümden sonra gerekçeli karar Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına tebliğ edilerek bozma ilamında belirtilen usuli eksiklik giderilmiş olmasına göre ve Yargıtay bozma ilamı Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı vekiline tebliğ edilmiş olmasına rağmen duruşmaya dahi katılmamış olmalarına göre Yargıtay bozma ilamında belirtilen eksikliğin hükümden sonra giderilmiş olması ve Yargıtay bozma ilamında bozma nedeni yapılan hususun yeniden yargılama nedeni sayılmayacağından Mahkememizin önceki kararında direnilmesi yönünde aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." şeklindeki gerekçeyle bozmaya direnerek önceki hüküm gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir. 1412 sayılı CMUK`nın, 5320 sayılı Kanun`un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken 305. maddesine göre resen temyize tabi olan direnme kararına konu bu hükmün de sanık müdafisi ve katılma talebinde bulunan T.C. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 28.09.2018 tarihli ve 24015 sayılı "bozma" istekli tebliğnamesi ile dosya, 6763 sayılı Kanun`un 36. maddesiyle değişik CMK`nın 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 12.02.2019 tarih ve 5261-732 sayı ile, direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gelen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. TÜRK MİLLETİ ADINA CEZA GENEL KURULU KARARI Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; T.C. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının sanık hakkında açılan kamu davasından haberdar edilmesinin gerekip gerekmediğinin belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği`nin 27. maddesi uyarınca öncelikle Yerel Mahkeme kararının eylemli uyma sonucu verilen “yeni hüküm” niteliğinde olup olmadığının, "yeni hüküm" niteliğinde olmadığı sonucuna ulaşılması durumunda, hazır bulunduğu oturumda son söz sanığa verilmeden direnme kararı verilmesinin savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. İncelenen dosya kapsamından; Özel Dairece, Yerel Mahkeme hükmünün “Sanık ...`nın resmî nikâhlı eşi maktule ...`yı nitelikli kasten öldürme suçundan açılan kamu davasında 6284 sayılı Yasa’nın 2/1-d ve 20/2. maddeleri uyarınca Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının bu suçun zarar göreni olduğu, bu sıfatının gereği olarak CMK’nın 233 ve 234. maddeleri gereğince kovuşturma evresinde sahip olduğu davaya katılma ve öteki haklarını kullanabilmesi için duruşmadan haberdar edilmesi gerektiği hâlde, usulen dava ve duruşmalar bildirilmeden, davaya katılma ve CMK’nın mağdur ve katılanlar için öngördüğü haklardan yararlanma olanağı sağlanmadan yargılamaya devam edilerek yazılı biçimde hüküm kurulması,” isabetsizliğinden bozulmasından sonra, Yerel Mahkemece 05.12.2017 tarihli tensiple T.C. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı vekiline davetiye çıkarılmasına karar verildiği, Tebliğe rağmen Bakanlık vekilinin katılmadığı ancak sanığın hazır bulunduğu 28.12.2017 tarihli oturumda, bozma ilamına karşı sanık ve müdafisinden diyeceklerinin sorulduğu, ardından Cumhuriyet savcısının görüşünün alındığı ve hazır bulunan sanığa son söz hakkı tanınmadan duruşmaya son verilip direnme kararına konu hükmün kurulduğu, Direnmeye ilişkin olarak “Mahkememizce hükümden sonra gerekçeli karar Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına tebliğ edilerek bozma ilamında belirtilen usuli eksiklik giderilmiş olmasına göre ve Yargıtay bozma ilamı Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı vekiline tebliğ edilmiş olmasına rağmen duruşmaya dahi katılmamış olmalarına göre Yargıtay bozma ilamında belirtilen eksikliğin hükümden sonra giderilmiş olması ve Yargıtay bozma ilamında bozma nedeni yapılan hususun yeniden yargılama nedeni sayılmayacağından Mahkememizin önceki kararında direnilmesi yönünde aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” şeklinde gerekçe gösterildiği, Gerekçeli kararın başlık kısmında Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğünün katılan olarak gösterildiği, gerekçeli kararın da ilgili Müdürlüğe tebliğ edildiği, Anlaşılmaktadır. Ceza Genel Kurulunun süreklilik kazanmış uygulamalarına göre şeklen direnme kararı verilmiş olsa dahi; a) Bozma kararı doğrultusunda işlem yapmak, b) Bozma kararında tartışılması gerektiği belirtilen hususları tartışmak, c) Bozma sonrası yapılan araştırma, inceleme ya da toplanan yeni delillere dayanmak, d) Önceki kararda yer almayan ve daire denetiminden geçmemiş olan yeni ve değişik gerekçe ile hüküm kurmak, Suretiyle verilen hüküm, direnme kararı olmayıp yeni bir hükümdür. Bu nitelikteki bir hükmün temyizedilmesi hâlinde ise incelemenin Yargıtayın ilgili dairesi tarafından yapılması gerekmektedir. Bu açıklamalar ışığında ön sorun değerlendirildiğinde; Özel Dairece, Yerel Mahkeme hükmünün, sanık hakkında açılan kamu davasına Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının katılma ve diğer haklarını kullanabilmesi için duruşmadan haberdar edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliğinden bozulmasından sonra, Yerel Mahkemece 05.12.2017 tarihli tensiple Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı vekiline davetiye çıkarılmasına karar verildiği, duruşmadan haberdar edilen Bakanlık vekilinin tebliğe rağmen duruşmaya katılmadığı, 28.12.2017 tarihli oturumda verilen direnme kararına konu hükmün karar başlığında Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğünün katılan olarak gösterildiği, gerekçeli kararın da anılan Müdürlüğe tebliğ edildiğinin anlaşılması karşısında; Yerel Mahkemece Özel Dairenin bozma kararı doğrultusunda ilgili Bakanlığın duruşmadan haberdar edilip gerekçeli kararın da Bakanlığa tebliğ edilmesiyle bozma kararı doğrultusunda işlem yapılmak suretiyle “yeni hüküm” kurulduğu kabul edilmelidir. Bu itibarla, Yerel Mahkemenin son uygulaması direnme kararı niteliğinde olmayıp bozma gereğinin yerine getirilmesi nedeniyle "yeni hüküm" niteliğinde olduğundan, bu yeni hükmün doğrudan Ceza Genel Kurulunca incelenmesi mümkün değildir. Bu nedenle, dosyanın temyiz incelemesi için Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir. Ulaşılan bu sonuca göre diğer uyuşmazlık konusu bu aşamada değerlendirilmemiştir.

SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; İstanbul Anadolu 10. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 28.12.2017 tarihli ve 481-430 sayılı karar, bozma gereğinin yerine getirilmesi nedeniyle "yeni hüküm" niteliğinde olduğundan, dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtay 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 07.11.2019 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.


İLETİŞİM BİLGİLERİ BAYTOK HUKUK BÜROSU
Korkutreis Mahallesi Sezenler Caddesi No: 4/16 06430 Sıhhiye / Çankaya - ANKARA
Tel: +90 312 231 02 25
Fax: 0 312 231 02 26
E-mail: info@baytokhukukburosu.com
Başa Dön
Facebook
Twitter
Youtube