Ana Sayfa
0.312 231 02 25
 
DAVACININ HİZMET SÖZLEŞMESİNİN FESHİNE DAİR YARGI KARARININ UYGULANMAMASI ŞEKLİNDE DAVALI İDARE YAKLAŞIMINI ORTAYA KOYAN İŞLEMDE HUKUKA UYGUNLUK GÖRÜLMEDİĞİ


T.C DANIŞTAY 
12.Daire 
Esas: 2016/ 191 
Karar: 2016 / 2427 
Karar Tarihi: 21.04.2016

ÖZET: Davacının hizmet sözleşmesinin feshine dair işlemin iptaline dair yargı kararının idare tarafından en geç 30 gün içinde olmak üzere gecikmeksizin uygulanması; Anayasa ve ilgili yasa kurallarının emredici hükümleri gereğidir. Bu durumda; davacının hizmet sözleşmesinin feshine dair yargı kararının uygulanmaması şeklinde davalı idare yaklaşımını ortaya koyan işlemde hukuka uygunluk görülmemiştir.

İstemin Özeti: Ankara 2. İdare Mahkemesince verilen 06/11/2015 tarihli ve E:2015/858; K:2015/1521 sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu`nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

 

Savunmanın Özeti: İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır.

 

Danıştay Tetkik Hâkimi: .

 

Düşüncesi: Davacının hizmet sözleşmesinin feshine dair yargı kararının uygulanarak davacı ile hizmet sözleşmesi imzalanması gerekirken, sözleşmenin imzalanmaması yönünde tesis edilen işlemin iptaline karar verilmesi gerekirken, davanın reddi yolunda verilen İdare mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

 

TÜRK MİLLETİ ADINA

 

Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince işin gereği görüşüldü:

 

Dava; Türkiye İstatistik Kurumu Ankara Bölge Müdürlüğünde 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu`nun 4/C maddesi uyarınca geçici personel olarak görev yapan davacının, 17.12.2012 tarihli ve 2012/4126 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı`nın 8. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin 18, 19 ve 21 numaralı alt bentlerinde belirtilen fiilleri işlediği ileri sürülerek sözleşmesinin feshedilmesine dair işlemin yargı kararıyla iptalinden sonra davacının 2015 yılında hizmet sözleşmesinin yenilenmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddine dair 10.03.2015 günlü ve 523 sayılı işlemin iptali ile yoksun kaldığı parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.

 

İdare Mahkemesince, 657 sayılı Kanun`un 4/C maddesi uyarınca "geçici personel" olarak bir yıldan az süreli olarak istihdam edilenlerin, her yıl birbirinden farklı ve ayrı olarak çıkarılan Bakanlar Kurulu Kararlarına göre çalıştırıldıkları, sözleşmesi sona eren bir kişinin takip eden sonraki yıllarda da mutlaka aynı statüde istihdam edilmesini gerektirecek ve idareyi bu yönde bağlayacak bir zorunluluğun bulunmadığı, davacının 2014 yılı sözleşmesinin feshi işleminin iptaline dair Ankara 6. İdare Mahkemesi`nin E:2014/343, K:2015/120 sayılı kararının 2014 yılına ilişkin olduğu, iptal kararının, 2015 yılında idare ile davacı arasında sözleşme yenilenmesi sonucunu doğurmayacağı; davalı idarenin, davacının geçmiş yıllardaki fiillerini de gözeterek hizmetine ihtiyaç görülmediğinden 2015 yılı sözleşmesini yenilemediği, geçici personel statüsünde olan ve sözleşmesi süresi bir yıldan az süreli ve 2014 yılında sona eren davacı ile idarenin 2015 yılında sözleşme yenilemesi zorunluluğu olmadığından, bu yönde tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

 

Davacı tarafından; mahkeme kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek temyizen incelenip bozulması istenilmektedir.

 

Anayasanın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyetinin hukuk devleti olduğu vurgulanmış ve 11. maddesinde; Anayasa hükümlerinin yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarının olduğu belirtilerek, Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü vurgulandıktan sonra; 129. maddenin 1. fıkrasında da, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin Anayasa ve kanunlara sadık kalarak faaliyette bulunmakla yükümlü oldukları; 138. maddesinin son fıkrasında ise, "yasama ve yürütme organları ile idarenin, mahkeme kararlarını uygulamak zorunda olduğu, bu organların ve idarenin mahkeme kararlarını hiç bir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği hükümlerine yer verilmiştir.

 

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Kararların Sonuçları" başlıklı 28. maddesinin 4001 sayılı Yasayla değişik 1. fıkrasında, "Danıştay, Bölge İdare Mahkemeleri, İdare ve Vergi Mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye ve eylemde bulunmaya mecburdur." şeklindeki kuralıyla Anayasanın 2. maddesinde yer alan "Hukuk Devleti" ilkesine uygun bir düzenleme getirilmiş ve 3. fıkrasında; Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemeleri kararlarına göre işlem tesis edilmeyen veya eylemde bulunulmayan hallerde idare aleyhine Danıştay ve ilgili idari mahkemede maddi ve manevi tazminat davası açılabileceği belirtilmiştir.

 

Söz konusu ilkeler karşısında, idarenin maddi ve hukuki koşullara göre uygulanabilir nitelikte olan yargı kararlarını "aynen" ve "gecikmeksizin" uygulamaktan başka bir seçeneğinin bulunmaması; hukuka bağlı idare anlayışının ve hukuk devleti ilkesinin doğal sonucudur.

 

İdari yargı yerlerince verilen iptal kararlarının etkisizleştirilmesi sonucunu doğuran idari tasarrufların, yargı kararının hiç uygulanmaması, geç uygulanması ya da eksik uygulanması şeklinde değişik uygulamaları bulunmaktadır.

 

Türkiye İstatistik Kurumu Ankara Bölge Müdürlüğünde 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu`nun 4/C maddesi uyarınca geçici personel olarak görev yapan davacının, 17.12.2012 tarihli ve 2012/4126 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı`nın 8. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin 18, 19 ve 21 numaralı alt bentlerinde belirtilen fiilleri işlediği ileri sürülerek 31.10.2014 günlü ve 145 sayılı işlem ile, sözleşmesi feshedilmiştir.

 

Davacının sözleşmesinin feshine dair işlemin iptali istemiyle açılan davada; işlemin iptaline dair Ankara 6. İdare Mahkemesi`nin 27.01.2015 günlü, E:2014/343, K:2015/120 sayılı kararının uygulanması amacıyla davacının vekili tarafından 02.03.2015 tarihinde yapılan başvurunun; yargı kararının 2014 yılına ilişkin sözleşme dönemine ilişkin olması, sözleşmesi sona eren kişinin takip eden yıllarda da mutlaka aynı statüde istihdam edileceğine ilişkin bir mevzuat hükmünün bulunmaması ve davacının hizmetine de ihtiyaç bulunmadığı belirtilerek 10.03.2015 günlü ve 523 sayılı işlem ile reddedilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

 

Yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, davacının hizmet sözleşmesinin feshine dair işlemin iptaline dair yargı kararının idare tarafından en geç 30 gün içinde olmak üzere gecikmeksizin uygulanması; Anayasa ve ilgili yasa kurallarının emredici hükümleri gereğidir.

 

Bu durumda; davacının hizmet sözleşmesinin feshine dair yargı kararının uygulanmaması şeklinde davalı idare yaklaşımını ortaya koyan işlemde hukuka uygunluk görülmemiştir.

 

Öte yandan; İdare mahkemesince yeniden verilecek kararda, davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal hakların ödenmesine karar verilmesi istemi hakkında ilgili yeniden bir karar verileceğinden, bu aşamada davacının yoksun kaldığı parasal hakların ödenmesi istemi hakkında bir değerlendirme yapılmamıştır.

 

Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının bozulmasına, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, dosya tekemmül ettiğinden hakkında karar verilmeyen yürütmenin durdurulması istemi için davacı tarafından yatırılan 48,10.- lira yürütmenin durdurulması harcı ile artan posta ücretinin istemi halinde davacıya iadesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere 21.04.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

İLETİŞİM BİLGİLERİ BAYTOK HUKUK BÜROSU
Korkutreis Mahallesi Sezenler Caddesi No: 4/16 06430 Sıhhiye / Çankaya - ANKARA
Tel: +90 312 231 02 25
Fax: 0 312 231 02 26
E-mail: info@baytokhukukburosu.com
Başa Dön
Facebook
Twitter
Youtube