Ana Sayfa
0.312 231 02 25
 
ÖDEME YÜKÜMLÜLÜĞÜNE AYKIRI DAVRANMA

T.C.

YARGITAY

CEZA GENEL KURULU

E. 2006/16-220

K. 2006/231

T. 14.11.2006

• ÖDEME YÜKÜMLÜLÜĞÜNE AYKIRI DAVRANMA ( Mahkemece Eylemi Sabit Görülerek İİY.nın 340. Maddesi Uyarınca 3 Aya Kadar Hapsen Tazyikine Karar Verilmesi İsabetli Olduğu )

• HAPSEN TAZYİK ( Ödeme Yükümlülüğüne Aykırı Davranmak Eylemi Nedeniyle Mahkemece Eylemi Sabit Görülerek İİY.nın 340. Maddesi Uyarınca 3 Aya Kadar Hapsen Tazyikine Karar Verilmesi İsabetli Olduğu )

2004/m.340

ÖZET : Sanığın ödeme yükümlülüğüne aykırı davranmak eylemi nedeniyle şikayet edilmesi üzerine, Yerel Mahkemece eylemi sabit görülerek İİY.nın 340. maddesi uyarınca 3 aya kadar hapsen tazyikine karar verilmiştir. Bu uygulama yaptırımın niteliği ve uygulama biçimi itibarıyla yasaya uygun ve isabetlidir.

DAVA : Borçlu Mehmet Karadaş`ın ödeme yükümlülüğüne aykırı davranma eyleminden dolayı İİY`nın 5358 sayılı Yasa ile değişik 340. maddesi uyarınca 3 aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına ilişkin Nevşehir İcra Ceza Mahkemesince verilen 07.03.2006 gün ve 7-81 sayılı kararın yasa yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesi nedeniyle Adalet Bakanı tarafından yasa yararına bozma isteminde bulunulması üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 16. Hukuk Dairesince 18.09.2006 gün ve 2006/4153-5592 sayı ile;

( ... Dosya kapsamına göre, sanığın taahhüdü ihlal eyleminden dolayı 3 aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu`nun 232. maddesinin 6. fıkrasına göre, 223. madde uyarınca verilen ceza miktarının tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir. Mahkemece infazda tereddüt oluşturacak şekilde mahkumiyete esas sürenin net biçimde belirtilmemesi isabetli olmamakla, Yargıtay C.Başsavcılığının Yazılı Emre atfen düzenlediği tebliğname yerinde görülmekle ve kanuna aykırılık halinin giderilmesinin de başkaca hallinin mümkün bulunmadığı anlaşılmakla, uygulamada birliğin sağlanması amacıyla Nevşehir İcra Mahkemesinin 07.03.2006 gün ve 2006/7-81 sayılı kararının bozulmasına... ) karar verilmiştir.

Yargıtay C.Başsavcılığı ise 18.10.2006 gün ve 120202 sayı ile; hapsen tazyik kararlarının disiplin hapsi niteliğinde olduğu ve öngörülen yaptırımın bu niteliği itibariyle verilen kararın da bir hüküm niteliğinde olmadığı, bu nedenle Yerel Mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığından yasa yararına bozma isteminin reddine karar verilmesi gerektiği görüşüyle itiraz yasa yoluna başvurarak Özel Daire kararının kaldırılmasına ve Adalet Bakanının yasa yararına bozma isteminin reddine karar verilmesini istemiştir.

Dosya Yargıtay 1. Başkanlığına gönderilmekle, Yargıtay Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Ödeme yükümlülüğüne aykırı davranma eylemi nedeniyle borçlunun 3 aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına karar verilen somut olayda, Özel Daire ile Yargıtay C.Başsavcılığı arasındaki uyuşmazlık, tayin olunan cezanın usul ve yasaya uygun olarak verilip verilmediğinin belirlenmesi noktasında toplanmaktadır.

Uyuşmazlığın çözümünde sağlıklı bir sonuca varabilmek için, bu konudaki yasal düzenlemeyi incelemekte yarar vardır.

01.06.2005 gün ve 25832 sayılı mükerrer Resmi Gazetede yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren, 31.05.2005 gün ve 5358 sayılı Yasa ile İcra İflas Yasasında yer alan eylemler ve yaptırımları yeniden düzenlemiş, bu kapsamda bir aydan üç aya kadar hafif hapis cezasını gerektiren İcra İflas Yasasının 340. maddesi de; "111 inci madde mucibince veya alacaklının muvafakati ile icra dairesinde kararlaştırılan borcu ödeme şartını, makbul bir sebep olmaksızın ihlal eden borçlunun, alacaklının şikayeti üzerine, üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Hapsin tatbikine başlandıktan sonra borçlu borcun tamamını veya o tarihe kadar icra veznesine yatırmak zorunda olduğu meblağı öderse tahliye edilir; ödemelerini tekrar keserse, hakkında tazyik hapsine yeniden karar verilir. Ancak, bir borçtan dolayı tazyik hapsinin süresi üç ayı geçemez." şeklinde değiştirilmiştir. Ayrıca, 337, 338/2, 339, 341, 343 ve 344. maddelerdeki eylemler kabahat olarak düzenlenip, disiplin hapsi veya tazyik hapsi şeklinde yaptırımlara bağlanmış, 331, 332, 333, 333/a, 334, 335, 336, 337/a, 338/1, 342, 345/a, 345/b, maddelerindeki eylemler ise suç olarak düzenlenip, hapis cezası veya adli para cezası biçiminde yaptırımlara bağlanmıştır.

Aynı tarihte yürürlüğe giren 5271 sayılı CMY.nın "Tanımlar" başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasının ( l ) bendinde disiplin hapsinin tanımı;

"Kısmi bir düzeni korumak amacıyla yaptırım altına alınmış olan fiil dolayısıyla verilen, seçenek yaptırımlara çevrilemeyen, önödeme uygulanamayan, tekerrüre esas olmayan, şartla salıverilme hükümleri uygulanamayan, ertelenemeyen ve adli sicil kayıtlarına geçirilmeyen hapsi ifade eder." şeklinde yapılmıştır.

Disiplin hapsi için yapılan bu tanım, hapsen tazyik yaptırımını da kapsar niteliktedir. Bu tanım nazara alındığında, hapsen tazyik yaptırımı, 5237 sayılı TCY.da düzenlenen yaptırımlardan farklı niteliktedir. Bu nedenle de, duruşma açılarak yapılan bir yargılama sonunda verilmelerine karşılık, 2004 sayılı İİY.nın 353/1. maddesinde yasa yolu olarak itiraz yasa yolu öngörülmüştür. Anılan hükümler gözetildiğinde, gerek disiplin hapsi gerekse hapsen tazyik yaptırımı tayin edilen kararlar, CMY.nın 223. maddesinde belirtilen "hüküm" niteliğinde değildirler ve bunlar hakkında hükümler için öngörülen yargılama kuralları uygulanamaz. Hapsen tazyik yaptırımında amaç, bir yükümlülüğün yerine getirilmesini sağlamak olduğundan, alt sınırdan belli bir ceza belirlenmesi gerekmemekte, yükümlülük yerine getirilene kadar ve en çok 3 ay süreyle kişinin yükümlülüğüne uygun davranması için zorlanması söz konusu olmaktadır. Bu nedenle kararda belli bir sürenin öngörülmesi, yaptırımın bu niteliğine aykırı olacaktır.

Konu öğretide de ele alınmış ve tazyik hapsinin niteliği şu şekilde açıklanmıştır:

"Kişinin yükümlülüğe aykırı davranmamak konusunda mecburiyeti bulunmamaktadır. Ancak, kişi bazı durumlarda bir yükümlülüğe uygun davranmaya belli ölçüde icbar edilebilmektedir. Başka bir deyişle, kişi, bazı durumlarda yükümlülüklerinin gereğini yerine getirmesini sağlamak için, belli ölçüde icbar edilebilmekte ve bu amaçla bir süreye kadar hürriyetinden yoksun bırakılabilmektedir. Bu hürriyetten yoksun bırakma olgusu, bir disiplin hapsi niteliği taşımaktadır. Ancak, yükümlülüğün yerine getirilmesi halinde, bu yaptırımın uygulanmasına derhal son verilmektedir. Bu bakımdan söz konusu disiplin hapsine ilişkin olarak kanunda sadece azami bir süre belirlenmektedir. Kişi kendisine terettüp eden yükümlülüğün gereğini yerine getirmeye zorlanmak amacıyla ancak belli bir süreye kadar hürriyetinden yoksun bırakılabilecektir. Bu sürenin dolması halinde; kişi, yükümlülüğün gereğini yerine getirmemiş olsa bile, hürriyetinden yoksun bırakılmasına ilişkin yaptırım uygulamasına son verilerek, serbest bırakılacaktır. Bu nedenle, söz konusu disiplin hapsine, Kanunda tazyik hapsi denmiştir" ( Doç.Dr. İzzet Özgenç, Ceza Hukuku Genel Hükümler, sh.594 vd. )

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;

Nevşehir 1. İcra Müdürlüğünün 2005/2932 sayılı takip dosyasında alacaklı şirket vekilince, borçlu aleyhine 24.08.2005 tarihinde 810 YTL 55 kuruş alacak için kambiyo senetlerine özgü takip yöntemiyle takip talebinde bulunulmuş, icra emrinin 14.09.2005 tarihinde tebliğ edilerek borçlu tarafından herhangi bir itirazda bulunulmaması üzerine takip kesinleşmiştir. Dosyadaki belgelere göre 20.12.2005 tarihinde borçlunun işyerinde yapılan haciz sırasında borçlunun, asıl alacak ve fer`ilerinden oluşan toplam 946 YTL borcunu 23.12.2005 tarihinde ödeme taahhüdünde bulunduğu ve alacaklı vekilinin de bu taahhüdü kabul ettiği, ancak belirtilen tarihte borcun ödenmediği anlaşılmaktadır. Sanığın ödeme yükümlülüğüne aykırı davranmak eylemi nedeniyle şikayet edilmesi üzerine, Yerel Mahkemece eylemi sabit görülerek İİY.nın 340. maddesi uyarınca 3 aya kadar hapsen tazyikine karar verilmiştir. Bu uygulama yaptırımın niteliği ve uygulama biçimi itibarıyla yasaya uygun ve isabetlidir.

Bu itibarla haklı nedenlere dayanan Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle;

1- Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,

2- Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 18.09.2006 gün ve 4153-5592 sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA,

3- Adalet Bakanının, YASA YARARINA BOZMA İSTEMİNİN REDDİNE,

4- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 14.11.2006 günü yapılan müzakerede oybirliği ile karar verildi.

 

İLETİŞİM BİLGİLERİ BAYTOK HUKUK BÜROSU
Korkutreis Mahallesi Sezenler Caddesi No: 4/16 06430 Sıhhiye / Çankaya - ANKARA
Tel: +90 312 231 02 25
Fax: 0 312 231 02 26
E-mail: info@baytokhukukburosu.com
Başa Dön
Facebook
Twitter
Youtube