Ana Sayfa
0.312 231 02 25
 
USULSÜZ TEBLİGAT

 
T.C YARGITAY 
12.Hukuk Dairesi 
Esas: 2017/ 8005 
Karar: 2017 / 14253 
Karar Tarihi: 16.11.2017

ÖZET: Borçlunun, takibin yapıldığı icra dairesinin yetkisiz olduğunu, yetkili icra dairesinin ise, mernis adresine göre bildirdiği görülmektedir. O halde, mahkemece, yetki itirazının kabulü ile takibin yapıldığı İcra Dairelerinin yetkisizliğine ve İstanbul Anadolu İcra Dairelerinin yetkili olduğuna karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile yetki itirazının reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.

(2004 S. K.  m. 50) (6102 S. K. m. 777) (6100 S. K. m. 6, 7, 10, 17, 19, 447)
 
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkikinin borçlular tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
 
1- Borçlu ... İk. Hav. Is. Soğ. Tes. San. ve Tic. Ltd. Şti.`nin temyiz itirazlarının incelenmesinde; 
 
Yargıtay ilamında belirtilen bozma sebepleri çerçevesinde işlem yapılarak karar verilmiş, bozma ile kesinleşen hususların yeniden temyiz sebebi yapılmasına usul hükümleri elvermemiş bulunmasına ve temyiz edilen kararda yazılı gerekçelere göre, adı geçen borçlu şirketin yerinde olmayan temyiz itirazlarının (REDDİNE),
 
2- Borçlu ...`nin temyiz itirazlarına gelince; 
 
Alacaklı tarafından borçlular aleyhine bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla başlatılan takipte, borçluların icra mahkemesine başvurularında, yetki itirazı ile birlikte ödeme emri tebliğlerinin usulsüz olduğunu, dayanak belgenin boş olarak verildiğini, bononun tanzim yerinin olmadığını ileri sürerek, şikayetlerinin ve yetkiye itirazlarının kabulünü talep ettikleri, mahkemece, borçlu ...`nin usulsüz tebligat şikayetinin kabulüne, yetkiye ve borca yönelik itirazlarının reddine karar verildiği görülmüştür.
 
İcra ve İflas Kanunu`nun 50. maddesi uyarınca 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu`nun 447/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken HMK`nun 6. maddesi; "Genel yetkili mahkeme, dava açıldığı tarihte davalı gerçek ve tüzel kişinin yerleşim yeri mahkemesidir. Yerleşim yeri, 22/11/2001 tarihli ve 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre belirlenir", aynı kanunun 7. maddesi ise; "Davalı birden fazla ise dava, bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir" hükümlerini içermektedir.
 
İİK`nun 50/1. maddesine göre; para ve teminat borçlarına ilişkin icra takiplerinde yetkili icra dairesi, HMK`nun 447/2. maddesi atfıyla aynı Kanun`un yetkiye dair hükümleri kıyas yoluyla uygulanmak suretiyle belirlenir. Ayrıca, takibe esas olan akdin yapıldığı yer icra dairesi de takibe yetkilidir.
 
Buna göre, bonoya dayalı takip, genel yetkili yer olan borçlunun yerleşim yerindeki icra dairesinde (HMK. 6. md.), bonoda öngörülen ödeme yerinde (6102 Sayılı TTK`nun 777/3. maddesine göre ödeme yeri gösterilmeyen bonoda, ödeme yeri olarak düzenlenme yeri kabul edilir) (HMK. 10. md.) ve ayrıca İİK`nun 50/1. maddesi son cümlesi uyarınca bononun düzenlendiği yerdeki icra dairesinde yapılabilir. 
 
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu`nun yetki sözleşmesini düzenleyen 17. maddesinde ise; "Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır" düzenlemesine yer verilmiştir. Görüldüğü üzere, yetki sözleşmesi düzenleyebilecek şahıslar, sadece tacirler veya kamu tüzel kişileri olarak belirlenmiştir.
 
Anılan hükümler çerçevesinde, birden fazla borçlu varsa bunlardan birinin ikametgahında takip başlatılabilir ve bu durumda diğer borçlular yetki itirazında bulunamazlar. Ancak, anılan hüküm, borçlulardan birinin ikametgahındaki (onun için genel yetkili) icra dairesinde takip yapılması hali içindir.
 
Tüm bu açıklamalar doğrultusunda, somut olayda; keşideci şirket ve alacaklı lehtar arasında İstanbul İcra Daireleri`nin yetkili olduğuna dair yetki sözleşmesi yapılmış ise de, avalist borçlu ... gerçek kişi olup mahkemece alınan ticaret odası belgelerinde ismi geçen ...`nin, şikayetçi borçlu ... olmadığı, farklı T.C. kimlik numarasının yazılı olduğu görülmektedir. Borçlu ...`nin tacir olduğuna ilişkin dosya içerisinde bir bilgi ve belgenin bulunmadığı, alacaklı tarafından sunulan ticaret sicil gazetesinden, şirket ortağı olduğunun gözüktüğü, ancak sermaye şirketine ortak ya da yönetici olmak, tek başına o kişinin tacir olduğu anlamına gelmeyeceğinden ve dosyada tacir olduğuna ilişkin başkaca belge de bulunmadığından, HMK.`nun 17. maddesi uyarınca yapılan yetki sözleşmesi avalist borçlu ...`yi bağlamaz.
 
Öte yandan 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu`nun "yetki itirazının ileri sürülmesi"ni düzenleyen 19. maddesinin 2. fıkrasında; "....Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz" hükmüne yer verilmiştir. 
 
Buna göre, borçlunun geçerli bir yetki itirazında bulunabilmesi için, icra dairesinin yetkisiz olduğunu ileri sürmesinden başka, yetkili icra dairesini de bildirmesi gerekir. 
 
Somut olayda; borçlunun, takibin yapıldığı icra dairesinin yetkisiz olduğunu, yetkili icra dairesinin ise, mernis adresi olan Kadıköy İcra Dairesi olduğunu iddia ettiği ve borçlunun ödeme emri tebliğ edilen adresinin de .../... olduğu görülmektedir. Buna göre icra takibinin de ... ... İcra Dairelerinde yapılması gerekmektedir. Bir başka anlatımla, takipte borçlu yönünden ... İcra Daireleri yetkisiz olup, yetkili icra daireleri ... ... İcra Daireleridir.
 
O halde, mahkemece, yetki itirazının kabulü ile ... İcra Dairelerinin yetkisizliğine ve İstanbul Anadolu İcra Dairelerinin yetkili olduğuna karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile yetki itirazının reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
 
Sonuç: Borçlu ...`nin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda (2) nolu bentte yazılı nedenlerle İİK`nun 366 ve HUMK`nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre borçlu ...`nin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16.11.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.
İLETİŞİM BİLGİLERİ BAYTOK HUKUK BÜROSU
Korkutreis Mahallesi Sezenler Caddesi No: 4/16 06430 Sıhhiye / Çankaya - ANKARA
Tel: +90 312 231 02 25
Fax: 0 312 231 02 26
E-mail: info@baytokhukukburosu.com
Başa Dön
Facebook
Twitter
Youtube