Ana Sayfa
0.312 231 02 25
 
ŞİKAYET DAVASI - BORÇLUNUN İCRA MÜDÜRLÜĞÜNE VERDİĞİ DİLEKÇE İLE HACZİN KALDIRILMASINI TALEP ETMESİ - ŞİKAYET ÜZERİNE İCRA MÜDÜRLÜĞÜNCE VERİLEN HACİZ KARARINDAN KENDİLİĞİNDEN DÖNÜLEREK HACZİN KALDIRILMASI MÜMKÜN OLMAMASI - KARARIN BOZULMASI


T.C. YARGITAY

. Hukuk Genel Kurulu

 

Esas No: 2015/12-1881

Karar No: 2015/2705 Karar Tarihi: 27.11.2015

 

ŞİKAYET DAVASI - BORÇLUNUN İCRA MÜDÜRLÜĞÜNE VERDİĞİ DİLEKÇE İLE HACZİN KALDIRILMASINI TALEP ETMESİ - ŞİKAYET ÜZERİNE İCRA MÜDÜRLÜĞÜNCE VERİLEN HACİZ KARARINDAN KENDİLİĞİNDEN DÖNÜLEREK HACZİN KALDIRILMASI MÜMKÜN OLMAMASI - KARARIN BOZULMASI

 

ÖZET: Somut olayda; şikayetçi/alacaklı tarafından borçlu hakkında İstanbul 14. İcra Müdürlüğüne ait 2010/2...9 esas sayılı dosya ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi yapılmış, takip dosyasında borçlunun Z. Bankasında bulunan hesaplarına haciz konulmasının talep edilmesi üzerine, icra müdürlüğü tarafından talep doğrultusunda borçlunun maaş hesabına haciz konulmasına karar verilmiştir. Daha sonra borçlunun icra müdürlüğüne verdiği dilekçe ile haczin kaldırılmasını talep etmesi üzerine icra müdürlüğünce "hesap maaş hesabı ise fekkine, değilse haczin devamına" şeklinde karar verilmiştir. Az yukarda belirtildiği üzere İİK. m.16 hükmü uyarınca haczedilmezlik şikayetinin icra mahkemesi yerine icra müdürlüğüne yapılması, herhangi bir hukuki sonuç doğurmaz. Durum bu olunca, borçlunun 21.03.2012 tarihli dilekçeyle İstanbul 14. İcra Müdürlüğüne yaptığı şikayet üzerine icra müdürlüğünce verilen haciz kararından kendiliğinden dönülerek haczin kaldırılması mümkün değildir. Hal böyle olunca, yerel mahkemece bozma ilamına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırı olup; kararın bozulması gerekir.

 

(2004 S. K. m. 16)

 

Dava ve Karar: Taraflar arasındaki şikayet kanun yolundan dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul 11. İcra Hukuk Mahkemesince şikayetin reddine dair verilen 16.05.2012 gün; 2012/691 E., 2012/659 K. sayılı kararın incelenmesi şikayetçi/alacaklı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay

12. Hukuk Dairesinin 11.12.2012 gün ve 2012/20014 E., 2012/37296 K. sayılı ilamı ile;

 

( Alacaklının talebi doğrultusunda icra müdürlüğünce borçlunun Nallıhan Z. Bankası nezdinde bulunan iki ayrı hesabı üzerine haciz konulduğu daha sonra borçlunun icra müdürlüğünden talebi üzerine hesaplardan biri üzerine konulan haczin kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Haczedilmezlik iddiası İİK.nun 16. maddesi kapsamında şikayet olup, öğrenme tarihinden itibaren aynı maddenin 1. fıkrası uyarınca yedi günlük sürede borçlu tarafından icra mahkemesine yapılmalıdır. Bu nedenle icra müdürlüğüne yapılan başvuru sonuç doğurmayacağı gibi icra müdürlüğünce de haczedilmezlik iddiası değerlendirilerek haczin kaldırılmasına karar veremez.

 

O halde mahkemece şikayetin kabulü ile icra müdürlüğü işleminin iptaline karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir)

 

gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

 

Temyiz Eden: Şikayetçi/alacaklı vekili


 

 

 

 

 

Hukuk Genel Kurulu Kararı

 

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

 

İstek, icra müdürlüğü işlemini şikâyete ilişkindir.

 

Şikayetçi/alacaklı vekili, müvekkili tarafından borçlu hakkında İstanbul 14. İcra Müdürlüğüne ait 2010/2...9 esas sayılı dosya ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi yapıldığını, takip dosyasında borçlunun Z. Bankasında bulunan hesaplarına haciz konulmasının talep edildiğini, icra müdürlüğü tarafından talep doğrultusunda borçlunun maaş hesabına haciz konulmasına karar verildiğini, ancak borçlunun 21.03.2010 tarihinde haczin kaldırılmasını talep etmesi üzerine icra müdürlüğünce "hesap maaş hesabı ise fekkine, değilse haczin devamına" şeklinde karar verildiğini, bu kararı 02.05.2012 tarihinde öğrendiklerini, icra müdürlüğünün kendi yapmış olduğu işlemi resen geri alma yetkisinin bulunmadığını belirterek, icra müdürünün maaş hesabı üzerindeki haczin fekki yönündeki kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

 

Karşı taraf/borçlu vekili, cevap vermemiştir.

 

Yerel Mahkemece, borçlunun emekli maaşının haczedilemeyeceğine ilişkin 5510 sayılı Yasanın 93. maddesinin emredici nitelikte bulunduğu, Yasa hükmünün gerek icra mahkemesi hakimini gerekse icra müdürünü bağlayıcı nitelikte olduğu, icra müdürünün kesin ve emredici hükme uymakla yükümlü bulunduğu, anılan Yasa hükmü karşısında emekli maaşı üzerine haciz tesis edilemeyeceği, böyle bir işlem yapılmış ise icra müdürünün kararından dönerek doğru işlemi tesis etmeye yetkili bulunduğu, gerekçesiyle şikayetin reddine karar verilmiştir.

 

Şikayetçi/alacaklı vekilinin temyizi üzerine karar, Özel Dairece, yukarda başlık bölümünde alınan gerekçe ile bozulmuştur.

 

Yerel Mahkeme aynı gerekçeyle önceki kararında direnmiş; hükmü şikayetçi/alacaklı vekili temyiz etmiştir.

 

Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; haczedilmezlik şikayetinin icra müdürlüğüne yapılmasının ve icra müdürlüğünce haczedilmezlik iddiası değerlendirilerek haczin kaldırılmasına karar verilmesinin mümkün olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

 

Bilindiği üzere, İcra ve iflas daireleri, cebri icranın yürütülmesinde birinci derecede görevlidir. Bu dairelerde çalışan icra ve iflas memurlarına çok önemli görevler ve yetkiler verilmiştir. Kendilerine geniş yetkiler verilmiş olan icra ve iflas memurlarının, bu yetkilerini kötüye kullanmasını önlemek için bir denetime tabi tutulması gereği açıktır. Bu amaçla icra ve iflas dairelerinin işlemlerinin denetlenmesi için bu dairelerin üzerinde icra


 

 

 

mahkemeleri kurulmuş ve bu dairelerde çalışan memurların işlemlerine karşı şikayet yolu kabul edilmiştir. Şayet icra ve iflas dairesi görevini kanuna uygun olarak veya zamanında yerine getirmez, hakkın yerine getirilmesini sebepsiz sürüncemede bırakır veya takdir yetkisini olaya uygun şekilde kullanmaz ise, bundan zarar gören ilgililer, icra mahkemesine şikayet yoluna başvurabilirler (2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 16).

 

Şikayet icra ve iflas hukukunda düzenlenmiş, kendisine özgü hukuki bir çaredir. Şikayet kendisine özgü bir yol olup bir dava ve gerçek anlamda bir kanun yolu değildir. Şikayet, icra takibinin taraflarına veya hukuki yararı bulunan diğer kişilere tanınmış ve bu yolla icra ve iflas dairelerinin (veya diğer icra organlarının) kanuna veya olaya uygun olmayan işlemlerinin iptalini veya düzeltilmesini ya da yapmadıkları veya geciktirdikleri işlemlerin yapılmasını sağlayan hukuki bir çaredir (Prof. Dr. Hakan Pekcanltez/Prof. Dr. Oğuz Atalay/Prof. Dr. Meral Sungurtekin Özkan/Prof. Dr. Muhammet Özekes; İcra ve İflas Hukuku, 11. Bası, Ankara, 2013, s.125 vd.).

 

Şikayetin konusu, icra ve iflas dairelerinin yapmış oldukları işlemlerdir. İcra dairesinin işleminden maksat, somut olay karşısında icra dairesinin davranış biçimidir. İşlemin, şikayete konu olabilmesi için mutlaka memurun olumlu bir davranışının olması gerekmez. İcra memurunun yapması gereken bir işlemi yapmaması veya ihmal etmesi, sürüncemede bırakması durumunda da bu olumsuz davranışı şikayet konusu olabilir. Bir muamelenin şikayet konusu olabilmesi için, şikayet edenin mutlaka zarar görmesi gerekmediği gibi, icra organının kusurlu olması da gerekmez.

 

Şikayet konusu işlem, icra veya iflas dairesince yapılmış olmalıdır. Ancak, icra ve iflas dairesi işlemlerine karşı icra mahkemesine başvurulabilir. Kanunda açıkça öngörülen hallerde, icra ve iflas dairesi dışındaki bazı organların da işlemlerine karşı şikayet yoluna başvurulabilir. İcra ve iflas dairelerinin işlemleri dışında, iflas idaresi (İİK. m. 227), alacaklılar toplanması (İİK. m. 225), iflas bürosu (İİK. m. 221, IV), konkordato komiseri (İİK. m. 287, III), malvarlığının terki suretiyle konkordatoda alacaklılar kurulu kararlarına karşı (İİK. m. 309/ç, I) şikayet yoluna başvurulabilir.

 

Şikayet, icra mahkemesince incelenir ve karara bağlanır (İİK. m.16). İcra mahkemesinin şikayeti inceleyebilmesi için kendisine talepte bulunulması gerekir. Ancak şikayetin kamu düzenine aykırı olması halinde, başka bir sebeple kendisine dosya ulaşan icra mahkemesi, icra memurunun işlemindeki kamu düzenine aykırılığı kendiliğinden nazara alabilir ve işlemi iptal edebilir.

 

Şikayetin icra mahkemesi yerine icra dairesine yapılması, herhangi bir hukuki sonuç doğurmaz. Başka bir ifade ile icra dairesi, kendisine yapılmış olan şikayeti kendiliğinden icra mahkemesine gönderemez. Bununla birlikte icra dairesi işlem ve kararlarının değiştirilmesi ya da iptali şikayet yoluyla başvuru halinde icra mahkemesi kararıyla olanaklı kılmıştır. Durum bu olunca, icra dairelerinin verdikleri kararlardan kendiliklerinden dönerek yeni bir karar vermeleri mümkün değildir. Nitekim, bu ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 11.04.2007 gün ve 2007/12-166 esas, 2007/197 karar, 11.04.2007 gün ve 2007/12-231 esas, 2007/196 karar, 03.10.2007 gün ve 2007/12-601 esas, 2007/695 karar sayılı ilamlarında da vurgulanmıştır.


 

 

 

 

 

Somut olayda; şikayetçi/alacaklı tarafından borçlu hakkında İstanbul 14. İcra Müdürlüğüne ait 2010/2...9 esas sayılı dosya ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi yapılmış, takip dosyasında borçlunun Z. Bankasında bulunan hesaplarına haciz konulmasının talep edilmesi üzerine, icra müdürlüğü tarafından talep doğrultusunda borçlunun maaş hesabına haciz konulmasına karar verilmiştir. Daha sonra borçlunun icra müdürlüğüne verdiği dilekçe ile haczin kaldırılmasını talep etmesi üzerine icra müdürlüğünce "hesap maaş hesabı ise fekkine, değilse haczin devamına" şeklinde karar verilmiştir. Az yukarda belirtildiği üzere İİK. m.16 hükmü uyarınca haczedilmezlik şikayetinin icra mahkemesi yerine icra müdürlüğüne yapılması, herhangi bir hukuki sonuç doğurmaz. Durum bu olunca, borçlunun 21.03.2012 tarihli dilekçeyle İstanbul 14. İcra Müdürlüğüne yaptığı şikayet üzerine icra müdürlüğünce verilen haciz kararından kendiliğinden dönülerek haczin kaldırılması mümkün değildir.

 

Hal böyle olunca, yerel mahkemece bozma ilamına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırı olup; kararın bozulması gerekir.

 

Sonuç: Şikayetçi/alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine 27.11.2015 gününde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)

İLETİŞİM BİLGİLERİ BAYTOK HUKUK BÜROSU
Korkutreis Mahallesi Sezenler Caddesi No: 4/16 06430 Sıhhiye / Çankaya - ANKARA
Tel: +90 312 231 02 25
Fax: 0 312 231 02 26
E-mail: info@baytokhukukburosu.com
Başa Dön
Facebook
Twitter
Youtube