Ana Sayfa
0.312 231 02 25
 
ISE IADE KARARINDAN SONRA BASVURUNUN SAHSEN YAPILMASININ ZORUNLU OLUP OLMADIGI - VEKIL TARAFINDAN YYARGITAY

Esas No: 2009/9-232

Karar No: 2009/278

. Hukuk Genel Kurulu

Karar Tarihi: 17.06.2009

ISE IADE KARARINDAN SONRA BASVURUNUN SAHSEN

YAPILMASININ ZORUNLU OLUP OLMADIGI - VEKIL TARAFINDAN

YAPILAN BASVURUNUN ISE IADE KARARININ YERINE GETIRILMESI

KAPSAMINDA DEGERLENDIRILMESI GEREGI - DIRENME HÜKMÜNÜN

BOZULDUGU

ÖZET: Somut olayda, kesinlesen ise iade kararı, davacının vermis oldugu vekaletname geregi ise

iade davasını takip eden avukata teblig edilmistir. Aynı vekil, isverene hitaben gönderdigi telgrafta,

davacı isçinin 10 günlük yasal süre içerisinde ise baslatılmasını talep etmistir. Telgrafın davalı

isverene ulastıgı uyusmazlık konusu degildir. O halde, vekil tarafından yapılan basvurunun,

kesinlesen ise iade kararının yerine getirilmesi kapsamında degerlendirilmesi gerekmektedir. Is

hukukunun temel ilkesi olan ilkesi de bunu gerektirmektedir.

(4857 S. K. m. 21) (818 S. K. m. 321, 388, 390)

Dava: Taraflar arasındaki "tazminat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; B. 2. Is

Mahkemesi`nce davanın kısmen kabulüne dair verilen 26.06.2008 gün ve 2007/632 E.-2008/449 K.

sayılı kararın incelenmesi taraf vekillerince istenilmesi üzerine,

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi`nin 02.12.2008 gün ve 2008/42507 E.-32937 K. sayılı ilamı ile;

(...1-) Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandıgı kanuni gerektirici sebeplere göre,

davalının tüm temyiz itirazları yerinde degildir.

2-) Davacının temyizine gelince: ise iade davası sonunda isçinin basvurusu, isverenin ise

baslatmaması ve buna baglı olarak ise baslatmama tazminatı ile bosta geçen süreye ait ücret, ihbar

ve kıdem tazminatı konularında taraflar arasında uyusmazlık bulunmaktadır.

Davacı isçi daha önce açmıs oldugu davada, isverence yapılan feshin geçerli nedene dayanmadıgını

ileri sürerek feshin geçersizliginin tespiti ile ise baslatılmaya dair karar verilmesini talep etmis,

mahkemece yapılan yargılama sonunda talep dogrultusunda karar verilmistir. Söz konusu karar

25.12.2006 tarihinde Dairemizce onanmak suretiyle kesinlesmistir. Kesinlesen karar, ise iade

davasında davacının vermis oldugu vekaletname çerçevesinde davayı takip eden avukata 04.04.2007

tarihinde teblig edilmistir.

Davacı vekili, 05.04.2007 tarihinde isverene hitaben telgraf göndermis ve isimleri belirtilen davacı

isçilerin ise iadesini talep etmistir. Söz konusu telgrafın davalı isverene ulastıgı uyusmazlık konusu

degildir. Davalı isveren ise iadeyi talep eden bir kısım isçilere gönderdigi ihtarnamede, ise baslama

talebinin kesinlesen mahkeme kararı ile birlikte sahsen yapılması gerektigi açıklanmıstır.

4857 sayılı Is Kanununun 21. maddesine göre isçinin kesinlesen mahkeme kararının tebliginden

itibaren 10 is günü içinde ise baslamak için basvurması gerekir. Basvurunun

sekline dair anılan hükümde bir açıklama yer almamıs olsa da, yazılı basvurunun geçerlilik sartı

olmayıp, ispat sartı oldugu kabul edilmelidir.

Ise iade basvurusunun isçinin avukatı tarafından yapılması imkan dahilindedir. Ise iade davasında

davayı vekaletname uyarınca takip etmis olan avukat tarafından yapılan basvuru, kesinlesen ise iade

kararının yerine getirilmesi anlamında degerlendirilmelidir. 4857 sayılı Is Kanununun 21. maddesinde

sözü edilen ise baslama talebinin, sahsa sıkı sıkıya baglı oldugundan söz edilemez. Basvuru, ise

baslama yönünde bir irade açıklaması olup, aynı anda isçinin ise iade edilmesi gibi bir durum söz

konusu degildir, isçinin sahsen ya da yetkili avukatı tarafından yapılan basvuru üzerine isverence

isçinin bir aylık süre içinde ise baslatılması mümkündür, isverence isçinin ise davet edilmesi halinde,

bizzat is görme edimini yerine getirmek üzere isçinin belirlenen günde hazır olması gerekir. Görüldügü

üzere bizzat isçi tarafından yerine getirilmesi gereken is görme ediminin baskasına devri mümkün

olmaz.

Öte yandan isçinin ise iade basvurusunun ekinde, feshin geçersizliginin tespitine dair kesinlesen

kararın sunulması bir zorunluluk degildir. Basvuru anında kararın kesinlesmis olması yeterli olup,

kesinlesme olgusu isverence bilinmese dahi, ise baslatma süresi içinde belirlenebilecek bir durumdur.

Son olarak belirtmek gerekir ki, isçinin ise basvuru anında baska bir isveren ait isyerinde çalısmakta

olması, basvurunun samimi olmadıgını göstermek için yeterli degildir. Isçinin ise baslamak için

usulüne uygun olarak yapacagı basvurunun ardından isverence ise davet edilmesi halinde,

çalısmakta oldugu isyerinden ayrılması ve eski isine baslaması imkan dahilindedir.

Yapılan bu açıklamalara göre, davacı isçinin avukatı aracılıgıyla süresi içinde yapmıs oldugu

basvurunun geçerli oldugu ve isçinin ise baslatılmaması sebebiyle bir aylık ise baslatma süresinin

sonu olan 05.05.2007 tarihinde is sözlesmesinin isverence feshedilmis sayılması gerektigi kabul

edilmelidir. Buna göre davacı isçi, ise baslatmama tazminatı ile dört aya kadar bosta geçen süre ücret

ve diger haklara hak kazandıgından isteklerin kabulü cihetine gidilmelidir. Ihbar ve kıdem tazminatı ise

fesih tarihi olan 05.05.2007 tarihine göre belirlenerek hüküm altına alınmalıdır...),

Gerekçesiyle oyçoklugu ile bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama

sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmistir.

Hukuk Genel Kurulu`nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildigi anlasıldıktan ve

dosyadaki kâgıtlar okunduktan sonra geregi görüsüldü:

Karar: Uyusmazlık: 4857 sayılı Yasanın 21/5. maddesinde ifade edilen ise iade kararının

kesinlesmesinden itibaren 10 günlük yasal süredeki basvurunun sahsen yapılmasının zorunlu olup

olmadıgı, dolayısıyla somut olayda, vekil vasıtası ile basvuruda bulunuldugundan 10 günlük süre

içinde isverene basvurma kosulunun gerçeklesip gerçeklesmedigi noktasında toplanmaktadır.

4857 sayılı Yasanın 21/5. maddesinde; <Isçi kesinlesen mahkeme veya özel hakem kararının

tebliginden itibaren on isgünü içinde ise baslamak için isverene basvuruda bulunmak zorundadır. Isçi

bu süre içinde basvuruda bulunmaz ise, isverence yapılmıs olan fesih geçerli bir fesih sayılır ve

isveren sadece bunun hukuki sonuçları ile sorumlu olur.> hükmüne yer verilmistir.

Anılan yasa maddesinde, isçinin sahsen basvuru yapması gerektigine dair veya isçinin ise iade

basvurusunun ekinde, kesinlesen ise iade kararının sunulmasının zorunlu olduguna dair bir ibare

bulunmamaktadır. Isçi, ise baslatılma konusundaki iradesini bizzat isverene iletebilecegi gibi, vekili ya

da üyesi oldugu sendika aracılıgı ile de ulastırabilecektir. Nitekim doktrinde de aynı görüs

benimsenmistir (O. Güven Çankaya-Doç. Dr. Cevdet Ilhan Güney-Seracettin Göktas: Ise Iade

Davaları; sayfa 256).

Diger yandan Borçlar Kanununun 388.maddesi <...Vekalet akdinin sümulü mukavele ile sarahaten

tespit edilmemis ise taalluk eyledigi isin mahiyetine göre tayin edilir. Vekâlet, vekilin takabbül eyledigi

isin yapılması için icap eden hukuki tasarrufları ifa salahiyetini samildir.> Aynı yasanın 390/1 maddesi

özenle ifa borcunun sınır ve kapsamını çizmistir. Anılan madde hükmüne göre vekilin sorumlulugu

genel olarak hizmet sözlesmesinde isçinin sorumlu oldugu hükümlere tabidir. Vekilin özenle ifası,

hizmet sözlesmesinde oldugu gibi, sözlesmenin hükümlerine BK.nın 321. maddesinde açıklanan

isçinin özen ve sadakat borcuna iliskin unsurlara göre belirlenecektir. BK.nın 390/2 maddesine göre

vekil, müvekkile karsı vekaleti iyi bir surette ifa ile mükelleftir. Vekilin özenle ifada bulundugunun

kabulü için tedbirli ve basiretli sekilde hareket etmesi gereklidir. Yine sadakatle ifa müvekkilin yararına

ve onun arzularına uygun olarak hareket etme borcunu kapsar.

Somut olayda, kesinlesen ise iade kararı, davacının vermis oldugu vekaletname geregi ise iade

davasını takip eden avukata 04.04.2007 tarihinde teblig edilmistir. Aynı vekil, 05.04.2007 tarihinde

isverene hitaben gönderdigi telgrafta, davacı isçinin 10 günlük yasal süre içerisinde ise baslatılmasını

talep etmistir. Telgrafın davalı isverene ulastıgı uyusmazlık konusu degildir.

O halde, vekil tarafından yapılan basvurunun, kesinlesen ise iade kararının yerine getirilmesi

kapsamında degerlendirilmesi gerekmektedir. Is hukukunun temel ilkesi olan <isçi lehine yorum>

ilkesi de bunu gerektirmektedir.

Bu durumda, isçinin, ise baslatılma konusundaki iradesini bizzat isverene iletebilecegi gibi, vekili ya da

üyesi oldugu sendika aracılıgı ile de ulastırabilecegine isaret eden ve Hukuk Genel Kurulu`nca da

aynen benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi dogru

degildir. O halde usul ve yasaya aykırı bulunan direnme kararı bozulmalıdır.

Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda belirtilen ve Özel

Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK. un 429. maddesi geregince

BOZULMASINA, istek halinde temyiz pesin harcının geri verilmesine, 17.06.2009 gününde oyçoklugu

ile karar verildi.APILAN BASVURUNUN ISE IADE KARARININ YERINE GETIRILMESI KAPSAMINDA DEGERLENDIRILMESI GEREGI - DIRENME HÜKMÜNÜN BOZULDUGU
İLETİŞİM BİLGİLERİ BAYTOK HUKUK BÜROSU
Korkutreis Mahallesi Sezenler Caddesi No: 4/16 06430 Sıhhiye / Çankaya - ANKARA
Tel: +90 312 231 02 25
Fax: 0 312 231 02 26
E-mail: info@baytokhukukburosu.com
Başa Dön
Facebook
Twitter
Youtube