Ana Sayfa
0.312 231 02 25
 
TEBLİGAT USULSÜZLÜĞÜ

T.C YARGITAY 
12.Hukuk Dairesi 
Esas: 2012/ 10012 
Karar: 2012 / 28020 
Karar Tarihi: 25.09.2012

MAHKEMESİ : Çerkezköy İcra Hukuk Mahkemesi

TARİHİ : 05/01/2012

NUMARASI : 2011/199-2012/3

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi  tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;

Borçlunun, aleyhinde yapılan genel haciz yolu ile ilamsız icra takibinde kendisine tebliğ edilen ödeme emri tebligatının usulsüz olduğunu, tebligattan 21.11.2011 tarihinde haberdar olduğunu ileri sürerek icra mahkemesine usulsüz tebligatın iptali istemi ile başvurduğu, mahkemece şikayetin kabulü ile ödeme emri tebliğine ilişkin işlemin iptaline ve yeniden tebliğine karar verildiği görülmektedir.

7201 Sayılı Tebligat Kanunu`nun 22. maddesinde; "Muhatap yerine kendisine tebliğ yapılacak kimsenin görünüşüne nazaran onsekiz yaşından aşağı olmaması ve bariz bir surette ehliyetsiz bulunmaması lazımdır" hükmüne yer verilmiştir. Aynı kanunun 23.maddesinin 5 nolu bendi ile Tebligat Kanunu Yönetmeliğinin 35. maddesinin `d` bendi uyarınca bu hususun tebligat mazbatasına şerh edilmesi gerektiği belirtilmiştir.

7201 Sayılı Tebligat Kanunu`nun 32.maddesi gereğince, tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğ işleminden haberdar olmuş ise geçerli sayılır. Muhatabın beyan ettiği öğrenme tarihi tebliğ tarihi olarak kabul edilir. Şikayet dilekçesinde öğrenme tarihinin belirtilmemiş olması halinde ise, en geç şikayet tarihinde tebliğden haberdar olduğunun kabulü gerekir. Öğrenme tarihinin aksi ise ancak, yazılı belgeyle ispatlanabilir ve bu konuda tanık dinlenerek sonuca gidilemez(Hukuk Genel Kurulunun 12.02.1969 tarih ve 1967/172-107 sayılı kararı). Ayrıca tebliğ işleminin usulsüzlüğü iddiası da her türlü delille kanıtlanabilir(HGK. nun 2003/12-600 E. – 2003/606 K.).

7201 Sayılı Tebligat Kanunu`nun 16.maddesine göre; "Kendisine tebligat yapılacak şahıs, adresinde bulunmazsa tebliğ, aynı konutta oturan kimselere veya hizmetçilerden birine yapılır." 4829 Sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle Tebligat Kanunu`nun 16.maddesinde yer alan "birlikte oturan ailesi efradı" ibaresi, "aynı konutta oturan kişiler" şeklinde değiştirildiğinden, muhatap adına kendilerine tebligat yapılacak aynı konutta oturan kişiler, aile fertleri, yakın ve uzak akrabalar veya hizmetçilerden biri olabileceği gibi, bu kimseler dışında kalan ancak muhatapla birlikte oturan diğer kimseler de olabilir. Muhatapla birlikte oturma şartının gerçekleşmiş sayılabilmesi için muhatapla aynı çatı altında oturmak yetmeyip, aynı daireyi paylaşmış olmak gerekir. 

Somut olaya bakıldığında, borçluya ödeme emrinin "adreste birlikte oturan yeğeni J. Ö imzasına" tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Yukarıda yasal dayanağı açıklandığı üzere, posta görevlisince muhatap yerine kendisine tebliğ yapılacak kimsenin görünüşüne nazaran onsekiz yaşından aşağı olmadığı ve ehliyetli olduğu hususu tebligat mazbatasına şerh düşülmediğinden tebligat usulsüz olup, mahkemece, borçlunun getirtilen nüfus aile kayıt tablosuna göre J. Ö. isminde bir yeğeni olmadığı gerekçesi ile tebligatın usulsüz kabul edilmesi isabetsiz olsa da, sonuçta tebligat usulsüz kabul edildiğinden, bu husus bozma nedeni sayılmamıştır. Ancak mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar ve ilkeler doğrultusunda tebligatın usulsüzlüğünün belirlenmesi halinde 7201 Sayılı Tebligat Kanunu`nun 32. maddesi uyarınca tebliğ tarihinin düzeltilmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.

Öte yandan borçlunun icra mahkemesine yaptığı başvuru, nitelik olarak İ.İ.K.nun 16. maddesinde düzenlenen şikâyet niteliğinde olup, şikayetin kabulü halinde alacaklının tazminatla mahkum edilmesi yönünde yasal bir düzenleme olmadığı halde, mahkemece işin esasına girilmediği gerekçesi ile karşı tarafın icra inkar tazminatına mahkum edilmesine yer olmadığına karar verilmesi yerinde olmadığı gibi,  HMK’nun 297. maddesinin (1). fıkrası gereği hükümde “Türk Milleti Adına” ibaresi ile “gerekçeli kararın yazıldığı tarihin” yer alması zorunlu olup, kanunun bu emredici hükmüne aykırı davranılması da doğru bulunmamıştır. 

SONUÇ :Alacaklının temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.`nun 366. ve HUMK.`nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25/09/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
İLETİŞİM BİLGİLERİ BAYTOK HUKUK BÜROSU
Korkutreis Mahallesi Sezenler Caddesi No: 4/16 06430 Sıhhiye / Çankaya - ANKARA
Tel: +90 312 231 02 25
Fax: 0 312 231 02 26
E-mail: info@baytokhukukburosu.com
Başa Dön
Facebook
Twitter
Youtube