Ana Sayfa
0.312 231 02 25
 
BORÇLUNUN TAKİP DAYANAĞI BORCA DAİR İTİRAZDA BULUNMADIĞI

T.C YARGITAY 
12.Hukuk Dairesi 
Esas: 2016/ 20646 
Karar: 2017 / 12412 
Karar Tarihi: 12.10.2017

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkikinin alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
 
Fatura alacağına dayalı olarak genel haciz yoluyla yapılan takipte, borçlunun yetkiye itirazı üzerine duran takibin devamı için alacaklı, icra mahkemesine başvurarak yetki itirazının kaldırılması talebinde bulunmuş, mahkemece, borçlunun yerleşim yeri icra dairesinin yetkili olduğu gerekçesi ile yetkiye yönelik itirazın kaldırılması isteminin reddine karar verilmiştir. 
 
Konusu mal varlığı olan borçlar hukukuna ilişkin sözleşmelerden doğan davalarda yetki, HMK`nun 10. maddesinde belirtilen kurallara göre çözümlenir. Örneğin; sözleşmedeki alacağın ödenmemesi, malın teslimi, cezai şartın ödenmesi gibi... Anılan madde sözleşmeden doğan davalar için sözleşmenin yerine getirileceği yer mahkemesinin yetkisi (... icra, ifa edileceği yer) kabul edilmiştir.
 
Sözleşmenin yerine getirileceği yer öncelikle tarafların açık veya zımni isteğine göre tesbit edilir. Sözleşmede karşılıklı olarak değişik yerlerde yerine getirilecek borçlar varsa (malın teslim edileceği yer-borcun ödeneceği yer) mal teslimi için açılacak dava teslim yeri mahkemesinde, borcun ödenmesi için açılacak dava ise borcun ödeneceği yer mahkemesinde açılabilir. Ancak sözleşmeden, açık veya zımni olarak sözleşmenin yerine getirileceği yerin anlaşılamadığı hallerde yetkili yer, Türk Borçlar Kanunu`nun 89. maddesine göre belirlenir. Yani, davanın konusu sözleşmeden doğan bir para borcu olup da, sözleşmede aksi kararlaştırılmamış ise, borç alacaklının ödeme zamanındaki ikametgahında ödenir. Ancak aranacak ya da aldırılacak borçlarda anılan hüküm uygulanmaz. Ne var ki, HMK`nun 10. maddesi hükmü, yalnız hukuken geçerli olan sözleşmelerden doğan davalar hakkında uygulanacağından, geçersiz olan sözleşmelerden doğan davalarda, sözleşmenin ifa yerinde dava açılamaz (sebepsiz iktisap gibi). Bu durumda, ancak genel yetkili yer olan davalının ikametgahında dava açılır.
 
Somut olayda, borçlu, icra müdürlüğüne sunduğu 22.03.2016 tarihli itiraz dilekçesinde, sadece icra takibinin yetkisiz icra dairesinde başlatıldığı, genel yetki kuralları gereğince takibin borçlunun ikametgahı icra dairelerinde başlatılması gerektiği itirazında bulunmuş, takip dayanağı borca dair itirazda bulunmamıştır. Öte yandan, dava dosyasına sunulan faturalarda, malların teslim edileceği yere dair taraflara ait açık veya zımni bir irade beyanı da yer almamaktadır. Borçlunun, sadece yetkiye itiraz ettiği, akdi ilişkiye itiraz etmediği değerlendirmesiyle, yetkili yerin 6098 sayılı TBK`nun 89. maddesine göre belirlenmesi gerekeceği açıktır. Bu durumda, alacaklı kendi ikametgahının bulunduğu icra dairesinde takip başlatabilir.
 
O halde mahkemece, borçlunun yetki itirazının kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
 
Sonuç: Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK`nun 366 ve HUMK`nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 12.10.2017 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
İLETİŞİM BİLGİLERİ BAYTOK HUKUK BÜROSU
Korkutreis Mahallesi Sezenler Caddesi No: 4/16 06430 Sıhhiye / Çankaya - ANKARA
Tel: +90 312 231 02 25
Fax: 0 312 231 02 26
E-mail: info@baytokhukukburosu.com
Başa Dön
Facebook
Twitter
Youtube