Ana Sayfa
0.312 231 02 25
 
TEBLİGATIN DOĞRUDAN BORÇLUNUN MERNİS ADRESİNE ÖDEME EMRİ TEBLİĞ EDİLDİĞİ

T.C YARGITAY 
12.Hukuk Dairesi 
Esas: 2016/ 20649 
Karar: 2017 / 12414 
Karar Tarihi: 12.10.2017


ÖZET: İcra müdürlüğünce öncelikle bilinen takip talebinde ve buna uygun olarak düzenlenen ödeme emrinde gösterilen borçlunun adresine ödeme emrinin gönderilmesi gerekirken, anılan bu adres gözardı edilerek, doğrudan borçlunun mernis adresine ödeme emrinin tebliği doğru olmadığı gibi, ödeme emri tebliğ evrakı üzerine, tebliği çıkaran mercii tarafından mevzuat kapsamında bir şerh verilmediği anlaşılmakta olup, bu durumda tebliğ işleminin usulsüz olduğu açıktır. O halde, mahkemece usulsüz tebligat şikayetinin kabulü ile borçlunun usulsüz tebliğe muttali olduğu tarihe göre tebliğ tarihinin düzeltilmesine, buna göre süresinde yapılan başvuru nedeniyle de işin esasına girilerek; diğer itirazlarının incelenmesi ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.

(7201 S. K. m. 10, 21, 23, 32) (Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik m. 16)
 
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkikinin borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
 
Alacaklı tarafından borçlu aleyhine çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla başlatılan takipte, borçlunun; icra mahkemesine yaptığı başvuruda, sair itirazları ile birlikte, ödeme emri tebligatının usulsüz olduğunu, takipten 14.03.2016 tarihinde haberdar olunduğunu, kaldı ki alacaklı sıfatı olmayan davalının yapmış olduğu takibin süresiz şikayete tâbi olması nedeniyle takibin iptalini istediği, mahkemece; tebliğ işleminin yasaya uygun yapıldığı gerekçesiyle usulsüz tebligat şikayetinin reddine, dolayısıyla süresinde açılmayan, takip alacaklısının alacaklı sıfatı bulunmadığına ilişkin itirazların da reddine karar verildiği görülmektedir.
 
Tebligat Kanunu`nun 10. maddesinde; "Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa, bilinen en son adresinde yapılır. Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır..." hükmü yer almaktadır.
 
Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesine göre de; ``Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır. Ayrıca başkaca adres araştırması yapılmaz. 79 uncu maddenin ikinci fıkrasına göre renkli bastırılan tebligat zarfında, adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresi olduğu belirtilerek bu adrese tebligat yapılacağına dair meşruhata yer verilir.``
 
Öte yandan 7201 sayılı Tebligat Kanunu`nun 21/2. maddesi gereğince tebligat yapılabilmesi için, tebliği çıkaran mercice, tebligat çıkarılan adresin, muhatabın, adres kayıt sistemindeki adresi olduğu belirtilerek, bu adrese TK`nun 21/2. maddesine göre tebligat yapılacağına dair tebliğ evrakı üzerine kayıt düşülmesi zorunlu olup, tebligatı çıkaran mercice söz konusu şerh verilmeden tebliğ memuru tarafından TK`nun 21/2. maddesine göre tebliğ işlemi yapılamayacağı açıktır. 
 
Somut olayda, takip talebinde ve buna uygun olarak düzenlenen ödeme emrinde, borçlunun adresi; "... olarak gösterildiği halde, icra müdürlüğünce öncelikle bilinen bu adrese ödeme emrinin gönderilmesi gerekirken, anılan bu adres gözardı edilerek, doğrudan borçlunun mernis adresine ödeme emrinin tebliği doğru olmadığı gibi, ödeme emri tebliğ evrakı üzerine, tebliği çıkaran mercii tarafından Yönetmeliğin 16/2. maddesi kapsamında bir şerh verilmediği anlaşılmakta olup, bu durumda tebliğ memurunun, tebliğ işlemini, TK`nun 21/2. maddesi uyarınca yapması, yukarıda değinilen yasa ve yönetmelik hükümlerine aykırıdır.
 
O halde, mahkemece usulsüz tebligat şikayetinin kabulü ile Tebligat Kanunu`nun 32. maddesi uyarınca, borçlunun usulsüz tebliğe muttali olduğu tarihe göre tebliğ tarihinin düzeltilmesine, buna göre süresinde yapılan başvuru nedeniyle de işin esasına girilerek; diğer itirazlarının incelenmesi ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
 
Sonuç: Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK`nun 366 ve HUMK`nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre borçlunun sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 12.10.2017 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
İLETİŞİM BİLGİLERİ BAYTOK HUKUK BÜROSU
Korkutreis Mahallesi Sezenler Caddesi No: 4/16 06430 Sıhhiye / Çankaya - ANKARA
Tel: +90 312 231 02 25
Fax: 0 312 231 02 26
E-mail: info@baytokhukukburosu.com
Başa Dön
Facebook
Twitter
Youtube