Ana Sayfa
0.312 231 02 25
 
MAL REJİMİNİN TASFİYESİ DAVASI.


T.C YARGITAY 
Hukuk Genel Kurulu 
Esas: 2014/ 8-47 
Karar: 2014 / 991 
Karar Tarihi: 26.11.2014


ÖZET: Dava; eşler arasında mal rejiminin tasfiyesi istemine ilişkindir. Harca tabi olan somut olayda, başvurma harcının yatırılma tarihi dava tarihinin tespitinde belirleyici olacaktır. İşte bu usul işlemlerinin göz ardı edilmesi düşünülemez. Şu halde istek konusunda başvuru harcı yatırılmadığına göre, peşin karar ve ilam harcının sonradan yatırılmış olması tek başına, bağımsız nitelikteki bu talebi dava haline getirmez. Değişik gerekçe ile Özel Daire bozma ilamına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
(4721 S. K. m. 202, 225) (743 S. K. m. 170) (4722 S. K. m. 10) (1086 S. K. m. 178, 179, 413) (6100 S. K. m. 118, 119, 120) (492 S. K. m. 32) (YHGK 2.6.1999 T. 1999/5-299 E. 1999/483 K.) (YİBK 06.02.1984 T. 1983/7 E. 1984/3 K.)

Dava: Taraflar arasındaki “mal rejiminin tasfiyesi” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Bergama 1. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 14.10.2010 gün ve 2006/350 E. 2010/648 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 8.Hukuk Dairesinin 21.02.2012 gün ve 2011/2994 E.- 2012/997 K. sayılı ilamı ile;

(... Davacı, Bergama Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/2 Esas sayılı dosyasına kaydedilen dava dilekçesi ile 31.12.2004 tarihinde 37.100.000 TL "Yargı Harcı" yatırarak; davalı ile ayrı yaşamakta haklı olduğunun kabulü ile kendisi için aylık 500 milyon ve müşterek çocukları R. U. için aylık 500 milyon lira olmak üzere toplam Birmilyar-lira "Tedbir Nafakasının" davalıdan alınarak tarafına ödenmesini talep etmiştir. 

Bergama Asliye Hukuk Mahkemesine Aile Mahkemesi sıfatıyla davacı A. U.`un 17.03.2005 tarihinde açtığı 2005/153 Esas sayılı boşanma dava dosyasıyla yukarıda belirtilen nafaka davası ile 12.05.2005 tarihinde birleştirilip boşanma dava dosyasında yargılaması sürdürülürken, 23.06.2005 hakim havale tarihli beyanlarını sunduğu dilekçesinde, davacı N.; davalı A. ile evlilikleri süresince edindikleri malların davalı adına kayıtlı bulunduğunu, bu malların Bergama-Göçbeyli Köyünde iki tarla, 2 katlı ev, 1 adet zeytinlik ve 35 ... ... plakalı traktör olduğunu, tüm bu malların Medeni Kanunun amir hükümlerine göre, 1/2 oranında paylaşılması gerektiğini, bu itibarla davalı A. adına olan tapu kayıtlarıyla traktör kaydının istenmesini ve kendisi ile kızı adına tedbir nafakasına karar verilmesini istemiştir. 

Davacı N., 27.01.2006 hakim havale tarihli dilekçesi ile de; söz konusu ettikleri malların 100 ada 4, 161 ada 11 parsel ve Göçbeyli Atatürk Mahallesindeki ev ile Massey 240 marka traktör olduğunu, buna göre evlilik süresince edinilen müşterek malların toplam değerinin 28.894 TL olup kendi payı olan 1/2 orana isabet eden miktarın 14.447 TL olduğunu beyan etmiş, bu değer üzerinden 27.01.2006 tarihinde 201,40 TL "Yargı Bakiye Harcı" yatırmıştır. 

Davacı N.`nin yukarıda açıklanan davasının boşanma dava dosyasından 04.05.2006 tarihinde tefrik edilerek temyiz konusu edilen bu dosyaya kaydedilmesinden sonra davacı N. vekili, 08.05.2008 hakim havale tarihli dilekçesiyle; 100 ada 4, 161 ada 1 ve 35 ada 1 parsellerin ve dava konusu ettikleri traktör ile sürgü, kaz ayağı, pulluk, çapa ve gübre makinesi, römork, set dolabı, sürgü vs. aksesuarlarının yarısının vekil edeni adına tescilini veya yarı bedellerinin vekil edenine verilmesini istemiş ve bilirkişi raporlarından sonra da 28.04.2010 tarihli makbuzla 450,85 TL tamamlama harcı yatırarak, davanın kabul edilmesini talep etmiştir. 

Davalı A. U. vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. 

Mahkemece; davanın kısmen kabulüne ve 29.375,00 TL`nin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir. 

Hükmün; kabule ilişkin bölümü, süresinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 

Taraflar 16.03.1972 tarihinde evlenmiş, boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün 14.04.2007 tarihinde kesinleşmesiyle evlilik birliği son bulmuştur (TMK.nun 225/2). MK.nun 179.maddesine göre mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı olduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır. Taraflar arasında sözleşmeyle başka bir mal rejimi seçildiği ileri sürülmediğine göre, evlenme tarihinden 4721 sayılı TMK.nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı, (MK.nun 170 m.) bu tarihten mal rejiminin sona erdiği boşanma davasının açıldığı tarihe kadar TMK.nun 202 ve 4722 sayılı Yür. K.nun 10/3.madde ve fıkrasına göre yasal Edinilmiş mallara katılma rejimine tabidirler. 

Davacı N. 31.12.2004 tarihinde harçlandırdığı dava dilekçesinde; yukarıda açıklandığı üzere kendisi ve davalıyla müşterek kızları olan R. U. adına olmak üzere toplam Birmilyar-lira "Tedbir Nafakası" talebinde bulunmuş ve bu talebiyle ilgili de daha sonra birleştirilen Bergama Asliye Hukuk Mahkemesinin (Aile Mahkemesi sıfatıyla) 04.05.2006 gün, 2005/153 Esas ve 2006/247 Karar sayılı dava dosyasında yapılan yargılama sonunda, davacı N.`nin tedbir nafakası talebinin kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiş ve bu karar da temyiz edilmeden 14.04.2007 tarihinde kesinleşmiştir. 

Davacı, tedbir nafakası davasının ve boşanma davasının yargılaması devam ederken yukarıda ayrıntılarıyla belirtildiği üzere, tarafların evlilikleri sırasında müştereken edinilen taşınmaz ve taşınır mallardan bahsetmiş ve bu mallarla ilgili yargılama devam ederken sürekli değiştirilen ve artırılan isteklerle alacak isteğinde bulunmuş, bu isteklerle ilgili değişik tarihlerde ve miktarlarda harç yatırmış ise de, davacı N.`nin yukarıda açıklanan tedbir nafakasına yönelik davasından başka usulüne uygun olarak dava başvuru harcı ve peşin harç yatırılmak suretiyle açılmış bir davası bulunmamaktadır. 

Mahkemece; davacı N.`nin katkı payı veya katılma alacağı isteğine ilişkin olarak dava başvuru harcı ve peşin harç yatırmak suretiyle usulüne uygun olarak açılmış bir davası bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, davanın esasına girilerek usul ve yasaya aykırı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiştir...), 

Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir. 

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: 

Karar: Dava; eşler arasında mal rejiminin tasfiyesi istemine ilişkindir. 

Davacı, Bergama Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/2 Esas sayılı dosyasına kaydedilen dava dilekçesi ile 31.12.2004 tarihinde başvuru ile peşin karar ve ilam harcını yatırmak suretiyle; davalı ile ayrı yaşamakta haklı olduğunun kabulü ile kendisi için aylık 500 ve müşterek çocuk için aylık 500 lira tedbir nafakası talebinde bulunmuştur. 

Tedbir nafakası davası koca tarafından 17.03.2005 tarihinde açılan boşanma davası ile birleştirilmiştir. Nafaka ve boşanmaya ilişkin davaların yargılaması sırasında davacı N. 23.06.2005 hakim havale tarihli beyanlarını sunduğu dilekçesinde, evlilikleri süresince edindikleri malların davalı adına kayıtlı bulunduğunu, bu malların Bergama-Göçbeyli Köyünde iki tarla, 2 katlı ev, 1 adet zeytinlik ve 35 F 5519 plakalı traktör olduğunu, tüm bu malların Medeni Kanunun amir hükümlerine göre 1/2 oranında paylaşılması gerektiğini, bu itibarla davalı A. adına olan tapu kayıtlarıyla traktör kaydının celbini ve kendisi ile kızı adına tedbir nafakasına hükmedilmesini istemiştir. Mahkeme 13.12.2005 tarihli ara kararı ile davacının bu istekleri açıklaması ve açıklanan değer üzerinden gerekli harcı yatırması için davacıya önel verilmiştir. Davacı 27.1.2006 tarihli yazılı beyanında mal rejimine konu taşınmazlar ile traktörün değerleri bildirmiş, peşin karar ve ilam harcını yatırmıştır. 

Davacının mal rejiminden kaynaklanan talepleri 04.05.2006 tarihinde tefrik edilerek temyiz konusu edilen bu dosyaya kaydedilmesinden sonra davacı N. vekili, 08.05.2008 hakim havale tarihli dilekçesiyle; 100 ada 4, 161 ada 1 ve 35 ada 1 parsellerin ve dava konusu ettikleri traktör ile sürgü, kaz ayağı, pulluk, çapa ve gübre makinesi, römork, set dolabı, sürgü vs. aksesuarlarının yarısının vekil edeni adına tescilini veya yarı bedellerinin vekil edenine verilmesini istemiş, bilirkişi raporlarından sonra da belirlenen değer üzerinde 28.04.2010 tarihli makbuzla bakiye peşin karar ve ilam harcını tamamlamıştır. 

Davalı vekili 27.06.2005 tarihli dilekçesinde; “davalı-davacının mal ayrılığına ilişkin talepleri nafaka davasının konusu olmamakla birlikte boşanma davasının davalısı konumundaki davalı-davacı açısından mukabil dava açmasını gerektirmektedir. Boşanma davasına verdiği cevap ya da son dilekçesi mal ayrılığının tatbiki için yeterli olmayacaktır. Bu durumda bu taleplerin değerlendirilmemesi gerekmektedir. Kaldı ki, müvekkil, N. U.`a evlilikleri süresince bir adet 5900 M2 büyüklüğünde tarla ve bir adet köy içinde ev satın almıştır. Evi kendi annesinin üzerine yapan N. U. edinilen malların edinilme aşamasında maddi ve fiili olarak hiçbir katkıda bulunmamış, dava dilekçesinde de belirttiğimiz üzere evliliğin ilk yıllarında kendi tarlalarında çalışmaya gündelik ile gitmiş,son yıllarda tarlaya hiç gitmemiştir. Müvekkilin sahip olduğu taşınmazların bir kısmı da babasından kalmıştır” şeklinde beyanda bulunmuştur. 

Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 

Yargıtay 8. Hukuk Dairesince hüküm yukarıda başlık bölümüne alınan gerekçe ile bozulmuş, mahkemece önceki kararda direnilmiş, direnme kararı davalı tarafından temyiz edilmiştir. 

Yerel mahkeme ile Özel Daire arasındaki uyuşmazlık; açılıp birleştirilen tedbir nafakası ve boşanma davasının yargılaması devam ederken, davacı kadının değişik tarihlerde katkı payı ve katılma alacağı talep edip, bu isteklerle ilgili değişik tarihlerde, değişik miktarlarda harç yatırmış olması karşısında, bu isteklerle ilgili olarak usulüne uygun olarak başvurma harcı ve peşin harç yatırılmak suretiyle açılmış bir davanın bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. 

Davanın ne şekilde açılacağı taleplerin ileri sürüldüğü tarihte yürürlükte bulunan HUMK m. 178 vd maddelerinde (6100 sayılı HMK. 118 vd) gösterilmiştir. HUMK m. 179`da (6100 sayılı HMK. 119) dava dilekçesinin şekli belirlenmiştir. Dava dilekçesi için öngörülen bu şekil usuli işlemin temelini teşkil eder (ALANGOYA, Yavuz/YILDIRIM, Kamil/DEREN-YILDIRIM, Nevhis, Medeni Usul Hukuku Esasları, 7. B, İstanbul 2009, s. 221). HUMK m. 413 (6100 s. HMK m. 120) uyarınca da davacı tarifede belirlenen yargılama harçlarını dava açarken yatırmak zorundadır. 

Davacının, açılıp birleştirilen tedbir nafakası ve boşanma davasının yargılaması sırasında ileri sürdüğü mal rejiminden kaynaklanan taleplerinin bu anlamda usulüne göre açılmış bir dava olup olmadığı çeşitli olasılıklara göre değerlendirilmelidir. Asıl olan başvurma harcının yatırılmış olması olduğuna göre, davacının tedbir nafakası dava dilekçesinde katkı payı ya da katılma alacağına yönelik bir davasının/talebinin olup olmadığına bakılacak olursa; davacı kadın tedbir nafakasında ilişkin dava dilekçesinin olaylar kısmında; “34 yıldan beri çalışıp elde ettiğimiz tarladan, evden, zeytinlikten ve traktörden hakkımı istiyorum” şeklinde bir açıklama yapmış ise de, dava dilekçesinin netice-i talep (talep sonucu) kısmında salt kendisi ve müşterek çocuk için tedbir nafakası isteminde bulunmuş, mal rejimine ilişkin olarak miktar belirtilmek suretiyle yapılmış bir talebi bulunmamaktadır. Esasen davanın konusunun açıklandığı kısımda da davanın tedbir nafakasına ilişkin olduğu belirtilmiştir. Kuşkusuz isteğin davanın konusunun açıklandığı kısımda gösterilmemesi dava dilekçesinde bir noksanlık değil ise de, eldeki olayda davacının mal rejiminin tasfiyesi yönünde bir talebinin olup olmadığının belirlenmesi yönüyle önemlidir. 

Gerçekten öğretide “objektif dava birleşmesi/yığılması” olarak adlandırılan davacının birden fazla davasını tek dava dilekçesi ile açması halinde, her bir davaya ait talep sonucunu açıkça ve ayrı ayrı dilekçede göstermesi gerekir (KURU, Baki: Hukuk Muhakemeleri Usulü, C. II, 6.B., İstanbul 2001, s. 1604; ALANGOYA/YILDIRIM/DEREN-YILDIRIM, s. 229). Bu takdirde, yatırılan başvurma harcının her bir davayı kapsadığı kabul edilir. Eş söyleyişle, her bir talep için ayrı ayrı başvurma harcı değil tek bir başvurma harcı alınır. 

Eldeki olayda tedbir nafakası ve mal rejiminin tasfiyesi yönünden yukarıdaki ilkelere uygun bir objektif dava birleşmesinden söz etmeye imkân bulunmamaktadır. Bu nedenle de mal rejiminden kaynaklanan istek yönünden, tedbir nafakası ile birlikte açılmış dava bulunmadığından yatırılan başvurma harcının mal rejimine ilişkin isteği kapsamadığı açıktır. Daha açık ifadesiyle, mal rejiminin tasfiyesine yönelik istek konusunda alınmış bir başvurma harcı yoktur. 

Tedbir nafakası ve birleştirilen boşanma davası sırasında sunulan dilekçeler ile katkı payı ve katılma alacağı talebinde bulunulması üzerine, mahkemece peşin karar ve ilam harcı alınmış, değişen ve artırılan miktarlara göre peşin karar ve ilam harcı ikmal ettirilmiş ise de, bu aşamada dahi başvurma harcının alınmadığı konusunda duraksama bulunmamaktadır. 

Davanın açılmasına esas teşkil eden harç, başvurma harcı ile peşin karar ve ilam harcıdır. Bunlardan başvurma harcı, salt davanın açılması ile ilgili olarak baştan tamamı alınması gereken bir harç olup, peşin karar ve ilam harcının sonradan tamamlanması mümkündür. Dava başvurma harcının alındığı tarihte açılmış sayılır (Aynı yönde HGK. 2.6.1999 tarih, 1999/299 Esas ve 1999/483 sayılı Kararı). 

İlke olarak, harca tabi davalarda harcın yatırılma tarihi dava tarihini oluşturacağından önemlidir. Kuşkusuz harcın noksan olması halinde, tamamlanması mümkün ise de harcın hiç alınmamış olması halinde açılmış bir davadan söz edilmeyecektir. 

Harçlar Kanunu uyarınca yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe takip eden işlemler yapılmaz (Harçlar Kanunu m. 32). Öyle ki, esasen somut olaydaki gibi harca tabi davalarda başvurma harcı ve peşin karar ve ilam harcı yatırılmadıkça dava dilekçesi esas defterine kaydı dahi yapılamaz. Bu şekilde esasa kaydedilmiş bir davayı da mahkeme görüp sonuçlandıramaz (KURU, Baki: Hukuk Muhakemeleri Usulü, C. V, 6.B., İstanbul 2001, s. 5315). 

Nafaka davası dilekçesinde mal rejimi konusunda açılmış bir dava bulunmadığına göre, sonradan tedbir nafakası davasının incelenmesi sırasında sunulan dilekçe ve yapılan sözlü beyanlar üzerine davacının katkı payı ve katılma alacağı isteği olduğunun mahkemece varsayılarak nispi karar ve ilam harcı alınması; isteğin ayrı bir dava olduğu varsayılarak keşif yapılması, bilirkişi raporu alınması ve dava safahatı itibariyle aradan uzun süre geçmesinin, usul ekonomisi gibi ilkelere aykırı olduğu düşünülse de; yukarıda açıklandığı gibi dava açılması bir takım koşullara bağlı olduğu gibi dava açılmasının gerek usul gerekse de maddi hukuk bakımından sonuçları da bulunmaktadır. Usul ekonomisi gibi ilkeler karşısında, davanın açılmasına ilişkin usul kuralları ile dava açılmasına bağlanan sonuçların ihmal/gözardı edilmesi düşünülemez. Zira dava açılması zaman aşımını kesecektir. Öte yandan davanın açılması için bir hak düşürücü de öngörülmüş olabilecektir. Dava açılması ile davacı açısından hak düşürücü süre korunurken, davanın açıldığı tarih itibariyle hak düşürücü sürenin geçmiş olup olmadığı mahkemece resen göz önüne alınacaktır. Dava açılması ve karşı tarafa dava dilekçesinin tebliğ edilmesi ile daha önce temerrüde düşürülmemiş olan davalı temerrüde düşürülmüş olacaktır (MUŞUL, Timuçin: Medeni Usul Hukuku, 3. Bası, Ankara 2012, s. 119-120). Dava açılmasının sayılan bu kimi maddi hukuk bakımındaki sonuçlar yanında, usul hukuku bakımından da sonuçlarına kısaca göz atmak gerekirse; davanın açıldığı tarihteki duruma göre hükme bağlanması ilkesi, özellikle somut olay bakımından önemlidir. Zira talebin kısmen katkı payına (743 S. Türk Kanunun Medenisi m. 170) ilişkin bulunmasına göre, katkı payının hesaplanmasında mevcut malların dava tarihindeki değerleri esas alınacaktır. Öyle ki mal rejiminin tasfiyesi davasının, mal rejiminin sona erme koşuluna (somut olayda boşanma kararının kesinleşmesine ) bağlı olması nedeniyle, davanın açılması ile dava şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği hususu davalı tarafından ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden göz önünde bulundurulacaktır. Dava şartlarının mevcut olup olmadığı, davanın açıldığı tarih itibariyle denetlenecektir (ALANGOYA/YILDIRIM/DEREN-YILDIRIM, s. 235) Şu halde davanın açılma tarihinin bilinmesinde zorunluluk bulunmaktadır. Yargılama işleminin gerçekleştiği dönemde yürürlükte bulunan HUMK m. 178 uyarınca oluşan farklı içtihatlar nedeniyle 6.2.1984 tarihinde kabul edilen 1983/7-1984/3 sayılı İBK`da; harca tabi olan-olmayan dava ayrımı yapılarak, harca tabi olmayan davalarda hakimin havale tarihinde davanın açılmış sayılacağı, harca tabi davalarda ise harcın ödendiği tarihte davanın açılmış sayılacağı benimsenmiştir ki, harca tabi olan somut olayda, az yukarıda vurgulandığı üzere, başvurma harcının yatırılma tarihi dava tarihinin tespitinde belirleyici olacaktır. İşte bu usul işlemlerinin de göz ardı edilmesi düşünülemez. 

Şu halde istek konusunda başvuru harcı yatırılmadığına göre, peşin karar ve ilam harcının sonradan yatırılmış olması tek başına, bağımsız nitelikteki bu talebi dava haline getirmez. Açıklanan değişik gerekçe ile Özel Daire bozma ilamına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır. 

Sonuç: Davalının temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda gösterilen değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı 6217 sayılı Kanunun 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu`na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu`nun 429. Maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, 26.11.2014 gününde yapılan ikinci görüşmede oyçokluğu ile karar verildi. 

KARŞI OY: 

Davacı N. U. 27.12.2004 havale ve harç tarihli tedbir nafakası istekli dava dilekçesinde özetle; davalı eşi A. U.`dan bir yıldan beri ayrı yaşamakta olduğunu, Üniversite öğrencisi kızı R. U.`un kendi yanında kaldığı için kendisi için aylık 500 TL ve kızı için aylık 500 TL olmak üzere, aylık toplam; 1000 TL tedbir nafakasına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. 

Davacı A. U. (öteki davacının nikahlı eşi) 16.03.2005 havale ve harçlandırılan dava dilekçesinde özetle; davalı eşi N. ile uzun zamandan beri evli oldukları, ancak, aralarında şiddetli geçimsizlik bulunduğu için ve davalının Ağustos - 2004 tarihinde müşterek haneyi terk ederek annesinin yanına gittiğini açıklayarak şiddetli geçimsizlik hukuksal nedenine dayalı olarak tarafların boşanmalarına karar verilmesini istemiştir. 

Davalı N. U. 23.06.2005 havale tarihli boşanma dava dosyasına verdiği cevap dilekçesinde özetle; davacı koca ile 35 yıldan beri evli olduğunu bu evlilik süresi içerisinde iki adet tarla, bir adet iki katlı ev ve arsası ile bir adet zeytinlik ve 35 F 5519 plakalı traktörün satın alınarak koca A. U. adına tapuda ve trafikte kayıtlarının oluşturulduğunu, MK`nun hükümleri gereğince bu malların ½ oranında paylaştırılması gerektiğini, kendisinin mağdur olduğunu ve kızları ile yaşamakta bulunduğunu, bu nedenle kendisi için ve kızı R. için tedbir nafakasına hükmedilmesini açıklamıştır. Bu talepler nedeniyle söz konusu dilekçe harçlandırılmamıştır. 

Davacı A. U.`un Aile Mahkemesine açmış olduğu boşanma davası ile öteki davacı N. U.`un Asliye Hukuk Mahkemesine açmış olduğu tedbir nafaka dava dosyası Aile Mahkemesindeki boşanma davası dosyasıyla birleştirilmiştir. Ayrıca, asıl ve birleştirilen davaya bakan Aile Mahkemesi davalı N.`nin 23.06.2005 havale tarihli cevap dilekçesindeki açıklamalarını mal rejiminin tasfiyesine ilişkin istek olarak algılamış, ancak bu dava için başvuru ve karar harcı ödettirmeden davalı N. U.`a taleplerini açıklaması ve bedel bildirmesi için süre verilmiş, davalı N. U. ise, 27.01.2006 havale tarihli dilekçesinde; taşınmazlar ve traktör için toplam 28.894 YTL`nin ½ karşılığı olan 14.400 YTL nedeniyle 201,40 YTL harç ödenmiştir. Bu aşamadan itibaren Aile Mahkemesi hem boşanma dava dosyasına, hem tedbir istekli birleştirilen dava dosyasına ve hem de usulüne uygun olarak açılmış bir mal rejiminin tasfiyesi davası olmadığı halde mal rejimine yönelik dava varmış gibi yargılamalara devam etmiş ve sonuçta davacı A. U.`un açmış olduğu boşanma davasının kabulüne, tarafların boşanmalarına, birleştirilen nafaka dosyasındaki R. U. için istenen nafaka davasının yardım nafakasının şartları oluşmadığından reddine, ancak, davacı N. U. için aylık 160 YTL tedbir nafakasına hükmedilmesine, mal rejiminin tasfiyesine ilişkin davanın iş bu dosyadan tefrik edilerek yeni bir esasa kaydedilmesine karar verilmiştir. Söz konusu karar davalı N. U. vekili tarafından temyiz edilmiş ise de, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 01.03.2007 gün, 2006/15011 Esas, 2007/3103 Karar sayılı kararıyla formül olarak onanmıştır. Karar düzeltme talep edilmediğinden boşanma kararı ve nafaka ile ilgili karar 30.04.2007 tarihinde kesinleşmiştir. 

Mal rejiminin tasfiyesine ilişkin tefrik kararı üzerine dosya Aile Mahkemesinin 2006/350 esasına kaydedilmiştir. Ne var ki, Aile Mahkemesi hakimi davanın başında alınması gereken başvuru harcı ve karar harcı alınmadığını görmeden, araştırmadan sanki ortada usulüne uygun olarak açılmış bir tasfiye davası var olduğundan bahisle yargılamalara devam etmiş ve delilleri toplayarak 14.10.2010 tarihinde davanın kısmen kabulüne, 29.375 TL`nin davalıdan alınarak davacı N.`ye verilmesine karar verilmiştir. Bu karar davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 21.02.2012 gün ve 2011/2994 Esas, 2012/997 Karar sayılı kararıyla oyçokluğuyla bozulmuştur. Bozma kararı kapsamında özetle; davacı N. U.`un 27.12.2004 havale ve harç tarihli tedbir nafakası istekli davasından başka harcı ödenerek usulüne uygun olarak açılmış herhangi bir davanın bulunmadığını, mahkemece usulüne uygun olarak açılmış bir dava olmadığından karar verilmesine yer olmadığına kararı verilmesi gerekirken, esasına ilişkin karar verilmesi doğru olmadığından bozulmuştur. Karşı oy kullanan Daire Başkanı karşı oy yazısında özetle; davacı N. U. tarafından usulüne uygun olarak açılmış bir davanın olmadığını, fakat, açıklanan olaylar silsilesine göre, mal rejimine ilişkin talepler nedeniyle harçlar alındığından ve Daire çoğunluğunun bozma kararı adil yargılama hakkına uygun düşmediğinden Anayasa`nın 141/2 ve HUMK`nun 74. maddelerine aykırı olduğundan sonucu itibariyle işin esasına girilerek temyiz incelemesi yapılması gerekirken, bozulmasının doğru olmadığı yönünde karşı oy kullanmıştır. 

Açıklanan olgular tarafların, mahkemenin ve daire çoğunluğu ile azınlık oy sahibinin düşünceleri genel olarak birbirini teyit etmekte ve örtüşmektedir. Gerçekten de, davacı N. U.`un tedbir nafakası istekli davası dışında usulüne uygun olarak açılmış herhangi bir davası söz konusu değildir. Az yukarıda belirtilen cevap dilekçesinin içeriğindeki açıklamaların Aile Mahkemesi hakimi tarafından mal rejiminin tasfiyesine yönelik olarak değerlendirilerek süre verilip bunların değerlerinin bildirilmesi istenmekle, eksik harç 201,40 YTL ödenmiş ise de; bu istek nedeniyle tahsil edilmiş herhangi bir başvuru harcı ve ilam harcı bulunmamaktadır. 

Bilindiği üzere, 492 sayılı Harçlar Kanununun 1, 6, 15, 16, 25, 26 özellikle 27. maddesi uyarınca, harçların dava açılırken peşin olarak ödenmesi zorunludur. Öte yandan, 6100 sayılı HMK`nun 118, 119, 120, 121 ve 122. maddeleri ile 1086 sayılı HUMK`nun 107 ve 426. maddeleri dikkate alındığında davacı tarafından gerek usul yasaları, gerekse Harçlar Kanunu kapsamına göre mal rejiminin tasfiyesine ilişkin açılmış herhangi bir dava söz konusu değildir. Öyle ise, olmayan bir dava için adil yargılama hakkından ve TC. Anayasa`sının 141/2. maddesinden söz etmek mümkün olamaz. Öte yandan mal rejiminin tasfiyesine ilişkin davalar ister katkı alacağına yönelik olsun, ister katılma alacağına ilişkin olsun 10 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Bu durumda, boşanma davasının açıldığı 16.03.2005 tarihinden itibaren HGK`ndan dosyanın karara bağlandığı tarihe göre 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmamıştır. Davacı taraf isterse usulüne uygun olarak süresi içerisinde mal rejiminin tasfiyesine ilişkin davasını açmakta muhtardır. 

Tüm bu açıklamalardan sonra, söz konusu dosyanın yargılaması HGK`nda bir önceki hafta da görüşülmüş, tartışılmış, üçlü oy kullanması ile katılan sayın Üyelerin temayülleri belirlenmiş, ancak, en az oy ikinci oylamada dikkate alınmayacağından Dairemizin söz konusu bozma kararının son derece Hukuka, Kanuna, Harçlar Yasası ve Usul Yasasına uygun olmasına karşın zorunlu olarak ve elde olmayan nedenlerle değişik bozma şeklinde oy kullanmak zorunda kalınmış ise de, benim görüşüm bozma şeklinde olduğundan açıklanan bu gerekçelerle sayın çoğunluğun değişik bozma şeklinde tecelli eden görüşüne zorunluluktan katılmakla birlikte, gerekçe olarak katılamıyorum. 
İLETİŞİM BİLGİLERİ BAYTOK HUKUK BÜROSU
Korkutreis Mahallesi Sezenler Caddesi No: 4/16 06430 Sıhhiye / Çankaya - ANKARA
Tel: +90 312 231 02 25
Fax: 0 312 231 02 26
E-mail: info@baytokhukukburosu.com
Başa Dön
Facebook
Twitter
Youtube