Ana Sayfa
0.312 231 02 25
 
ZAMAN AŞIMI ŞİKAYETİNİN KABULÜNE KARAR VERİLMESİ GEREKİRKEN İSTEMİN REDDİ İSABETSİZ OLUP BORÇLUNUN İSTİNAF BAŞVURUSUNUN KABULÜ İLE İCRANIN GERİ BIRAKILMASI.



Ankara BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 
18. Hukuk Dairesi 
Esas: 2017 / 1479 
Karar: 2017 / 2331 
Karar Tarihi: 22.11.2017




ÖZET: Alacaklı TBK.nın maddesi gereğince, her ay borçlunun maaşından gelen paranın kısmi ifa kabul edilmesi gerektiğini ve zamanaşımını keseceğini iddia etmekte ise de, yukarıda da açıklandığı üzere kambiyo senedi olan çekler yönünden TBK.nın maddesine göre daha özel nitelikte bulunan TTK.nın maddesindeki sayılan zamanaşımını kesen nedenlerin uygulanması gerekir. Şu halde, şikayete konu takip dosyasında zamanaşımını kesecek nitelikte işlem yapılmadığından takip konusu çekin keşide tarihi itibariyle yürürlükte olan 6762 sayılı TTK`nun (6273 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önceki) maddesi gereğince altı aylık zamanaşımı dolmuştur. Sonuç olarak, mahkemece, zamanaşımı şikayetinin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile istemin reddi isabetsiz olup, borçlunun istinaf başvurusunun kabulü ile icranın geri bırakılmasına ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Yukarıda açıklanan nedenlerle; Borçlunun istinaf başvurusunun kabulü ile; A. İcra Hukuk Mahkemesinin kararının kaldırılmasına gerekmiştir.

(2004 S. K. m. 71, 170/B) (6762 S. K. m. 726, 730) (6098 S. K. m. 154) (818 S. K. m. 133) (6102 S. K. m. 818) (675 S. KHK. m. 16)

 

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararına karşı süresi içerisinde borçlu tarafından istinaf incelemesi istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Dairemize gönderilmiş olup, dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Borçlunun, 2008 yılında takibin kesinleştiğini, bu tarihteki hacizden sonra 2016 yılına kadar herhangi bir işlem yapılmadığını, alacağın zamanaşımına uğradığını belirterek takibin iptali istemi ile icra mahkemesine başvurduğu,  mahkemece, maaş haciz işleminin süregelen bir işlem olması nedeniyle zamanaşımının oluşmadığı gerekçesiyle şikayetin reddine karar verildiği, bu karara karşı borçlunun, şikayet dilekçesindeki nedenlerle istinaf incelemesi talep ettiği anlaşılmaktadır. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlığının 28/11/2016 tarih ve 2016/98 muh sayılı yazısı ekinde gönderilen listeye göre sorgulama yapılmış, 675 sayılı KHK`nın 16. maddesi gereğince dava şartları yönünden bir eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından istinaf talebinin incelenmesine geçilmiştir.

 

Başvuru, İİK.nın 71/2 maddesi kapsamında kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takipte zamanaşımı şikayetine ilişkindir.

 

Şikayete konu Ankara 4.İcra Müdürlüğünün 2008/16044 E.sayılı takip dosyasının incelenmesinde; Alacaklının, çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takibe başladığı, ödeme emrinin 08/01/2009 tarihinde tebliğ edildiği, 27/08/2008 tarihinde maaşına ihtiyati haczi uygulandığı, alacaklı vekilinin en son 07/05/2010 tarihinde T.İş Bankası A.Ş. Mensupları Emekli Sandığı Vakfına müzekkere yazılmasını talep ettiği, 18/04/2016 tarihine kadar başka işlem yapılmadığı, borçlunun maaşından yapılan kesintilerin her ay dosyaya geldiği görülmektedir. Borçlunun istinaf nedenlerinin incelenmesi bakımından yasal düzenlemelere bakıldığında; İİK.nın 170/b maddesi atfıyla kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takipler hakkında da uygulanan aynı kanunun 71/2.maddesine göre, borçlu, takibin kesinleşmesinden sonraki dönemde borcun zamanaşımına uğradığını iddia ederse İİK.nın 33/a maddesi hükmü kıyasen uygulanır. Sözkonusu madde gereğince bu durumda icranın geri bırakılmasına karar verilir. 03/02/2012 tarih ve 28193 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete yayımlanarak yürürlüğe giren 6273 sayılı Kanun`un 7. maddesiyle değişik 6762 sayılı TTK`nun 726. maddesine göre; “Hamilin; cirantalarla keşideci ve diğer çek borçlularına karşı haiz olduğu müracaat hakları ibraz müddetinin bitiminden itibaren üç yıl geçmekle müruruzamana uğrar. Çek borçlularından birinin diğerine karşı haiz olduğu müracaat hakları, bu çek borçlusunun çeki ödediği veya çekin dava yolu ile kendisine karşı dermeyan edildiği tarihten itibaren üç yıl geçmekle müruruzamana uğrar.” Yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere göre, çekler yönünden zamanaşımı süresinin başladığı tarihte hangi yasa yürürlükte ise, o yasada öngörülen zamanaşımı süresinin uygulanması gerekmektedir. Buna göre, çek hakkında ibraz süresinin bitimi ile zamanaşımı işlemeye başlayacağına göre, çekin ibraz süresinin sona erdiği tarihte geçerli olan zamanaşımı süresinin nazara alınması zorunludur. Bu nedenle zamanaşımı süresi, 6762 Sayılı TTK`nun 726. maddesini değiştiren 6273 sayılı Kanun`un 7. maddesinin yürürlüğe girdiği 03/02/2012 tarihinden önce ibraz süresi dolan çeklerde altı ay, ibraz süresi bu tarihten sonra dolan çeklerde ise üç yıldır.

 

Somut olayda, takibe dayanak yapılan çeklerin keşide tarihleri 2008 yılına ait olup, ibraz süresi 03/02/2012 tarihinden önce dolduğundan, sözkonusu çekler, altı aylık zamanaşımı süresine tabidir. Uygulanacak zamanaşamı süresi belirlendikten sonra şimdi ise hangi hallerde zamanaşımının kesileceğine ilişkin yasal düzenlemelere bakmak gerekir. 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 154. (818 sayılı Borçlar Kanunu`nun 133.) maddesine nazaran daha özel nitelikte bulunan ve 6102 sayılı TTK`nun 818/1-p (6762 sayılı TTK`nun 730/18.) maddesi gereğince çekler hakkında da uygulanması gereken aynı Kanun`un 750. (eski 662.) maddesinde zamanaşımını kesen sebepler “dava açılması, takip talebinde bulunulması, davanın ihbar edilmesi veya alacağın iflas masasına bildirilmesi” şeklinde sınırlı olarak sayılmıştır. Yine, 6102 sayılı TTK`nun 818/1-p (6762 sayılı TTK`nun730/18.) maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken aynı kanunun 751/2. (eski 663/2.) maddesi gereğince zamanaşımı kesilince son işlem tarihinden itibaren, müddeti aynı olan yeni bir zamanaşımı işlemeye başlar. Ayrıca, alacaklının yaptığı, takibin devamını sağlayıcı nitelikte her takip işlemi ile de zamanaşımı kesilir ve yeni bir süre işlemeye başlar. İnceleme konusu takipte, takibin başlatıldığı 27/10/2008 tarihinde zamanaşımı kesilmiş ve yeni bir süre işlemeye başlamıştır. Alacaklı, 07/05/2010 tarihli işlemden sonra altı aylık sürede zamanaşımını kesen herhangi bir takip işlemi yapmamıştır. Borçlunun maaşına uygulanan haciz nedeniyle dosyaya her ay yapılan kesintiler gelmekte ise de, burada zamanaşımını kesen işlem alacaklının haciz talebidir. Yoksa her ay maaştan kesilerek paranın icra dosyasına gelmesi ve alacaklı tarafından alınması icra takip işlemi niteliğinde olmadığından zamanaşımını da kesmez.(Yargıtay 12.HD.nin 15/12/2014 tarih ve 2014/30420 E.-30286 K.sayılı; 05/03/2013 tarih ve 2012/30812 E.-2013/7335 K.sayılı kararları)

 

Diğer yandan alacaklı TBK.nın 154.maddesi gereğince, her ay borçlunun maaşından gelen paranın kısmi ifa kabul edilmesi gerektiğini ve zamanaşımını keseceğini iddia etmekte ise de, yukarıda da açıklandığı üzere kambiyo senedi olan çekler yönünden TBK.nın 154.maddesine göre daha özel nitelikte bulunan TTK.nın 750.maddesindeki sayılan zamanaşımını kesen nedenlerin uygulanması gerekir. Şu halde, şikayete konu takip dosyasında zamanaşımını kesecek nitelikte işlem yapılmadığından takip konusu çekin keşide tarihi itibariyle yürürlükte olan 6762 sayılı TTK`nun (6273 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önceki) 726. maddesi gereğince altı aylık zamanaşımı dolmuştur. Sonuç olarak, mahkemece, zamanaşımı şikayetinin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile istemin reddi isabetsiz olup, borçlunun istinaf başvurusunun kabulü ile icranın geri bırakılmasına ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

 

KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Borçlunun istinaf başvurusunun kabulü ile; Ankara 15.İcra Hukuk Mahkemesinin 23/03/2017 tarih ve 2017/44 E.- 2017/192 K. sayılı kararının kaldırılmasına, 2- Şikayetin kabulü ile; Ankara 4.İcra Müdürlüğünün 2008/16044 E. sayılı dosyası ile başlatılan takipte İİK.nın 71/2 maddesi göndermesi ile aynı kanunun 33/a maddesi gereğince şikayetçi borçlu yönünden icranın geri bırakılmasına, 3- İlk derece mahkemesinde gerekli harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 4- İlk derece mahkemesinde şikayetçinin yapmış olduğu 50,50 TL harç gideri ile 2 davetiye gideri 22,00 TL toplamı 0,75 TL dosya masrafı toplamı 73,25 TL yargılama giderinin (davalı) alacaklıdan alınarak (davacı) borçluya verilmesine, 5- Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince ilk derece mahkemesindeki yargılama için takdir edilen 660,00 TL vekalet ücretinin (davalı) alacaklıdan alınarak (davacı) borçluya verilmesine, 6- İstinaf başvurusu nedeniyle yatırılan 31,40 TL karar harcının istemi halinde (davacı) borçluya iadesine, 7- İstinaf başvurusu sebebiyle şikayetçinin yapmış olduğu 85,70 TL başvuru harcı, 1 davetiye gideri 11,00 TL ile 51,60 TL posta masrafı toplamı 148,30 TL yargılama giderinin (davalı) alacaklıdan alınarak (davacı) borçluya verilmesine, 8- HMK`nın 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının artan bölümünün (davacı) borçluya iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay`a temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 22/11/2017

İLETİŞİM BİLGİLERİ BAYTOK HUKUK BÜROSU
Korkutreis Mahallesi Sezenler Caddesi No: 4/16 06430 Sıhhiye / Çankaya - ANKARA
Tel: +90 312 231 02 25
Fax: 0 312 231 02 26
E-mail: info@baytokhukukburosu.com
Başa Dön
Facebook
Twitter
Youtube