Ana Sayfa
0.312 231 02 25
 
DAVACININ ALACAĞIN DEĞERİNİ TAM VE KESİN OLARAK BELİRLEYEBİLMESİ İMKANSIZ DEĞİLSE DE KENDİSİNDEN BEKLENEMEZ.BU SEBAPLE MAHKEMECE İŞİN ESASINA GİREREK BİR KARAR VERMESİ GEREKMEKTEDİR.


T.C.

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

17. HUKUK DAİRESİ

E. 2017/909

K. 2017/1358

T. 28.9.2017

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu`nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

KARAR : DAVA:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı bankadan çeşitli tarihlerde krediler kullandığını, müvekkilinin kartel faizi sebebiyle zarara uğradığını, söz konusu fiil olmasaydı müvekkilinin kredi maliyetinin daha az olacağını beyanla davalı bankanın 21/08/2007 ve 22/09/2011 tarihleri arasında kartel faizi uygulamak suretiyle müvekkiline vermiş olduğu zararın 3 katının fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00 TL sinin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.

SAVUNMA:

Dava dilekçesi tebliğ edilmeden dosya üzerinden dava sonuca bağlanmış olduğundan cevap dilekçesi yoktur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesi; "...talep miktarı olarak dava şartı bulunmadığından dava dilekçesinde usulen reddine..." karar vermiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili 03.02.2017 tarihli istinaf dilekçesinde özetle; Davanın fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydı ile belirsiz alacak davası olarak açıldığını, davanın HMK 107 maddesi gereğince belirsiz alacak davası niteliğinde olmasına rağmen ve açılmış olduğu tarih itibarı ile miktar ve değerini tam olarak belirleme imkanı da bulunma- ması yerel mahkemece gözetilmeyerek usule aykırı bir biçimde red edildiğini, yerel mah- kemenin delilleri toplayarak işin esasına girmesi gerekirken bu husus gözetilmeden hatalı değerlendirme ile vermiş olduğu karar usul ve yasaya aykırı olduğun öte yandan uyuşmaz- lığın kredi sözleşmesinden kaynaklandığı ve haliyle ticari iş olduğundan, davaya ticaret mah- kemelerinin bakması gerekirken dosyanın görevsizlikle hakem heyetine gönderilmesi hukuka aykırı olduğundan, usulen red kararının kaldırılarak, dosyanın ticaret mahkemelerine gönde- rilmesine karar verilmesi gerektiği hususları istinaf sebebi olarak ileri sürülmüştür.

Davalı vekilinin bu istinaf başvurusu, ilk derece mahkemesince, kararın kesin olduğu gerekçesiyle reddedilmiş, davacı vekili bu sefer ilk derece mahkemesinin istinaf başvurusunun reddine dair kararını, bir haftalık yasal süresi içinde, kararın kesin olmadığı gerekçesiyle istinaf etmiştir.

HMK 346 maddesine göre, istinaf başvurusun reddi kararına karşı, tebliğden itibaren 1 haftalık süre içinde istinaf yoluna başvurulabileceği, Bölge Adliye Mahkemesi, istinaf dilekçesinin reddine dair kararı yerinde görmezse, ilk istinaf dilekçesine göre gerekli incelemeyi yapar.

DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:

Dava, 4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanundan kaynaklı tazminat davasıdır.

Davacı fazlaya dair haklarını saklı tutarak şimdilik kaydıyla 100.-TL tazminat talep yukarda özetlenen bu davayı açmış, ilk derece mahkemesi ise dava değerinin 100.-TL olduğunu kabul ederek miktar itibariyle davayı dava şartı yönünden usulden, davalı vekilinin istinaf başvurusunu, yine miktar itibarıyla kesin olduğu gerekçesiyle reddetmiştir.

Uyuşmazlık davanın değerinin miktar itibariyle ne olduğu, kredi sözleşmesinin ticari ya da tüketici sözleşmesi olup olmadığı ve dolayısıyla mahkemenin görevi noktasında toplanmaktadır.

Dava; değeri 100.-TL olarak gösterilmek suretiyle belirsiz alacak davası olarak açılmıştır.

6100 Sayılı HMK.nun 107.maddesinde "Belirsiz alacak ve tespit davası" düzenlenmiştir. Buna göre;

"(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir.

(2) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir.

(3) Ayrıca, kısmi eda davasının açılabildiği hâllerde, tespit davası da açılabilir ve bu durumda hukuki yararın var olduğu kabul edilir."

Somut olayda, davacının, davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesi imkansız değil ise de kendisinden beklenemez. Zira talep edilen tazminatın miktarı dosyaya tarafların sunacağı deliller sonrasında mahkemece yaptırılması muhtemel bir bilirkişi incelemesi sonucunda teknik bir hesaplama sonrası ortaya çıkabilecektir. Bu sebeple belirsiz alacak davası açmasında hukuken bir engel yoktur. (Yargıtay HGK.nun 17/10/2012 Tarih ve 2012/9-838 E. 2012/715 K.sayılı kararı)

Davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının mümkün olduğu durumda da, ilk derece mahkemesi, tazminat miktarını belirlemeden, dava dilekçesinde gösterilen miktar yönünden davanın reddine karar vermeden önce, işin esasına girerek sonucuna göre bir karar vermesi gerekecek ve yine, başlangıçta gösterilen miktar baz alınarak, istinaf dilekçesi, kararın kesin olduğu gerekçesiyle reddedemeyecektir. Bu nedenle, ilk derece mahkemesinin, dava değerini 100.-TL olduğunu kabul ederek davanın dava şartı yokluğu (davaya Tüketici Hakem Heyetinin bakması gerektiğinin kastedildiği anlaşılmaktadır) sebebiyle usulden reddi yönündeki kararı doğru olmamıştır.

Öte yandan, davalı vekili, istinaf başvurusunda, kullanılan kredinin ticari nitelikte olduğunu, bu sebeple görevli mahkemenin Ticaret Mahkemeleri olduğunu ileri sürmüş, dosyada bu yönden inceleme yapılmamıştır. Dosyanın mevcut haliyle, uyuşmazlık konusu kredi sözleşmesi dosyada bulunmadığından bu aşamada, kredi sözleşmesinin ticari kredi sözleşmesi mi, tüketici kredi sözleşmesi mi olduğu anlaşılmamaktadır.

Sonuç olarak yukarda yapılan açıklamalar ışığında davalı vekilinin istinaf talebinin kabulüyle 6100. Sayılı HMK`nun 353.1.a.6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, uyuşmazlığın kaynaklandığı kredi sözleşmesi getirtilerek, kullanılan kredinin niteliğine göre önce görev sorununun çözümlenmesi, Tüketici Mahkemesi`nin görevli olduğu sonucuna varılması halinde esasa girilerek yargılama yapılması için dosyanın mahkemesine iadesine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, karar verilmesi gerekmekle aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

SONUÇ : Gerekçesi yukarda izah edildiği üzere;

1-)Davalı tarafın istinaf başvurusunun esasa dair sebepler incelenmeksizin KABULÜNE,

2-) İstanbul 8. Tüketici Mahkemesi`nin 2016/1173 E. 2017/7 K. sayılı kararının HMK`nun 353/1a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,

3-)Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,

4-)İstinaf harçları peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,

5-)Davalı tarafın yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,

6-)İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 bendi ile aynı kanunun 362/1.c Maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.28/09/2017

İLETİŞİM BİLGİLERİ BAYTOK HUKUK BÜROSU
Korkutreis Mahallesi Sezenler Caddesi No: 4/16 06430 Sıhhiye / Çankaya - ANKARA
Tel: +90 312 231 02 25
Fax: 0 312 231 02 26
E-mail: info@baytokhukukburosu.com
Başa Dön
Facebook
Twitter
Youtube