Ana Sayfa
0.312 231 02 25
 
DİRENME KARARININ VARLIĞINDAN SÖZ EDİLMESİ İÇİN MAHKEME BOZMADAN ESİNLENEREK HERHANGİ BİR DELİL TOPLAMADAN ÖNCEKİ DELİLLER ÇERÇEVESİNDE KARAR VERMELİ GEREKÇESİNİ GENİŞLETEBİLSE DAHİ DEĞİŞTİRİLMEMELİDİR.


T.C YARGITAY 
Hukuk Genel Kurulu 
Esas: 2015/ 3374 
Karar: 2017 / 430 
Karar Tarihi: 08.03.2017


Yargıtay Kararı
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi



Taraflar arasındaki “işçilik alacakları” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Bursa 2. İş Mahkemesi’nce davanın kısmen kabulüne dair verilen 18.12.2013 gün ve 2012/181 E., 2013/775 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 25.06.2014 gün ve 2014/7610 E., 2014/14413 K. sayılı kararı ile; 

"...Davacı, davalı işyerinde makineci olarak çalışırken iş akdinin işveren tarafından haksız olarak sonlandırıldığından, kıdemi hakkedecek kadar çalışmadığını, çalışmasına dair tüm haklarının ödendiğini hiçbir alacağı olmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.

Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Dava şartlarının oluşup oluşmadığı konularında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu derdestlik konusunu dava şartı olarak düzenlemiştir. HMK 114/1 maddesinde aynı davanın, daha önceden açılmış ve halen görülmekte olmaması gerektiği dava şartı olarak belirtilmiştir. 6100 sayılı HMK 448.maddesine göre "Bu Kanun hükümleri, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhal uygulanır." 450.maddesinde "(1) 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ek ve değişiklikleri ile birlikte tümüyle yürürlükten kaldırılmıştır." düzenlemesi mevcuttur. Anılan düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere 6100 Sayılı HMK hükümleri tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhal yürürlüğe girecektir. 1086 Sayılı HUMK döneminde açılan davalara ilişkin olarak eski kanun hükümlerinin uygulanması istisnai olarak HMK geçici 1 ve 2.maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre, 6100 sayılı HMK`nın yargı yolu ve göreve ilişkin hükümleri, ile senetle ispat, istinaf ve temyiz ile temyizde duruşma yapılmasına ilişkin parasal sınırlarla ilgili hükümleri Kanunun yürürlüğe girmesinden önceki tarihte açılmış olan dava ve işlerde uygulanmaz. Kanun açıkça bir istisna getirmediğine göre dava şartı olarak düzenlenen derdestlik itirazı incelenerek olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekir.

Somut olayda, davanın açıldığı tarihte HMK 114. Maddesine göre açılmış derdest bir dava vardır. Derdestlik dava şartıdır. Davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken esasına girilerek hüküm kurulması hatalıdır. O halde davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır…"

gerekçesi ile bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir.





HUKUK GENEL KURULU KARARI



Hukuk Genel Kurulu`nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava, işçilik alacaklarının tahsili istemine ilişkindir. 

Davacı vekili müvekkili işçinin iş sözleşmesinin haklı neden olmaksızın feshedildiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla kıdem ve ihbar tazminatı ile kötüniyet tazminatı, fazla çalışma, ücret, ulusal bayram ve genel tatil alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. 

Davalı vekili taraflar arasında aynı mahiyette ve konuları aynı olan Bursa 2. İş Mahkemesinin 2012/158 E. sayılı dosyası mevcut olduğundan derdestlik itirazında bulunduğunu, davacının kendi isteği ile iş sözleşmesini sonlandırdığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 

Mahkemece, davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla çalışma, ücret, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri yönünden davanın kabulüne; kötüniyet tazminatı yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir. 

Davalı işveren vekilinin temyizi üzerine Özel Dairece yukarıda başlık bölümünde yer alan gerekçe ile karar bozulmuştur. 

Mahkemece, davacı adına Bursa Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü tarafından açılan Mahkemenin 2012/158 E. sayılı dosyasında davanın harç ve masraflarının yatırılmadığı akabinde de 17.12.2012 tarihli dilekçe ile Bursa Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü tarafından açılan davadan feragat ettiğinin görüldüğü, davacının iradesinin feragat yönünde olmadığı, aynı konuda vekili aracılığı ile açılan davayı takip etmek için mevcut dosyayı takipsiz bırakmak olduğu açıkça anlaşıldığı, davacının davasından feragat etmeyip sadece davasını geri aldığı, feragat edilen dava dosyasındaki hak ve alacakların bu davaya konu olduğu için feragat edildiği ve yargılamanın bu dosya üzerinden devam edilmesinden dolayı Yargıtay bozma kararına uyulmadığı gerekçeleriyle önceki kararda direnilmiştir. 

Direnme kararını davalı işveren vekili temyiz etmiştir. 

Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık işçilik alacakları ile ilgili daha önce açılmış ve halen görülmekte olan bir dava olup olmadığı, burada varılacak sonuca göre derdestlik itirazı üzerine davanın usulden reddi gerekip gerekmediği noktalarında toplanmaktadır. 

Hukuk Genel Kurulu’ndaki görüşmeler sırasında işin esasının incelenmesinden önce, temyize konu kararın gerçekte yeni hüküm niteliğinde olup olmadığı, dolayısıyla, temyiz incelemesinin Hukuk Genel Kurulu`nca mı, yoksa Özel Dairece mi yapılması gerektiği hususu ön sorun olarak tartışılmıştır.

Bilindiği üzere; direnme kararının varlığından söz edilebilmesi için mahkeme bozmadan esinlenerek yeni herhangi bir delil toplamadan önceki deliller çerçevesinde karar vermeli, gerekçesini önceki kararına göre genişletebilirse de değiştirmemelidir (6217 sayılı Kanun’un 30.maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununa eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 429.maddesi). 

Eş söyleyişle; mahkemenin yeni bir bilgi, belge ve delile dayanarak veya bozmadan esinlenip gerekçesini değiştirerek veya daha önce üzerinde durmadığı bir hususu bozmada işaret olunan şekilde değerlendirerek dolayısıyla da ilk kararının gerekçesinde dayandığı hukuki olguyu değiştirerek karar vermiş olması halinde direnme kararının varlığından söz edilemez.

Somut olayda ise derdestlik itirazı nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğine dair Özel Daire bozma kararı üzerine mahkemece, davacı adına Bursa Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü tarafından açılan 2012/158 E. sayılı dosyanın harç ve masraflarının yatırılmadığı akabinde de 17.12.2012 tarihli dilekçesi ile söz konusu davadan feragat ettiğinin görüldüğü, davacının iradesinin feragat yönünde olmadığı, aynı konuda vekili aracılığı ile açılan davayı takip etmek için mevcut dosyayı takipsiz bırakmak olduğunun açıkça anlaşıldığı, davacının davasından feragat etmediği sadece davasını geri aldığı, feragat edilen dava dosyasında hak ve alacakların, bu davaya konu olduğu için feragat edildiği ve yargılamanın bu dosya üzerinden devam edildiği gerekçesiyle direnme kararı vermiştir. 

Mahkemenin direnme olarak adlandırdığı bu karar gerçekte direnme olmayıp davanın kabulüne ilişkin gerekçenin değiştirilmesi olarak değerlendirilmiştir. Dolayısıyla mahkemenin direnmeye konu hükmü, yeni hüküm niteliğindedir. Yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının inceleme mercii ise Hukuk Genel Kurulu değil Özel Dairedir. 

Hal böyle olunca, kurulan bu yeni hükmün temyizen incelenmesi görevi, Hukuk Genel Kuruluna değil, Özel Daireye aittir. 

Bu nedenle yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya Özel Daireye gönderilmelidir.





S O N U Ç: Yukarıda gösterilen nedenlerle davalı işveren vekilinin yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 9.HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 08.03.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.
İLETİŞİM BİLGİLERİ BAYTOK HUKUK BÜROSU
Korkutreis Mahallesi Sezenler Caddesi No: 4/16 06430 Sıhhiye / Çankaya - ANKARA
Tel: +90 312 231 02 25
Fax: 0 312 231 02 26
E-mail: info@baytokhukukburosu.com
Başa Dön
Facebook
Twitter
Youtube