Ana Sayfa
0.312 231 02 25
 
TAHKİKAT AŞAMASINA GEÇİLDİĞİNDE DAVALI TARAFIN TAHKİKAT DURUŞMASINA DAVALI EDİLMESİNİN ZORUNLU OLDUĞU.


T.C YARGITAY 
15.Hukuk Dairesi 
Esas: 2016/ 4302 
Karar: 2017 / 2728 
Karar Tarihi: 04.07.2017


Yargıtay Kararı
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi



Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalılar vekillerince istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış, eksiklik nedeniyle mahalline iade edilen dosya ikmal edilerek gelmiş olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:



- K A R A R -



Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan iş bedelinin tahsili talebi ile yürütülen icra takibine itirazın iptâli talebinden ibarettir. Davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir. Davacı yüklenici vekili davacının.... Belediyesi ile türbe taşlarının değiştirilmesi ve onarımı için anlaşma yaptığını, alacağını tahsil edemeden Büyükşehir Yasası`nın yürürlüğe girdiğini, alacağın 17.02.2014 tarihinde muaccel olduğunu, alacağını davalılardan talep etmişse de her iki belediyenin alacağı birbirine yükleyerek ödemediğini, her iki belediye de diğer belediyenin sorumlu olduğunu bildirdiğini, bu nedenle davanın kabulü ile hangi davalının borçlu olduğunun tespiti ile tespit edilen belediyenin haksız itirazının reddi ile %20`den aşağıda olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiş, ... vekili cevap dilekçesinde; borcu kabul etmediklerini,.... Belediyesi`nin tüzel kişiliğinin kaldırıldığı 6360 sayılı Yasa`nın geçici 1. maddesinin 2. fıkrası uyarınca tüzel kişiliği kaldırılan belediyelerin alacak ve borçlarını yasanın yayımlandığı tarihten itibaren katılacakları ilçe belediyesine bildirmeleri gerektiği, valilik nezdinde kurulacak komisyonda tüzel kişiliği kaldırılacak belediyelerin hak alacak ve borçlarının ilgisine göre, bakanlıklar, büyükşehir belediyesi, veya ilçe belediyesine devredileceğinin düzenlendiği,.... Belediyesi`nin davaya konu alacağı borç olarak bildirmediği, bu nedenle komisyonca karar alınmadığı, komisyon karar tarihinin 21.03.2014 davacının beyanına göre alacağın doğduğu tarihin ise 17.02.2014 olduğu, belediye tarafından bildirimde bulunulmadığına göre alacağın ödendiğinin varsayıldığı, ayrıca sunulan ödeme emri belgesi ile faturanın tarihinin aynı olduğu, bu durumda ödemenin yapılmasının mümkün olmayacağı, komisyon kararının 7. maddesi gereğince, bildirim tarihi itibariyle kamu kurum ve kuruluşlarına, personele ve diğer özel ve tüzel kişiliklere olan hak, alacak ve borçlarının sabit olmadığı, bununla birlikte yeni hak alacak ve borçlanmalarında oluşabileceği, hususları dikkate alındığında, belediyenin tüzel kişiliğinin sona ereceği 30.03.2014 tarihindeki mevcut hak, alacak ve borçların esas alınarak katılacağı ilçe belediyesine devredilmesi gerektiğine dair hüküm göz önüne alındığında sorumlu olan belediyenin büyükşehir belediyesi olmadığı, bu nedenle husumet itirazında bulunarak davanın reddini talep etmiş, mahkemece davanın kabulü yönünde verilen karar, davalı vekilince yasal süresinde temyiz edilmiştir.



Mahkemece ön inceleme aşamasında ön inceleme duruşması yapılırken 4 nolu ara kararı ile “duruşmada hazır olmayan davalılara tahkikat duruşma gün ve saatinin tebliğine, hazır olan davacı vekiline de tefhimine" denilmesine rağmen tebligat yapılmaksızın duruşmaya devamla karar verilmiştir.

Dava, 6100 sayılı HMK`nın yürürlükte olduğu 23.03.2015 tarihinde açılmıştır. 6100 sayılı HMK`da ilk derece yargılamasında yazılı yargılama usulü beş aşamadan oluşacak şekilde düzenleme yapılmıştır. Bunlar; 1-Davanın açılması ve dilekçeler aşaması (Madde 118,126-136), 2-Ön inceleme (Madde 137-142), 3-Tahkikat (Madde 143-293), 4-Sözlü Yargılama (Madde 184-186) ve 5-Hükümdür (madde 294).1086 sayılı HUMK zamanında yazılı yargılama usulü 4 aşama (ön inceleme aşaması hariç) olarak düzenlenmiş ve bu aşamaların her biri bir diğerinin içine geçmiş şekilde olduğundan gereksiz işlem yapılmasına ve yargılamaların uzun sürmesine sebebiyet vermekte iken kanun koyucu bu sakıncaların önüne geçmek için bu aşamaları sıkı kurallara bağlamış ve bir aşama bitirilmeden diğer aşamaya geçmeyi engellemek istemiştir.

Mahkemece, dilekçelerin (dava - cevap - cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri) karşılıklı verilmesinden sonra, ön inceleme için bir duruşma günü tespit ederek taraflara bildirilir. Çıkarılacak davetiyede, duruşma davetiyesine ve sonuçlarına ilişkin diğer hususlar yanında, taraflara sulh için gerekli hazırlığı yapmaları, duruşmaya sadece taraflardan birinin gelmesi ve yargılamaya devam etmek istemesi durumunda, gelmeyen tarafın yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemeyeceği ve diğer tarafın, onun muvafakati olmadan iddia ve savunmasını genişletebileceği yahut değiştirebileceği ayrıca ihtar edilir (Madde 139). Hâkim, ön inceleme duruşmasında, dava şartları ve ilk itirazlar hakkında karar verebilmek için gerekli görürse tarafları dinler; daha sonra, tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları tek tek tespit eder (HMK 140/1 madde). Uyuşmazlık konularının tespitinden sonra hâkim, tarafları, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği davalarda sulhe veya arabuluculuğa teşvik eder; bu teşvik özellikle yasak savma ya da kanuni gerekliliğin yerine getirilmesi amacıyla değil, sonuca odaklanmak suretiyle gerçekten tarafların uyuşmazlığı bitirmeleri yönünde teşvik edecek şekilde yapılarak bu konuda sonuç alınacağı kanaatine varırsa, bir defaya mahsus olmak üzere yeni bir duruşma günü tayin eder (HMK 140/2 madde). Bu yönde bir kanaat edinmediği takdirde; ön incelemeye devam ederek ön inceleme duruşmasının sonunda, tarafların sulh veya arabuluculuk faaliyetinden bir sonuç alıp almadıkları, sonuç alamadıkları takdirde anlaşamadıkları hususların nelerden ibaret olduğu tutanakla tespit edilir. Bu tutanağın altı, duruşmada hazır bulunan taraflarca imzalanır. Tahkikat bu tutanak esas alınmak suretiyle yürütülür (Madde 140/3). Ön inceleme duruşmasında, taraflara dilekçelerinde gösterdikleri, ancak henüz sunmadıkları belgeleri mahkemeye sunmaları veya başka yerden getirtilecek belgelerin getirtilebilmesi amacıyla gereken açıklamayı yapmaları için iki haftalık kesin süre verilir. Bu hususların verilen kesin süre içinde tam olarak yerine getirilmemesi hâlinde, o delile dayanmaktan vazgeçilmiş sayılmasına karar verilir (Madde 140/5). Özellikle dikkat edilmesi gereken nokta; ön inceleme duruşması tamamlanmadan ve gerekli kararlar alınmadan tahkikata geçilemeyeceği hususudur (Madde 137/2).

Ön inceleme duruşması tamamlandıktan sonra, hâkim tahkikata başlamadan önce, hak düşürücü süreler ile zamanaşımı hakkındaki itiraz ve def`ileri inceleyerek karara bağlar (Madde 142/1). Mahkemece ön inceleme aşaması tamamlandıktan sonra tahkikat işlemine gerek olmaması halinde nihai bir karar verebilir (HMK madde 138-142). Mahkemece ön inceleme aşamasında nihai karar verebilmesi için dava şartlarından birinin bulunmaması, ilk itirazların 



yerinde olması ya da hak düşürücü süre nedenlerin gerçekleşmesi gerekir. Bir başka deyişle ön inceleme duruşmasında verilecek kararlar usule ilişkin kararlar ile sınırlı olup, davanın esası hakkında (feragat, sulh, kabul gibi davayı sona erdiren taraf işlemleri hariç) karar verilemez. Bu hususlar dışında işin esasına girilerek delillerin değerlendirilmesi sonucu bir karar verilecekse, ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra taraflar tahkikat için duruşmaya davet edilir. Taraflara gönderilecek davetiyede, belirlenen gün ve saatte geçerli bir özrü olmadan mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde, duruşmaya yokluklarında devam edileceği ve yapılan işlemlere itiraz edemeyecekleri bildirilir (Madde 147).

Mahkeme, tahkikatın bitiminden sonra, sözlü yargılama ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet eder. Taraflara çıkartılacak olan davetiyede, belirlenen gün ve saatte mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde yokluklarında hüküm verileceği hususu bildirilir. Sözlü yargılamada mahkeme, taraflara son sözlerini sorar ve hükmünü verir (Madde 186).

Bu genel anlatımlar ışığında somut olaya gelince; mahkemece davalıya ön inceleme duruşmasına çağrı kağıdı tebliğ edilmiş, ancak davalı taraf ön inceleme duruşmasına katılmadığı gibi kendisini de vekil ile temsil ettirmemiştir. Mahkemece ön inceleme aşaması tamamlanmış, tahkikat aşamasına geçilmiş ise de; davalı taraf 147. maddenin amir hükmüne aykırı bir şekilde ara kararı verilmesine rağmen duruşmaya davet edilmeksizin davacı taraf beyanına göre hüküm kurulmuştur. Tahkikat aşamasına geçildiğine göre davalı tarafın 6100 sayılı HMK`nın 147. maddesi uyarınca tahkikat duruşmasına davet edilmesi zorunludur. Bu yasal zorunluluğun gereği yapılıp davalının tahkikat duruşmasına katılması imkânı sağlanmadan davanın esası hakkında hüküm kurulması Anayasa`nın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi`nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukuki dinlenilme hakkına aykırıdır (HMK madde 27).

Bu nedenlere mahkemece 6100 sayılı HMK ile öngörülen yargılama aşamalarına uyulmadan, ön inceleme duruşması tamamlanıp tahkikata geçilmesine rağmen davalı tarafın tahkikat duruşmasına davet edilmeksizin esasa ilişkin karar verilmek suretiyle davalının hukuki dinlenilme hakkına aykırı davranılması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. 

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, hükmün davalı yararına BOZULMASINA, sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 04.07.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.
İLETİŞİM BİLGİLERİ BAYTOK HUKUK BÜROSU
Korkutreis Mahallesi Sezenler Caddesi No: 4/16 06430 Sıhhiye / Çankaya - ANKARA
Tel: +90 312 231 02 25
Fax: 0 312 231 02 26
E-mail: info@baytokhukukburosu.com
Başa Dön
Facebook
Twitter
Youtube