Ana Sayfa
0.312 231 02 25
 
DAVANIN KABUL EDİLEBİLİR BİR YANILGI İLE YANLIŞ TARAFA YÖNELTİLMESİ HALİNDE, MAHKEMECE DAVACIYA SÜRE VERİLEREK,TARAF TEŞKİLİ SAĞLANMALIDIR.


T.C YARGITAY 
22.Hukuk Dairesi 
Esas: 2014/ 34550 
Karar: 2015 / 892 
Karar Tarihi: 22.01.2015


ÖZET: İş sözleşmesinin dava dışı Kayı Güvenlik Ltd. Şti. tarafından feshedildiğinin kabulü ile, işe iade davasının bu şirkete yöneltilmesi gerekmektedir. Bu halde, davacıya davasını iş sözleşmesini fesheden alt işverene yöneltmesi için imkan tanınarak taraf teşkili sağlanmalı, ardından delillerin toplanmasıyla işin esasına girilmelidir. Taraf teşkili sağlanmadan işin esasına girilerek, eksik araştırma ve incelemeyle hüküm kurulması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
(6100 S. K. m. 27, 59, 124) (4857 S. K. m. 2)

Dava: Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.

Hüküm süresi içinde davalılar avukatları tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi G. Demirci Yıldız tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: 

Yargıtay Kararı

Davacı vekili, iş sözleşmesinin haklı veya geçerli sebep olmadan feshedildiğini ileri sürerek, müvekkilinin işe iadesine ve kanuni haklarına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalılar davanın reddini savunmuştur. 

Mahkemece, davalıların iş sözleşmesinin feshinde geçerli sebebin bulunduğunu ispatlayamadıkları gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararı davalılar vekilleri temyiz etmiştir.

Alt işveren işçisi tarafından, feshin geçersizliğine karar verilmesi istemiyle yalnızca alt işveren hakkında veya geçersizlik yahut muvazaa iddiasıyla sadece asıl işveren aleyhine açılan davalarda, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin geçersiz veya muvazaaya dayandığının belirlenmesine bağlı olarak, davalı olarak gösterilen kişinin işçinin gerçek işvereni olmadığının belirlenmesi halinde taraf sıfatı sorunu ortaya çıkmaktadır. Davanın taraf sıfatı yokluğu sebebi ile reddedilmesi halinde, gerçek işverene karşı açılacak davada işçi, çoğunlukla, işe iade davaları için öngörülen bir aylık dava açma süresini kaçırma tehlikesi ile karşılaşmaktadır. Böyle bir sonuç işçiyi mağdur edeceği gibi, bir aylık süre geçmemişse yeni bir dava açılmasını gerektirmesi sebebi ile usul ekonomisine de uygun düşmez. Gerek daha önce işe iade davalarına bakan Yargıtay 9. Hukuk Dairesi`nce ve gerek Dairemiz tarafından davacının temsilcide yanıldığı veya taraf sıfatında maddi hataya düştüğü kabul edilmek suretiyle taraf değişikliği konusunda mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun katı kuralları aşılarak sorun çözülmeye çalışılmıştır.

Ne var ki, işe iade davası asıl işveren ve alt işverene karşı birlikte açıldığında asıl işveren hakkında taraf sıfatı yokluğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmezken, sadece asıl işveren hakkında dava açılmışsa taraf sıfatının bulunmadığı ve taraf sıfatında yanılgı olduğunun kabulüne karar verilmesi sözü edilen çözümün çelişkisi olarak dikkat çekmiştir. 

Öte yandan, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu`nun 124. maddesinde kabul edilebilir yanılgıya dayanan iradi taraf değişikliği taleplerinin mahkemece kabul edilmesi yönünde düzenleme yapılmıştır. Ancak sözü edilen düzenlemede taraf değişikliğinin talep şartına bağlanması karşısında, hakim tarafından bu hususta taraflara hatırlatmada bulunulması mümkün değildir. Bu sebeple talep olmadığı halde, taraf sıfatında maddi hataya düşüldüğünden söz edilmek suretiyle mahkeme kararının bozulmasına yönelik uygulamaya devam edilmesinin, kanunun belirtilen açık düzenlemesi karşısında, mümkün olmadığı görülmektedir. 

Hal böyle olunca, Dairemizde yukarıda belirtilen içtihadın yeniden gözden geçirilerek değerlendirilmesi ihtiyacı doğmuştur. 

Mahkemece verilecek hükmün etkisi bakımından mecburi dava arkadaşlığı, maddi bakımdan mecburi dava arkadaşlığı ve şekli (usulü) bakımdan mecburi dava arkadaşlığı olarak ikiye ayrılmaktadır. Maddi bakımdan mecburi dava arkadaşlığı, maddi hukuka göre bir hakkın birden fazla kimse tarafından birlikte kullanılması veya birden fazla kimseye karşı birlikte ileri sürülmesi ve tamamı hakkında tek hüküm verilmesi zorunlu hallerde söz konusu olur (6100 sayılı Kanun madde 59). Şekli (usulü) bakımdan mecburi dava arkadaşlığı ise, kanunun özel hükümleri ve davanın niteliğinden kaynaklanan, birden fazla kişiye karşı dava açılmasının ve yürütülmesinin zorunlu olduğu hallerde oluşan dava arkadaşlığına denir. Şekli dava arkadaşlığı, gerçeğin tam olarak ortaya çıkarılması ve taraflar arasındaki ilişkinin doğru karara bağlanmasını sağlamak için kabul edilmiştir. Bu durumda, dava konusu hukuki ilişki hakkında bütün dava arkadaşlarına yönelik tek ve aynı doğrultuda bir karar verme zorunluluğu yoktur. Ayrıca dava arkadaşlarının yaptıkları usulü işlemler birbirinden bağımsızdır. 

4857 sayılı İş Kanunu`nun 2. maddesinin altıncı ve yedinci fıkralarına göre asıl işveren-alt işveren ilişkisinin geçerli olup olmadığı veya muvazaaya dayanıp dayanmadığına yönelik re’sen yapılması gereken yargısal denetim, ilişkinin taraflarının, yani asıl işveren ve alt işverenin davada yer almalarını ve kendi hukuklarını koruyacak açıklama ve ispat haklarını zorunlu kılmaktadır. Aksince bir düşünce Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkına ve 6100 sayılı Kanun’un 27. maddesinde öngörülen hukuki dinlenilme hakkına aykırılık teşkil eder. Buna göre, işe iade davalarına özgü olarak, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin söz konusu olduğu davalarda, davalı taraf yönünden bir çeşit şekli (usulü) bakımdan mecburi dava arkadaşlığının mevcut olduğu kabul edilmelidir. 

Görüldüğü üzere, bu çözüm tarzı hem işçi hem de işveren yönünde hukuka uygun maddi ve usulü bakımdan her iki tarafın haklarını korumasını sağlayan bir çözümdür.

Böyle olunca, işe iade davasının yalnızca asıl işveren veya alt işveren aleyhine açılması durumunda, mahkemece, dava hemen reddedilmemeli, davalı olarak gösterilmeyen asıl işveren veya alt işverene davanın teşmili için davacı tarafa süre verilmeli, verilen süre içinde, diğer dava arkadaşına teşmil edilirse davaya devam edilmeli, aksi halde dava usulden reddedilmelidir. 

Somut olayda, öncelikle, mahkemece taraf teşkili usulüne uygun şekilde sağlanmamıştır. Davacı davasını asıl işveren ve davacının iş sözleşmesini fesheden alt işverenden sonra asıl işverenden ihaleyi alan şirkete yöneltmiş olup, mahkemece yapılan yargılama sonucunda davalılar hakkında hüküm kurulmuştur. Dosyada mübrez hizmet alım sözleşmelerinden 2013 yılı Ocak-Mart döneminde dava dışı Kayı Güvenlik Ltd. Şti. şirketi ile Gazi Üniversitesi Rektörlüğü arasında hizmet alım sözleşmesi imzalandığı, Kayı Güvenlik Ltd. Şti. şirketine ait bordrolar ve davacıya ait hizmet cetvelinden, davacının 21.05.2011 tarihinden itibaren asıl işverene bağlı olarak alt işverenler nezdinde çalıştığı, 01.01.2013 tarihinde dava dışı Kayı Güvenlik Ltd. Şti. şirketine girişinin yapıldığı, aynı şirket tarafından 31.03.2013 tarihinde ise çıkışının verildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, iş sözleşmesinin dava dışı Kayı Güvenlik Ltd. Şti. tarafından feshedildiğinin kabulü ile, işe iade davasının bu şirkete yöneltilmesi gerekmektedir. Bu halde, davacıya davasını iş sözleşmesini fesheden alt işverene yöneltmesi için imkan tanınarak taraf teşkili sağlanmalı, ardından delillerin toplanmasıyla işin esasına girilmelidir.

Yukarıda yazılı sebeplerle, taraf teşkili sağlanmadan işin esasına girilerek, eksik araştırma ve incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.

Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden bozulmasına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 22.01.2015 gününde oybirliği ile karar verildi.
İLETİŞİM BİLGİLERİ BAYTOK HUKUK BÜROSU
Korkutreis Mahallesi Sezenler Caddesi No: 4/16 06430 Sıhhiye / Çankaya - ANKARA
Tel: +90 312 231 02 25
Fax: 0 312 231 02 26
E-mail: info@baytokhukukburosu.com
Başa Dön
Facebook
Twitter
Youtube