Ana Sayfa
0.312 231 02 25
 
TEMYİZ HUSUSLARINDA MİKTARIN ÖNEMİ.


T.C YARGITAY 
Hukuk Genel Kurulu 
Esas: 2017/ 13-553 
Karar: 2017 / 1290 
Karar Tarihi: 01.11.2017


ÖZET: Somut uyuşmazlıkta davacı satın alınan hizmette ayıp iddiası ile sözleşme bedeli olan 1.400,00 TL`nin faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş olup, dava değeri direnme kararının verildiği 20.06.2013 tarihinde temyiz kesinlik sınırı olan 1.400,00 TL`nin altında olduğundan anılan karara karşı temyiz yasa yoluna gidilmesi miktar itibariyle mümkün değildir. Hal böyle olunca, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi gerekir.
(5235 S. K. Geç. m. 2) (1086 S. K. m. 427) (6100 S. K. m. 450)
 
Taraflar arasındaki "tazminat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Bakırköy Tüketici Mahkemesince davanın görev yönünden reddine dair verilen 07.06.2011 gün ve 2011/179 E., 2011/302 K. sayılı kararın temyiz incelemesinin davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi`nin 11.09.2012 gün ve 2012/18626 E., 2012/19294 K. sayılı ilamıyla bozulmuş, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
 
HUKUK GENEL KURULU KARARI
 
Hukuk Genel Kurulunca dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonunda gereği görüşüldü: 
 
Dava tazminat istemine ilişkindir.
 
Mahkemece davada sulh hukuk mahkemelerinin görevli olduğundan bahisle dava dilekçesinin görev yönünden reddine dair verilen karar davacı vekilinin temyizi üzerine Özel Dairece yukarıda esas ve karar numarası belirtilen karar ile bozulmuştur. Mahkemece önceki gerekçe genişletilerek direnme kararı verilmiştir.
 
Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
 
1 Ekim 2011 tarihinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) yürürlüğe girmiş, anılan Kanunun 450. maddesiyle de 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ek ve değişiklikleriyle birlikte tümüyle yürürlükten kaldırılmıştır. Bununla birlikte yasa koyucu uygulamada birtakım sorunların ortaya çıkmasını engellemek için, Hukuk Muhakemeleri Kanununda geçiş hükümlerini ayrıca düzenlemiştir.
 
Bu bağlamda 6100 sayılı HMK`nın Geçici 3. maddesi;
 
"(1) Bölge Adliye Mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun`un geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmi Gazetede ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanun`un temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.
 
(2) Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ila 454 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.
 
(3) Bu Kanunda bölge adliye mahkemelerine görev verilen hallerde bu mahkemelerin göreve başlama tarihine kadar 1086 sayılı Kanunun bu Kanuna aykırı olmayan hükümleri uygulanır." hükmünü içermektedir.
 
Yukarıdaki madde metninden, bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26.09.2004 tarih ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ila 454. madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı açıkça anlaşılmaktadır.
 
Bilindiği üzere, 21.07.2004 gün ve 25529 sayılı Resmi Gazete`de yayımlanarak, öngördüğü istisnalar dışındaki hükümleri yayım tarihinde yürürlüğe giren, 14.07.2004 tarih ve 5219 sayılı "Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" yürürlük tarihinden sonra yerel mahkemelerce verilen hükümler yönünden 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427. maddesindeki temyiz (kesinlik) sınırını bir milyar TL; yine yürürlük tarihinden sonra Yargıtay Daireleri ve Hukuk Genel Kurulunca temyiz incelemesi sonucunda verilen kararlara karşı karar düzeltme yoluna gidilebilmesi için 440/III-1. maddesinde aranan parasal sınırı da altı milyar TL olarak değiştirmiştir. 5219 ve 5236 sayılı Kanunlara göre katsayı artışı uygulanarak bu sınırlar arttırılmıştır.
 
Direnme kararının verildiği 20.06.2013 tarihinde bu miktar 1.400,00 TL`dir.
 
16.07.1981 gün ve 2494 sayılı Kanunun geçici maddesi ile temyiz ve karar düzeltme sınırlarına ilişkin değişikliklerin, Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra verilecek nihai kararlara yönelik temyiz ve karar düzeltme istemleri hakkında uygulanacağı belirtilmiş; dolayısıyla, dava hangi tarihte açılmış olursa olsun, temyiz ve karar düzeltme sınırlarının saptanmasında, hakkında bu yollara başvurulan hükmün verildiği tarihteki yasal durumun esas alınacağı kabul edilmiştir.
 
Bir mahkeme kararının temyiz edilip edilemeyeceği belirlenirken, temyiz hakkının doğduğu (kararın verildiği) tarihteki hukuksal durum esas alınmalı; karar tarihinde yürürlükte bulunan kanun hükmü temyiz sınırı yönünden hangi düzenlemeyi içeriyor ise, ona bağlı kalınmalıdır. Buradaki "karar" teriminin, yerel mahkemenin, Özel Daire bozmasına karşı verdiği direnme kararını da kapsayacağında duraksama bulunmamaktadır.
 
Somut uyuşmazlıkta davacı satın alınan hizmette ayıp iddiası ile sözleşme bedeli olan 1.400,00 TL`nin faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş olup, dava değeri direnme kararının verildiği 20.06.2013 tarihinde temyiz kesinlik sınırı olan 1.400,00 TL`nin altında olduğundan anılan karara karşı temyiz yasa yoluna gidilmesi miktar itibariyle mümkün değildir.
 
Hal böyle olunca, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi gerekir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz isteminin miktardan REDDİNE, 01.11.2017 gününde oybirliği ile karar verildi.
İLETİŞİM BİLGİLERİ BAYTOK HUKUK BÜROSU
Korkutreis Mahallesi Sezenler Caddesi No: 4/16 06430 Sıhhiye / Çankaya - ANKARA
Tel: +90 312 231 02 25
Fax: 0 312 231 02 26
E-mail: info@baytokhukukburosu.com
Başa Dön
Facebook
Twitter
Youtube