Ana Sayfa
0.312 231 02 25
 
İDARİ YARGIDA SÜRE RET KARARI KESİN HÜKÜM KABUL EDER Mİ?


T.C. D A N I Ş T A Y Sekizinci Daire Esas No : 2014/11377 Karar No : 2015/8278

Başlık : Kesin Hüküm, Süre Ret

Özeti :Maddi anlamda kesin hüküm, uyuşmazlığın esasını çözen nihai yargı kararının kimse tarafından değiştirilmemesini ve daha sonra açılan dava bakımından bağlayıcı olmasını; diğer bir anlatımla taraflar arasındaki uyuşmazlığın bir daha dava konusu yapılmamasını ifade ettiği hakkında.

Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı) : … Karşı Taraf (Davalı) : Gazi Üniversitesi Rektörlüğü Vekili : Av. … İstemin Özeti : Ankara 10. İdare Mahkemesinin 17.07.2014 gün ve E:2013/1592, K:2014/855 sayılı kararının hukuka aykırı olduğu öne sürülerek, 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istemidir.

Savunmanın Özeti : İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hâkimi : Ali SIRIKLIGİL

Düşüncesi : İstemin kabulü ile Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü: Dava, davacı tarafından, kızı …`in vefat olayının incelenmesi amacıyla oluşturulan inceleme komisyonunda görev alan Prof. Dr. …, Prof. Dr. … ve Doç. Dr. … hakkında ceza soruşturması açılması istemiyle yaptığı 29.07.2013 tarihli başvurunun reddine ilişkin 21.08.2013 tarih ve 3171- 18898 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır. İdare Mahkemesince, konusu, tarafları, sebebi aynı olan işleme karşı ikinci kez idareye başvurarak ret kararı almanın dava açma süresini ihya etmeyeceği gibi kişiye aynı hususa yönelik davayı ikinci kez açma hakkı vermeyeceği de dikkate alındığında, görülmekte olan davayla Ankara 3. İdare Mahkemesi`nin 2013/803 esas sayılı davanın konusu, tarafları, sebebi aynı olması ve bu davanın süre aşımı nedeniyle ret edilerek kesinleşmiş olması karşısında kesin hüküm nedeniyle davanın reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu`nun "Dava Açma Süresi" başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasında, dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay’da ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğunun kurala bağlandığı, aynı Kanunun "İdari Makamların Sükutu" başlıklı 10. maddesinin 1. fıkrasında, ilgililerin, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabileceği, 2. fıkrasında da, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı, ilgililerin altmış günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştay’a, idare ve vergi mahkemelerine dava açabileceği, altmış günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgilinin bu cevabı, isteminin reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebileceği, bu takdirde dava açma süresinin işlemeyeceği, ancak, bekleme süresinin başvuru tarihinden itibaren altı ayı geçemeyeceği, dava açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde, altmış günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse, cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açabileceği hükümlerine yer verilmiştir.

Dosyanın incelenmesinden, davacı tarafından Ankara 6. İdare Mahkemesinin iptal kararı üzerine 2011 yılında oluşturulan inceleme komisyonu üyeleri hakkında soruşturma açılması istemiyle yaptığı 29.07.2013 tarihli başvurunun reddine ilişkin 21.08.2013 tarih ve 3171- 18898 sayılı yazı ile cevap verilmesi üzerine görülmekte olan davanın açıldığı; ancak davacının, daha önce inceleme komisyonu üyeleri hakkında soruşturma açılması istemiyle 05.01.2012 tarihinde de başvuruda bulunduğu, anılan istemin reddi üzerine yaptığı başvurunun reddi nedeniyle Ankara 3. İdare Mahkemesi`nin 2012/803 sayılı esasında açılan davanın süre aşımı nedeniyle 30.11.2012 tarihinde 2012/803 Karar sayısı ile reddedildiği ve bu kararının, taraflarca kanun yoluna gidilmeksizin, 11.03.2013 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.

Uyuşmazlık; tarafları, sebebi ve konusu aynı olan bir dava hakkında önceden verilmiş bulunan süre ret kararı üzerine ilgililerin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu`nun 10. maddesine göre yapacakları yeni bir başvuru ile yeniden dava açma hakkının doğup doğmadığı ve süre yönünden davanın reddine ilişkin kararın daha sonra açılan dava bakımından kesin hüküm teşkil edip etmediği noktasında toplanmaktadır.

Hukuk düzeninde istikrarı ve hukuk güvenliğini sağlama amacı taşıyan kesin hüküm, doktrinde, şekli ve maddi anlamda kesin hüküm olmak üzere iki başlıkta ele alınmaktadır. Şekli anlamda kesin hüküm, yargı yerince verilen karara karşı olağan kanun yollarına başvurulamayacağını ifade etmektedir. Dolayısıyla söz konusu terim ile, görülmekte olan davanın şeklen sona ermesi kastedilmektedir. Maddi anlamda kesin hüküm ise; uyuşmazlığın esasını çözen nihai yargı kararlarının, kimse tarafından değiştirilememesini ve daha sonra açılan dava bakımından bağlayıcı olmasını; diğer bir anlatımla taraflar arasındaki uyuşmazlığın bir daha dava konusu yapılamamasını ifade etmektedir. Buna göre, bir kararın maddi anlamda kesin hüküm niteliği taşıması halinde; tarafları, sebebi ve konusu aynı olan yeni bir dava açılması hukuken mümkün bulunmamaktadır.

Uyuşmazlığın çözümü için, idari yargı yerlerince verilen kararların maddi anlamda kesin hüküm niteliği taşıyıp taşımadığının irdelenmesi gerekmektedir. Buna göre, gerek yargısal içtihatlarda, gerekse doktrinde, davanın esastan reddine ilişkin kararların mutlak anlamda kesin hüküm niteliği taşımadığı, ancak tarafların ve davanın dayandığı sebeplerin aynı olması halinde nispi anlamda kesin hükümden bahsedilebileceği kabul edilmiştir. Aynı durum, davadan feragat halinde konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığı yolundaki kararlar için de geçerli olup, söz konusu kararların da maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmediğinin kabulü gerekmektedir. İptal kararları ise, işlemin hukuka aykırı olduğunu ortaya koymak suretiyle işlemi hukuken ortadan kaldırdığından; daha önce verilen iptal kararı, işlemle ilişkisi bulunan kişilerin, aynı işlemin iptali istemiyle açacakları davalarda kesin hüküm etkisini göstermektedir. Dava şartı yokluğu (ilk inceleme sorunları) nedeniyle davanın usul yönünden reddine ilişkin kararlara gelince; söz konusu kararlar, uyuşmazlığın esası hakkında inceleme yapılmaksızın verildiğinden, yalnızca şekli anlamda kesin hüküm teşkil etmekte, maddi anlamda kesin hüküm niteliği taşımamaktadır. Dolayısıyla, bu şekilde usul yönünden reddedilen davaların yeniden açılmasına hukuki engel bulunmamaktadır.

Uyuşmazlıkta, daha önce Ankara 3. İdare Mahkemesinin E:2012/803 sayılı esasına kayden açılan dava ile bakılan davanın taraflarının, sebebinin ve konusunun aynı olduğu açıktır. Ancak E:2012/803 sayılı dosyada, davanın süre aşımı nedeniyle reddi yolunda verilen karar kesin hüküm niteliği taşımadığından, kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilebilmesi usul hükümlerine uygun açılmış bir davanın varlığı halinde mümkün olduğundan, bakılan davanın kesin hüküm nedeniyle reddine ilişkin kararda usul hükümlerine uygunluk bulunmamaktadır. Ancak, bir davada uyuşmazlığın esasının incelenebilmesi, diğer koşullar yanında, davanın yasada öngörülen süre içerisinde açılmış olmasına bağlıdır. Bu durumda, davacının ilk başvuruya verilen cevaba karşı açtığı davanın süre aşımı dolayısıyla reddi ve sonrasında kesinleşmesi üzerine, aynı kişiler hakkında yine aynı istemle davalı idareye yeni bir bilgi ve belge sebebi ile başvurması halinde Mahkemece başvuruyu yeni bir başvuru olarak kabul edip işin esasına geçmesi, aksi taktirde davayı süre aşımından reddetmesi gerekirken, kesin hüküm nedeniyle davanın reddi yolunda verilen kararda hukuki isabet bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle; Ankara 10. İdare Mahkemesinin temyize konu kararının bozulmasına, dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere anılan Mahkemeye gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 08.10.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

İLETİŞİM BİLGİLERİ BAYTOK HUKUK BÜROSU
Korkutreis Mahallesi Sezenler Caddesi No: 4/16 06430 Sıhhiye / Çankaya - ANKARA
Tel: +90 312 231 02 25
Fax: 0 312 231 02 26
E-mail: info@baytokhukukburosu.com
Başa Dön
Facebook
Twitter
Youtube