Ana Sayfa
0.312 231 02 25
 
İLK DERECE MAHKEMESİ,YARGITAY ÖZEL DAİRESİ TARAFINDAN VERİLEN KARARA ÖNCE UYDUĞUNU BİLDİRİP,DAHA SONRA DİRENME KARARI VEREBİLİR Mİ ?


T.C.

YARGITAY

HUKUK GENEL KURULU

E. 2015/22-1305

K. 2017/1181

T. 14.6.2017


• İŞÇİLİK ALACAKLARI DAVASI ( Mahkemece Bozmaya Uyulmakla Gerçekleşen Usuli Kazanılmış Hak Nazara Alınarak Hükmüne Uyulan Bozma Gereklerinin Yerine Getirilmesi Gerekirken Direnme Kararı Verilmiş Olması Usul ve Yasaya Aykırı Olup Direnme Kararının Bozulması Gerektiği )

• USULİ KAZANILMIŞ HAK ( Hukuki Sonuç Doğurabilmesi İçin Bir Davada Taraflar Mahkeme ya da Yargıtay Tarafından Açık Biçimde Yapılmış Olan ve İstisnalar Arasında Sayılmayan Bir Usul İşlemi İle Taraflardan Biri Lehine Doğmuş ve Kendisine Uyulması Zorunlu Olan Bir Hakkın Varlığından Söz Edilebilmesi Gerektiği )

• BOZMAYA UYMA ( Davalı Vekilinin Temyizi Üzerine Verilen Bozma Kararı Üzerine Mahkemenin Bu Karara Uyması İle Davalı Yararına Usuli Kazanılmış Hak Oluştuğu - Burada Usuli Kazanılmış Hakkın Gerçekleşmesine Engel Olacak İstisnai Bir Durum da Bulunmadığına Göre Artık Önceki Kararda Direnilmesinin Usulen Mümkün Olmadığı )

• DİRENME KARARI ( İşçilik Alacakları Davası - Bozmaya Uyulmakla Gerçekleşen Usuli Kazanılmış Hak Nazara Alınarak Hükmüne Uyulan Bozma Gereklerinin Yerine Getirilmesi Gerekirken Direnme Kararı Verilmiş Olmasının Usul ve Yasaya Aykırı Olduğu )

4857/m.25

09.05.1960 gün ve 21/9 S. YİBK

ÖZET : Dava kıdem ve ihbar tazminatları ile ücret, fazla çalışma, yıllık izin ücreti, hafta tatili ücreti alacaklarının tahsili istemine ilişkindir. Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. Somut olayda, davalı vekilinin temyizi üzerine verilen bozma kararı üzerine mahkemenin bu karara uyması ile davalı yararına usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Burada usuli kazanılmış hakkın gerçekleşmesine engel olacak istisnai bir durum da bulunmadığına göre, artık önceki kararda direnilmesi usulen mümkün değildir. Usuli kazanılmış hak ilkesi kamu düzeni ile ilgili olup temyiz aşamasında kendiliğinden dikkate alınması gerekir. Açıklanan sebeplerle mahkemece bozmaya uyulmakla gerçekleşen usuli kazanılmış hak nazara alınarak hükmüne uyulan bozma gereklerinin yerine getirilmesi gerekirken, direnme kararı verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup direnme kararının bozulması gerekir.

DAVA : Taraflar arasındaki “işçilik alacağı” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Ankara 1. İş Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 15.11.2012 gün ve 2010/553 E., 2012/945 K. sayılı kararının davalı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 13.12.2013 gün ve 2012/30000 E., 2013/29005 K. sayılı kararı ile;

( ... Davacı vekili, davacının iş sözleşmesinin haklı sebep olmadan işverence feshedildiğini, işçilik alacaklarının ödenmediğini beyanla, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret, yıllık izin, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiştir.

Davalı vekili, davacı işçinin görevlendirildiği işyerinde işe başlamadığından iş sözleşmesinin haklı sebeple feshedildiğini, kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanılmadığını, ödenmemiş sair işçilik alacağının bulunmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, Toprak Mahsulleri Ofisi ile yapılan ihale süresinin sona ermesi sebebiyle davalının iş sözleşmesini fesihte haksız olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.

Uyuşmazlık feshin haklı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

Somut olayda, davacının davalı işverenin Toprak Mahsulleri Ofisinin Kızılay tesislerinde temizlik görevlisi olarak çalışırken, davalı şirket 10.04.2010 tarihinde Toprak Mahsulleri Ofisi ile hizmet alım sözleşmesi süresi sona ereceğinden bahisle MEV Ankara Kalesi işyerine aynı maaşla 09.04.2010 tarihli ihtarname ile görevlendirildiği, davacının görevlendirilen işyerinde işe başlamadığı anlaşılmaktadır. Davacı işçi ve işveren arasında imzalanan iş sözleşmesinde çalışma yeri olarak Ankara İli içindeki işyerleri olduğu kararlaştırılmıştır. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesinin ilgili maddesiyle, işverene, nakil yetkisi tanınmış olup, işverenin bu nakil yetkisini kötüye kullanıldığı davacı işçi tarafından ispatlanamamıştır.

Hal böyleyken, çalışma koşullarında esaslı bir değişiklik bulunduğu kabul edilemez. Davacının görevlendirildiği işyerinde işe başlamadığından davalı işverenin feshinin 4857 Sayılı Kanun`un 25. maddesi uyarınca haklı nedene dayandığından davacının kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddi gerekirken yazılı şekilde kabulü hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.

Mahkemece eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir… ),

Gerekçesi ile bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

KARAR : Dava kıdem ve ihbar tazminatları ile ücret, fazla çalışma, yıllık izin ücreti, hafta tatili ücreti alacaklarının tahsili istemine ilişkindir.

Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, davalı vekilinin temyizi üzerine yukarda başlık bölümünde yer alan gerekçe ile bozulmuştur.

Mahkemece önceki kararda direnilmesine karar verilmiş, direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, davacının davalı işveren tarafından gösterilen yeni görev yerinde işe başlayıp başlamadığı, işverence iş sözleşmesinin haklı sebeple feshedilip feshedilmediği ve burada varılacak sonuca göre davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazanıp kazanmadığı noktalarında toplanmaktadır.

Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında işin esasının incelenmesinden önce mahkemece bozma kararına uyulmasından sonra direnme kararı verilip verilemeyeceği hususu önsorun olarak tartışılmıştır.

Mahkemenin ilk kararının Özel Dairece bozulmasından sonra yapılan yargılamanın 10.03.2014 tarihli oturumunda verilen ara karar ile bozma kararına uyulmasına karar verildikten sonra kısa kararın hüküm kısmı ile gerekçeli kararda direnme kararı verilmiştir.

Burada "usul hukuku" ile ilgili ortaya çıkan sorun, tarafların beyanları alındıktan sonra mahkemece “bozma ilamına uyulmasına” dair ara kararı oluşturulmasına karşın, bu hukuki sonucun tam aksine bir karar verilmesinin hukuken mümkün olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

Bilindiği üzere bir davada mahkemenin veya tarafların yapmış oldukları bir usul işlemi sebebiyle taraflardan biri lehine, dolayısıyla diğeri aleyhine doğan ve gözetilmesi zorunlu olan hakka, usuli kazanılmış hak denilir.

Örneğin mahkemenin Yargıtay bozma kararına uymasıyla bozma kararı lehine olan taraf bakımından kazanılmış hak doğar.

Bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen biçimde inceleme ve araştırma yapmak ve yine o kararda belirtilen hukuksal esaslar gereğince karar vermek yükümlülüğü oluşur. Bu itibarla mahkemenin sonraki hükmünün bozma kararında gösterilen ilkelere aykırı bulunması, usule uygun olmadığından bozma nedenidir.

Bozma kararı ile dava, usul ve yasaya uygun bir hale sokulmuş demektir. Bozmaya uyulduktan sonra buna aykırı karar verilmesi usul ve yasaya uygunluktan uzaklaşılması anlamına gelir ki, böyle bir sonuç kamu düzenine açıkça aykırılık oluşturur. Buna göre Yargıtay`ın bozma kararına uymuş olan mahkeme bu uyma kararı ile bağlıdır. Daha sonra bu uyma kararından dönerek direnme kararı veremez; bozma kararında gösterilen biçimde inceleme yapmak ya da gösterilen biçimde yeni bir hüküm vermek zorundadır.

Aynı ilke Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 05.02.2003 gün ve 2003/8-83 E., 2003/72 K.; 17.02.2010 gün ve 2010/9-71 E., 2010/87 K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir.

Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun, birçok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir İçtihadı Birleştirme Kararı ( 09.05.1960 gün ve 21/9 Sayılı YİBK ) ya da geçmişe etkili bir yeni kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usuli kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır. Benzer şekilde uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesi`nce iptaline karar verilirse usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi`nin iptal kararından sonra oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir ( HGK`nun 21.01.2004 gün ve 2004/10-44 E., 19 K.; 03.02.2010 gün ve 2010/4-40 E., 2010/54 K. ).

Bu sayılanların dışında ayrıca görev, hak düşürücü süre, kesin hüküm itirazı, harç ve maddi hataya dayanan bozma kararlarına uyulmasında olduğu gibi kamu düzeni ile ilgili konularda usuli kazanılmış haktan söz edilemez ( Kuru B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü – C. V, 6. b İstanbul 2001, s 4738 vd ).

Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir.

Tüm bu hususlar bir arada değerlendirildiğinde somut olayda, davalı vekilinin temyizi üzerine verilen Yargıtay bozma kararı üzerine mahkemenin bu karara uyması ile davalı yararına usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Burada usuli kazanılmış hakkın gerçekleşmesine engel olacak istisnai bir durum da bulunmadığına göre, artık önceki kararda direnilmesi usulen mümkün değildir. Usuli kazanılmış hak ilkesi kamu düzeni ile ilgili olup temyiz aşamasında kendiliğinden dikkate alınması gerekir.

Açıklanan sebeplerle mahkemece bozmaya uyulmakla gerçekleşen usuli kazanılmış hak nazara alınarak hükmüne uyulan bozma gereklerinin yerine getirilmesi gerekirken, direnme kararı verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup direnme kararının bozulması gerekir.

SONUÇ : Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle direnme kararının yukarda gösterilen değişik nedenlerden dolayı usulden BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, istenmesi halinde temyiz peşin harcın yatırana iadesine karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 14.06.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

İLETİŞİM BİLGİLERİ BAYTOK HUKUK BÜROSU
Korkutreis Mahallesi Sezenler Caddesi No: 4/16 06430 Sıhhiye / Çankaya - ANKARA
Tel: +90 312 231 02 25
Fax: 0 312 231 02 26
E-mail: info@baytokhukukburosu.com
Başa Dön
Facebook
Twitter
Youtube