Ana Sayfa
0.312 231 02 25
 
TARAFLARDAN BİRİNİN,MAHKEMECE VERİLEN İLK KARARI TEMYİZ ETMEMESİ SONRASINDA,MAHKEMENİN DİRENME KARARINI TEMYİZ ETMESİNDE HUKUKİ YARARI YOKTUR


T.C.

YARGITAY

HUKUK GENEL KURULU

E. 2017/7-2236

K. 2017/1182

T. 14.6.2017


DAVA : Taraflar arasındaki “işçilik alacağı” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Hatay İş Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 29.05.2013 gün ve 2013/172 E., 2013/283 K. sayılı kararının davacı ve davalı Elektrik Müh. ve Taah. Hiz. Cemal Dalkılıç vekillerinin temyizi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 13.10.2014 gün ve 2013/24382 E., 2014/18667 K. sayılı kararı ile:

“...1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacının tüm, davalı ... Dalkılıç`ın aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine

2-)Davacı, davalı işyerinde elektrik direk dikim işçisi olarak 70 gün çalıştıklarını, fazla çalışma ve tatil ücretlerinin ödenmediğinden bahisle bu işçilik alacaklarının ödetilmesini istemiştir.

Davalı, davacının alt taşeron işçisi olarak elektrik direği dikim işinde çalıştıklarının ve alt işverene tüm alacağını ödediğini davacının kendi işçisi olmadığını, tüm haklarının ödendiğini hiçbir alacağı olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, davacının ücret alacaklarının ödenmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.

4857 Sayılı İş Kanununda 32. maddenin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır.

Ücret kural olarak dönemsel (periyodik) bir ödemedir. Kanunun kabul ettiği sınırlar içinde tarafların sözleşme ile tespit ettiği belirli ve sabit aralıklı zaman dilimlerine, dönemlere uyularak ödenmelidir. Yukarıda değinilen Yasa maddesinde bu süre en çok bir ay olarak belirtilmiştir.

İş sözleşmesinin tarafları, asgarî ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ücretin miktarını serbestçe kararlaştırabilirler. İş sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmemiş olması, taraflar arasında iş sözleşmesinin bulunmadığı anlamına gelmez. Böyle bir durumda dahi ücret, Borçlar Kanunun 323. maddesinin ikinci fıkrasına göre tespit olunmalıdır. İş sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, işçinin kişisel özellikleri, işyerindeki ya da meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, iş sözleşmesinin türü, işyerinin özellikleri, emsal işçilere o işyerinde ya da başka işyerlerinde ödenen ücretler, örf ve adetler göz önünde tutularak belirlenir.

Somut olayda, davacı günlük 150,00TL yevmiye ile çalıştığını iddia ederken, davalı ..., ücretin götürü olarak kararlaştırıldığını, iddia edilen rakamla çalışmadıklarını savunmuştur. Davacının akrabası olan davalı ... ise davacının iddiasını kabul etmiştir. Dosyada emsal ücret araştırması yapılmış ve Ordu Ticaret ve Sanayi Odasının, 12.11.2009-22.01.2010 tarihleri arasında yüksek gerilim hattında çalışan bir montaj ustasının 2009 yılı için 90,00 TL, 2010 yılı için 100,00 TL günlük ücret aldığını; Türkiye Enerji, Su ve Gaz işçileri Sendikası Genel Başkanlığı`nın; montaj ustası olarak çalışan bir işçinin 2009 yılında günlük 55,00 TL ücret alacağını belirtildiği, Antakya Ticaret ve Sanayi Odası`nın ise; montaj ustası olarak çalışan bir işçinin asgari ücret üzerinden çalışacağını bildirdiği görülmüştür. Mahkemece, Ordu Ticaret ve Sanayi Odası tarafından bildirilen ücretler hesaplamaya esas alınmıştır. Ancak bu kabul yerinde değildir.

Öncelikli olarak dosyaya sunulan sözleşmelerde davacının yüksek gerilim hattında çalıştığına dair bir bilgi bulunmamaktadır. İkinci olarak, emsal ücret tespitinde işyerinin özellikleri ve yöresel örf ve adetler de dikkate alınmalıdır. Ayrıca da, yapılan işin süresinin 70 gün olmasına göre, iki farklı günlük ücretin belirlenmesi de yerinde değildir. Tüm bu nedenlerle, ücret olarak, olaya uygun olan Türkiye Enerji, Su ve Gaz işçileri Sendikası Genel Başkanlığı`nın; montaj ustası için bildirdiği günlük 55,00TL nin kabulü gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şeklide hüküm kurulması isabetsiz olmuştur.

3-) HMK `nun 26.maddesine göre hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir. Dava dilekçesinde davacı 70 gün çalıştığını bildirmesine rağmen bilirkişi tarafından 72 gün üzerinden yapılan fazla mesai hesaplamasına itibarla hüküm kurulması da hatalı olup bozma nedenidir.

4-) Davacı tarafından yapılan ıslahın, süresinde olup olmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.

6100 Sayılı HMK`nun 176 vd. maddelerinde düzenlenmiş olan ıslah müessesesi, mahkemeye yöneltilmesi gereken tek taraflı ve açık bir irade beyanı ile tarafların dilekçelerinde belirttikleri vakıaları, dava konusunu veya talep sonucunu değiştirebilmesi imkânını sağlamaktadır. İki taraf da duruşmada hazır iseler ıslah sözlü olarak yapılabilir. Usule dair işlemlerin tamamen ya da kısmen ıslahı mümkündür. Ancak, her iki durumda da usulüne uygun açılmış bir davanın bulunması şarttır. Başka bir anlatımla ıslah, açılmış bir davada taraflarca yapılmış usule dair işlemlere yönelik olarak yapılmalıdır.

HMK 181.maddesinde kısmi ıslah için, bir haftalık süre verileceği ve süresi içinde yapılmaması durumunda ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edileceği açıkça hükme bağlanmıştır. Ayrıca HMK`nun 90. maddesinde sürelerin kanunda belirtileceği veya hakim tarafından tespit edileceği, kanunda belirtilen istisna durumlar dışında hakimin kanundaki süreleri artırıp eksiltemeyeceği bildirilmiştir. HMK`nun 181.maddesi emredici hüküm olup mahkemece ve Yargıtay tarafından resen nazara alınır.

Somut olayda davacı vekili, bilirkişi raporunun dosyaya sunulmasında sonra 6.3.2013 tarihli duruşmada davasını ıslah etmek üzere mahkemeden talepte bulunmuş, mahkemece kendisine süre verilmiştir. Davacı, kendisine verilen süre içinde ancak yasal bir haftalık süre geçtikten sonra 28.3.2013 tarihinde davasını ıslah etmiş ve harcını da aynı gün yatırmış, mahkemece de ıslah edilen değerler üzerinden hüküm kurulmuştur. Ne var ki süresinde yapılmayan ıslaha değer verilerek hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde davalı Elektrik Müh Ve Taah Hizmetleri adına Cemal DALKILIÇ vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır…” gerekçesi ile oyçokluğuyla bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDENLER: Davalı ... vekili ve davalı Elektrik Müh. ve Taah. Hizmetleri Cemal Dalkılıç vekili

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

KARAR : Dava ücret, fazla çalışma ve hafta tatili ücreti alacaklarının tahsili istemine ilişkindir.

Davacı vekili müvekkilinin davalı ... nezdinde davalı Elektrik Müh. ve Taah. Hiz ... ve alt taşeron olan davalı ...`nın işçisi olarak çalıştığını ileri sürerek ödenmeyen ücret, fazla çalışma ve hafta tatili alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı Elektrik Müh. ve Taah. Hiz. Cemal Dalkılıç vekili davacının alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Davalı ... davacının dava dilekçesinde belirttiği üzere 9.600,00 TL değil, 8.900,00 TL alacağının bulunduğunu, bu miktar üzerinden davayı kabul ettiğini belirtmiştir.

Davalı ... cevap dilekçesi vermemiş, yargılama aşamasında davanın reddini istemiştir.

Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, davacı ve davalı Elektrik Müh. ve Taah. Hiz. .... vekillerinin temyizi üzerine yukarda başlık bölümünde yer alan gerekçe ile bozulmuştur.

Mahkemece Yargıtay bozma kararının 4 numaralı bendinde davacı vekilinin yasal sürede ıslah dilekçesini sunmadığı belirtilmiş ise de, davacı vekiline ıslah dilekçesini vermek üzere 06.03.2013 tarihinde süre verildiği, duruşmanın 29.05.2013 tarihine ertelendiği, davacı vekilinin her iki celse arası ıslah dilekçesini dosyaya sunup 28.03.2013 tarihi itibariyle harçlandırdığı, usul ekonomisi yönünden davanın uzamasına sebebiyet verecek herhangi bir usuli eksikliğin olmadığı, ıslaha yönelik bozma kararına karşı direnme kararı verildiği, mahkemenin 29.05.2013 tarihli kararının davalı Tedaş ve davalı ... yönünden kesinleştiği ve bu hususta yeniden karar verilmesine yer olmadığı, uyma kararı verilen işçinin günlük ücretinin tespiti ve 70 günlük fazla çalışmanın hesaplanmasına dair konularda ise yargılamaya devam edilmeyip öncelikle direnme kararının değerlendirilmesi gerektiğinden davalı ... Dalkılıç`ın temyizi ile uyma kararı verilen işçi alacakları hususlarında davalı ... Dalkılıç lehine oluşan usuli kazanmış haklar saklı kalmak üzere ıslah dilekçesinin süresinde verilmemesinin yasal sonucuna dair bozma konusunda önceki kararda direnilmesine karar verilmiş; direnme kararı davalı ... vekili ve davalı Elektrik Müh. ve Taah. Hizmetleri Cemal Dalkılıç vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, ıslah dilekçesinin süresinde verilip verilmediği ve burada varılacak sonuca göre hüküm altına alınacak miktarların tespiti noktasında toplanmaktadır.

I-)Davalı ... vekilinin temyizi yönünden;

Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında işin esasının incelenmesine geçilmeden önce, mahkemece verilen ilk kararın davacı vekili ve davalı Elektrik Müh. ve Taah. Hiz. ... vekili tarafından temyiz edildiği, Özel Dairece davacının tüm ve davalının sair temyiz itirazları reddedilerek bozma kararı verildiği, direnme kararının ise davalılar Elektrik Müh. ve Taah. Hiz. ... ve ... tarafından temyiz edildiği, şu halde bozma öncesi kararı temyiz etmeyen davalı ... Müdürlüğünün direnme kararını temyizinde hukuki yararının bulunup bulunmadığı, bu bağlamda temyiz isteminin reddine karar verilmesinin gerekip gerekmediği hususu ön sorun olarak tartışılmıştır.

Bilindiği üzere hukuki yarar dava şartı olduğu kadar temyiz istemi için de aranan bir şarttır.

Mahkemece verilen ilk kararı temyiz etmeyen davalı ... hakkındaki hüküm kesinleşmiş ve uyuşmazlık konusu olmaktan çıkmıştır. Bu sebeple bu davalı vekilinin direnme kararını temyizde hukuki yararı bulunmamaktadır.

O halde davalı ... vekilinin direnme hükmüne yönelik temyiz isteminin hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmelidir.

II-Davalı Elektrik Müh. ve Taah. Hiz. ... vekilinin temyizi yönünden;

Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında işin esasının incelenmesinden önce bozma sonrası verilen kısa kararın hüküm kısmında “1-Direnme kararı yönünden kararın temyiz edildiği takdirde Yargıtay 7. Hukuk Dairesine gönderilmesine” şeklinde karar verildiği, davaya konu alacaklar ve sair hususlarda hüküm kurulmadığı halde gerekçeli kararın hüküm kısmında bozma öncesi gibi davaya konu alacaklar ve sair hususlarda hüküm kurulduğu, buna göre kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki oluşup oluşmadığı, ayrıca mahkemece direnme kararının gerekçesinde bozma kararının 2 ve 3 numaralı bentlerine uyulduğu halde uyulan hususlar yönünden yargılamaya devam edilmeyip ıslah dilekçesinin süresinde verilmediğine dair 4 numaralı bent yönünden direnildiğinin belirtildiği, uyulan hususlar yönünden gereğinin yapılmamasının usulüne uygun bir direnme olup olmadığı hususları önsorun olarak tartışılmıştır.

Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesinde belirtilmiştir. Hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait her hangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.

6100 Sayılı HMK`nın 294. maddesinin 3 fıkrasında ise “Hükmün tefhimi herhalde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur” hükmüne yer verilmiştir.

Ayrıca bozma kararı ile ilk hüküm hayatiyetini yitirdiğinden ona atıf suretiyle hüküm tesisinin yukarda açıklanan kurallara uygun düşmeyeceği de aşikardır.

Nitekim Yargıtay`ın yerleşmiş görüşü de bu yöndedir (Hukuk Genel Kurulu`nun 19.6.1991 gün 323-391 sayılı; 10.09.1991 gün 281-415 sayılı; 25.9.1991 gün 355-440 sayılı; 05.12.2007 gün 981-936 sayılı; 23.01.2008 gün 29-4 sayılı; 05.10.2011 gün 607-604 kararları).

Somut olaya gelince, mahkemece aslolan kısa kararda yukarda açıklanan mevzuata uygun hüküm fıkrası oluşturulmamış, sadece "Direnme kararı yönünden kararın temyiz edildiği takdirde Yargıtay 7. Hukuk Dairesine gönderilmesine" denilmekle yetinilmiş, dosya kapsamı dikkate alınarak taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında belirtildiği açık, infazda şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçimde, usulün aradığı niteliklere haiz kısa karar kurulmamıştır.

Bu durumda, yukarda açıklanan ilkeler çerçevesinde usulün öngördüğü anlamda oluşturulmuş bir hüküm bulunmadığı gibi, direnme kararlarını denetleyen Hukuk Genel Kurulu tarafından incelenebilecek nitelikte teknik anlamda bir direnme hükmü de bulunmadığı her türlü duraksamadan uzaktır.

Şu durumda mahkemece yapılacak iş; dosya kapsamı dikkate alınarak taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında belirtildiği açık, infazda şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçimde, usulün aradığı niteliklere haiz kısa karar ve buna uygun gerekçeli karar oluşturulmasıdır.

Mahkemenin yukarda ayrıntılarıyla açıklanan biçimde usulün öngördüğü niteliklere haiz bulunmayan kısa karar usule uygun karar değildir.

Diğer taraftan, mahkemece bozma kararında belirtilen ve uyulmasına karar verilen hususlar yönünden bozma öncesi gibi hüküm kurulması da usulüne uygun bir direnme olarak görülmemiştir.

Direnme kararının açıklanan sebeple bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : 1-) Yukarıda ( I ) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı ... vekilinin temyiz isteminin hukuki yarar yokluğundan REDDİNE,

2-) Yukarıda ( II ) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı Elektrik Müh. ve Taah. Hizmetleri ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle direnme kararının yukarda gösterilen nedenlerden dolayı usulden BOZULMASINA, sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, istenmesi halinde temyiz peşin harcının yatıranlara iadesine, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 14.06.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

İLETİŞİM BİLGİLERİ BAYTOK HUKUK BÜROSU
Korkutreis Mahallesi Sezenler Caddesi No: 4/16 06430 Sıhhiye / Çankaya - ANKARA
Tel: +90 312 231 02 25
Fax: 0 312 231 02 26
E-mail: info@baytokhukukburosu.com
Başa Dön
Facebook
Twitter
Youtube