Ana Sayfa
0.312 231 02 25
 
UYUŞTURUCU MADDE TİCARETİ YAPMA SUÇUNDAN ŞÜPHEDEN SANIK YARALANIR İLKESİ UYARINCA BERAAT KARARI VERİLMESİ


T.C.

YARGITAY

CEZA GENEL KURULU

E. 2013/10-382

K. 2016/400

T. 1.11.2016

• UYUŞTURUCU MADDE TİCARETİ YAPMA SUÇU (Sanığın Bir Suçtan Cezalandırılmasına Karar Verilebilmesinin Temel Şartı Suçun Hiçbir Şüpheye Mahal Bırakmayacak Kesinlikle İspat Edilebilmesi Olup Sanığın Atılı Suçu İşlediğine Dair Her Türlü Şüpheden Uzak Kesin ve İnandırıcı Delil Bulunmadığından Beraatine Karar Verilmesi Gerektiği)

• ŞÜPHEDEN SANIK YARARLANIR İLKESİ (Sanığın Üzerinde ve Evinde Yapılan Aramada Uyuşturucu Madde Bulunmaması Hususları Değerlendirildiğinde Sanığın Uyuşturucu Madde Ticareti Yapma Suçunu İşlediğine Dair Her Türlü Şüpheden Uzak Kesin ve İnandırıcı Delil Bulunmadığından Beraati Gerektiği)

• MAHKUMİYET KARARI (Toplanan Delillerin Bir Kısmına Dayanılıp Diğer Kısmı Gözardı Edilerek Ulaşılan Kanaate Değil Kesin ve Açık Bir İspata Dayanması ve Bu İspatın Hiçbir Şüphe veya Başka Türlü Oluşa İmkân Vermeyecek Açıklıkta Olması Gerektiği - Uyuşturucu Madde Ticareti Yapma Suçu)

• TEKNİK İZLEME VE FİZİKİ TAKİP (Her İki Olaya Dair Fiziki Takip ve Kamera Görüntü Tutanağında da Uyuşturucu Alışveriş Anının Görülmediğinin Belirtildiği - Soruşturma Aşamasında Sanıktan Farklı Tarihlerde Satın Alındığı İddia Edilen Maddelerin Ele Geçmediği/Sanığın Beraatine Karar Verilmesi Gerektiği)

• DELİL YETERSİZLİĞİ (Suça Konu Uyuşturucu Maddelerin Sanıktan Alındığına Dair Beyanların Bulunmadığı - Sanığın Üzerinde ve Evinde Yapılan Aramada Uyuşturucu Madde Bulunmadığı/Sanığın Uyuşturucu Madde Ticareti Yapma Suçunu İşlediğine Dair Her Türlü Şüpheden Uzak Kesin ve İnandırıcı Delil Bulunmadığının Gözetilmesi Gerektiği)

5237/m.188

ÖZET : Uyuşmazlık; sanığın üzerine atılı uyuşturucu madde ticareti yapma suçunun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. İnceleme dışı sanık hakkında yapılan teknik izleme ve fizikî takip sonucunda ele geçirilen esrarla ilgili olarak, bu kişilerin suça konu uyuşturucu maddeyi sanıktan aldıklarına dair beyanlarının bulunmaması, her iki olaya dair fiziki takip ve kamera görüntü tutanağında da uyuşturucu alışveriş anının görülmediğinin belirtilmesi, soruşturma aşamasında sanıktan farklı tarihlerde satın aldıklarını iddia ettikleri maddelerin ise ele geçmemesi sebebiyle uyuşturucu veya uyarıcı madde olarak kabulünün mümkün olmaması ve sanığın üzerinde ve evinde yapılan aramada uyuşturucu madde bulunmaması hususları birlikte değerlendirildiğinde; sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından, beraatine karar verilmesi gerekmektedir.

DAVA : Uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan sanık ...`ın 5237 Sayılı TCK`nun 188/3, 62, 52, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 4 yıl 2 ay hapis ve 80 Lira adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin, Çorlu Ağır Ceza Mahkemesince verilen 28.11.2008 gün ve 194-252 Sayılı hükmün sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 10. Ceza Dairesince 22.03.2011 gün ve 9868-3104 sayı ile;

“... İddianamedeki anlatım ve tüm dosya kapsamına göre; evinde ve üzerinde yapılan aramada uyuşturucu madde ele geçirilmeyen sanığın, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturmanın ayrılmasına karar verilen F. S.`dan ele geçirilen uyuşturucu maddeyi sattığına dair mahkûmiyetine yeterli her türlü şüpheden uzak, kesin ve yeterli delil elde edilemediği gözetilmeden, beraati yerine yazılı biçimde mahkûmiyetine karar verilmesi...",

İsabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.

Yerel mahkeme ise 12.10.2011 gün ve 260-228 sayı ile;

“... Dosyanın incelenmesinde, sanık ...`in, ... ve ...`e uyuşturucu madde satacağının tespit edilmesi üzerine takibe alınan ... ve ...`in, 19.05.2007 tarihinde Çorlu ilçesi Hıdırağa mahallesine giderek burada sanık ...`ten uyuşturucu madde satın alarak ayrıldıkları, polis ekibi tarafindan Çorlu ilçesi 6 numaralı Sağlık Ocağı yakınlarında durdurulan şahısların yapılan üst aramasında, ...`nin üzerinde 0,6 gram kubar esrar ele geçirildiği, diğer kişi ...`in üzerinde ise herhangi bir uyuşturucu maddeye rastlanmadığı, Emniyet Müdürlüğü İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 26.06.2007 tarih KİM 2007/5939 Uzm. numaralı ekspertiz raporunda; net ağırlığı 0,6 gram (daralı 0,8 gram) gelen haki renkli plaka maddenin uyuşturucu maddelerden esrar olduğunun tespit edildiği, Çorlu İlçe Emniyet Müdürlüğü`nün 09.07.2007 tarihli teşhis tutanağında tanık ...`nin, görevli polislerin olay tarihinde üzerinden elde ettikleri toplam 1 gram kubar esrar 5 Lira karşılığında kedi lakaplı, ismini emniyette öğrendiği ... isimli şahıstan aldığını, bu şahsı ise ...`in torbacısı olarak bildiğini, ...`ten de iki kez aynı şekilde 5 Lira karşılığında esrar satın aldığını, yine farklı tarihlerde üç kez de 6. sırada bulunan ...`dan esrar satın aldığını beyan ettiği, olay-yakalama-geçici muhafaza altına alma ve tartı tutanağı ile tüm delillerin değerlendirilmesi sonucu sanık ... hakkındaki bozma ilamına konu kararda bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ilamındaki gerekçelerin dosya kapsamıyla uyumlu ve uygun olmadığı...”,

Gerekçesiyle ilk hükmünde direnmiştir.

Bu hükmün de sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 30.04.2013 gün ve 99969 Sayılı “bozma” istekli tebliğnamesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır:

KARAR : Sanıklar ..., ..., ...ve ... hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan mahkûmiyet hükümleri Özel Dairece düzeltilerek onanmak suretiyle kesinleşmiş olup, direnmenin kapsamına göre inceleme sanık ... hakkında kurulan hükümle sınırlı olarak yapılmıştır.

Özel Daire ile yerel mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın üzerine atılı uyuşturucu madde ticareti yapma suçunun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.

İncelenen dosya kapsamından;

Çorlu İlçe Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Grup Amirliğine bağlı ekipler tarafından yapılan istihbarî çalışmalarda, ..., ... ve ...`ın İstanbul ilinden getirdikleri uyuşturucu maddeleri gerek kendileri, gerekse başka kişiler aracılığıyla Çorlu ilçesinde sattıkları bilgisi edinilmesi üzerine bu kişiler hakkında soruşturma başlatıldığı, bu kapsamda sanık ... dışında haklarındaki mahkûmiyet hükümleri onanarak kesinleşen bazı sanıklar ile soruşturma aşamasında dosyaları ayrılan bir kısım kişiler hakkında iletişimin tespiti ve teknik araçlarla izleme kararları alındığı,

Çorlu Sulh Ceza Mahkemesince inceleme dışı sanık ... hakkında verilen teknik araçlarla izleme kararı kapsamında, ...`nın ikametinin bulunduğu sokağın görüleceği şekilde fiziki takip ve kamera görüntülü çalışma yapıldığı,

10.05.2007 günü saat 17.00 sıralarında, üzerinde sarı tişört ve siyah pantolon bulunan 20-25 yaşlarında bir kişinin ...`in ikametinin önüne doğru yürüdüğü, ancak ...`in ikametinin önünde bulunan binanın engel teşkil etmesi sebebiyle görüntü alınamadığı, aynı kişinin 1,5 dakika sonra ...`in evinin önünden ayrılarak geldiği istikamete tekrar geri döndüğünün görülmesi üzerine, bu kişinin ...`ten uyuşturucu almış olabileceği kanaatine varıldığı ve ekipler tarafından yakalanan ... adlı kişinin yapılan üst aramasında 0,5 gram esrar ele geçirildiği,

19.05.2007 günü 17.55-18.50 saatleri arasında 20-25 yaşlarında iki kişinin ...`in ikametinin önüne doğru yürüdükleri, evin önünde kamera görüntüsünden çıktıkları ve 1,3 dakika sonra geldikleri istikamete geri döndüklerinin görülmesi üzerine, uyuşturucu madde almış olabilecekleri kanaatiyle durdurularak yapılan kaba üst aramaları sırasında; ... isimli kişinin cebinden çıkarmış olduğu şeffaf poşete sarılı 0,6 gram esrarı teslim ettiği, yakalanan diğer kişi ...`te ise uyuşturucu madde bulunmadığı,

Sanık ...`ın 09.07.2007 tarihinde evinde yakalandığı ve aynı tarihli arama tutanağına göre evinde yapılan aramada uyuşturucu madde bulunamadığı,

09.07.2007 tarihinde yapılan yakalama işlemleri sonrasında, aralarında sanık ...`ın da bulunduğu kişilerin ...`a gösterilmesi üzerine düzenlenen teşhis tutanağına göre ...`ın; 10.05.2007 günü kendisinde ele geçirilen uyuşturucu maddeyi ...`ten aldığını, lakabının “kedi” olduğunu bildiği ve karakolda adının ... olduğunu öğrendiği kişiden de farklı zamanlarda esrar aldığını söylediği, bu kişilerin ...`ye gösterilmesinden sonra düzenlenen teşhis tutanağına göre ise ...`nin;19.05.2007 tarihinde üzerinde ele geçirilen esrarı 5 Lira karşılığında 3. sırada bulunan "kedi" lakaplı ... isimli kişiden aldığını, bu kişiyi ...`in torbacısı olarak bildiğini, 2. sırada bulunan ...`ten iki kez aynı şekilde 5 Lira karşılığında esrar satın aldığını, yine farklı tarihlerde üç kez de 6. sırada bulunan ...`dan esrar satın aldığını beyan ettiği,

Anlaşılmaktadır.

Hakkında kullanmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurma suçundan ayrı soruşturma yürütülen ... kollukta verdiği ifadesinde; olay günü üzerinde ele geçirilen uyuşturucu maddeyi, inceleme dışı sanıklar ...ve ...`nın evleri önünde duran "kedi" lakaplı ismini bilmediği kişiden satın aldığını, kullanmakta olduğu uyuşturucu maddeleri genelde ... ile ...`nın torbacısı olan "kedi" lakaplı kişi ve “şekerci” lakaplı olup ismini bilmediği kişiden aldığını ifade etmiş,

Tanık sıfatıyla kovuşturma evresinde alınan beyanında ise; kollukta alınan ifadeleri ve düzenlenen tutanakları okumadan imzaladığını, teşhis işlemi sırasında polislere kendisine gösterilen kişileri tanımadığını söylediğini, kimseyi teşhis etmediğini, ..., ... ve diğer sanıkları tanımadığını, esrarı mahallede ufak bir çocuktan satın aldığını, olay esnasında havanın karanlık olması sebebiyle esrar aldığı kişiyi teşhis edemeyeceğini, kolluk ifadesinin doğru olmadığını belirtmiş,

Hakkında kullanmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurma suçundan ayrı soruşturma yürütülen ... kollukta verdiği ifadesinde; arkadaşı... ile buluştuklarında Kore Mahallesinden esrar alacağını söylemesi üzerine birlikte mahalleye geldiklerini, ... adlı kişiden esrar alıp dönerken polislerin kendilerini yakaladıklarını, ...`dan başka kimseden de esrar almadığını anlatmış,

Tanık sıfatıyla kovuşturma evresinde alınan beyanında ise; olay günü esrarı isminin ... olduğunu söyleyen birinden aldığını, ancak huzurdaki ...`ten almadığını, teşhis tutanağını okumadan imzaladığını, "kedi" lakaplı birini tanımadığını, görevlilerin kendisine kimseyi gösterip teşhis ettirmediğini söylemiş,

Tanık ...; ... ile olay yerine gittiklerini, ancak kendisi mahallenin yukarısında beklerken ...`ın esrar alıp geri geldiğini, bu sebeple esrarı ...`a kimin verdiğini bilmediğini beyan etmiş,

İnceleme dışı sanık ...; kimseye uyuşturucu madde satmadığını, “şekerci” lakaplı kimseyi tanımadığını, sanık ...`ı mahalleden tanıdığını belirtmiş,

İnceleme dışı sanık ...; kimseye uyuşturucu madde satmadığını, sanık ...`ı ve "şekerci" lakaplı bir kişiyi tanımadığını söylemiş,

Sanık ...; düğünlerde müzisyenlik yaparak geçimini sağladığını, ...`i mahalleden tanıdığını, ..., ... ve ...`yi tanımadığını, kendisine mahallede “şekerci” lakabıyla hitap edildiğini ancak kimseye uyuşturucu madde satmadığını savunmuştur.

Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından gözönünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna dair şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, davaya konu suçun işlenip işlenmediği, işlenmiş ise sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir.

Nitekim Ceza Genel Kurulunun 25.03.2014 gün ve 63-145 Sayılı kararında da benzer hususlara işaret edilmiştir.

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;

İnceleme dışı sanık ... hakkında yapılan teknik izleme ve fizikî takip sonucunda 10.05.2007 tarihinde ...`da ve 19.05.2007 tarihinde ...`de ele geçirilen esrarla ilgili olarak, bu kişilerin suça konu uyuşturucu maddeyi sanık ...`dan aldıklarına dair beyanlarının bulunmaması, her iki olaya dair fiziki takip ve kamera görüntü tutanağında da uyuşturucu alışveriş anının görülmediğinin belirtilmesi, soruşturma aşamasında ...`ın "şekerci" lakaplı kişiden, ...`nin ise sanıktan farklı tarihlerde satın aldıklarını iddia ettikleri maddelerin ise ele geçmemesi sebebiyle uyuşturucu veya uyarıcı madde olarak kabulünün mümkün olmaması ve sanığın üzerinde ve evinde yapılan aramada uyuşturucu madde bulunmaması hususları birlikte değerlendirildiğinde; sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından, beraatine karar verilmesi gerekmektedir.

Bu itibarla, yerel mahkeme direnme hükmünün sanığın beraatine karar verilmesi gerekirken, mahkûmiyetine karar verilmesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle;

1-) Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesi`nin 12.10.2011 gün ve 260-228 Sayılı direnme hükmünün, sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmeden beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,

2-) Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.11.2016 tarihinde yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.

İLETİŞİM BİLGİLERİ BAYTOK HUKUK BÜROSU
Korkutreis Mahallesi Sezenler Caddesi No: 4/16 06430 Sıhhiye / Çankaya - ANKARA
Tel: +90 312 231 02 25
Fax: 0 312 231 02 26
E-mail: info@baytokhukukburosu.com
Başa Dön
Facebook
Twitter
Youtube