Ana Sayfa
0.312 231 02 25
 
SEKTÖRDE FİYATLARIN ARTIRILMASI VEYA ARZIN KISITLANMASINA YÖNELİK ANLAŞMALARIN KARTEL ANLAŞMASININ PARÇASI OLDUĞU VE REKABET KANUNUNUN DÖRDÜNCÜ MADDESİNİN İHLALİ NİTELİĞİNDE OLDUĞU



ÖZET: Dosyadaki bilgi ve belgeler değerlendirildiğinde, davacı şirketin piliç eti pazarında faaliyet gösteren teşebbüslerin aralarındaki rekabeti azaltmak için 2003-2008 yılları arasında zaman zaman oluşturulduğu tespit edilen birlikteliğe dahil olduğu anlaşıldığından; 4054 sayılı Kanun`un ilgili maddesine aykırı davranışları nedeniyle, davacı şirkete 2008 mali yılı sonunda oluşan toplam cirolarının takdiren % 0,81 üzerinden …-TL idari para cezası verilmesine ilişkin dava konusu Rekabet Kurulu kararında hukuka aykırılık bulunmadığı, öte yandan davacının diğer iddialarının dava konusu Kurul kararını sakatlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş olması isabetlidir.


(4054 S. K. m. 4, 6, 16) (5326 S. K. m. 5) (Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik m. 3, 5, Geç. m. 1) (13. DD. 16.12.2014 T. 2010/2021 E. 2014/4291 K.)

İstemin Özeti: Danıştay Onüçüncü Dairesi’nin 16/12/2014 günlü, E:2010/2021, K:2014/4291 sayılı kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek temyizen incelenerek bozulması, davacı tarafından istenilmektedir.

Savunmanın Özeti: Danıştay Onüçüncü Dairesi`nce verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. 

Danıştay Tetkik Hakimi: Mehmet Bozdoğan

Düşüncesi: Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu`nca dosyadaki belgeler incelenip, gereği görüşüldü:

Dava; piliç eti pazarında faaliyet gösteren bazı teşebbüslerin aralarında anlaşarak 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun`un 4. maddesini ihlal ettiklerinden bahisle, para cezası verilmesine ilişkin Rekabet Kurulu’nun 25.11.2009 tarih ve 09-57/1393-362 sayılı kararının davacı şirkete ilişkin kısımları ite cezaya dayanak alınan, 15.02.2009 tarih ve 27142 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmeliğin 3. maddesinin (ç) bendi, 5. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi ve Geçici 1. maddesinin iptali istemiyle açılmıştır.

Danıştay Onüçüncü Dairesi`nin 16/12/2014 günlü, E:2010/2021, K:2014/4291 sayılı kararıyla; Yönetmeliğin, “Tanımlar" başlıklı 3. maddesinin (ç) bendinde yer alan "Kartel" tanımı ile "Temel Para Cezası" başlıklı 5. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi incelendiğinde; 4054 sayılı Kanun`un 4. maddesi kapsamında yer alan rekabete aykırı davranışlar madde metninde sınırlı olarak sayıldığından, Kanun maddesi çerçevesinde ve metnin sınırını aşmayacak nitelikte belirlenmiş bulunan kartel tanımında 4054 sayılı Kanun`a aykırı bir yön bulunmadığı ve Kabahatler Kanunu’nun 4. maddesinde belirlendiği üzere, türü ve miktarı kanunla belirlenen bir yaptırımın Kanun ile belirlenen çerçeve hükmünün içeriğinin ikincil nitelikteki işlemlerle doldurulabileceğinden, idari yaptırımlarda kanunilik ilkesine de aykırılık bulunmadığı, başka bir anlatımla, Yönetmelikteki "kartel" tanımıyla yasaklanan davranışlar, halihazırda Kanun`un 4. maddesinde rekabet ihlali olarak belirtilen davranışlar olduğundan. Yönetmelikte yeni veya farklı bir düzenleme yapılmadığı, yapılan düzenlemede var olan yasakların "kartel" başlığı altında kategorize edilmesinin söz konusu olduğu, bu kategorizasyonun ise, 4054 ve 5326 sayılı Kanunlarda yer alan idari para cezasının belirlenmesinde ihlalin ağırlığı kriterinin gözönüne alınması gerektiği yönündeki hükümleri çerçevesinde ve bu hükümlere uygun olarak düzenlendiği, öte yandan, Kanun’da belirlenmiş bulunan yüzde onluk sınır çerçevesinde salt temel cezaya yönelik olarak kartel ve diğer ihlaller arasında yapılan kategorizasyon, nihai cezanın belirlenmesi niteliğinde olmadığından, İdari para cezasının üzerinden belirleneceği orana bir alt sınır getirilmesi niteliğinde değerlendirilemeyeceği, bu itibarla Yönetmeliğin 3. maddesinin (ç) bendinde yer alan "Kartel’’ tanımı ile "Temel Para Cezası" başlıklı 5. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde yer alan düzenlemelerin, 4054 sayılı Kanun kapsamında yer alan ihlaller karşılığında uygulanacak İdari para cezasının belirlenmesi noktasında, ihlalin ağırlığı kriteri dikkate alınarak yapılan bir kategorizasyon niteliğinde olduğundan dayanağı Kanun hükümlerine ve hukuka aykırılık saptanmadığı; Yönetmeliğin Geçici 1. maddesi incelendiğinde, maddede belirtilen kuralın, düzenleyici işlemlerin geriye yürümezlik ilkesi ve kabahatlerde zaman bakımından uygulama kuralları çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği, geriye yürümezlik ilkesinin, hukuk kurallarının zaman bakımından uygulanmasıyla ilgili temel bir ilke ve gerek yargısal kararlar gerekse öğretide kabul edilmiş idare hukuku kuralı olduğu, kural olarak düzenleyici işlemlerin, yürürlüğe girdiği andan başlayarak hukuki etkilerini doğuracağı ve yürürlülük tarihinden sonraki olaylara uygulanacağı, diğer yandan, kabahatlerde zaman bakımından uygulamanın düzenlendiği 5326 sayılı Kanun’un 5. maddesinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu`nun zaman bakımından uygulamaya ilişkin hükümlerinin kabahatler bakımından da uygulanacağı, ancak, kabahatler karşılığında öngörülen idari yaptırımlara ilişkin kararların yerine getirilmesi bakımından derhal uygulama kuralının geçerli olduğu kuralının yer aldığı, suçun işlendiği tarihte yürürlükte bulunmayan bir Kanunun faile uygulanmayacağı ve sonradan yürürlüğe giren Kanun`un failin lehine ise uygulanacağına ilişkin kuralın, maddi ceza hukukuna ilişkin olduğu, bir hususun maddi ceza hukukuna ilişkin olup olmadığının tespiti açısından, söz konusu hükmün sonuç cezaya nihai olarak tesir eden, onun miktar ve/veya süresini değiştirebilecek nitelikte hükümler ihtiva etmesi gerektiği, usul kuralı niteliğinde olan, muhakeme veya infaz hukukunu ilgilendiren hususlarda kural olarak derhal uygulama kuralının geçerli olduğu, dava konusu Yönetmeliğin yeni bir kabahat ya da yaptırım öngörmediği veyahut Kanun’da yer alan yüzde on sınırı dışında sonuç yaptırımı değiştirecek nitelikte hükümler ihtiva etmediği açık olduğundan, salt Kanun’da yer alan idari para cezasının belirlenmesi noktasında getirilen usuli nitelikte kriterleri içeren ve idarenin her bir somut olayda sahip olduğu takdir yetkisinin geleceğe dönük olarak benzer nitelikteki tüm olaylar bakımından somutlaştırılmasını öngören hükümler ihdas edildiği anlaşıldığından, Yönetmeliğin eylem tarihinde yürürlükte olmamasına rağmen henüz haklarında nihai karar verilmemiş ilgililere uygulanmasının, aleyhte bir durum yaratması söz konusu olmadığından, Yönetmelik hükümlerinin, yürürlüğe girmesinden önce başlatılan, ancak soruşturma raporu tebliğ edilmemiş olan soruşturmalar hakkında da uygulanmasına yönelik Yönetmeliğin Geçici 1. maddesinde de hukuka aykırılık saptanmadığı; dava konusu 25.11.2009 tarih ve 09-57/1393-362 sayılı Rekabet Kurulu kararı incelendiğinde ise; 4054 sayılı Kanunun 4.maddesi ile belirli bir mal ve hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma veya kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmaların, uyumlu eylem ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemlerinin hukuka aykırı bulunarak açıkça yasakladığı ve 16.maddesinin 2. fıkrasında da bu Kanun`un 4. ve 6. maddesinde yasaklanmış olan davranışları gerçekleştirdiği Kurul kararı ile sabit olanlara para cezası verileceğinin öngörüldüğü, beyaz et sektöründe faaliyet gösteren 27 teşebbüs ve bunların teşebbüs birliği olan Beyaz Et Sanayicileri ve Damızlıkçılar Birliği Demeği (Besd-Bir) tarafından 4054 sayılı Kanunun 4. maddesinin ihlal edilip edilmediğinin tespiti amacıyla yapılan soruşturma sonucunda alınan dava konusu Kurul kararında özetle; 2003-2008 yılları arasında bazı piliç eti üreticilerinin yaptığı anlaşmaların, 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinde yasaklanan davranışlardan ve bir kartel anlaşmasının parçaları olduğu sonucuna ulaşıldığından kartel anlaşmasına taraf olan teşebbüslere 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesinin 3. Fıkrası uyarınca İdari para cezası uygulanması gerektiği belirtilerek davacının da aralarında bulunduğu 9 teşebbüse 2008 mali yılı sonunda oluşan gayrisafi gelirlerinin takdiren %0,8’i oranında olmak üzere para cezası verilmesine karar verildiği; uyuşmazlığa konu olayda; beyaz et sektöründe fiyatların artırılmasına ilişkin 07.03.2003 ve 22.02.2004 tarihli anlaşmalar, 05.07.2004 tarihli teklif İle 2008 yılının Nisan ve Mayıs aylarında mevcut olduğu tespit edilen anlaşmalar, arzın kısıtlanmasına ilişkin 20.04.2004 tarihli teklif, 2005-2006 yıllarında yapılan teklifler ile fiyatların artırılması ve arzın kısılmasına ilişkin 01.06.2007, 15.08.2007 ve 18.06.2008 tarihli toplantılara ait belgeler ile teşebbüslerden elde edilen diğer bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucunda; aralarında davacı şirketin de bulunduğu 9 teşebbüsün; piliç eti fiyatını yükseltmek için anlaştıkları, piliç eti arzının kısılması için birtakım faaliyette bulundukları, gizli şirket bilgilerini ve ileri tarihli liste fiyatlarını birbirleriyle paylaşarak piliç eti piyasasındaki şeffaflığı arttırmaya çalıştıkları ve bayilerinin diğer bayilerle anlaşarak diğer piliç eti üreticilerinin fazla mal üretmesini engellemeye çalıştıkları, Besd-Bir`in ise, anılan bu eylemleri ile teşebbüsler arasındaki koordinasyonu kolaylaştırıcı rolü olduğu, bu durumda; dosyadaki bilgi ve belgeler değerlendirildiğinde, davacı şirketin piliç eti pazarında faaliyet gösteren teşebbüslerin aralarındaki rekabeti azaltmak için 2003-2008 yılları arasında zaman zaman oluşturulduğu tespit edilen birlikteliğe dahil olduğu anlaşıldığından; 4054 sayılı Kanun`un 4.maddesine aykırı davranışları nedeniyle, aynı Kanun`un 16. maddesinin 3. fıkrası uyarınca davacı şirkete 2008 mali yılı sonunda oluşan toplam cirolarının takdiren % 0,81 üzerinden 1.654.773,09-TL idari para cezası verilmesine ilişkin dava konusu Rekabet Kurulu kararında hukuka aykırılık bulunmadığı, öte yandan davacının diğer iddialarının dava konusu Kurul kararını sakatlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Davacı, anılan kararı temyiz etmekte ve temyiz dilekçesinde belirtilen iddialarla bozulmasını istemektedir.

Temyiz edilen kararla ilgili dosyadaki belgelerin incelenmesinden; Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, davacının temyiz isteminin reddine, Danıştay Onüçüncü Dairesinin 16/12/2014 günlü, E:2010/2021, K:2014/4291 sayılı kararının, dava konusu Yönetmeliğin, "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinin (ç) bendinde yer alan "Kartel" tanımı ile “Temel Para Cezası" başlıklı 5. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi yönünden oybirliğiyle, dava konusu Yönetmeliğin Geçici 1. maddesi ile davalı idare kararının davacıya ilişkin kısmı yönünden ise oyçokluğuyla, ONANMASINA kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 15.02.2017 gününde karar verildi.


KARŞI OY

X- Piliç eti pazarında faaliyet gösteren bazı teşebbüslerin aralarında anlaşarak 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun`un 4. maddesini ihlal ettiklerinden bahisle, aynı Kanun`un 16. maddesi uyarınca para cezası verilmesine ilişkin Rekabet Kurulu`nun 25.11.2009 tarih ve 09-57/1393-362 sayılı kararının davacı şirkete ilişkin kısımları ile 15.02.2009 tarih ve 27142 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik`in 3. maddesinin 1.fıkrasının (ç) bendi, 5. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi ve Geçici 1. maddesinin iptali istemiyle açılan davanın reddi yolundaki Danıştay Onüçüncü Dairesince verilen 16.12.2014 günlü, E:2010/2021; K:2014/4291 sayılı karara karşı, davacı tarafından temyiz isteminde bulunulmakta ve kararın bozulması istenilmektedir.

4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun "İdari Para Cezası" başlıklı 16. maddesi 23.01.2008 günlü, 5728 sayılı Yasa ile değiştirilmiş ve maddenin son paragrafında "Bu maddeye göre verilecek idari para cezalarının tespitinde dikkate alınan hususlar, işbirliği halinde para cezasından bağışıklık veya indirim şartları, işbirliğine ilişkin usul ve esaslar Kurulca çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir." kuralına yer verilmiştir.

Davalı idare bu yasal dayanak uyarınca dava konusu Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Pasa Cezalarına İlişkin Yönetmeliği 15.2.2009 günlü, 27142 sayılı Resmi Gazete`de yayımlanmıştır. Yönetmeliğin 4. maddesinde, para cezasının belirlenmesine ilişkin ilkeler belirlendikten sonra, "Temel para cezası" başlıklı 5. maddesinde, temel para cezaları hesaplanırken yıllık gayri safi gelirlerinin karteller için yüzde ikisi ile yüzde dördü, diğer ihlaller için binde beşi ile yüzde üçü arasında bir oranın esas alınacağı öngörülmüş, 8. maddesinde de, yöneticilere ve çalışanlara verilecek para cezası konusunda düzenleme yapılmıştır. Yönetmeliğin "Devam eden soruşturmalar" başlıklı Geçici 1. maddesinde ise "Bu yönetmelik hükümleri yürürlüğe girmesinden önce başlatılan ancak soruşturma raporu tebliğ edilmemiş olan soruşturmalar hakkında da uygulanır." hükmüne yer verilmiştir.

Olayda, davacı ile birlikte piliç eti pazarında faaliyet gösteren bir grup teşebbüsün 4054 sayılı Yasa`nın 4. maddesine 2003 yılından itibaren muhalefet ettiklerinden bahisle haklarında soruşturma açıldığı ve Yasa`nın 16. maddesi ile anılan Yönetmeliğin geçici maddesi göz önüne alınarak Yönetmelik kurallarında yer alan esaslar doğrultusunda dava konusu işlemin tesis edildiği anlaşılmaktadır.

İlgililerin aleyhine sonuç doğuran idari işlemlerin geriye yürümeyeceği ve düzenleyici tasarrufların düzenledikleri konularda o konuya ilişkin kurallarının yayınlandıkları tarihten itibaren uygulanacağı açık olup, idari işlemlerin geriye yürümemesi hukuk devletinin de gereğidir. Ayrıca cezai idari işlemler uygulanırken ceza hukukunun genel prensiplerinin de gözönüne alınması gerekir. Türk Ceza Kanunu`nun "zaman bakımından uygulama" başlıklı 7. maddesinde "suçun işlendiği zamanın "esas alınması gerektiği belirtilmekte olup, bu kural ceza hukukunun genel bir ilkesidir.

Davacının ilk eylem tarihi olan 2003 tarihinde davalı idarenin idari para cezalarına yönelik olarak yönetmelik çıkarma yetkisi olmadığı da göznüne alındığında, Yönetmeliğin geçmişe yürür şekilde uygulanmasına izin veren Geçici 1. maddesinde ve bu Yönetmeliğin uygulanması sonucunda davacıya verilen idari para cezasında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kısmen kabulüyle dava konusu Yönetmeliğin Geçici 1. maddesinin ve davalı idare kararının davacıya ilişkin kısmının iptali ile Daire kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiği oyuyla, kararın bu kısımlarına karşıyım. (¤¤)
İLETİŞİM BİLGİLERİ BAYTOK HUKUK BÜROSU
Korkutreis Mahallesi Sezenler Caddesi No: 4/16 06430 Sıhhiye / Çankaya - ANKARA
Tel: +90 312 231 02 25
Fax: 0 312 231 02 26
E-mail: info@baytokhukukburosu.com
Başa Dön
Facebook
Twitter
Youtube