Ana Sayfa
0.312 231 02 25
 
YARGILAMADA HUKUKİ NİTELENDİRME HAKİME AİT OLUP,3.KİŞİNİN HACZEDİLEN MALLAR İÇİN İKAME ETTİĞİ ŞİKAYET DAVASI İSTİHKAK DAVASI, OLARAK NİTELENDİRİLMEDİR

T.C.

YARGITAY

HUKUK GENEL KURULU

E. 2017/12-329

K. 2017/912

T. 3.5.2017

DAVA : Şikâyetçinin “haczedilmezlik şikâyet”inden dolayı yapılan yargılama sonunda İstanbul Anadolu 7. İcra (Hukuk) Mahkemesince şikâyetin reddine dair verilen 26.12.2013 gün ve 2013/402 E., 2013/807 K. sayılı kararın şikâyetçi vekili tarafından temyizi üzerine 12. Hukuk Dairesinin 13.03.2014 gün ve 2014/4098 E., 2014/7254 K. sayılı kararı ile;

“...Şikayetçi Sağlık Bakanlığı`nın, borçlu aleyhine başlatılan takipte bakanlığa bağlı Lütfü Kırdır Eğitim ve Araştırma Hastanesi mutfağında bulunan menkullerin haczedildiğini, menkullerin büyük bir bölümünün hastane demirbaş listesinde kayıtlığı olduğunu ve İİK`nun 82/1. maddesi gereği haczedilemeyeceğini, hastalara yemek hizmeti verilmesine yarayan mallar olduğunu iddia ederek haczedilmezlik şikayetinde bulunduğu, mahkemece, şikayetin reddine karar verildiği görülmüştür.

Şikayetçinin icra mahkemesine başvurusu haczedilen menkullerin kendisine ait olması sebebiyle haczin kaldırılmasına yöneliktir. Şikayetçinin takip dosyasında borçlu sıfatının bulunmadığı, üçüncü kişi durumunda olduğu ve mahcuzlar hakkında istihkak iddiasında bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu hali ile şikayetçinin başvurusu istihkak davası niteliğindedir. HMK`nun 33. maddesi gereğince hukuki tavsif hakime ait olup, mahkemece istihkak kapsamında yargılama yapılması gerekir.

O halde mahkemece, üçüncü kişi şikayetçinin istemi istihkak davası kapsamında değerlendirilerek, taraf teşkili sağlanmalı (borçluya da dava dilekçesi tebliğ edilmeli), eksik başvurma harcı ikmal ettirilmeli, tarafların gösterecekleri deliller toplanmalı ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir…”

gerekçesi ile bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

KARAR : Şikayet, şikayetçi nezdinde kullanılan taşınırların haczedilemeyeceğine ilişkindir.

Şikayetçi Sağlık Bakanlığı vekili şikayet olunanın alacaklı olduğu takip dosyasından, dosya borçlusunun malı olduğu iddiasıyla müvekkiline ait hastanede ihtiyati haciz işlemi yapıldığını; mahcuz malların devlete ait ve kamu hizmeti için kullanılan mallardan olduğunu ve haczedilemeyeceğini ileri sürerek haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

Şikayet olunan vekili mahcuzların şikayetçi Bakanlığa değil borçlu şirkete ait olduğunu ve haczedilebileceğini bildirerek istemin reddini savunmuştur.

İcra mahkemesince istemin haczedilmezlik şikayeti (İİK.m.82/1) niteliğinde olduğu, şikayetçinin istihkak iddiasında bulunmadığı ve mahcuzların hastane demirbaş listesinde görünmediği; üçüncü kişi tarafından istihkak davası açıldığı, diğer taraftan borçlu sıfatını haiz bulunmayan şikayetçinin haczedilmezlik talebinde bulunamayacağı gerekçesiyle şikayetin reddine dair verilen karar, şikayetçi vekilinin temyiz itirazı üzerine 12. Hukuk Dairesince yukarda başlık bölümünde gösterilen sebeplerle bozulmuştur.

Yerel mahkemece şikayetçinin hiç bir zaman istihkak ve malların kendisine ait olduğuna dair beyan veya talebinin olmadığı; mahcuz malların hizmet alımı çerçevesinde hastanede bulunduğu ek gerekçesiyle önceki kararda direnilmiştir.

Direnme kararı şikayetçi vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, somut olay bakımından istemin haczedilmezlik şikayeti mi, istihkak iddiası mı olduğu noktasında toplanmaktadır.

Bu noktada haczedilmezlik ve (hacizde) istihkak kavram ve kurumları üzerinde durmakta yarar vardır.

Borçlunun borcunu rızaen ifa etmemesi (örneğin para borcunu ödememesi) halinde alacaklı cebri icra yoluna başvurur; icra dairesi borçlunun mallarını haczedip satarak bedelini alacaklıya öder ve bu yolla alacaklının tatmini sağlanır. Bu anlamda borçlunun malvarlığı -kural olarak- alacaklının alacağı için teminat fonksiyonu taşır. Ne var ki borçlunun bütün mallarının haczi kabil değildir. Gerçekten de borçlunun manevi değer taşıdığı halde ekonomik değeri bulunmayan eşyası haczedilemez. Diğer taraftan ekonomik değer taşıdığı halde haczedilemeyen bazı mal ve haklar da bulunmaktadır; bu "haczedilmezlik" kavramı ile açıklanmaktadır.

Borçlunun ekonomik değer taşıyan bazı mal ve hakları hiç bir şekilde haczedilemez. Bunlar maddi hukuka göre başkalarına devredilemeyen mal ve haklarla (mesela münhasıran şahsa bağlı haklar, TMK.m.23) İcra ve İflas Kanunu`nun (İİK.) 82. maddesinde sayılan mal ve haklardır. Borçlunun bazı mallarının ise kısmen haczi kabildir (İİK.m.83, İş K.m.35, vb.).

Haczedilmezlik ilkesinin doğal sonucu haczi (tamamen veya kısmen) kabil olmayan bir mal veya hakkın icra müdürünce haczedilmesi halinde borçluya tanınan haczedilmezlik şikayetidir. Bu şikayet İcra ve İflas Kanunu`nun şikayete dair genel hükümlerine (m.16-18) tâbidir ve şikayetin kabulü halinde icra müdürünce haczedilen mal veya hak üzerindeki haciz kalkar.

Alacaklının ancak borçluya ait mal ve hakların haczi ve satışı sonucunda elde edilecek tutardan tatmin edilebileceğine dair ilkeye rağmen kimi zaman üçüncü kişilere ait olduğu ileri sürülen mal ve haklar üzerine de haciz konulduğu görülebilmektedir. Bu ihtimalde mal ve hakkın sahibi üçüncü kişinin korunması için (haczedilmezlikten farklı olarak) "istihkak" müessesesi benimsenmiştir.

Haczedilen bir mal üzerinde (alacaklı ve borçlu dışındaki) üçüncü bir kişinin mülkiyet veya diğer bir ayni hak sahibi olduğunun ileri sürülmesine istihkak iddiası denir (Kuru, B.: İcra ve İflas Hukuku, El Kitabı, 2.b., Ankara 2013, s.543).

İstihkak iddiası ve bunu takip eden istihkak davası haczedilen malın borçlunun ya da üçüncü kişinin elinde bulunması ihtimaline göre farklı usullere tâbi tutulmuştur (İİK.m.96, 97 ve 99).

Haczedilmezlik ile istihkak iddiası arasındaki temel fark haczedilmezlik şikayetinde bulunma hakkı borçluya ait iken, diğer ifade ile ancak borçluya ait bir mal için haczedilmezlik şikayetinde bulunulması mümkün iken; istihkak iddiası kural olarak haczedilen malın mülkiyetinin üçüncü kişiye ait olması halinde mümkündür. Başka bir anlatımla haczedilmezlik şikayeti ile istihkak iddiası bir arada bulunamaz; borçlu kendisine ait olmayan bir mal veya hak bakımından haczedilmezlik şikayeti yoluna gidemez, sadece malın kendisine ait olmadığını bildirmekle yetinebilir.

Öte yandan temel bir usul hukuku kuralı olarak vakıa ve delillerin taraflarca getirileceği ve hukuki nitelendirmenin hakim tarafından yapılacağı konusunda tartışma bulunmamaktadır. Buna göre hakim, tarafların sunduğu vakıalar ve talep ve cevap sonuçları incelemeli fakat dava ya da şikayetin vasıflandırılmasında onların beyanlarına bakmayıp, bu belirlemeyi kendisi yapmalıdır.

Somut olaya dönüldüğünde: haciz sırasında malların hastane demirbaş listesinde kayıtlı olmadığı, bir diğer ifade ile mahcuzların şikayetçi Bakanlığın mülkiyetinde bulunmadığı belirtilmiş; şikayet dilekçesinde ise önce haczedilen malların bir kısmının hastaneye ait olduğu ve kamu mallarının haczedilemeyeceği (İİK.m.82/1) ifade edilmiş, sonrasında bunların hastalara yemek hizmeti verilmesini sağlayan ve hastanenin kamu hizmetinin devamı için tahsis edilmiş mallar olduğu söylenmiştir.

Gerek malların mülkiyetinin şikayetçi Bakanlığa ait olmaması gerekse mahcuzların üçüncü kişiye ait olup hastaların beslenme ihtiyacı için kullanıldığının ileri sürülmesi karşısında şikayetin "haczedilmezlik" olarak nitelendirilmesine ve bu yöndeki şikayetçi nitelemesinin benimsenmesine yasal olanak bulunmamaktadır.

Şikayetçinin itirazı bu haliyle istihkak iddiası niteliğinde olup, esasa dair incelemenin bu kavram üzerinden yapılması gerekirken, hatalı vasıflandırma ile yargılama yapılarak sonuca varılması doğru görülmemiştir.

Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında Özel Dairenin davayı istihkak davası olarak nitelendirmesinin doğru olmadığı, zira şikayetçi Bakanlığın mahcuzlar üzerinde mülkiyet de dahil olmak üzere tercihe şayan bir hak ileri sürmediği ve iddiasının sadece haczedilen malların kamu hizmeti amacıyla kullanıldığının belirtilmesinden ibaret kaldığı, bu haliyle İcra ve İflas Kanununun 82/1. maddesinde ifadesini bulan "kamu malı" haczedilmezliğine dayanıldığının da söylenemeyeceği; öte yandan dava dışı bir şirketin ayrıca istihkak davası açtığı ve bu haliyle kararın onanması gerektiği görüşü dile getirilmişse de yukarda açıklanan sebeplerle bu görüş benimsenmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, yerel mahkemenin direnme kararı usul ve yasaya aykırı olup, direnme kararının bozulması gerekir.

SONUÇ : Şikayetçi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle direnme kararının yukarda açıklanan gerekçe ve nedenlerden dolayı BOZULMASINA, 2004 Sayılı İcra İflas Kanunun 366/III. maddesi uyarınca tebliğden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 03.05.2017 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

İLETİŞİM BİLGİLERİ BAYTOK HUKUK BÜROSU
Korkutreis Mahallesi Sezenler Caddesi No: 4/16 06430 Sıhhiye / Çankaya - ANKARA
Tel: +90 312 231 02 25
Fax: 0 312 231 02 26
E-mail: info@baytokhukukburosu.com
Başa Dön
Facebook
Twitter
Youtube