- Çek İstirdadı (Kaybedilen Çekte Ciro Silsilesi – Birinci Ciro İmzasının Sahte Olması – İyiniyetli Hamil – Hamile Yazılı Çek – Nama Yazılı Çek) 
– Ciro Silsilesi (Birinci Ciro İmzasının Sahte Olması – İyiniyetli Hamil – Hamile Yazılı Çek – Nama Yazılı Çek) 
– İyiniyetli Çek Hamili (Birinci Ciro İmzasının Sahte Olması – Hamile Yazılı Çek – Nama Yazılı Çek) 
– Çek Lehtarının Gerçek Bir Firma Olmaması (Hamile Yazılı Çek`e Dönüşüm) 
– Faktoring Şirketin Çek Temellükü (Hamiline Yazılı Çekte Ciro Silsilesi)

TMK.914971 – TTK.20/141/142/143/1425/1566570/1573581589697/11702,704736 – BK.163167426

Dava konusu çekin lehtar kısmında yazılı “Çam Ticaret” ibaresinin geçerli bir ticaret unvanı olup olmadığı tartışılmış ve sözkonusu ibarenin geçerli bir ticaret unvanı olmadığı, bu nedenle çekin hamiline yazılı çek olarak kabulü gerektiği, hamiline yazılı çekte de ciro imzasının sahte olmasının bir öneminin olmadığı, ciro silsilesinin görünüşte düzgün olmasının yeterli olduğu ve davalı faktoring şirketinin çeki ilgili yönetmeliğin hükümlerine uygun olarak elinde bulundurduğu anlaşıldığına göre yetkili hamil sayıldığından, davacının çekin istirdadı isteminde bulunamayacağı oyçokluğu ile kabul edilmiştir.

Bu durumda mahkemece, dava konusu çekin geçerli bir ticaret unvanı emrine düzenlenmediğinden hamiline yazılı çek olduğu ve söz konusu çekte ciro silsilesinin görünüşte de olsa düzgün olduğu, davalı faktoring şirketinin usulüne uygun olarak çeki elinde bulundurmakla yetkili hamil olduğunun kabulü ile davacının çekin istirdadına yönelik davasının reddedilmiş olması; sonucu itibariyle usul ve yasaya uygundur.

DAVA ve KARAR:

Taraflar arasındaki “çek istirdadı” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda;

Kadıköy 14. Asliye Ticaret Mahkemesince davanın reddine dair verilen 23.3.2009 gün ve 2007/825 Esas – 2009/177 sayılı Kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine,

Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 1.6.2010 gün ve 2009/9341 Esas – 2010/6774 Karar sayılı ilamı;

(…Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı Kocabaşlar Gıda Ltd. Şti.nden aldığı 17.000.- TL. bedelli çeki kaybettiğini, bu nedenle açtığı çek iptali davasında davalı şirketin çeki dosyaya ibraz ettiğini, çekin nama yazılı olduğunu, müvekkili adına yapılan ciroda bulunan imzanın müvekkiline ait olmadığını, faktoring şirketi olan davalının fatura veya alacağın mal veya hizmet satışından doğmuş olduğunu tevsik eden belgelerle ilişkilendirilemeyen alacakları satın alamayacaklarını, müvekkilinin bir sonraki ciranta ile ticari ilişkisinin olmadığını, temlik edene karşı sahip olduğu def’ileri temellük edene karşı da ileri sürme hakkı olduğundan çekin müvekkiline teslimine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, müvekkili şirketin davaya konu çekin yetkili hamili olduğunu, çekte bulunan ciro silsilesinin düzgün olması nedeniyle davacının iddialarının çek metninden anlaşılamadığını, müvekkilinin imzaların geçerliliğini inceleme yükümlülüğünün olmadığını, çekin dava dışı By Taze Gıda Ltd. Şti.nden yapılan faktoring sözleşmesi gereğince alındığını, dava konusu çek olduğundan BK.nun 167. maddesinin uygulanamayacağını TTK.nun 702. ve 704. maddeleri gereğince müvekkilinin çeki iade yükümlülüğünün olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece yapılan yargılama sonucunda çekte bulunan davacı adına atılan ciro imzasının davacının eli ürünü olmadığının anlaşıldığı, kambiyo senetlerinde imzaların bağımsızlığı ilkesinin geçerli olduğu, davacının ciro imzasının sahte olmasının diğer ciranta imzalarının geçerliliğini etkilemeyeceği, davalı şirketin iyiniyetli hamil olduğu ve çeki kötüniyetli veya ağır kusurlu iktisap ettiğinin ispat edilememesi nedeniyle TTK.nun 704. maddesi gereğince davalının çeki geri verme yükümlülüğünün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.

İlk ciro imzasının davacıya ait olmadığı tespit edilmiştir. Bu durumda davacının çek nedeniyle sorumlu tutulması mümkün değildir. Davacı bu iddiasını davalıya karşı da ileri sürebileceğine göre davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir…) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

YARGITAY HUKUK GENEL KURULU KARARI:

Dava, çekin istirdatı istemine ilişkindir.

Yerel Mahkemece, davanın reddine dair verilen karar, davacı vekilinin temyizi üzerine, Özel Dairece yukarıda başlık bölümünde yazılı gerekçeyle bozulmuş; mahkemece önceki kararda direnilmiştir. Direnme kararını, davacı vekili temyize getirmiştir.

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davacı cirantanın çekteki imzanın kendisine ait olmadığı def`ini kendisinden sonra gelen cirantadan senedi faktoring sözleşmesi ile devralan davalıya karşı ileri sürüp süremeyeceği noktasında toplanmaktadır.

Hukuk Genel Kurulu`nda yapılan görüşmeler sırasında öncelikle dava konusu çekin lehtar kısmında yazılı “Çam Ticaret” ibaresinin geçerli bir ticaret unvanı olup olmadığı tartışıldığından, konuya ilişkin şu açıklamaların yapılmasında yarar bulunmaktadır.

Hukukumuzda kıymetli evrakı, hak sahibinin senetten tespiti şekline göre “nama”, “emre” ve “hamile” yazılı kıymetli evrak olarak üçe ayırmak mümkündür.

Hak sahibi, diğer bir deyişle alacaklı, senede hamil olmak keyfiyetiyle birlikte, bir temlik (alacağın temliki) işlemine de bakılarak tespit ediliyorsa, böyle bir senet “nama yazılı senet” niteliğindedir. Yani, senette mündemiç hakkın sahibi olabilmek için, senedin mülkiyetini karşı tarafa geçiren işlemin yanında, ayrıca bir de temlik muamelesinin yapılması, nama yazılı senetlerde şarttır.

Nama yazılı kıymetli evrak, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK.)`nun 566. maddesinde, “Belli bir şahsın namına yazılı olup da, onun emrine kaydını ihtiva etmeyen ve kanunen de emre yazılı senetlerden sayılmayan kıymetli evrak, nama yazılı senet sayılır” şeklinde tanımlanmıştır.

Nama yazılı senet için verilen tanımda iki husus üzerinde durulmuştur. Bir defa, “senedin belli bir şahsın namına (adına) yazılı olması” gerekir. Bu birinci şarttır (olumlu, pozitif şart). İkinci şart ise, “senedin emre kaydını ihtiva etmemesi” ve “kanunen de emre yazılı senetlerden sayılmamasıdır” (olumsuz, negatif şart).

Bazı kıymetli evrak vardır ki, Kanun bunları, aksine bir kayıt taşımadıkları takdirde, emre yazılı saymıştır. Bunlar, belli bir şahıs namına yazılı olsa ve emre kaydı ihtiva etmese bile, kanun hükmü gereği emre yazılı kıymetli evrak sayılır. Böyle senetleri, ancak emre yazılı olmadıklarını “açıkça” belirtmek suretiyle nama yazılı olarak düzenlemek mümkündür. Bu belirtme, senede “menfi emre kaydı” konarak yapılır.

Buna karşılık, senede hamil olma durumunun hak sahipliği sıfatını tespit yönünden yeterli olduğu senetler ise, “hamile yazılı kıymetli evraktır”. Hamile yazılı kıymetli evrakta, “senedin hamili olma”, alacaklılık sıfatının tespitinde yeterli olmaktadır.

Hamile yazılı senetler, Türk Ticaret Kanunu`nun kıymetli evraka ilişkin kitabının üçüncü faslında hükme bağlanmıştır (TTK. md. 570-581). Hamile yazılı senetler için verilen genel tanım şöyledir: “Senedin metin veya şeklinden, hamili kim ise, o kimsenin hak sahibi sayılacağı anlaşılan her kıymetli evrak, hamile (hamiline) yazılı senet sayılır” (TTK. md. 570/1).

Görüldüğü üzere tanım, iki ana unsura dayanmaktadır: Bunlardan birincisi, hamile yazılı senetlerin kıymetli evrak olduğu; ikinci unsur ise, hamile yazılı senetlere, hamile yazılı senet niteliği kazandıran “hamile kaydı”dır. Hamile kaydı hakkında belli bir şekil öngörülmemiştir.

Bazı senetlerin hamile yazılı düzenlenebileceği ise, Kanun`da açıkça belirtilmiştir: Hamile yazılı çek (TTK. md. 697), ipotekli borç ve irat senedi (TMK. md. 914), tahviller (TTK. md. 425/1), rehinli tahvilât (TMK. md. 971), intifa senetleri (TTK. md. 573), hamile yazılı havale (BK. md. 426) gibi…

Öte yandan, senede hamil olma hali yanında, hak sahibinin tespiti bakımından bir “cironun yapılmış bulunması” keyfiyetinin de arandığı kıymetli evrak da vardır ki, bunlara “emre yazılı kıymetli evrak” denir.

Emre yazılı senetler, kambiyo senetlerinden sonra yer alan ve “Kambiyo Senetlerine Benzeyen Senetler” başlığını taşıyan beşinci fasılda düzenlenmiştir. Kanun yapıcı, poliçe hakkındaki hükümlerin, bütün emre yazılı senetlerde de uygulanabileceğini düşünmüş; bu hükümler, özel bir hükümle farklı esaslar benimsenmediği sürece, diğer emre yazılı senetler için de uygulanabilecek genel hükümler olarak kabul edilmiştir.

Emre yazılı senedin tanımı, TTK.nun 736. maddesinde yapılmıştır. Buna göre, “emre yazılı olan veya kanunen emre yazılı sayılan evrak, emre yazılı senetlerdendir” (TTK. md. 736). Tariften de anlaşılacağı üzere, emre yazılı senetler iki türlü olabilir: Ya, belli bir senet tipi kanun yapıcı tarafından “kanunen emre yazılı senetler” olarak kabul edilir; yahut da, esas itibariyle emre sayılmayan bazı senetlere “emre” kaydının konması suretiyle o senet emre yazılı senet haline getirilir (iradî olarak emre yazılı senetler).

“Kanunen emre yazılı senet”, belli bir tipe (gruba) dahil senetleri ifade eder. Bu tipe dahil senetlerin emre yazılı olduğu kabul edilir. Meselâ, kambiyo senetlerinin emre yazılı olması gibi. Poliçe, bono ve çek, “kambiyo senedi tipine dahil olduğu için” emre yazılı senettir.

İsim ihtiva etmesine rağmen, “muayyen bir kimse lehine olarak, `veya hamiline` kelimelerinin veya benzeri bir ibarenin ilâvesiyle keşide olunan çek, hamile yazılı çek sayılır” (TTK. md. 697/11) (Fırat Öztan, Kıymetli Evrak Hukuku, 11. Bası, Ankara 2005, s. 41- 51).

Kıymetli evraka ilişkin bu açıklamalardan sonra, ticaret unvanı üzerinde de durulmalıdır:

Ticaret unvanı, tacirin ticari işletmesine ilişkin işlemleri yaparken kullandığı isimdir. Bu yönüyle ticaret unvanı, taciri tanıtmaya ve onu diğer tacirlerden ayırt etmeye yarar. Ticaret unvanını sadece tacirler kullanabilir; tacir olmayan kişi (esnaf) ticaret unvanı kullanamaz.

TTK.nun 20/1. maddesine göre; tacir, kanun hükümlerine uygun olarak bir ticaret unvanı seçmeye ve kullanmaya mecburdur. Tacir, ticari işletmesiyle işlemleri ticaret unvanıyla yapar; işletmesiyle ilgili senet ve diğer evrakı bu unvan altında imzalar (TTK. md. 41/1). Ticaret unvanının da, ticaret siciline tescil ve ilanı gerekir (TTK. md. 42/1).

Ticaret unvanı iki unsurdan oluşur. Bunlar, çekirdek ve ektir. Ticaret unvanının asli unsurunu, çekirdek oluşturur. Ek kullanılması, kural olarak zorunlu değildir. Gerçek kişi tacirlerde ticaret unvanının çekirdek kısmı, kişinin kısaltılmadan yazılacak ad ve soyadından oluşur (TTK. md. 43/1). Dolayısıyla ad ve soyadı Ahmet Ökmen olan kişinin, ticaret unvanı da, “Ahmet Ökmen”dir. Ancak unvan, TTK.nun 43/1. maddesindeki yasaklama nedeniyle “A. Ökmen” şeklinde yazılamaz (Sabih Arkan, Ticari İşletme Hukuku, 5. Baskı, Ankara 1999, s. 240- 241).

TTK.nun 589. maddesi “Bir Poliçe, poliçe ile borçlanmaya ehil olmayan kimselerin imzasını, sahte imzaları, mevhum şahısların imzalarını yahut imzalayan veya namlarına imzalanmış olan şahısları herhangi bir sebep dolayısıyla ilzam etmeyen imzaları taşırsa, diğer imzaların sıhhatine bu yüzden halel gelmez” hükmünü amirdir.

Bu hüküm gereğince, senetteki ciro silsilesinin düzgün olması ve senedi devralanın kötüniyeti veya iktisabında ağır kusuru bulunmaması halinde, senedi ciro ile devaralan iyiniyetli ve yetkili hamil sayılır.

Hemen burada, davalı faktoring şirketinin dava konusu çeki usulüne uygun elde edip etmediği hususunun irdelenmesi gerekmektedir.

Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Yönetmeliğin “Şirketlerin yapamayacakları iş ve işlemler” başlıklı 22. maddesine göre;

“(1) Şirketler;

a) Ana faaliyet konuları dışında faaliyette bulunamazlar,

b) Teminat mektubu veremezler,

c) 28.7.1981 tarihli ve 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununa göre menkul kıymet ihracı ile uluslararası piyasalardan ödünç para alınması dışında mevduat veya her ne ad altında olursa olsun bir ivaz karşılığı para toplayamazlar.

(2) Birinci fıkrada belirtilen hususlara ilave olarak faktoring şirketleri kambiyo senetlerine dayalı olsa bile, bir mal veya hizmet satışından doğmuş veya doğacak fatura veya benzeri belgelerle tevsik edilemeyen alacakları satın alamazlar veya tahsilini üstlenemezler”.

Dolayısıyla faktoring şirketlerinin devir aldığı alacak, bir kambiyo senedinden kaynaklanıyor olsa bile, alacağı doğuran temel ilişkiye ait fatura veya benzeri belgelerle bunu tevsik etmeleri gerekmektedir.

Bu hüküm, nitelikçe “düzenleyici amir bir hüküm” olarak kabul edilmektedir.

Faktoring şirketinin müşterisinden temliken aldığı bir alacağı takip edebilmesi için; alacak bir kambiyo senedinden kaynaklansa bile faktoring sözleşmesi ile beraber, alacağı doğuran temel satım ilişkisine ait fatura ve benzeri belgeleri de ibraz etmek zorundadır.

Faktoring sözleşmelerine, uygulamada “Alacağın Temliki” hükümleri uygulandığından, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun “Akdin Şekli” başlıklı 163. maddesi uyarınca yazılı şekilde yapılması gerekir (HGK.`nun 3.11.2010 gün ve 2010/19-488-557 Esas – Karar sayılı ilamı).

Yukarıda yapılan açıklamalara göre somut olay değerlendirildiğinde;

Somut olaya gelince, davanın dayanağını oluşturan 17.000.- TL. meblağlı çek, dava dışı Kocabaşlar Gıda Ltd. Şti. tarafından “Çam Ticaret” emrine düzenlenip, görünüşte “Çam Ticaret Haluk Çam” tarafından Bytaze Ltd. Şti.ne ciro edilmiş ve Bytaze Ltd. Şti. tarafından da faktoring şirketi olan davalı Akın Factoring Hiz. A.Ş.’ye ciro edilmiştir.

Ciro silsilesinde yer alan cirantalardan, dava dışı ByTaze Ltd. Şti. ile Akın Factoring A.Ş. arasında 22.5.2007 tarihli “Factoring Temlik Sözleşmesi” düzenlendiği anlaşılmakta olup, çözümü gereken sorun; davalı Akın Factoring A.Ş.’nin davaya konu çeki, Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Yönetmeliğin 22/2. maddesine uygun olarak elinde bulundurup bulundurmadığıdır.

Davalı faktoring şirketi, dosyaya dava dışı Bytaze Ltd. Şti. tarafından davacı “Çam Ticaret Haluk Çam” adına düzenlenmiş 1.8.2007 tarihli 6.615,35.- TL.`lik, 6.8.2007 tarihli 6.313,50.- TL.`lik ve 13.8.2007 tarihli 5.348,81.- TL.`lik üç adet fatura sunarak, davaya konu çeki bu temlik sözleşmesi gereğince, adı geçen şirketten, yönetmeliğin 22/2. maddesine uygun olarak temliken aldığını savunmuştur.

Dosyaya sunulan faturaların incelenmesinde, çek bedeli ile fatura değerleri arasında bir uyum bulunduğu gibi adına fatura düzenlenen şahsın lehdar olarak ilk ciroda imzası bulunan davacı olduğu açıkça anlaşıldığından bu faturaların temel borçlandırıcı ilişkiye yeterli bir belge olduğu, ayrıca davalı ile dava dışı faturayı düzenleyen Bytaze Ltd. Şti. arasında faktoring sözleşmesi bulunduğu da dikkate alındığında, davalı faktoring şirketinin anılan yönetmeliğin aradığı şartları yerine getirdiğinin ve davaya konu çekin, bir mal veya hizmet satışı sonucu temlik alındığının kabulü gerekmektedir.

Yeri gelmişken, çekin niteliğine ilişkin tartışmaların ve buna göre varılan sonucun aktarılmasında da yarar vardır:

Hukuk Genel Kurulu`nda yapılan görüşmeler sırasında öncelikle dava konusu çekin lehtar kısmında yazılı “Çam Ticaret” ibaresinin geçerli bir ticaret unvanı olup olmadığı tartışılmış ve sözkonusu ibarenin geçerli bir ticaret unvanı olmadığı, bu nedenle çekin hamiline yazılı çek olarak kabulü gerektiği, hamiline yazılı çekte de ciro imzasının sahte olmasının bir öneminin olmadığı, ciro silsilesinin görünüşte düzgün olmasının yeterli olduğu ve davalı faktoring şirketinin çeki ilgili yönetmeliğin hükümlerine uygun olarak elinde bulundurduğu anlaşıldığına göre yetkili hamil sayıldığından, davacının çekin istirdadı isteminde bulunamayacağı oyçokluğu ile kabul edilmiştir.

Bu durumda mahkemece, dava konusu çekin geçerli bir ticaret unvanı emrine düzenlenmediğinden hamiline yazılı çek olduğu ve söz konusu çekte ciro silsilesinin görünüşte de olsa düzgün olduğu, davalı faktoring şirketinin usulüne uygun olarak çeki elinde bulundurmakla yetkili hamil olduğunun kabulü ile davacının çekin istirdadına yönelik davasının reddedilmiş olması; sonucu itibariyle usul ve yasaya uygun olup; bu nedenle karar onanmalıdır.

SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, oyçokluğu ile karar verildi.