Ana Sayfa
0.312 231 02 25
 
İDARENİN İŞLEMİNİ SONRASI FİİLEN GÖREVDE OLMAYAN BİRİNİN ÖZLÜK HAKLARININ İADESİ

T.C DANIŞTAY 
11.Daire 
Esas: 2008 / 9733 
Karar: 2008 / 8624 
Karar Tarihi: 31.10.2008

ÖZET: Somut olayda davacı mahkeme kararına istinaden fiili hizmet süresi zammından yararlanmak suretiyle emekliye ayrılmıştır. Danıştay bozma kararı nedeniyle fiili hizmet süresinden yararlanamayacağının ortaya çıkması üzerine emekliliği resen iptal edilerek tekrar göreve başlatılmış, emekli aylıkları ve ikramiyesinin geri istenilmesine rağmen açıkta kalan süreye ilişkin özlük hakları iade edilmemiştir. Mahkeme kararı uyarınca fiili hizmet süresi zammından yararlanarak emekliye ayrılmasında davacıya kusur atfetmek mümkün değildir. Kişilerin lehlerine verilmiş mahkeme kararını uygulatmak ve kararın sağladığı haklardan yararlanmak istemeleri tabiidir. Davacıda fiili hizmet süresi zammından yararlanması gerektiği yönünde verilen mahkeme kararına göre bu haktan yararlanarak emekli olmuştur. İptal kararı olmasaydı davacı görevine devam edecek, özlük haklarında bir kaybı bulunmayacaktı. Bu durumda, davacının emekliye ayrılma ve tekrar göreve başlama tarihleri arasındaki sürenin emekliliğe esas süre hesabında lehine değerlendirilerek hizmetinden sayılması gerekir.

(2577 S. K. m. 49) (2709 S. K. m. 2, 138)

İstemin Özeti: Soma Elektrik Üretim ve Ticaret A.Ş.`de koruma ve güvenlik görevlisi olarak görev yapmakta iken fiili hizmet süresi zammından yararlandırılmamasına ilişkin işlemin idare mahkemesince iptali üzerine 16.1.1998 tarihinde emekliye sevkedilen, ancak anılan kararın Danıştay Onuncu Dairesince bozulması üzerine emeklilik için yeterli hizmet süresi bulunmadığından emeklilik onayı iptal edilerek 20.9.2000 tarihinde görevine iade edilen davacının, emeklilikte geçen sürenin fiili hizmetinden sayılması istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada; dosyanın incelenmesinden, davacının fiili hizmet süresi zammından yararlandırılması isteminin reddine ilişkin işlemin Ankara 1. İdare Mahkemesinin 26.12.1996 gün ve E:1996/16, K:1996/1566 sayılı kararıyla iptal edilmesi üzerine davacının isteği üzerine 25 yıl 9 ay 24 gün toplam hizmet süresi üzerinden 16.1.1998 tarihinde emekliye ayrıldığı, söz konusu mahkeme kararının Danıştay Onuncu Dairesinin 27.3.2000 gün ve E:1997/2766, K:2000/1184 sayılı kararıyla bozulması ve Ankara 1. İdare Mahkemesinin de bozma kararına uymak suretiyle fiili hizmet süresi zammına ilişkin açılan davayı reddetmesi sonucu, davacının emeklilik onayı iptal edilerek 20.9.2000 tarihinde görevine iade edildiğinin anlaşıldığı, bu durumda yargı kararlarının icaplarına göre yasal süre içinde işlem tesis etmek ve eylemde bulunmaktan başka seçeneği bulunmayan, bu yönde de işlem tesis eden davalı idarenin bu işlemden dolayı herhangi bir kusur veya sorumluluğunun bulunmaması karşısında, dava konusu işlemde mevzuata aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle reddeden, Ankara 10. İdare Mahkemesinin 12.09.2005 gün ve E:2005/1633, K:2005/1279 sayılı kararının; hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.

Danıştay Tetkik Hakimi: Hakan Baş

Düşüncesi: Temyiz edilen mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı: Mehmet Ali Gümüş

Düşüncesi: İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı idari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.

Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Onbirinci Dairesince işin gereği görüşüldü: 

Dosyanın incelenmesinden, 16.01.1998 tarihinde emekli olan, ancak fiili hizmet süresi zammından yararlandırılması yolundaki mahkeme kararının Danıştay Onuncu Dairesince bozulması üzerine emeklilik için yeterli hizmet süresi bulunmadığından emeklilik onayı iptal edilerek 20.9.2000 tarihinde görevine iade edilen davacının, emeklilikte geçen sürenin fiili hizmetinden sayılması istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada, davanın reddine karar veren Ankara 10. İdare Mahkemesi kararının, davacının açıkta geçen süreye ilişkin özlük ve parasal hakların ödenmemesine ilişkin istem yönünden inceleyerek bozulmasına dair Dairemiz kararı sonrasında Ankara 10. İdare Mahkemesinin 12.9.2005 gün ve E:2005/1633, K:2005/1279 sayılı kararıyla, davanın sadece davacının emeklilikte geçen süresinin fiili hizmetinden sayılması istemine ilişkin olması nedeniyle bozma kararına uyulmayarak ısrar edilmesi üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 17.4.2008 gün ve E:2005/3486, K:2008/1224 sayılı kararıyla, davacının istemi doğrultusunda açıkta geçen sürenin davacının fiili hizmetinden sayılıp sayılamayacağı hususunda inceleme yapılarak karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle mahkeme kararının ısrar hükmünün onanarak, <davacının açıkta geçen sürelerinin fiili hizmetinde sayılıp sayılmayacağı> yolundaki isteminin incelenmesi için Dairemize gönderildiği anlaşılmakla işin esasına geçildi.

T.C. Anayasasının 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyetinin bir hukuk devleti olduğu belirtilmiş, 138. maddesinin 4. fıkrasında, Yasama ve yürütme organları ile idarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, bu organlar ve idarenin, mahkeme kararlarını hiçbir surette değiştiremeyeceği ve yerine getirilmesini geciktiremeyeceği hükmü yer almış, anılan Anayasa maddelerine paralel olarak 2577 sayılı idari Yargılama Usulü Kanununun 28.maddesinin 3. fıkrasında, Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemeleri kararlarına göre işlem tesis edilmeyen veya eylemde bulunulmayan hallerde idare aleyhine Danıştay ve ilgili idari mahkemelerinde maddi ve manevi tazminat davası açılabileceği kuralına yer verilmiştir.

Buna göre faaliyetlerini hukuka uygun biçimde yürütmek zorunda olan idarenin, bir işlemin iptaline ilişkin yargı kararına uyması ve bu kararın amaç ve kapsamı doğrultusunda işlem tesis etmesi ya da eylemde bulunması hukuk devleti ilkesi gereğidir.

Yargı mercilerince hukuk kurallarının yorumu ve uygulamasındaki farklılıklar nedeniyle meydana gelen zararlarda, Devletin mutlak sorumsuzluğunun kabul edilemeyeceği, aksi takdirde, yargılama faaliyetlerine karşı dolayısıyla hukuka karşı güvensizlik doğacağı açıktır.

Bir kamu hizmeti yerine getirilirken kişilere verilen zararın idare hukuku ilkeleri gereğince tazmini zorunludur. Hizmet kusuru olmasa dahi <kamu zararı> olarak kabul edilen bu zararın kişilerin üzerinde bırakılmaması, idareye yükletilmesi hakkaniyet ve nesafet kurallarına uygundur. Yargı kararlarının uygulanması nedeniyle ilgililerin uğradığı hak kayıpları ve zararın da bu şekilde değerlendirilmesi gerekir.

Dava konusu olayda; davacı mahkeme kararına istinaden fiili hizmet süresi zammından yararlanmak suretiyle emekliye ayrılmıştır. Danıştay bozma kararı nedeniyle fiili hizmet süresinden yararlanamayacağının ortaya çıkması üzerine emekliliği resen iptal edilerek tekrar göreve başlatılmış, emekli aylıkları ve ikramiyesinin geri istenilmesine rağmen açıkta kalan süreye ilişkin özlük hakları iade edilmemiştir. Mahkeme kararı uyarınca fiili hizmet süresi zammından yararlanarak emekliye ayrılmasında davacıya kusur atfetmek mümkün değildir. Kişilerin lehlerine verilmiş mahkeme kararını uygulatmak ve kararın sağladığı haklardan yararlanmak istemeleri tabiidir. Davacıda fiili hizmet süresi zammından yararlanması gerektiği yönünde verilen mahkeme kararına göre bu haktan yararlanarak emekli olmuştur. İptal kararı olmasaydı davacı görevine devam edecek, özlük haklarında bir kaybı bulunmayacaktı.

Bu durumda, davacının emekliye ayrılma ve tekrar göreve başlama tarihleri arasındaki sürenin emekliliğe esas süre hesabında lehine değerlendirilerek hizmetinden sayılması gerektiğinden aksi yönde verilen idare mahkemesi kararında yasal isabet bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kabulüne, Ankara 10. İdare Mahkemesinin 12.09.2005 gün ve E:2005/1633, K:2005/1279 sayılı kararının bozulmasına, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen mahkemeye gönderilmesine 31.10.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
İLETİŞİM BİLGİLERİ BAYTOK HUKUK BÜROSU
Korkutreis Mahallesi Sezenler Caddesi No: 4/16 06430 Sıhhiye / Çankaya - ANKARA
Tel: +90 312 231 02 25
Fax: 0 312 231 02 26
E-mail: info@baytokhukukburosu.com
Başa Dön
Facebook
Twitter
Youtube