Ana Sayfa
0.312 231 02 25
 
AİHM KARARI ÜZERİNE YARGILAMANIN YENİLENMESİ VE AİHM KARARLARININ UYGULANMASI


ÖZET: Kesinleşmiş ulusal mahkeme kararları ile hukuka uygun bulunan idari işlemlerin idarece geri alınması hususunda ortaya çıkabilecek hukuksal engeller ve hukuksal güvenlik ilkesinin zarar gördüğü ve bir hakkın özüne zarar veren ihlalin varlığı sebebiyle salt tazminat ödenmesinin ihlalden kaynaklanan zararı ortadan kaldırmasının güç olduğu hallerde, yargılamanın yenilenmesi yoluyla, ihlale yol açan idari işlemin hukuksal denetiminin yeniden yapılması, Anayasanın ve yasanın ilgili maddesinin getiriliş amacına uygun düşecektir. Bu itibarla, yargılamanın yenilenmesi istemi kabul edilerek yeniden yapılan yargılama sonucunda dava konusu işlemin iptali yolunda verilen daire kararı usul ve hukuka uygundur.


(AİHS. 1 NOLU PROTOKOL) (2709 S. K. m. 90) (2577 S. K. m. 53, 54) (4928 S. K. m. 6) (8. DD. 19.01.2007 T. 2006/4857 E. 2007/69 K.)

İstemin Özeti: Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu`nca verilen, Danıştay Sekizinci Dairesi`nin 19.1.2007 günlü, E:2006/4857, K:2007/69 sayılı kararının bozulmasına ilişkin 4.12.2008 günlü, E:2007/274, K:2008/2221 sayılı karara karşı, davacı kararın düzeltilmesi isteminde bulunmaktadır.

Savunmanın Özeti: Kararın düzeltilmesi isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi Gonca Temizhan`ın Düşüncesi: Davacının karar düzeltme dilekçesinde öne sürülen hususlar 2577 sayılı İdari Yargılama usulü Kanunu`nun 54. maddesinde yazılı nedenlere uygun olduğundan istemin kabulü ile Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararının kaldırılarak Danıştay Sekizinci Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı Radiye Tiryaki`nin Düşüncesi: Kararın düzeltilmesi dilekçesinde ileri sürülen nedenler, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu`nun 54. maddesinde yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi gerekeceği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu`nca, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu`nun 54. maddesi uyarınca davacının karar düzeltme istemi kabul edilerek Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu`nun 04.12.2008 günlü, E:2007/274, K:2008/2221 sayılı kararı kaldırılıp işin gereği görüşüldü:

Davacının 1997 yılında girdiği Öğrenci Yerleştirme Sınavı sonucunun geçersiz sayılmasına ilişkin ÖSYM Yürütme Kurulu işleminin iptali istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ve Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu`nun 15.3.1999 günlü, E:1999/2, K:1999/382 sayılı kararı ile onanan, karar düzeltme istemi de 19.11.1999 günlü, E:1999/843, K:1999/1100 sayılı kararı ile reddedilen Danıştay Sekizinci Dairesi`nin 5.11.1998 günlü, E: 1997/3774, K: 1998/3549 sayılı kararma ilişkin olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İkinci Dairesi`nin 3.7.2006 tarihinde kesinleşen 7.2.2006 günlü kararı uyarınca yargılamanın yenilenmesi ve dava konusu işlemin iptali istenilmektedir.

Danıştay Sekizinci Dairesi 19.1.2007 günlü, E:2006/4857, K:2007/69 sayılı kararıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi`nin Sözleşme Protokol No. 1 Md. 2`nin ihlal edildiğine ilişkin kararı uyarınca 2577 sayılı Yasa`nın 53. maddesinin (1) numaralı bölümünün (ı) bendine göre davacının yargılamanın yenilenmesi istemini kabul ederek işlemin dayanağını oluşturan komisyon raporunun olasılık ve tahminlere dayalı olduğu, sınavın ve sınav sonrası işlemlerin sağlıklı yürütülmesini teminen önlemler alarak, mevzuata aykırı bir işlemin tespiti halinde ilgilileri cezalandırma konusunda yetki ve sorumluluğu bulunan davalı idarenin bu sorumluluğunu yerine getirirken iddia ettiği hususlar, somut ve hukuken geçerli kanıtlarla desteklenmedikçe işlem tesis etmemesi gerektiği, aksi bir durumun tesis edilen işlemin hukuki geçerliğini ortadan kaldıracağı, davacı hakkında tesis olunan işlemin bu haliyle Anayasada güvence altına alınmış olan eğitim-öğretim hakkının ihlali sonucunu doğurduğu gerekçesiyle dava konusu işlemi iptal etmiştir.

Dosyanın incelenmesinden, davalı idare tarafından, 1997 Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sınavı`nın İkinci basamağı (ÖYS) sonuçlarının değerlendirilmesinin son aşamasında, bilgisayarda 1997 ÖSYS`nin birinci basamağında (ÖSS) puan türlerinin en az birinden 125 ve daha az puan alan adaylardan 1997 ÖYS`de uygulanmış olan testlerde çok yüksek puan alan adayların tarandığı, bu taramada aralarında davacının da bulunduğu 19 adayın tespit edildiği, bu adaylara ait ÖSYM bilgisayar kütüklerinde bulunan bilgileri içeren dosyaların Üniversite öğretim üyelerinden oluşan 3 kişilik bir komisyona verildiği ve durumlarının incelenerek 1997 ÖYS`de almış oldukları puanın geçerliliği konusunda görüş istendiği, anılan komisyon tarafından hazırlanan raporda, başarı göstergeleri sürekli şekilde düşük olan bu adayların, üç ay sonra 1997 ÖYS`de Türkiye`de çok az kişinin gösterdiği başarıyı elde etmelerini açıklamanın hiçbir şekilde mümkün olmadığı, bir sonraki başarıyı tahmin edebilme gücüne sahip olan en geçerli göstergenin önceki başarılar olduğunun, ölçme ve değerlendirme biliminin önemli ilkeleri arasında yer aldığı, bu ilkeden hareket ederek 19 adayın 1997 ÖYS sonuçlarının geçerli sayılamayacağı konusunda görüş birliğine varıldığının belirtilmesi üzerine, ÖSYM Yürütme Kurulu tarafından yeniden yapılan değerlendirme sonucunda, bu 19 adayın 1997-ÖYS sonuçlarının iptaline karar verildiği anlaşılmıştır.

Olayda, Diyarbakır Anadolu Lisesi mezunu olan davacının, ortaöğretim diploma notu itibarıyla okulundaki öğrencilerin ortalamasından daha düşük bir ortalamaya sahip olduğu (10 üzerinden 5,31), 1994, 1995, 1996 yıllarında ÖSS`leri kazanamadığı için bu yıllarda ÖYS`ye giremediği, 1997 ÖSS`de 88 soruluk Sözel Bölümde 55 soruyu doğru, 26 soruyu yanlış cevapladığı, 88 soruluk sayısal testinde ise 0 doğrusu olup, 4 soruyu da yanlış cevapladığı, 1997 ÖYS`de ise 53 soruluk Matematik testinde 49 soruyu doğru 4 soruyu yanlış, 72 soruluk Sosyal Testinde 69 soruyu doğru, 3 soruyu yanlış, 64 soruluk Türkçe Testinde ise 60 soruyu doğru 4 soruyu yanlış cevapladığı anlaşılmış olup, ÖSS`de Eşit Ağırlık Puanında 120 puan barajını dahi aşamayan davacının, üç ay önce yapılan ÖSS` de sayısal bölümünde hiç doğru cevabı olmayan biri olarak çok daha zor bir sınav olan ÖYS`de 53 matematik sorusundan 49`unu doğru cevaplayarak en başarılı öğrenciler düzeyinde başarı göstermesine imkan bulunmadığı, dolayısıyla bu başarıyı kendi bilgi ve becerisiyle elde etmediği kanaatine varılarak dava konusu işlem tesis edilmiştir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi`nin üye ülke mahkeme kararlarının sözleşme veya ek protokollere aykırılığının tespiti halinde, üye ülkelerin bunu bir yargılamanın yenilenmesi sebebi kabul etmelerini, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi 19 Ocak 2000 Tarih ve R(2000) 2 sayılı kararıyla üye ülkelere tavsiye etmiştir. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesine göre, mağdurun, ulusal mahkeme kararı nedeniyle mağduriyetinin devam etmesi ve bu mağduriyetin tazminatla giderilemeyecek olması halinde, yargılamanın yenilenmesi veya kararın düzeltilmesi yoluna gidilebilir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi`nce verilen ihlal kararlarının idari davalar bakımından yargılamanın yenilenmesi sebepleri arasına girmesi, 19.7.2003 günlü Resmi Gazete`de yayımlanan 4928 sayılı Kanun ile olmuştur. Anılan Kanun`un 6. maddesi ile kesinleşmiş hükmün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşme`nin veya eki protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi`nin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması durumunda, yargılamanın yenilenmesinin istenebileceği belirtilmiş ve bu durum, İdari Yargılama Usulü Kanunu`nun yargılamanın yenilenmesi konusunun düzenlendiği 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasına (ı) bendi olarak eklenmiştir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi`nce verilen 07.02.2006 günlü kararın 46. paragrafında; Mahkeme`nin mütaalasına göre, Hükümetin, ÖSYM`nin öğrencilerin başarılarını izah edemedikleri gerekçesi ile adayların sınav sonuçlarının iptal edilmesi hususundaki ÖSYM takdir yetkisine ilişkin herhangi bir hukuki dayanak belirtemediği, her halükarda, böylesine geniş bir takdir yetkisine ilişkin herhangi bir hukuki dayanağın, sözleşmede zorunlu tutulan demokratik bir topluma ait temel ilkelerden biri olan hukukun üstünlüğüne ters düşecek biçimde veya eğitim hakkına temelden zarar verecek biçimde hukuki belirsizlik yaratabileceğinin tespit edildiği, 48 paragrafında; Türkiye`deki üniversite giriş sınavlarına katılanlar tarafından alınan sonuçların, yetkililerin sınav kağıtlarını değerlendiren bilgisayarla hesaplanan sonuçları kendi kişisel görüşleri doğrultusunda değiştirmelerine imkan vermeyecek biçimde oldukça ayrıntılı bir şekilde hesaplandığı, ÖSYM Yönetmeliği`nin açık bir biçimde kaleme alınış şeklinin, dürüst bir öğrencinin kendisinin sınavda gerekli puanı aldığı, üniversiteye girebileceği yönünde haklı olarak ümit beslenmesine imkan verdiği, mevzuatta üniversiteye giriş şartlarının öngörüldüğü ve bir adayın da söz konusu koşulları yerine getirdiği bir durumda, söz konusu adayın üniversiteye girme hakkının bulunduğu, 49. paragrafında; ÖSYM Yönetmeliği`nin, kamu makamlarının sözleşmede güvence altına alınmış olan eğitim hakkına keyfi olarak müdahalede bulunmamaları için hukuki bir önlem sunduğu görüşünde oldukları, bundan dolayı, kamu makamlarının bu Yönetmeliği gözardı etmesi halinde, söz konusu hukuki korumanın halel göreceği sonucuna varıldığı, 50., 51. ve 52. paragraflarında da; başvuru sahibinin kopya çekmiş olduğuna dair herhangi bir delilin bulunmaması ve hatta kendisine karşı, bu hususta herhangi bir bariz suçlamanın getirilmemiş olması karşısında ve başvuru sahibinin, özel bir kursa giderek 1997 sınavlarına hazırlanmış olduğu yönündeki karşı tarafça da kabul edilen beyanı gözönüne alındığında, akademik kurulun öğrencinin elde etmiş olduğu parlak sonucun izah edilemez nitelikte olduğu yolunda varmış olduğu kararın yetersiz olduğunun tespit edildiği, bundan dolayı başvuru sahibinin sınav sonuçlarının iptaline yönelik ve daha sonra da yerel mahkemelerce tasdik edilen kararın hukuki ve mantıki bir dayanaktan yoksun olduğu ve bunun da keyfi bir işleme yol açmış olduğu sonucuna varıldığı, ÖSYM`nin akademik kurul önerisine dayanarak başvuru sahibinin sınav sonuçlarını iptal etmekle, başvuru sahibinin elinden eğitim hakkını almış olduğu, Sözleşme Protokol No 1 Madde 2`nin ihlal edildiği sonucuna varıldığı belirtilmiştir.

Kesinleşmiş ulusal mahkeme kararları ile hukuka uygun bulunan idari işlemlerin idarece geri alınması hususunda ortaya çıkabilecek hukuksal engeller ve bu davaya ilişkin olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi`nce verilen 7.2.2006 günlü kararın 46., 48., 49., 50., 51. ve 52. paragraflarında belirtildiği üzere, hukuksal güvenlik ilkesinin zarar gördüğü ve bir hakkın özüne zarar veren ihlalin varlığı sebebiyle salt tazminat ödenmesinin ihlalden kaynaklanan zararı ortadan kaldırmasının güç olduğu hallerde; yargılamanın yenilenmesi yoluyla, ihlale yol açan idari işlemin hukuksal denetiminin yeniden yapılması, Anayasa`nın 90. maddesine ve 2577 sayılı Yasa`nın 53/1-1 maddesinin getiriliş amacına uygun düşecektir.

Bu itibarla, yargılamanın yenilenmesi istemi kabul edilerek yeniden yapılan yargılama sonucunda yukarıda belirtilen gerekçe ile dava konusu işlemin iptali yolunda verilen Danıştay Sekizinci Dairesi kararının usul ve hukuka uygun bulunduğu anlaşılmaktadır.

Açıklanan nedenlerle, Danıştay Sekizinci Dairesi`nin 19.1.2007 günlü, E:2006/4857, K:2007/69 sayılı kararının onanmasına, 23.12.2010 gününde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi`nin sözleşme ihlalinin tespitine ilişkin kararlarının, ihlale son verilip, benzer ihlallerin önlenmesi, mağdur olan ilgilinin bu durumuna mümkün olduğunca son verilmesi, zararın giderilmesi suretiyle uygulanması zorunludur. Anılan kararların hangi yetkili merci veya organ tarafından uygulanacağı da, ihlalin niteliği ve ne şekilde ortaya çıktığı gözönüne alınarak belirlenecektir. Yargılama sürecinden kaynaklanan ihlaller dışındaki AİHM`in ihlal tespit kararlarının, ayrıca bir ulusal yargı kararı aranmaksızın ilgili kamu idaresi veya gerektiğinde yasama organınca iyileştirme ve uyum düzenlemeleri yapılarak doğrudan uygulanabileceğinde duraksama bulunmamaktadır.

Yargılama sürecinde ortaya çıkan ihlallerin tespitine ilişkin AİHM kararları ise, yargılamanın tekrarını gerektirmektedir. Nitekim 2577 İdari Yargılama Usulü Kanunu`nun değişik 53/1. maddesinde kesinleşmiş hükmün sözleşme ihlali suretiyle verildiğinin AİHM kararıyla tespiti yargılamanın tekrarı sebebi olarak sayılmış; böylece yargılama sürecinden kaynaklanan ihlallerin yargılama yenilenerek giderilmesi öngörülmüştür.

AİHM`nin konumu ve işlevi, yargılamanın yenilenmesi yolunun kesin hükmün verilmesine etkili olan, yargılama sürecinde ortaya çıkan ağır hata ve eksikliklerin giderilmesini amaçlayan olağanüstü kanun yolu olma niteliği dikkate alındığında, yargılama sürecinden kaynaklanan bir ihlalin tespitine ilişkin olmayan AİHM kararlarının, yargılamanın tekrarı yoluyla uygulanmasına olanak görülmemektedir. Esasen yukarıda da belirtildiği gibi, yargılama sürecine ilişkin olmayan ihlal tespit kararlarını uygulama yükümlülüğü ilgili kamu idaresi veya yasama organına aittir.

1997 yılında girdiği üniversite giriş sınavı ikinci basamağında en yüksek puanlardan birini alan, ancak ÖSYM`nin idari düzenlemesi doğrultusunda kopya şüphesi nedeniyle sınav kağıdı, lise mezuniyet başarısı, geçmiş yıllarda girip kazanamadığı giriş sınavındaki notlarıyla 1997 yılı sınavının birinci basamağında aldığı notlar çerçevesinde bir akademik kurulca değerlendirilen, sınav başarısının kopya dışında izah edilemeyeceği kanaatine varılması üzerine sınav sonucu ÖSYM tarafından iptal edilen davacının yaptığı başvuruyu kabul eden AİHM, ilgilinin eğitim hakkının ihlal edildiğini tespit etmiştir. AİHM tarafından oyçokluğu ile verilen kararda; başarılarını izah edemedikleri gerekçesi ile adayların sınav sonuçlarının iptal edilmesi konusunda ÖSYM`nin takdir yetkisi bulunduğu yolunda hukuki bir dayanak gösterilemediği, esasen böyle bir takdir yetkisinin hukuki belirsizlik yaratabileceği, kopya çektiğine ilişkin kanıt ortaya konulamaması, başvurucuya herhangi bir suçlama yöneltilmemesi karşısında sınav sonuçlarını iptal eden ÖSYM kararının hukuki ve mantıki dayanağı olmadığı gerekçesine yer verilerek başvuru sahibinin eğitim hakkının, sözleşme protokol No:1 Madde 2`nin ihlal edildiği tespit edilmektedir.

AİHM kararında, davacının sınav sonuçlarının iptaline ilişkin ÖSYM kararına karşı Danıştay`da açılan davayla başlayan yargılama sürecine yönelik herhangi bir sözleşme ihlali tespit edilmemekte; bütünüyle ÖSYM işlemine yönelik değerlendirmelerde bulunulmaktadır. Dolayısıyla AİHM kararının muhatabı ÖSYM`dir. ÖSYM`nin, ayrıca bir yargı kararı aramaksızın, anılan AİHM kararı doğrultusunda, kopya şüphesi nedeniyle sınav kağıdı üzerinde akademik kurulca değerlendirme yapma olanağı sağlayan düzenlemesini değiştirip, ihlale son vermesi, mağdur olan davacının durumunu değerlendirip düzeltmesi gerekmektedir. Zira AİHM kararlarında yapılan yorum ve değerlendirmelere uygun düşmeyen bütün mahkeme kararlarının, sözleşme ihlali olarak kabul edilip, yargılamanın tekrarı suretiyle kaldıramayacağı; böyle bir sonucun, temyiz mercii olmayan, AİHM`nin konumu ve işleviyle bağdaşmayacağı açıktır.

AİHM tarafından oyçokluğu ile verilen karardaki değerlendirme ve yorumlara uygun olmayan, Danıştay Sekizinci Dairece oyçokluğuyla verilen kararın davacının eğitim hakkını ihlal ettiğini değil, ihlali tespit edip, gidermediğini kabul etmek mümkündür. Yargı kararları arasındaki değerlendirme ve yorum farklılığının doğrudan bir sözleşme ihlali sayılmasına olanak olmaması nedeniyle davacının yargılamanın yenilenmesi isteminin kabul edilemeyeceği sonucuna varılmaktadır.

Açıklanan nedenlerle, karar düzeltme isteminin reddi gerektiği görüşüyle aksi yoldaki karara katılmıyoruz. (¤¤)
İLETİŞİM BİLGİLERİ BAYTOK HUKUK BÜROSU
Korkutreis Mahallesi Sezenler Caddesi No: 4/16 06430 Sıhhiye / Çankaya - ANKARA
Tel: +90 312 231 02 25
Fax: 0 312 231 02 26
E-mail: info@baytokhukukburosu.com
Başa Dön
Facebook
Twitter
Youtube