Ana Sayfa
0.312 231 02 25
 
KOOPERATİFLE HER ORTAĞIN EN AZ 1 ORTAKLIK PAYI OLMASI VE BU ORTAKLIK HAKKININ BÖLÜNEMEMESİ


ÖZET : Kooperatifler Kanunu hükümlerine göre, her ortağın en az bir ortaklık payı olması gerekir ve bu ortaklık hakkı bölünemez ( Koop.K.18, 19 )Mahkemece, buyurucu bir kuralın gözden uzak tutulması suretiyle yarı payın davacı adına tesciline karar verilmesi yasaya aykırıdır. Buna rağmen, karı ve koca arasında açılan bir tesbit davasında ortaklığın yarı yarıya olduğu hususu incelenebilir. Somut olayda da davacı ile davalının evli oldukları, aile birliğinin devamı sırasında oluşan kooperatif ortaklığının tarafların eşit oranda katkıları ile gerçekleştirildiği belirlenmiştir. Her ne kadar davacı tarafça tüm payın adına intikali istenmiş ise de çoğa ilişkin talebin içindeki azın da bulunacağı, dolayısıyla davacının isteminin tesbit talebini de içerdiği kabul edilmelidir. Açıklanan bu durum karşısında mahkemece, kooperatif payının bölünemeyeceği ilkesinin sonucu olarak paylı tescilin istenemeyeceği gerekçesiyle tescil talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, ancak tarafların kendi aralarında şahsi hak talebi doğuracak ve kendi aralarında hüküm ifade edecek şekilde tesbit davası açılarak yürütülmesinin mümkün olduğu gözetilerek, dolayısıyla davanın tesbit bölümü için eşit paylar üzerinden kabul, tescil istemi yönünden ise red kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.

(1163 S. K. m. 18, 19)

Dava: Taraflar arasında görülen davada Küçükçekmece Asliye 1 Hukuk Mahkemesi`nce verilen 04.11.2003 tarih ve 1999-428/2003-1040 sayılı kararın Yargıtay`ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ata Durak tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: 

Karar: Davacı vekili, müvekkilinin eşi olan davalının dava dışı Arzu Kooperatifine ortak olduğunu ancak tüm ödentilerin müvekkilince karşılandığını, taraflar arasındaki boşanma davasının da halen derdest olduğunu ileri sürerek, davalının kooperatif ortaklığının iptali ile tüm hukuki sonuçlarıyla birlikte müvekkili adına intikalini talep ve dava etmiştir. 

Davalı vekili, kooperatif ödentilerinin müvekkilince karşılandığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir. 

Mahkemece, Dairemize ait 05.10.1998 tarihli ilama dayanılarak, tarafların evliliklerinin halen devam ettiği, dava dışı kooperatife davalı Adem`in ortak olduğu, bu ortaklığın evlilik birliğinin devamı sırasında oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, dava dışı SS.Arzu Konut Yapı Kooperatifinde davalı adına olan ortaklığın iptali ile eşit paylar halinde davacı ve davalı adına kayıt ve tesciline karar vermiştir. 

Kararı davalı vekili temyiz etmiştir. 

1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 

2- Ancak, Kooperatifler Kanunu hükümlerine göre, her ortağın en az bir ortaklık payı olması gerekir ve bu ortaklık hakkı bölünemez ( Koop.K.18, 19 )Mahkemece, buyurucu bir kuralın gözden uzak tutulması suretiyle yarı payın davacı adına tesciline karar verilmesi yasaya aykırıdır. Buna rağmen, karı ve koca arasında açılan bir tespit davasında ortaklığın yarı yarıya olduğu hususu incelenebilir. Somut olayda da davacı ile davalının evli oldukları, aile birliğinin devamı sırasında oluşan kooperatif ortaklığının tarafların eşit oranda katkıları ile gerçekleştirildiği belirlenmiştir. Her ne kadar davacı tarafça tüm payın adına intikali istenmiş ise de çoğa ilişkin talebin içindeki azın da bulunacağı, dolayısıyla davacının isteminin tespit talebini de içerdiği kabul edilmelidir. Açıklanan bu durum karşısında mahkemece, kooperatif payının bölünemeyeceği ilkesinin sonucu olarak paylı tescilin istenemeyeceği gerekçesiyle tescil talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, ancak tarafların kendi aralarında şahsi hak talebi doğuracak ve kendi aralarında hüküm ifade edecek şekilde tespit davası açılarak yürütülmesinin mümkün olduğu gözetilerek, dolayısıyla davanın tespit bölümü için eşit paylar üzerinden kabul, tescil istemi yönünden ise red kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. 

Sonuç: Yukarıda ( 1 ) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine ( 2 ) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24.01.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. 



İLETİŞİM BİLGİLERİ BAYTOK HUKUK BÜROSU
Korkutreis Mahallesi Sezenler Caddesi No: 4/16 06430 Sıhhiye / Çankaya - ANKARA
Tel: +90 312 231 02 25
Fax: 0 312 231 02 26
E-mail: info@baytokhukukburosu.com
Başa Dön
Facebook
Twitter
Youtube