Ana Sayfa
0.312 231 02 25
 

T.C. ANAYASA

 

1.Bölüm

Esas:  2013/1375

Karar: 2013/

Karar Tarihi: 16.05.2013

 

 

 

 

(2709 S. K. m. 36, 38, 148) (1602 S. K. m. 64) (6413 S. K. m. 45) (926 S. K. m. 50) (6216 S. K. m. 48, 49) (ANAYASA MAHKEMESİ İÇTÜZÜĞÜ m. 33)

 

RGT: 01.06.2013

RG NO: 28664

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

Başvuru Numarası: 2013/1375

 

Karar Tarihi: 16.05.2013

 

Başkan: Serruh KALELİ

 

Üyeler: Mehmet ERTEN

 

Zehra Ayla PERKTAŞ

 

Burhan ÜSTÜN

 

Nuri NECİPOĞLU

 

Raportör: Recep ÜNAL

 

Başvurucu: Hüseyin SOYALTIN

 

Vekili: Av. Kürşad Veli EREN

 

I. BAŞVURUNUN KONUSU

 

1. Başvurucu, emekliye sevk edilmek suretiyle Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiğinin kesilmesi işleminin iptali istemiyle açtığı dava reddedildikten sonra hakkında devam eden ceza davalarında beraat kararı verildiğinden bahisle yaptığı "yargılamanın yenilenmesi" talebinin reddine ilişkin Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) Birinci Dairesinin kararı ile Anayasa`nın 36. maddesinde tanımlanan hak arama hürriyetinin ve 38. maddesinin dördüncü fırkasında tanımlanan masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

 

II. BAŞVURU SÜRECİ

 

2. Başvuru, 15/2/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

 

3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, 18/3/2013 tarihinde başvurunun karara bağlanması için Bölüm tarafından ilke kararı alınması gerekli görüldüğünden, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü`nün 33. maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

 

III. OLAY VE OLGULAR

 

A. Olaylar

 

4. Başvuru dilekçesindeki ilgili olaylar özetle şöyledir:

 

5. Başvurucu hakkında, 5/11/2009 tarihinde Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Savcılığınca "nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle zincirleme cinsel saldırı", "nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle cinsel saldırı" ve "resmi belgede sahtecilik" suçlarını işlediği iddiasıyla kamu davası açılmıştır. Anılan ceza davası devam ederken disiplinsizlik nedeniyle 25/2/2010 tarih ve 2009/115 sayılı üçlü kararname ile resen Türk Silahlı Kuvvetlerinden (TSK) ayrılması onaylanmış, 12/3/2010 tarihinde de ilişiği kesilmiştir.

 

6. Başvurucunun anılan işlemin iptali için 19/3/2010 tarihinde açtığı dava, AYİM Birinci Dairesince 28/12/2010 tarihinde reddedilmiştir.

 

7. Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Mahkemesince 17/6/2010 tarihinde, başvurucuya isnat edilen suçların askeri suçlardan olmadığı, askeri bir suçla bağlantısının da bulunmadığı, askeri mahkemelerde yargılanmasını gerektiren ilginin kesildiği ve yargılama görevinin adli yargı yoluna ait olduğu gerekçeleri ile görevsizlik kararı verilmiş ve yargılama dosyası Ümraniye (İstanbul) Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmiştir.

 

8. Yargılama dosyasının görevsizlik kararı ile gönderildiği Ümraniye 4. Asliye Ceza Mahkemesince, 8/9/2011 tarihinde başvurucu hakkında nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle cinsel saldırı suçlarından beraat kararı verilmiş ve bu karar 21/10/2011 tarihinde kesinleşmiştir.

 

9. Resmi belgede sahtecilik suçuna ilişkin yargılama hakkında ise ayırma kararı verilerek, sözü edilen suça ilişkin yargılama görevinin Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş ve sözü edilen yargılama dosyası Üsküdar Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmiştir.

 

10. Üsküdar 2. Ağır Ceza Mahkemesince, anılan suça ilişkin yargılama görevinin askeri ceza yargısına ait olduğu belirtilerek görevsizlik kararı verilmiş ve ortaya çıkan olumsuz görev uyuşmazlığının karara bağlanması için dosya Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmiştir. Uyuşmazlık Mahkemesi, görevli yargı yolunun adli yargı olduğu gerekçesi ile Üsküdar 2. Ağır Ceza Mahkemesinin görevsizlik kararının kaldırılmasına karar vererek dosyayı anılan mahkemeye göndermiştir.

 

11. Üsküdar 2. Ağır Ceza Mahkemesince, isnat edilen resmi belgede sahtecilik suçunun unsurları oluşmadığı gerekçesi ile 25/9/2012 tarihinde başvurucunun beraatına karar verilmiş ve bu karar 3/10/2012 tarihinde kesinleşmiştir.

 

12. Başvurucu, 10/10/2012 tarihinde yukarıda belirtilen (§ 6) 28/12/2010 tarihli ret kararına esas teşkil eden yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmuştur. Bu talep AYİM Birinci Dairesinin 16/1/2013 tarih ve E.2013/32, K.2013/48 sayılı kararıyla reddedilmiş ve buna ilişkin karar başvurucuya 4/2/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

 

B. İlgili Hukuk

 

13. 4/7/1972 tarih ve 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu`nun "Yargılamanın iadesi" kenar başlıklı 64. maddesi şöyledir:

 

"Daireler ile Daireler Kurulundan verilen kararlar hakkında, aşağıda yazılı sebepler dolayısıyle yargılamanın iadesi istenebilir.

 

a) Zorlayıcı sebepler dolayısiyle veya lehine karar verilen tarafın eyleminden doğan bir sebeple elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması;

 

b) Karara esas olarak alınan belgenin sahteliğine hükmedilmiş veya sahte olduğu, mahkeme veya resmi bir makam huzurunda ikrar olunmuş veya sahtelik hakkındaki hüküm karardan evvel verilmiş olup da yargılamanın iadesini isteyen kimsenin, karar zamanında bundan haberi bulunmamış olması;

 

c) Karara esas olarak alınan bir ilam hükmünün kesin hüküm halini alan bir kararla bozularak ortadan kalkması;

 

d) Bilirkişinin kasıtla gerçeğe aykırı beyan ve ihbarda bulunduğunun, hükümle tahakkuk etmesi;

 

e) Lehine karar verilen tarafın, karara etkisi olan bir hile kullanmış olması;

 

f) Vekil veya kanuni temsilci olmayan kimseler huzuru ile davanın görülüp karara bağlanmış bulunması;

 

g) Çekilmeye mecbur olan Başkan veya üyenin katılması ile karar verilmiş olması;

 

h) Tarafları ve sebebi aynı olan bir dava hakkında verilen karara aykırı yeni bir karar verilmesine sebep olabilecek bir madde yokken, aynı Daire veya diğer Daireler yahut Daireler Kurulu tarafından evvelki ilamın hükmüne aykırı bir karar verilmiş bulunması."

 

14. 31/1/2013 tarih ve 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu`nun 45. maddesinin (6) numaralı fıkrasının (c) bendi ile yürürlükten kaldırılmış olan 27/7/1967 tarih ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu`nun 50. maddesinin (c) bendi şöyledir:

 

"c) Disiplinsizlik veya ahlaki durum sebebiyle ayırma:

 

Disiplinsizlik veya ahlaki durumları sebebiyle Silahlı Kuvvetlerde kalmaları uygun görülmeyen subayların hizmet sürelerine bakılmaksızın haklarında T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümleri uygulanır.

 

(Değişik: 29/7/1983 - 2870/4 md.) Bu sebeplerin neler olduğu ve bunlar hakkında sicil belgelerinin nasıl ve ne zaman tanzim edileceği, nerelere gönderileceği, inceleme ve sonuçlandırma ile gerekli diğer işlemlerin nasıl ve kimler tarafından yapılacağı subay sicil yönetmeliğinde gösterilir. Bu gibi subaylardan durumlarının Yüksek Askeri Şura tarafından incelenmesi Genelkurmay Başkanlığınca gerekli görülenlerin Silahlı Kuvvetlerden ayırma işlemi, Yüksek Askeri Şura kararı ile yapılır. "

 

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

 

15. Mahkemenin 16/5/2013 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 15/2/2013 tarih ve 2013/1375 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

 

A. Başvurucunun İddiaları

 

16. Başvurucu, disiplinsizlik nedeniyle TSK`dan ilişiğinin kesildiğini, meslek hayatı boyunca iki kez disiplin amirlerince, bir kez de "erleri kanuna muhalif olarak hizmetçiliğe veya sair suretlerle çalışmaya vermek" suçundan Askeri Mahkemece cezalandırıldığını, buna karşılık 31 kez takdirle ödüllendirildiğini, sicil not ortalaması "çok iyi" olduğundan "disiplinsiz" olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığını, TSK`dan ayırılmasına neden olan işlemin disiplinsizlik değil, hakkında "nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle cinsel saldırı" ve "resmi belgede sahtecilik" suçlarından kamu davası açılmasına dayandığını, idarenin atılı suçların vahim, yüz kızartıcı, şeref ve haysiyet kırıcı suçlar olması nedeniyle TSK bünyesinde görevine devam etmesini sakıncalı bularak ceza yargılamasının sonucunu beklemeksizin ayırma işlemi tesis ettiğini, AYİM`nin de aynı gerekçelerle iptal istemini reddettiğini, ancak kendisinin delil yetersizliği nedeniyle beraat ettiğini, bu nedenle masum olduğunu belirterek AYİM tarafından yargılamanın yenilenmesi talebinin reddedilmesi nedeniyle Anayasa`nın 36. maddesinde tanımlanan hak arama hürriyetinin ve 38. maddesinin dördüncü fırkasında tanımlanan masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

 

B. Değerlendirme

 

17. Anayasa`nın 148. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkraları şöyledir:

 

"Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır.

 

Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz"

 

18. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun`un "Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve incelenmesi" kenar başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

 

"Mahkeme, Anayasanın uygulanması ve yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi açısından önem taşımayan ve başvurucunun önemli bir zarara uğramadığı başvurular ile açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir."

 

19. 6216 sayılı Kanun`un "Esas hakkındaki inceleme" kenar başlıklı 49. maddesinin (6) numaralı fıkrası şöyledir:

 

"Bölümlerin, bir mahkeme kararına karşı yapılan bireysel başvurulara ilişkin incelemeleri, bir temel hakkın ihlal edilip edilmediği ve bu ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi ile sınırlıdır. Bölümlerce kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz."

 

20. Anılan Anayasa ve Kanun hükümleri ile bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususların incelenemeyeceği ve bu çerçevede Mahkemece açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verilebileceği hükme bağlanmaktadır.

 

21. Bir anayasal hakkın ihlali iddiası içermeyen, yalnızca derece mahkemelerinin kararlarının yeniden incelenmesi talep edilen başvuruların açıkça dayanaktan yoksun ve

 

Anayasa ve Kanun tarafından Mahkemenin yetkisi kapsamı dışında bırakılan hususlara ilişkin olduğu açıktır (B. No: 2012/1027, § 25, 12/2/2013).

 

22. Bu kapsamda, bireysel başvuruya konu yargılamanın yenilenmesi talebinin incelenmesi aşamasında hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanmasına ilişkin olarak Anayasa`da yer alan hak ve özgürlükler ihlal edilmediği sürece ya da hakimin takdirinde açıkça keyfilik bulunmadıkça Anayasa Mahkemesinin bu takdire müdahalesi söz konusu olamaz (B. No: 2012/1027, § 26, 12/2/2013).

 

23. Bireysel başvuruya konu olan yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine dair AYİM kararının gerekçesi şöyledir:

 

"... davacı hakkında tesis edilen ayırma işleminin reddine ilişkin karar gerekçesi sadece davacı hakkında yürütülmekte olan iki ceza yargılamasına değil, genel anlamda davacının disiplinsizlik durumuna ve cinsel saldırı kapsamında içinde bulunduğu eylemlere dayandırıldığı görülmektedir. Diğer yandan davacının `Nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle zincirleme cinsel saldırı` suçundan delil yetersizliği nedeniyle beraat etmesi, davacının içinde bulunduğu eylemlerin idare hukuku açısından dikkate alınmasının engelleyecek bir durum olmadığı gibi bir bütün olarak için bulunduğu disiplinsizlik durumu ve cinsel saldırı eylemlerinin niteliğinden kaynaklanan vehamet göz önüne alındığında, davacı vekilinin yargılamanın yenilenmesi talebinin reddi cihetine gidilmiştir... "

 

24. Başvurucu, disiplinsizlik nedeniyle TSK`dan ilişiğinin kesilmesine neden olan ceza yargılamalarından beraat etmiş olmasına rağmen yargılamanın yenilenmesi talebini inceleyen AYİM tarafından bu talebinin reddedildiğini belirterek adil yargılanma hakkının ve masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüş ise de başvurucunun iddiaları, AYİM`nin yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine dair karara, dolayısıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Başvurunun bu haliyle temyiz incelemesi talebi niteliğinde olduğu ve anılan ret kararının da açıkça keyfilik içermediği anlaşılmaktadır.

 

25. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun iddialarının kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin olduğu ve AYİM kararının açıkça keyfilik de içermediği anlaşıldığından, başvurunun diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin "açıkça dayanaktan yoksun olması" nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

 

V. HÜKÜM

 

Başvurunun, "açıkça dayanaktan yoksun olması" nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına, 16/5/2013 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

 

Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programı 

İLETİŞİM BİLGİLERİ BAYTOK HUKUK BÜROSU
Korkutreis Mahallesi Sezenler Caddesi No: 4/16 06430 Sıhhiye / Çankaya - ANKARA
Tel: +90 312 231 02 25
Fax: 0 312 231 02 26
E-mail: info@baytokhukukburosu.com
Başa Dön
Facebook
Twitter
Youtube