Ana Sayfa
0.312 231 02 25
 
İşe İade Davasında Davacı İşçinin Ölümü

T.C. 
Yargıtay 
9. Hukuk Dairesi 
Esas No: 2009/21710 
Karar No:2009/22886 
Tarih: 15.09.2009 
Özü:İşe iade davası sırasında ölen işçinin 4 aya kadar 
boşta geçen süreye ait ücret ve diğer haklara dair 
isteğinin kabulüne karar verilmesidir. Boşta geçen 
süreye ait 4 aylık süre için ücret ve diğer haklarının 
davalıdan alınarak davacı ölen işçinin mirasçılarına 
ödenmesine karar verilmesidir.
DAVA: Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini 
istemiştir. 
Yerel mahkemece, davacının yargılama sırasında ölmesi sebebiyle konusuz 
kalan işe iade ve işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücretleri hakkında 
karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiştir. 
Hüküm süresi içinde davacı E., F. ve davalı avukatlarınca temyiz edilmiş
olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten 
sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: 
KARAR: 1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni 
gerektirici sebeplere göre, davalının temyiz itirazları yerinde değildir. 
2- Davacının temyizine gelince: 
Davacı işçi feshin geçersizliğinin tespiti ile işe iadesi istendiğinde bulunmuş, 
davalı işveren feshin geçerli nedene dayandığını savunmuştur. 
Yargılama sırasında davacı işçi ölmüş, mirasçıları davaya devam etmişlerdir. 
Mahkemece, yapılan yargılama sonunda feshin geçerli bir nedene 
dayanmadığı yönünde karar vermiş ancak, davacı işçi ölmüş olmakla işe iade ve işe 
*
 Araş. Gör. Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi, İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku 
Çalışma ve Toplum, 2011/1 Karar İncelemesi
312 
başlatmama tazminatı ve boşta geçen süreye ait ücret istekleri yönünden davanın 
konusuz kaldığından söz edilerek karar verilmesine yer olmadığına şeklinde hüküm 
kurulmuştur. Öncelikle belirtmek gerekir ki, somut olay yönünde uyulan bozma 
ilamına uygun yapılan araştırmaya göre davacı işçi yönünde fesih için geçerli bir 
nedenin bulunmadığı belirlenmiş olup, somut olayın özelliği dikkate alındığında 
mahkemenin bu kararı dosya içeriğine de uygundur. 
Öte yandan, iş sözleşmesinin işçinin ölümü ile sona (BK m.347/1) erdiği 
konusunda bir kuşku bulunmamaktadır. 
İşçinin ölümü halinde kıdem tazminatının mirasçılara geçtiği (İş Kan. 14) de 
bir gerçektir. O halde dava konusu haklar irdelenmelidir. 
Türk Medeni Kanunu`nun 599. maddesine göre Kanunda ön görülen ayrık 
durumlar saklı kalmak üzere mirasçılar miras bırakanın alacaklarını doğrudan 
doğruya kazanırlar. 
Davacı işçinin iş sözleşmesi 01.12.2006 tarihinde iş yerinde yeniden 
yapılanma ve alt işveren uygulamasına gidilmesi nedeniyle fesedilmiştir. Dava 
13.12.2006 tarihinde açılmıştır. Davacı yargılama sırasında ölmüştür. 
Davacı, davayı açmayla işe iade iradesini belirtmiştir. Amaç, işe iade edilmek 
ve edilmemesi halinde akçalı haklardan yararlanmaktır. 
4857 sayılı iş Kanunu`nun 21. maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen 4 aya 
kadar ki boşta geçen süreye ilişkin ücret ve diğer haklar işverenin işe başlatma veya 
başlatmamaya bağlı bir sonuç değildir. 
Ölüm olgusu bir hukuki ilişkide aleyhe olarak yorumlanmamalıdır. işçi 
ölmeseydi ne tür davranışa üstünlük tanınacak idiyse, öngörülen bu davranışa 
hukuki sonuç bağlanmalıdır. Öte yandan bir yasa yorumlanırken yasanın konuluş
amacı dikkate alınmalıdır. Yasadaki işe iade hükümleri işçinin işe iadesini 
amaçlamıştır. Ölüm olaylarında nasıl bir sonuç bağlayacağı yasada belirtilmediğine 
göre bu boşluğu doldurmak yargıcın görevidir (TMK m.1/II). Yargıç burada 
Kanun koyucu olarak davranmalıdır. Davacı işe iade davasını açarken feshin geçerli 
bir nedene dayanmadığını iddaa etmiştir. Geçersiz fesih var ise ölüm tarihine kadar 
ki boşta geçen süre ücretine yasal 4 aylık sınırlama dikkate alınarak hükmetmelidir. 
Böyle bir sonuç genel olarak yasanın amacınada uygundur. Aksi halde iş verenin 
haksız davranışı işçinin ölümü nedeniyle karşılıksız kalmaktadır. Bu durum da 
adalet duygusunu incitir. 
Geçerli nedene dayanmayan feshin tespiti ile yetinilmesi, ölen işçinin 
mirasçıları yönünden hiç bir imkan sağlamayacaktır. Oysa konu, sosyal güvenlik 
haklarını da ilgilendirmektedir. 4 aya kadar ücret ve diğer haklar yönünden Sosyal 
Güvenlik Kurumu`na prim yatırılması ve ölen işçinin mirasçılarının buna göre 
sosyal güvenlik haklarından buna göre yararlanması gerekir. 
İşe iade yargılaması sırasında işçinin ölümü daha önce Dairemizin önüne 
uyuşmazlık olarak gelmiş ve işçinin ölümü sebebiyle işe başlama yönünde 
başvuruda bulunulmasının imkansız olduğu gerekçesiyle boşta geçen süreye ait Karar İncelemesi
313 
ücret isteklerini reddine karar verilmiştir. (Yargıtay 9. HD. 06.11.2006 gün 
2006/20109 E, 2006/29326 K.). Konu, temyize bu konu olayda Dairemizce bir kez 
daha ve etraflıca değerlendirilmiş ve yukarıda belirtilen gerekçelerle işe iade 
yargılaması sırasında ölen işçi yönünden 4 aya kadar boşta geçen süreye ait ücret ve 
diğer haklara dair isteğinin kabulüne karar vermek gerekmiştir. 
Böyle olunca işçinin ölümü feshi izleyen 4 ay geçtikten sonra gerçekleşmiş
olmakla, ölen işçinin mirasçılarına 4 aylık süre için boşta geçen süreye ait ücret ve 
diğer hakların ödenmesi gerekir. Mahkemece davanın kısmen kabulü yerine reddine 
karar verilmesi hatalı olup 4857 sayılı iş Yasası`nın 20/3 maddesi uyarınca 
Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. 
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile; 
1- Mahkemenin kararının bozularak ORTADAN KALDIRILMASINA, 
2- Feshin geçerli nedene dayanmadığının TESPiTiNE, 
3- Davacı işçi yargılama sırasında ölmüş olmakla işe iade ve işe başlatmama 
tazminatı istekleri konusuz kalmakla bu yönlerden KARAR VERiLMESiNE YER 
OLMADIĞINA, 
4- Boşta geçen süreye ait 4 aylık süreye ait ücret ve diğer haklarının davalıdan 
alınarak davacı ölen işçinin MiRASÇILARINA VERiLMESiNE, 
5- Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 
6- Davacının yapmış olduğu 60.-TL. yargılama giderinin davalıdan tahsili ile 
davacıya verilmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin üzerine bırakılmasına, 
7- Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 575.-TL. ücreti vekaletin 
davalıdan alanarak davacıya verilmesine, 
8- Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde ilgilisine iadesine, 
Kesin olarak 15.09.2009 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. 
KARŞI OY 
Davacı işçi, işten çıkarılma nedeninin geçerli olmadığını ileri sürerek, feshin 
geçersizliğinin tespiti ile işe iadesini talep etmiştir. 
Yargılama sırasında davacı işçi ölmüş olduğundan mirasçıları davaya 
katılarak davayı sonuçlandırmışlar. Mahkemece, işçinin işten çıkarılma nedeninin 
geçerli bir nedene dayanmadığına ancak, davacının ölmesi nedeniyle işe iade ve işe 
başlatmama tazminatı ve boşta geçen süreye ait ücret talepleri yönünden bir karar 
verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. 
İş sözleşmesi, çalışma gücünü karşı tarafın emrine, o şahsa bağımlışekilde ve 
bir bedel karşılığında vermeyi kabul eden bir sözleşmedir. 
İş sözleşmeleri, işçinin kişiliği ve nitelikleri nazara alınarak işverenle yapılan 
sözleşmelerdir. Bu nedenle işçinin ölümü ile sözleşme sona erer. (BK m.347/1) Bu 
durumda iş görme borcu mirasçılarına geçmediği gibi görülmekte olan dava 
yönünden kesinleşmiş maddi bir alacak da oluşmadığından mirasçıları herhangi bir 
hak talep edemezler. Karar İncelemesi
314 
Mirasçıları ilgilendiren davalar ölüm sonucunda mirasçılara geçen alacaklara 
ilişkin davalardır. 
İşe başlamayı isteme hakkı ise kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardandır. Bu hak 
kişinin ölümü ile son bulur. Ölenin mirasçıları tarafından istenemez. Zira sağlığında 
kullanılmayan haklar mirasçıları tarafından kullanılamaz. Bu itibarla dava devam 
ederken işçinin ölümü halinde mirasçılar 4 aylık ücret talebinde bulunamazlar. 
Zira İş Kanunu`nun 21. maddesinin 5. fıkrasının açık hükmü boşta geçen 
süreyle ilgili ücrete hak kazanabilmenin şartı, kesinleşen işe iade hükmünün 
tebliğinden itibaren 10 iş günü içinde işçinin işe başlamak için işverene başvurması
gerekir. İşçinin ölümüyle anılan başvuru imkansız hale geldiğinden boşta geçen 
süreyle ilgili ücret hakkında karar verilemez. 
Diğer bir deyişle, mirasçılar işçinin yerine işe başlamak için başvuramazlar. 
Diğer taraftan işçi iş sözleşmesinin feshinden sonra 1 aylık dava açma süresinde 
ölmesi halinde de mirasçılar ölen işçi yerine işe iade davası açamazlar. 
Dava konusu olayımızda da dava görülürken, davacı işçi ölmüş olması
nedeniyle işverene başvurması imkansız hale geldiğinden, yukarıda açıklanan 
nedenler ve Dairemizin şimdiye kadarki uygulamaları da nazara alındığında anılan 
mahkeme kararının onanması görüşünde olduğundan, çoğunluğun kararın 
bozulması görüşüne katılmıyorum. 15.09.2009 
Üye 
Sami ÖZFIRAT 
KARŞI OY 
Feshin geçersizliği davalarında üç aşama mevcuttur. Birincisi; mahkemenin 
feshin geçersizliğine karar vermesi, ikincisi; karar kesinleştikten sonra işçinin 10 iş
günü içerisinde işe başlamak için işverene başvurması, üçüncüsü; işverenin işçiyi işe 
başlatma iradesinin işçiye ulaştırmasıdır. (B.Kar. İş Güvencesi ve Uygulaması, 
s.809) 
4857 sayılı İş Kanunu`nun 21.maddesine göre mahkemece feshin 
geçersizliğine karar verildiğinde, işçi kesinleşen kararın tebliğinden itibaren 10 iş
günü içinde işe başlamak için işverene baş vurmak zorundadır. işçi bu süre içinde 
başvuruda bulunmaz ise, işverence yapılmış olan fesih geçerli bir fesih sayılır ve 
işveren sadece bunun hukuki sonuçları ile sorumlu olur. Buna göre işçinin işe 
başlatmama tazminatı ile çalıştırılmadığı en çok 4 aylık ücret ve diğer haklara hak 
kazandırılması için kesinleşen işe iade kararının tebliğinden itibaren 10 iş günü 
içinde işe başlamak için işverene başvurmak zorundadır. Aksi halde, işverence 
yapılmış olan fesih geçerli hale gelir. 
Yüksek Dairenin son yıllarda kararlılık kazanmış görüş ve uygulamalarına 
göre, işçinin kesinleşen mahkeme kararından sonra işverene işe başlamak için 
başvurması tek başına yeterli görülmemektedir. işçinin işe iade yönündeki 
başvurusu samimi olmadır. İşçinin gerçekte işe başlamak niyeti olmadığı halde işe 
iade davasının sonuçlarından yararlanmak için yapmış olduğu başvuru geçerli bir işe Karar İncelemesi
315 
iade başvurusu olarak değerlendirilemez. Başka bir anlatımla, işçinin süresi içinde 
işe iade yönünde başvurusunun ardından, işverenin daveti üzerine işe başlamamış
olması halinde işçinin gerçek amacının işe başlamak olmadığı kabul edilmelidir. 
(Dairemizin 14.10.2008 gün ve 2007/29383-2008/27243 sayılı kararı) 
Somut olayda davacı işçi yargılama sırasında ölmüş olduğuna göre işe başlamak için 
işverene başvurması imkansız hale gelmiştir. işe başlatılma talebi inşai bir hak olup 
mirasçılar tarafından kullanılması mümkün değildir. Yasal düzenleme ve 
Dairemizin yukarıda açıklanmaya çalışılan uygulamaları göz önüne alındığında 
yargılama sırasında vefat eden işçinin dava açmakla işe iade iradesini belirttiği 
amacın işe iade edilmek ve edilmemesi halinde akçalı haklardan yararlanmak olduğu 
gerekçesiyle davaya devam eden mirasçılar yararına 4 aya kadar boşta geçen süre 
ücretine hükmedilmesi yönünden yerel mahkeme kararının bozulmasına ilişkin 
sayın çoğunluğun görüşüne katılamıyorum. 15.09.2009 
 Üye 
Ömer Hicri TUNA 
KARARIN DEĞERLENDİRİLMESİ
1. Kararın Özeti 
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 15.9.2009 tarihli, 21710/22886 sayılı kararına 
konu olan olayda, iş sözleşmesi feshedilen işçi, feshin geçerli nedene dayanmaması
sebebiyle, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir. Ancak, 
işe iade davası görülürken, işçi ölmüş ve davaya mirasçıları tarafından devam 
edilmiştir. Yerel mahkeme feshin geçerli bir nedene dayanmadığına karar vermiş; 
ancak işçinin ölümü nedeniyle işe iade, işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen 
süreye ilişkin ücret ve diğer haklar bakımından davanın konusuz kaldığını ve bu 
nedenle, bu talepler bakımından karar vermeye yer olmadığına hükmetmiştir. 
Davacı ve davalı avukatları tarafından süresinde karar temyiz edilmiş, Yargıtay 9. 
Hukuk Dairesi boşta geçen 4 aylık süreye ait ücret ve diğer haklar bakımından 
davanın kabul edilmesi gerektiğine oyçokluğu ile karar vermiş ve yerel mahkemenin 
kararını bozmuştur. 
2. Yargıtay Kararının Gerekçesi 
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi kararında daha önce aynı konuda vermiş olduğu 
bir başka kararından bahsederek, görüşünü değiştirdiğini belirtmiştir. Yargıtay 9. 
Hukuk Dairesinin 06.11.2006 tarihli, 20109/29326 sayılı kararında, işe iade davası
sırasında ölen işçinin mirasçılarının, boşta geçen süreye ilişkin ücret ve diğer hak 
taleplerinin, işçinin 10 gün içinde işverene başvurmasının imkansız hale gelmesi 
sebebiyle reddine karar vermiştir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi vermiş olduğu bu yeni 
kararında, eski görüşünü değiştirdiğini belirtmiştir. Yargıtay, kararında ölüm 
olgusunun işçi aleyhine yorumlanmaması gerektiğini belirterek, Kanun’da işe iade Karar İncelemesi
316 
hükümleri düzenlenirken işçinin ölümü ile ilgili bir hüküm bulunmamasının, 
Kanun’da bu konuda boşluk olduğu anlamına geldiğini ve hakimin Türk Medeni 
Kanunu’nun 1. maddesinde belirtildiği üzere, boşluğu doldurması gerektiğini kabul 
etmiştir. Yerel mahkemenin feshin geçersizliğine karar vermesi durumunda, boşta 
geçen en çok 4 aylık süreye ilişkin ücret ve diğer haklara hükmetmenin yasanın 
amacına daha uygun olduğunu kabul etmiştir. Yargıtay, işçinin işe iade davası
açmasıyla işe başlama iradesini göstermiş olduğunu ve mirasçıların Medeni 
Kanunun 599. maddesi uyarınca alacak hakkına sahip olduklarına da kararında 
değinmiştir. 
Ayrıca Yargıtay, kararında boşta geçen süreye ilişkin ücret ve diğer hakların 
istenebilmesinin, işverenin işçiyi işe başlatıp başlatmamasına bağlanmadığına 
değinmiştir. Feshin geçersizliğinin tespitinin, mirasçılar açısından Sosyal Güvenlik 
haklarına da etkisi dikkate alınırsa, boşta geçen süreye ilişkin taleplerin hüküm 
altına alınmaması durumunda pek bir anlamı da kalmamaktadır. Bu gerekçelerle, 
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi daha önceki görüşünden dönerek işe iade davası
sırasında ölen işçinin mirasçılarının boşta geçen süreye ilişkin ücret ve diğer hakları
Türk Medeni Kanunu’nun 559. maddesine göre kazandığını ve yerel mahkemenin 
bu yönde karar vermesi gerektiğini hükme bağlamıştır. 
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 2 üyesi verilen karara katılmayarak 
gerekçelerini karşı oy yazılarında belirtmişlerdir. Karşı oy yazılarında karara 
katılmamalarının gerekçesi olarak, her iki üye de İş Kanunu’nun 21. maddesinin 5. 
fıkrasında öngörülen, işçinin kararın kesinleşmesinden itibaren 10 gün içinde işe 
başlamak için işverene başvuruda bulunması koşulunun, olayda işçinin ölümü ile 
imkansız hale geldiğini belirtmişlerdir. Mirasçıların işe başlamak için 
başvuramayacakları, bu hakkın kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardan olduğu ve işçinin 
ölümü ile son bulduğu karşı oy yazılarında vurgulanmıştır. Üye Ömer Hicri 
Tuna’nın karşı oy yazısında bu gerekçelere ek olarak, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 
14.10.2008 tarihli ve E. 2007/29383, K. 2008/27243 sayılı kararına atıf yapılarak 
işçinin işe başlamak için işverene başvurusunun yeterli görülmediği, Yüksek 
Mahkemenin, işçinin bu başvurusunda samimi olması gerektiği yönündeki 
görüşünü de, gerekçesine eklemiştir. Buna göre işçinin işe başlamak için işverene 
başvuruda bulunması sadece işe iade davasının sonuçlarından yararlanmak için 
yapılmışsa, Yüksek Mahkeme daha önce vermiş olduğu kararlarında bu başvuruyu 
geçerli bir başvuru olarak kabul etmemekte ve işveren sadece geçerli feshin 
sonuçlarından sorumlu olmaktadır. 
3. Değerlendirme 
4857 sayılı İş Kanunu’nun 18 ve devamı maddelerinde iş güvencesi 
hükümlerinden yararlanmanın şartları düzenlenmiştir. İş Kanunu’nun 18. maddesi 
işçinin, iş güvencesi hükmülerinden hangi şartlarla yararlanabileceğini 
düzenlemiştir. Buna göre, işyerinde 30 veya daha fazla işçi çalışması, işçinin 6 aylık Karar İncelemesi
317 
kıdeme sahip olması, belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalışıyor olması ve işveren 
vekili olmaması koşuluyla işçi, iş güvencesi kapsamına alınmaktadır. İş güvencesi 
kapsamına giren işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesi, geçerli nedenlerin varlığı
halinde, fesih nedeni açıkça belirtilerek ve yazılı olarak işveren tarafından 
feshedilebilir. İş sözleşmesinin fesh edilmesinde geçerli neden olmadığını ileri süren 
işçi İş Mahkemesine 1 ay içerisinde başvurarak, feshin geçersizliğini dava edebilir.1
Mahkeme, feshin geçerli nedene dayanmadığını tespit ederse, kararında işçiye 
ödenecek boşta geçen en fazla 4 aylık süreye ilişkin ücret ve işçinin işe 
başlatılmaması durumunda ödenecek işe başlatmama tazminatını da hüküm altına 
alır.2
 Mahkeme, kararında, işe iade yerine tazminata hükmedemez. Kanunumuzda, 
geçersiz feshe bağlı tazminat talepleri işe iade kurumuna bağlı olarak 
düzenlenmiştir. Mahkeme, feshin geçersizliğine karar verdiğinde, işçinin işe aidesini 
ve boşta geçen en fazla 4 aylık ücretini ve işverenin işçiyi işe iade etmemesi 
durumunda ödenecek tazminatı hüküm altına alır.3
İş Kanunu’nun 21. maddesine göre, işverenin geçerli bir sebep olmadan iş
sözleşmesini feshetmesi durumunda mahkemece feshin geçersizliğine karar 
verilmekteyse de, mahkemenin vermiş olduğu karar mutlak anlamda, kararın 
verilmesiyle sonuç doğuran bir geçersizlik değildir4
. Mahkemenin feshin 
geçersizliğine dair vermiş olduğu karar, işçinin 10 gün içinde işverene başvurması
koşuluyla sonuçlarını doğurur. İşçinin işverene başvurma süresinde, mahkeme 
hükmü askıdadır, işçinin başvurusu ile feshin geçersizliğine dair verilen karar 
hükümlerini doğuracaktır
5
. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin kararlarında “işçi kesinleşen 
mahkeme kararının kendisine tebliğinden itibaren 10 iş günü içinde işe başlamak için işverene 
başvuruda bulunmak zorundadır. Aksi halde işverence yapılan fesih geçerli bir feshin sonuçlarını
doğurur” ifadesi sıkça kullanılmaktadır.6
İş Kanunu’nun 21. maddesi, işçinin 10 
günlük hak düşürücü süre içinde işverene çalışmaya hazır olduğunu belirten 
başvuruda bulunmaması durumunda yapılan feshin geçerli feshin sonuçlarını
doğuracağını düzenlemekle, işçinin işverene başvuruda bulunmaması durumunda 
boşta geçen süreye ilişkin 4 aylık ücretini ve işe başlatmama tazminatını
1
 Keser, İş Sözleşmesinin Bildirimli Feshinde Geçerli Sebep, 2010, Ankara, 43-44; Akyiğit, 
İş Hukuku, 2010, 8. Bası, Ankara, 180-184 
2
 Narmanlıoğlu, “İş Güvencesine İlişkin Dava Açan İşçinin Kanuni Prosedürün Devamı
Sırasında Ölmesi Halinde Bazı Güvence Hükümlerinden Mirasçıların Yararlanacağına 
İlişkin Yargıtay Kararı Hakkında Düşünceler”, İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik Hukuku 
Dergisi, 2010, Sayı 26, 487-488 
3
 Ekmekçi, Ömer, “Yeni İş Kanunu Karşısında Yargı, Dava Süresi ve Olası Uygulama 
Sorunları Üzerine”, Mercek, Temmuz, 2003, s. 135 
4
 Süzek, İş Hukuku, 2009, 5. Bası, İstanbul, 580 
5
 Mollamahmutoğlu, İş Hukuku, 2008, 3. Bası, Ankara, 761 
6
 Yarg. 9 HD. 18.03.2009, E. 2007/38730, K. 2009/7345; Yarg. 9. HD. 14.10.2008, E. 
2007/29283, K. 2008/27243 (www.hukukturk.com) Karar İncelemesi
318 
alamayacağını hükme bağlamıştır.7
İşçinin süresinde işverene başvurması fakat bu 
başvurusunu daha sonra geri alması durumunda da işçi işverene hiç başvuruda 
bulunmamış gibi değerlendirilir.8
Kanun’un 21. maddesinin 5. fıkrası uyarınca işçinin 10 gün içinde işverene 
başvuruda bulunmaması durumunda işveren sadece geçerli feshin sonuçlarından 
sorumlu olacaktır
9
. Kanun’un bu hükmüyle, mahkemenin feshin geçersizliğine 
ilişkin verdiği kararın sonuç doğurabilmesi, işçinin davranışına bağlanmıştır. İşçinin 
mahkemenin kararının kesinleşmesinden sonra 10 gün içinde işverene başvurması
kişiye sıkı sıkıya bağlı bir haktır
10. Zira iş sözleşmesi işçinin şahsına bağlı bir 
sözleşmedir11
. İşçinin mirasçılarının, işçinin ölümü halinde sözleşmeyi devam 
ettirme borçları yoktur. İşe başlamayı talep etme hakkı da sadece işçiye aittir. 
Mahkeme kararının kesinleşmesinden sonra 10 gün içinde mirasçıların işverene 
başvurması mümkün değildir. 
Boşta geçen süreye ilişkin ücret ve diğer haklar, işe başlatmama tazminatı
veya işe iade, geçersiz nedenle yapılan feshin sonuçlarıdır. Kanun’un 3. fıkrası
uyarınca, “kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için işçiye en çok dört aya kadar 
doğmuş bulunan ücret ve diğer hakları ödenir”. Bu düzenleme mutlak emredici bir 
düzenlemedir. İşçinin boşta geçen en çok 4 aylık süreye ilişkin ücret ve diğer 
haklara hak kazanabilmesi için, işçinin işe başlatılmasının veya başlatılmamasının bir 
önemi yoktur12. Ancak, boşta geçen süreye ilişkin ücret ve diğer haklar da geçersiz 
feshin bir sonucudur. Bu nedenle, işçinin süresinde işverene başvurması bu hakkı
kazanmasının ön koşuludur ve boşta geçen süreye ilişkin ücret ve diğer haklar 
işçinin işverene başvurusu ile muaccel hale gelmektedir13
. İşçinin işverene yasal 
süresinde başvurmaması durumunda fesih geçerli hale geleceğinden iş güvencesi 
bağlamında ödeme yapılmaz14. Bu durumda, işverence yapılan ve mahkemenin 
geçersizliğine hükmettiği fesih işlemi geçerlilik kazanacaktır. Ancak, burada en fazla 
4 aylık boşta geçen süreye ilişkin ücret, iş güvencesi tazminatından farklı
değerlendirilmelidir. Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere, işçinin boşta geçen 
en fazla 4 aylık süreye ilişkin ücrete hak kazanabilmesi açısından “fiilen çalışmaya 
7
 Akay/Arıcı/Kaplan, İş Hukuku, 2009, Genişletilmiş 3. Bası, Ankara, 201 
8
 Topal, İş Kanununa Göre Geçerli Nedenle Yapılan Fesih, 2008, Ankara, 187-188 
9
 Çelik, İş Hukuku Dersleri, 2010, Yenilenmiş 23. Bası, İstanbul, 244 
10 Şahlanan, “İşe İade Davası Açan İşçinin Yargılama Sırasında Ölmesi”, Tekstil İşveren 
Dergisi, Mayıs, 2010, 4 
11 Çelik, 84 
12 Çelik, 246 
13 Akyiğit, Ercan, İş Kanunu Şerhi, 2. Bası, Ankara, 2006, 807; Yarg. 9. HD. 10.2.2004, E. 
2003/23396, K. 2004/1896 (www.hukukturk.com) 
14 Akyiğit, İş Kanunu Şerhi, 805-806; Yarg. 9. HD. 8.7.2003, 12444/13125 (uyap içtihat 
programı); Yarg. 9 HD. 10.02.2004, 23396/1896 (Akyiğit, İş Kanunu Şerhi, 824) Karar İncelemesi
319 
hazır bulunmanın” bir önemi yoktur.15 İşçi, işverene başvuruda bulunarak boşta 
geçen süreye ilişkin en fazla 4 aylık ücrete hak kazanmaktadır, işçinin işverenin 
çağrısı üzerine çalışmayı reddetmesi durumunda, sadece iş güvencesi tazminatını
alma hakkını kaybetmektedir.16 Burada söz konusu olan, işçinin dört aylık ücreti 
tutarında bir tazminat değil, işçinin boşta geçirdiği 4 aylık ücreti ve bu süreye ilişkin 
diğer haklarıdır.17
Hukukumuzda, işçiye, işe iade veya tazminat isteme bakımından seçimlik bir 
hak tanınmamıştır. Kanun’un işverene işçiyi çalıştırma veya çalıştırmama 
konusunda şeçimlik hak tanırken, işçiye çalışma veya tazminatlardan yararlanma 
yönünde seçimlik bir hakkın tanınmaması, işçinin çalışma ve işyerini şeçme hakkını
sınırlamaktadır.18 İşçinin geçersiz feshin sonuçlarından yararlanabilmek için 
işverene başvurması gerekmektedir.19 Bu durumda, 10 günlük sürenin sonunda 
işveren geçerli feshin sonuçlarından sorumlu olacaktır. İşveren bu durumda sadece 
geçersiz feshin sonuçlarından kurtulmuş olmayacak, aynı zamanda yapılan fesih 
geçerli hale gelecektir. İş sözleşmesi fesih tarihinde son bulacak ve işveren sadece 
geçerli feshin sonucu olan, koşulları varsa, kıdem ve ihbar tazminatlarından 
sorumlu tutulacaktır
20
. İşçinin işe iade davası sırasında ölmesi durumunda ise, iş
güvencesi tazminatı ve boşta geçen en fazla 4 aylık süreye ilişkin ücret ayrı
değerlendirilmelidir. İş güvencesi tazminatına hak kazanma bakımından, işçinin 
ölümü ile işverene çalışmaya hazır olduğunu gösteren başvuruda bulunması
imkansız hale gelmiştir. İşçinin ölümü ile iade talebini içeren dava konusuz 
kalmıştır ve mahkeme işe iade ve işe iade edilmemesi durumunda tazminat 
ödenmesi yönünde hüküm kuramaz.21 Ancak, boşta geçen en fazla 4 aylık süreye 
ilişkin ücrete hak kazanılması bakımından fiilen çalışmanın öneminin olmaması
sebebiyle, Yargıtay’ın kararında değindiği gerekçelere dayanarak işçinin dava 
açmasının, işverene başvuruda bulunacağı yönünde iradesini gösterdiğini ve bu 
ücrete hak kazanabilmesi bakımından işverenin çağrısına uyarak çalışma 
zorunluluğunun bulunmaması sebebiyle, işçinin boşta geçen süreye ilişkin en fazla 
4 aylık ücretine hak kazandığının kabulü gerekmektedir. Boşta geçen en fazla 4 
aylık süreye ilişkin ücret, ancak işçi, iş sözleşmesi feshedilmesinin üzerinden 4 ay 
15 Alp, “İşçinin Feshe Karşı Korunması (İş Güvencesi Yasası)”, DEÜ Hukuk Fakültesi 
Dersgisi, 2003, 1. Sayı, 22 
16 Sarıbay, Türk İş Hukukunda İş Güvencesi Kapsamında Feshi Usulü, Feshe İtiraz ve 
Feshe İtirazın Sonuçları, 2007, İstanbul, 220; Gökçe, Türk Hukukunda İşe İade Davası, 
2008, İstanbul 150; 
17 Ekmekçi, s. 135 
18 Eyrenci, Öner, “4857 sayılıİş Kanunu ile Getirilen Yeni Düzenlemeler”, Legal İş
Hukuku ve Sosyal Güvenlik Hukuku Dergisi, 2004, Sayı 1, s. 37; Alp, 26-27; Sarıbay, 220 
19Ekmekçi, s. 135; Bu durum karşı oy yazılarında da belirtilmiştir. 
20 Mollamahmutoğlu, 761-762 
21 Ekmekçi, s. 136 Karar İncelemesi
320 
geçtikten sonra ölümüşse ve işe iade davasını açarken, bu yönde talepte bulunmuş
olması halinde söz konusu olacaktır.22 Olayda da işçi, iş sözleşmesinin 
feshedilmesinin üzerinden 4 ay geçtikten sonra ölmüştür. 
İş Kanunu mad. 21’de öngörülen işçinin işverene başvuruda bulunması, 
işçinin işverenin çağırması üzerine işe başlamaya, çalışmaya hazır olduğunu beyan 
ettiği bir başvurudur. Yargıtay vermiş olduğu kararlarında, işe iade kurumunun 
sadece tazminatlardan yararlanma yolu olarak kullanılamayacağını ayrıca, işçinin 
işverene işe başlamak için başvuruda bulunmasında samimi olmasını da 
aramaktadır
23. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 14.10.2008 tarihli, E. 2007/29383, K. 
27243 sayılı kararına, Ömer Hicri Tuna karşı oy yazısında atıf yapmaktadır. Bu 
kararda Yargıtay, “İşçinin işe iade yönündeki başvurusu samimi olmalıdır. İşçinin gerçekte işe 
başlamak niyeti olmadığı halde, işe iade davasının sonuçlarından yararlanmak için yapmış
olduğu başvuru, geçerli bir işe iade başvurusu olarak değerlendirilemez. Başka bir anlatımla, 
işçinin süresi içinde işe iade yönünde başvurusunun ardından, işverenin daveti üzerine işe 
başlamamış olması halinde, işçinin gerçek amacının işe başlamak olmadığı kabul edilmelidir. Bu 
durumda, işverence yapılan fesih, 4857 sayılı İş Kanunu`nun 21/5. maddesine göre geçerli bir 
feshin sonuçlarını doğurur. Bunun sonucu olarak da, işe iade davasında karara bağlanan işe 
başlatmama tazminatı ile boşta geçen süreye ait ücret ve diğer hakların talebi mümkün olmaz. 
Ancak, geçerli sayılan feshe bağlı olarak işçiye ihbar ve koşulları oluşmuşsa kıdem tazminatı
ödenmesi gerekir.” şeklinde karar vermiştir. İşçinin işe iade değil, tazminat talebinde 
ve çalıştırılmadığı süreye ilişkin ücretini istemesi durumunda işe başlamak için 
yapmış olduğu başvuru hiç yapılmamış kabul edilmektedir24. Ancak, Yargıtay 
işçinin, işverene işe başlamak için başvuruda bulunmasının ardından, işverenin 
daveti üzerine işe başlamaması durumunda boşta geçen süreye ilişkin ücrete hak 
kazandığını kabul etmektedir25. Görüldüğü üzere, Yargıtay bu kararında da işçinin 
süresinde işverene başvurması koşuluyla boşta geçen süreye ilişkin ücrete ve diğer 
haklara hak kazandığını kabul etmiştir. Ancak ölüm olgusu Yargıtay’ın kararında 
belirtildiği üzere işçinin aleyhine yorumlanmamalıdır ve işçinin işverene süresinde 
başvuracağı ve boşta geçen süreye ilişkin en fazla 4 aylık ücrete hak kazanacağı
kabul edilmelidir. Aksi takdirde, işçinin ölümü ile işverenin yaptığı haksız fesih 
yaptırımsız kalmış olacaktır.26 Aynı yorum, işe başlatmama tazminatı bakımından 
yapılamayacaktır, çünkü işe başlatmama tazminatına hak kazanmak için, yukarıdaki 
kararda da vurgulandığı üzere, işçinin çalışmaya hazır olması gerekmektedir. İşe 
22 Ekmekçi, s. 136; Topal, 203 
23 Çelik, 243; Yarg. 9. HD. 22.12.2008, 30406/34836 (www. kazanci.com); Ömer Hicri 
Tuna’nın karşı oy’unda da açıkça vurgulanmıştır. 
24 Sarıbay, 198; Topal, 188; Yarg. 9. HD. 24.2.2009, E. 2008/39440, K. 2009/3451 
(www.kazanci.com) 
25 Yarg. 9. HD. 09.10.2007, 21611/29866 (Şakar, İş Kanunu Yorumu, 2010, 5. Bası, 
Ankara, 415) 
26 Mollamahmutoğlu, 757-758 Karar İncelemesi
321 
iade davası sırasında işçinin ölmesi, fiilen çalışma koşulunu imkansız hale 
getirmektedir. 
Yargıtay’ın kararında yer verdiği işçinin dava sırasında ölümünün nasıl bir 
sonuç doğuracağı Kanun’da düzenlenmediğinden bu konuda Kanun’da boşluk 
olduğu ve hakimin bu boşluğu doldurması gerektiği gerekçesi iş güvencesi 
tazminatına ve boşta geçen süreye ilişkin ücrete hak kazanma bakımından ayrı ayrı
ele alınmalıdır. İş güvencesine hak kazanma bakımından bu gerekçe isabetli 
değildir. Kanun’da işçinin işe iade hükmünün sonuçlarından yararlanabilmesi 
düzenlenmiştir. Bu konuda kanunda olaya uygulanabilecek bir düzenleme varken, 
ölüm olayının düzenlenmemiş olması Kanun’da boşluk olduğu anlamına gelmez. İş
Kanunu işçinin hangi şartlarla işe başlatmama tazminatına hak kazanabileceğini 
hükme bağlamıştır. İş Kanununda düzenleme varken, bu düzenlemenin Kanunun 
amacı göz önünde tutularak aşılması mümkün değildir.27 Boşta geçen en fazla 4 
aylık süreye ilişkin ücret bakımından ise, işe iade kararının ayrılmaz bir parçası
olmaması nedeniyle farklı olarak ele alınması
28 ve işçinin işe iade davası açarak 
işverene başvurma iradesinin gerçekleştiği kabul edilmeli ve işçinin fiilen işe 
başlamasının bu ücrete hak kazanması bakımından öneminin bulunmadığı göz 
önünde tutularak, işçinin işe iade davasında ölmesi durumunda, mirasçıların boşta 
geçen en fazla 4 aylık süreye ilişkin ücrete hak kazandıkları kabul edilmelidir. 
Borçlar Kanununun 347. maddesi hizmet sözleşmesinin ölümle son bulduğu 
kuralını kabul etmektedir. İşçinin ölümü sözleşmeyi kendiliğinden sona 
erdirmektedir. Medeni Kanun’un 599. maddesi uyarınca mirasçıların, mirasbırakan 
işçinin tüm hak ve borçlarına sahip olmaları bakımından olaya bakıldığında da, 
mirasçılar malvarlıklarını etkileyen davalara devam etme hakkına sahiptirler, kişiye 
sıkı sıkıya bağlı hakların kullanılması mirasçılara geçmez, ölümle sona erer29
. İşçinin 
işverene işe başlamak için başvurma hakkı, kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hak olması
sebebiyle ölümle sona erer. İşçinin işe başlamak için işverene başvurmadan ölmesi 
durumunda geçersiz feshin sonucu olan mali haklar henüz doğmamıştır
30
. İş
sözleşmesi feshedilen işçinin, işe iade davası açma süresi içinde ölmesi durumunda 
da, mirasçıların işe iade davası açmaları mümkün değildir31
. İşçi, işverene işe 
başlatma talebinde bulunmadan ölmesi sebebiyle, iş güvencesi tazminatına hak 
kazanamamıştır, bunun bir alacak hakkı olarak mirasçılara geçmesi de 
düşünülemez. Ancak, boşta geçen en fazla 4 aylık süreye ilişkin ücret bakımından 
işçi ölmeseydi, eski işinde çalışmak istemese dahi bu ücrete hak kazanabilmek için 
işverene başvuruda bulunacağı, işçinin dava açmasındaki iradesinden bellidir. Bu 
bakımdan, sadece boşta geçen 4 aylık ücret değil, diğer sosyal haklar nedeniyle de, 
27 Narmanlıoğlu, 497 
28 Gökçe, 150 
29 Dural/Öz, Miras Hukuku, 2006, 3. Bası, İstanbul, 391; Narmanlıoğlu, 490 
30 Gökçe, 88 
31 Şahlanan, 4; Süzek, 578 Karar İncelemesi
322 
mirasçıların malvarlığını etkileyecek bir hak söz konusudur. Sosyal güvenlik hakları
bakımından, sosyal güvenlik hukukunun genel ilkeleri doğrultusunda 
değerlendirilmelidir ve mirasçıların bu haklardan yararlanmaları sağlanmalıdır.32
İşe iade davası sürerken işçinin ölmesi durumunda davaya devam edilerek 
yapılan feshin geçerli nedene dayanıp dayanmadığının tespiti yargılama giderleri ve 
vekalet ücretinin hangi tarafa yükletileceği bakımından da önem taşımaktadır. 
Yargıtay, 06.11.2006 tarihli, 20109/29326 sayılı kararında da, işçinin işe iade davası
sırasında ölümü halinde, mirasçılarının boşta geçen süreye ve iş güvencesi 
tazminatına hak kazanmadıklarını ancak, davaya devam edilerek feshin geçerli bir 
sebeple yapılıp yapılmadığının tespit edilmesinin gerekli olduğuna hükmetmiştir33
4. Sonuç 
Boşta geçen süreye ilişkin ücret ve diğer haklar, işe iade veya iş güvencesi 
tazminatı geçersiz feshe bağlı sonuçlardır. Yapılan feshin, geçersiz feshin 
sonuçlarını doğurması ise, feshin geçersizliğine ilişkin mahkeme kararının 
kesinleşmesinden itibaren, 10 gün içinde işçinin, işverene işe başlamak için 
başvurması koşuluna bağlanmıştır (İş K. m. 21/5). Karşı oy yazılarında da 
belirtildiği üzere, işçinin ölümü ile bu koşul imkansız hale gelmiştir. Ancak, iş
güvencesi tazminatı ve boşat geçen en fazla 4 aylık süreye ilişkin ücret bakımından 
farklı değerlendirme yapıldığında, işçinin, işe başlatmama tazminatına hak 
kazanabilmesi için, işverene çalışmaya hazır olduğunu bildirmesi gerekmektedir ve 
bu bildirim işçinin şahsına bağlıdır çünkü, mirasçılar ölen işçi adına çalışmaya hazır 
olduklarını gösteren beyanda bulunamazlar. İş sözleşmesi işçinin ölümü ile sona 
ermiştir ve iş görme borcu ortadan kalkmıştır. Boşta geçen süreye ilişkin en fazla 4 
aylık ücret bakımından ise, işçinin çalışmaya hazır bulunmasının bir önemi yoktur. 
İşçinin dava açmasını takiben 4 ay sonra ölmesi durumunda, dava açma iradesi 
işverene başvurma iradesi olarak Yargıtayın kararında belirttiği gerekçelerle kabul 
edilmelidir. İşçi iş sözleşmesinin feshedilmesini takiben 4 ay geçmesiyle boşta geçen 
en fazla 4 aylık süreye ilişkin ücrete ve diğer haklara hak kazanmaktadır ve işe aide 
davası sonucunda feshin geçersizliğine ilişkin karar verilmesinin ardından, işçi 
işverenin işinde çalışsa da çalışmasa da bu ücrete hak kazanmaktadır. Bu nedenle, 
işçinin ölümü halinde, ölmeseydi nasıl davranacaksa o davranışa bağlı sonuçlara hak 
kazandığı kabul edilmelidir.34 Bu yorum adalet duygusunun tatmini açısından daha 
uygun olacaktır.35
Yargıtay’ın vermiş olduğu karar yukarıda açıklanan gerekçeler nedeniyle 
isabetlidir.
İLETİŞİM BİLGİLERİ BAYTOK HUKUK BÜROSU
Korkutreis Mahallesi Sezenler Caddesi No: 4/16 06430 Sıhhiye / Çankaya - ANKARA
Tel: +90 312 231 02 25
Fax: 0 312 231 02 26
E-mail: info@baytokhukukburosu.com
Başa Dön
Facebook
Twitter
Youtube