Ana Sayfa
0.312 231 02 25
 

GÖREVİ YAPTIRMAMAK İÇİN DİRENME HAKKINDA YARGITAY 15.CEZA DAİRESİ KARARI

T.C.

YARGITAY

15. CEZA DAİRESİ

E. 2013/20955

K. 2014/11675

T. 11.6.2014

• GÖREVİ YAPTIRMAMAK İÇİN DİRENME ( Sanığın Alkollü Halde Aşırı Süratli Şekilde Araç Kullandığı ve Alkol Kontrolü Yapmak İsteyen Memurlara Sinkaflı Sözler Sarfettiği/Tekme Atarak Alkolmetre İle Ölçüm Yapılmasına İzin Vermediği - Hastaneye Götürülürken Araca ve Nezarethaneye Zarar Verdiği/Görevi Yaptırmamak İçin Direnme Suçunu İşlediği )

• KAMU MALINA ZARAR VERME ( Sanığın Alkollü Halde Aşırı Süratli Şekilde Araç Kullandığı ve Alkol Kontrolü Yapmak İsteyen Memurlara Sinkaflı Sözler Sarfettiği/Tekme Atarak Alkolmetre İle Ölçüm Yapılmasına İzin Vermediği - Hastaneye Götürülürken Araca ve Nezarethaneye Zarar Verdiği/Kamu Malına Zarar Verme Suçunu İşlediği )

• HAKARET ( Sanığın Alkollü Halde Aşırı Süratli Şekilde Araç Kullandığı ve Alkol Kontrolü Yapmak İsteyen Memurlara Sinkaflı Sözler Sarfettiği/Tekme Atarak Alkolmetre İle Ölçüm Yapılmasına İzin Vermediği - Hastaneye Götürülürken Araca ve Nezarethaneye Zarar Verdiği/Hakaret Suçunu İşlediği )

• TRAFİK GÜVENLİĞİNİ TEHLİKEYE SOKMA ( Sanığın Alkollü Halde Aşırı Süratli Şekilde Araç Kullandığı ve Alkol Kontrolü Yapmak İsteyen Memurlara Sinkaflı Sözler Sarfettiği/Tekme Atarak Alkolmetre İle Ölçüm Yapılmasına İzin Vermediği - Hastaneye Götürülürken Araca ve Nezarethaneye Zarar Verdiği/Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma Suçunu İşlediği )

• AYNI NEVİDEN FİKRİ İÇTİMA ( Sanığın Tek Bir Fiili Oluşturan Davranışları Görevini İfa Eden Kamu Görevlilerine Görevlerini Yaptırmamak İçin Gerçekleştirdiği - Aynı Neviden Fikri İçtima/Aleyhe Temyiz Bulunmadığından Bozma Nedeni Yapılmaması Gerektiği )

• ALEYHE TEMYİZ BULUNMAMASI ( Sanığın Tek Bir Fiili Oluşturan Davranışları Görevini İfa Eden Kamu Görevlilerine Görevlerini Yaptırmamak İçin Gerçekleştirdiği - Aynı Neviden Fikri İçtima/Aleyhe Temyiz Bulunmadığından Bozma Nedeni Yapılamayacağı )

5237/m. 43/2, 125151/1, 179/3, 265/1

ÖZET : Sanığın görevi yaptırmamak için direnme suçunun yasal tanımında yer alan ve hukuksal anlamda tek bir fiili oluşturan davranışları, görevini ifa eden kamu görevlilerine karşı görevlerini yaptırmamak için gerçekleştirmiş olması nedeniyle aynı nev`iden fikri içtimanın koşulları gerçekleşmiş olduğu halde, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmaması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

Sanığın alkollü halde aşırı süratli bir şekilde araç kullandığı, yol üzerinde görevli nöbetçi polis memurunun son anda kaldırıma çıkarak kurtulduğu, sanığın kullandığı aracın park halindeyken bulunduğu şikayetçi polis memurlarının alkol kontrolü yapmak istedikleri sırada benim ehliyetim yok "a... koyduğumun çocukları", "siz beni götüremezsiniz", "beni götürecek polisin anasını doğmamış çocuğunu sinkaf ederim" şeklinde sözler sarf ettiği, tekme atarak alkolmetre ile ölçüm yapılmasına engel olduğu, sanığın ve o esnada yanında bulunan temyiz talbinde bulunmamış diğer sanığın zor kullanma yetkisi kullanılarak karakola alındıklarında "sizin ananızı sinkaf edeceğiz, bunun hesabını sizlere soracağız, sizleri burada yaşatmayacağız" dedikleri, raporlarının aldırılması için hastaneye götürüldükleri sırada aracın iç döşemelerine ve nezarethane kısmına zarar verdikleri, hastane önüne geldiklerinde araçtan inerken sanığın şikayetçinin sağ eline tekme atarak basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte yaraladığı, sanığın bu şekilde görevi yaptırmamak için direnme, kamu malına zarar verme, hakaret ve trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçlarını işlediğine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.

DAVA : Dosya incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR : Temyiz talebinin sanık H. Y. hakkında görevi yaptırmamak için direnme, kamu malına zarar verme, hakaret ve trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçlarından kurulan hükümlere ilişkin olduğunun tespitiyle yapılan incelemede;

Mala zarar verme suçu; başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.

5237 sayılı TCK`nın `Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler` başlıklı dördüncü kısmının, `Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar `başlıklı birinci bölümünde,265. maddesi ile düzenlenen;`Görevini Yaptırmamak İçin Direnme` suçuyla korunan hukuki yarar, kamu idaresinin güvenilirliği ve işleyişi olup; bu suçta, kamu faaliyetlerine kişilerin saygı göstermelerinin sağlanması ve kamu görevlerinin yerine getirilmesini dolayısıyla da kamu görevini yerine getirenleri engellemeye yönelik fiillerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Öte yandan, kendisine verilen görevi yerine getirmekte olan kamu görevlisine karşı cebir ve/veya tehdit fiili gerçekleştirilmiş bulunduğundan bu suçla aynı zamanda kişi özgürlüğü ve beden bütünlüğü de korunmaktadır. Maddede düzenlenen görevini yaptırmamak için direnme suçu, seçimlik hareketli bir suç olup kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir ve/veya tehdit kullanılması ile suç oluşmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için, öncelikle engellenmek istenen işin o kamu görevlisinin görevine giriyor olması zorunludur. Zira madde, kamu görevlisinin yerine getirdiği herhangi bir iş için değil, görevine giren bir iş için koruma sağlamaktadır. Cebir, kamu görevlisine karşı fiziki güç kullanılmasıdır. Cebrin sınırı, kasten yaralama suçunun temel şekli veya daha az cezayı gerektiren hâli kapsamında değiştirilebilecek boyutta olmasıdır. Cebirle, kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerine sebebiyet verilirse, fail ayrıca bu suçtan da beşinci fıkra uyarınca cezalandırılacaktır. Cebir veya tehdidin alenî olması şart değildir. Bu manada cebir ve tehdit, kamu görevlisinin görevini yerine getirmesini engellemeye elverişli, doğrudan kamu görevlisine yönelik ve ortadan kaldırılmadığı sürece göreve devam edilmesine engel olan güç kullanılmasını ifade eder.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02.03.2010 gün 9-259-47 sayılı kararında belirlendiği gibi, Olayın gelişimi sırasında sanığın, cebir ve/veya tehdit kullandığı polis memuru olan müştekiler suçun mağduru, kamu idaresi ise suçtan zarar gören konumundadır. `Görevini Yaptırmamak İçin Direnme` suçunun 5237 sayılı TCK`nın `Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar` başlıklı bölümünde düzenlenmiş olması da kamu görevlilerinin suçun mağduru olamayacakları anlamına gelmemektedir. Aksinin kabulü halinde, görevleri dışında kendilerine karşı cebir ve/veya tehdit kullanılması halinde işlenen bu suçların mağduru olacaklarında kuşku bulunmayan kişilerin, aynı suçlara görevlerinin ifası sırasında kamu görevlisi sıfatıyla maruz kaldıklarında ise suçun mağduru olmadıklarını ileri sürmek çelişkisine düşülecektir ki, bunun yasal bir dayanağı bulunmamaktadır.

Sanığın suçun yasal tanımında yer alan ve hukuksal anlamda tek bir fiili oluşturan davranışları, görevini ifa eden kamu görevlilerine karşı görevlerini yaptırmamak için gerçekleştirmiş olması nedeniyle aynı nev`iden fikri içtimaın koşulları gerçekleşmiş bulunduğundan, sanık hakkında 5237 sayılı TCK`nın 43/2. maddesinin uygulanması gerekmektedir.

Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur.İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun onur şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, onur ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır.

Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır.

Suçun alenen işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Aleniyet, belirsiz sayıda kişilerin hakaret oluşturan sözü duymalarına olanak sağlamak suretiyle suçun işlenmesini ifade eder. Failin, hakaret oluşturan sözün duyulması olanağını yaratmış olması yeterlidir. Söylenen sözün fiilen duyulmuş olup olmaması önemli değildir.

Somut olayda; sanık H. Y.`un, alkollü halde aşırı süratli bir şekilde araç kullandığı, yol üzerindeki ekipler amirliğinde görevli nöbetçi polis memuru M. M.`nin son anda kaldırıma çıkarak kurtulduğu, bunun üzerine sanık H.`in kullandığı aracın park halindeyken bulunduğu şikayetçi polis memurlarının alkol kontrolü yapmak istedikleri sırada benim ehliyetim yok a... koyduğumun çocukları, siz beni götüremezsiniz, beni götürecek polisin anasını, doğmamış çocuğunu sinkaf ederim şeklinde sözler sarf ettiği, tekme atarak alkolmetre ile ölçüm yapılmasına engel olduğu, sanık H. ve o esnada yanında bulunan temyize gelmeyen sanık S. A.`in zor kullanma yetkisi kullanılarak karakola alındıklarında sizin ananızı sinkaf edeceğiz, bunun hesabını sizlere soracağız, sizleri burada yaşatmayacağız dedikleri, raporlarının aldırılması için hastaneye götürüldükleri sırada aracın iç döşemelerine ve nezarethane kısmına zarar verdikleri, hastane önüne geldiklerinde araçtan inerken sanık H.`in şikayetçi M. A.`in sağ eline tekme atarak basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte yaraladığı, sanığın bu şekilde görevi yaptırmamak için direnme, kamu malına zarar verme, hakaret ve trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçlarını işlediğine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Sanığın görevi yaptırmamak için direnme suçunun yasal tanımında yer alan ve hukuksal anlamda tek bir fiili oluşturan davranışları, görevini ifa eden kamu görevlilerine karşı görevlerini yaptırmamak için gerçekleştirmiş olması nedeniyle aynı nev`iden fikri içtimanın koşulları gerçekleşmiş olduğu halde, 5237 sayılı TCK`nın 43/2. maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

SONUÇ : Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 11.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

İLETİŞİM BİLGİLERİ BAYTOK HUKUK BÜROSU
Korkutreis Mahallesi Sezenler Caddesi No: 4/16 06430 Sıhhiye / Çankaya - ANKARA
Tel: +90 312 231 02 25
Fax: 0 312 231 02 26
E-mail: info@baytokhukukburosu.com
Başa Dön
Facebook
Twitter
Youtube