Ana Sayfa
0.312 231 02 25
 

T.C. Danistay

 

İdari Dava Daireleri Kurulu

Esas:  2013/4031

Karar: 2014/975

Karar Tarihi: 20.03.2014

 

 

ÖZET: Davacının, üyesi olduğu sendikanın aldığı bir karar sonucunda gerçekleşen göreve gelmeme eylemine katılması, özürsüz olarak göreve gelmemek fiili kapsamında değerlendirilemeyeceğinden ve sendikal faaliyet kapsamında bir fiil olarak kabulü gerekeceğinden, disiplin supu teşkil etmeyen eylem nedeniyle davacıya 657 sayılı Kanunun ilgili maddesi uyarınca disiplin cezası verilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir.

 

(AİHS m. 11) (2709 S. K. m. 61, 90) (657 S. K. m. 22, 125) (2822 S. K. m. 25) (KAYA VE SEYHAN - TÜRKİYE DAVASI)

 

İstemin Özeti: İstanbul 2. İdare Mahkemesinin 24/04/2013 günlü, E:2013/871, K:2013/798 sayılı ısrar kararının davacı tarafından temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

 

Savunmanın Özeti: Savunma verilmemiştir.

 

Danıştay Tetkik Hakimi: Volkan ÇAKMAK

 

Düşüncesi: Ülkemizin de taraf olduğu temel haklara ilişkin uluslararası sözleşmeler, uluslararası yargı mercilerinin verdiği ihlal kararları ve Anayasamızda yer alan gerek uluslararası sözleşmelerin iş hukukumuza etkisine ilişkin, gerekse de temel haklara ilişkin hükümler bağlamında; sendikal faaliyetlere katılım yönünde gerçekleşen eylemlerin, başkaca bir isnat olmadan, salt sendikal faaliyete katılım nedeniyle disiplin soruşturmasına konu edilmemesi yönündeki hukuki gereklilik karşısında, bağlı olduğu Sendika tarafından alınan karar gereği sendikal bir eyleme iştirak eden davacı hakkında tesis edilen disiplin cezası verilmesine dışkın işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı ve davanın reddine diskin temyize konu kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.

 

TÜRK MİLLETİ ADINA

 

Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca dosya incelendi, gereği görüşüldü:

 

Dava; Öğretmen olarak görev yapan davacının, 26/05/2010 tarihinde özürsüz olarak bir gün göreve gelmediğinden bahisle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu`nun 125. maddesi uyarınca kınama cezası de cezalandırılmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır.

 

İstanbul 2. İdare Mahkemesince; davacının katıldığı bir günlük iş bırakma eyleminin, 2622 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu`nun 25. maddesi bağlamında "grev" niteliğinde olduğu, hukukumuzda kamu görevlilerine grev hakkı tanınacağına ilişkin bir hüküm bulunmadığı, davacının öğretmenlik görevini aksatmakla, eğitim ve öğretim vermekle yükümlü olduğu öğrencilerin anayasal güvence altındaki eğitim haklarını ihlal ettiği, bu durumda davacının mazeretsiz ve kabul edilebilecek gerekçesi olmaksızın derse girmediği sabit olduğundan verilen cezada hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

 

Bu karar, temyiz incelemesi sonucu Danıştay Onikinci Dairesince; öğretmen olan davacının üyesi bulunduğu sendikanın yetkili kurullarınca alınan karara uyarak, bir gün göreve gelmeme eylemini gerçekleştirdiği anlaşıldığından ve sendikal faaliyet kapsamında bir gün göreve gelmemek fiilinin mazeret olarak kabulü gerektiğinden 657 sayılı Kanun`un 125. maddesi anlamında özürsüz olarak göreve gelmemek Minin sübuta ermediği sonucuna ulaşılarak disiplin sucu teşkil etmeyen eylem nedeniyle davacı hakkında tesis edilen işlemde ve bu işleme karşı açılan davayı reddeden İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmediği gerekçesiyle bozulmuş ise de; İdare Mahkemesi davanın reddi yolundaki ilk kararında ısrar etmiştir.

 

Davacı, ısrar kararını temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedir.

 

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu`nun 125. maddesinde; “Özürsüz olarak bir veya iki gün göreve gelmemek” disiplin cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayılmıştır.

 

Somut olayda; öğretmen olan davacının üyesi bulunduğu sendikanın yetkili kurullarınca alınan karar uyarınca, bir gün göreve gelmeme eylemine katıldığı ve bu eylemi sonucunda 657 sayılı Kanun`un 125. maddesi uyarınca disiplin cezası ile cezalandırıldığı görülmektedir.

 

2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 61. maddesinde; "Çalışanlar ve işverenler, üyelerinin çalışma ilişkilerinde, ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için önceden izin almaksızın sendikalar ve üst kuruluşlar kurma, bunlara serbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe çekilme haklarına sahiptir. Hiç kimse bir sendikaya üye olmaya ya da üyelikten ayrılmaya zorlanamaz." hükmüne yer verilmiş olup, 657 saylı Devlet Memurları Kanunu`nun 22. Maddesinde `Devlet memurları. Anayasada ve özel kanununda belirtilen hükümler uyarınca sendikalar ve üst kuruluşlar kurabilir ve bunlara üye olabilirler" hükmü yer almaktadır.

 

Ayrıca Anayasanın 90.maddesinin son fıkrasında: "Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır." hükmüne yer verilmiştir.

 

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Demek kurma ve toplantı özgürlüğü`nün düzenlendiği 11. maddesinde; herkesin asayişi bozmayan toplantılar yapmak, demek kurmak, ayrıca çıkarlarını korumak için başkalarıyla birlikte sendikalar kurmak ve sendikalara katılmak haklarına sahip olduğu, bu hakların kullanılmasının, demokratik toplumda zorunlu tedbirler niteliğinde olarak, ulusal güvenliğin, kamu emniyetinin korunması, kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amaçlarıyla ve ancak yasayla sınırlandırılabileceği, bu maddenin, bu hakların kullanılmasında silahlı kuvvetler, kolluk mensuptan veya devletin idare mekanizmasında görevli olanlar hakkında meşru sınırlamalar konmasına engel olmadığı kuralına yer verilmiştir.

 

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 15/09/2009 tarihli, Kaya ve Seyhan - Türkiye kararında (application no. 30946/04); Eğitim-Sen üyesi öğretmenlere, 11/12/2003 tarihinde KESK`in çağrısına uyarak, parlamentoda tartışılmakta olan kamu yönetimi kanun tasarısını protesto etmek üzere düzenlenen bir günlük ulusal eyleme katılmaları nedeniyle 11/12/2003 tarihinde göreve gelmedikleri ipin uyarma cezası verilmesinin, her ne kadar bu ceza çok küçük olsa da, sendika üyelerinin çıkarlarını korumak için meşru grev ya da eylem günlerine katılmaktan vazgeçirecek bir nitelik taşıdığı, öğretmenlere verilen disiplin cezasının “acil bir sosyal ihtiyaca” tekabül etmediği ve bu nedenle “demokratik bir toplumda gerekli” olmadığı sonucuna varmış, bunun sonucu olarak, bu davada, başvuranların AİHS`nin 11. maddesi anlamında gösteri yapma özgürlüğünü etkili bir şekilde kullanma haklarının orantısız olarak çiğnendiği gerekçesiyle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 11. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.

 

Bu durumda, davacının, üyesi olduğu sendikanın aldığı bir karar sonucunda gerçekleşen göreve gelmeme eylemine katılması, özürsüz olarak göreve gelmemek fiili kapsamında değerlendirilemeyeceğinden ve sendikal faaliyet kapsamında bir fiil olarak kabulü gerekeceğinden, disiplin supu teşkil etmeyen eylem nedeniyle davacıya 657 sayılı Kanunun 125. maddesi uyarınca disiplin cezası verilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir.

 

Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulüne, İstanbul 2. İdare Mahkemesinin 24.04.2013 günlü, E:2013/871, K:2013/798 sayılı ısrar kararının bozulmasına, dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine, kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 20.03.2014 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)

 

Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programı 

İLETİŞİM BİLGİLERİ BAYTOK HUKUK BÜROSU
Korkutreis Mahallesi Sezenler Caddesi No: 4/16 06430 Sıhhiye / Çankaya - ANKARA
Tel: +90 312 231 02 25
Fax: 0 312 231 02 26
E-mail: info@baytokhukukburosu.com
Başa Dön
Facebook
Twitter
Youtube