Ana Sayfa
0.312 231 02 25
 

T.C. Danistay

 

10.Dairesi

Esas:  2010/6546

Karar: 2010/10673

Karar Tarihi: 14.12.2010

 

 

ÖZET: Tazminat sadece maddi değerlerde meydana gelen eksilmelerle sınırlı bir giderim yolu değildir. Aynı zamanda kişinin, yaşamında ortaya çıkan olumsuzluklar nedeniyle duyduğu her türlü sıkıntı ve üzüntüden kaynaklanan manevi zararların da manevi tazminat ödenerek tazmini Anayasal ve yasal düzenlemelerin gereği olduğundan, davacıların çocukları ve kardeşi …………… boğularak ölümü nedeniyle elem ve ızdırap duydukları ve bu bağlamda manevi zarara uğradıkları açık olup, olayın oluşumu ve niteliği ile davacıların ve maktulün olayın oluşundaki kusurları da dikkate alınarak takdiren anne …………. için …………. TL, baba ………….. için ……………….. TL, kardeşler ………….., …………., ……………., ……………. için ise ayrı ayrı …………… TL`nin manevi tazminat olarak ödenmesi gerektiği, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin ise reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.

 

(2709 S. K. m. 125) (2577 S. K. m. 49) (2575 S. K. Ek. m. 1)

 

İstemin Özeti: Davacıların 14 yaşındaki oğlu/kardeşi Nizamettin Eftekin`in, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü`ne (DSİ) ait sulama kanalında boğularak ölümünde davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen toplam 50.000 TL maddi ve 100.000 TL manevi zararın yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılan dava sonucunda, Adana 1. İdare Mahkemesince; davacıların oğlu/kardeşi Nizamettin Eftekin`in 20.6.2008 tarihinde DSİ`nin bakım ve onarımından sorumlu olduğu YSO isale kanalında boğularak öldüğü; söz konusu ölüm olayında, davalı idarelerin hizmet kusurunun bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırıldığı; hazırlanan bilirkişi raporunda özetle; DSİ tarafından 1968 yılında yapılan ve Aşağı Seyhan Ovasının sağ sahil sulama şebekesi için kullanılan kanalın açık olarak işletilmesinin zorunlu olduğu; kanalın faaliyete geçtiği dönemde alanın tamamen tarım arazisi olduğu; kanalın yapımının ve işletilmesinin tekniğe uygun olduğu; bu nedenle Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü`nün kusurunun bulunmadığı; ancak, Adana Büyükşehir Belediyesi`nin daha sonradan tarım alanlarını yerleşime açtığı; söz konusu kanalın servis yolunu ise, DSİ ile herhangi bir anlaşmaya varmadan izinsiz olarak trafiğe açarak amaç dışı kullanıma tahsis ettiği; öte yandan, yerleşimin yoğun olduğu bazı yerlerde, can ve mal güvenliği açısından Büyükşehir Belediyesi tarafından kısmen önlemler alındığı; ancak, yerleşimin yoğun olmadığı yerlerde hiç bir önlem alınmadığı; sonuç olarak, Adana Büyükşehir Belediyesi`nin 5/8 oranında; boğularak hayatını kaybeden Nizamettin Eftekin`in ise 3/8 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği; buna göre, söz konusu raporda her ne kadar, davalı DSİ`nin herhangi bir kusuru olmadığı sonucuna varılmış ise de, sulama kanalını yapan ve işleten davalı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü`nün, can ve mal güvenliğinin temini açısından Adana Büyükşehir Belediyesi ile birlikte müteselsilen sorumlu olduğu; maddi zararın (destekten yoksun kalma zararı) tespiti amacıyla yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda, kusur oranları da dikkate alınarak hazırlanan rapor uyarınca; tazminat istemlerin kısmen kabulü ile anne Gevri Eftekin için 9.938,86 TL, baba İsmail Eftekin için 13.308,91 TL olmak üzere toplam 23.247,27 TL maddi; kardeşler için ayrı ayrı 5.000`er TL, anne ve baba için ayrı ayrı 10.000 TL olmak üzere

toplam 40.000 TL manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte davacılara ödenmesi; fazlaya ilişkin maddi ve manevi tazminat istemlerinin reddi yolunda verilen kararın, kabule ilişkin kısmının hukuka aykırı olduğu iler sürülerek temyizen incelenerek bozulması davalı idareler tarafından istenilmektedir.

 

Savunmanın Özeti: Temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmaktadır.

 

Danıştay Tetkik Hakimi: A. Habip Yıldırım

 

Düşüncesi: Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve hukuka uygun bulunan Mahkeme kararının kabule ilişkin kısmının onanması gerektiği düşünülmektedir.

 

Danıştay Savcısı: Ergün Özcan

 

Düşüncesi: İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu`nun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.

 

Davalı idareler temyiz dilekçelerinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemlerin reddi ile temyiz edilen mahkeme kararının davanın kabulüne ilişkin kısmının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

 

TÜRK MİLLETİ ADINA

 

Hüküm veren, 2575 sayılı Danıştay Kanununun Ek 1. maddesi uyarınca, Danıştay Onuncu ve Sekizinci Dairelerinden oluşan Müşterek Kurulca; dava dosyasının tekemmül ettiği görülerek, davalı Devlet Su işleri Genel Müdürlüğü`nün yürütmenin durdurulması istemi görüşülmeyerek işin esasına geçildi, gereği görüşüldü:

 

İdare ve Vergi Mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması 2577 sayılı idari Yargılama Usulü Kanunu`nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

 

Temyizen incelenen karar, usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz istemlerinin reddi ile Adana 1. idare Mahkemesinin 08.04.2010 tarih ve E:2009/1142, K:2010/441 sayılı kararının kabule ilişkin kısmının ONANMASINA, 14.12.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

 

NOT: KONUNUN ÖNEMİ GEREĞİ YEREL MAHKEME İLAMINI AŞAĞIDA YAYIMLIYORUZ.

 

T.C.

ADANA

1. İDARE MAHKEMESİ

 

ESAS NO: 2009/1142

KARAR NO: 2010/441

 

DAVANIN ÖZETİ: Davacıların yakını Nizamettin Eftekin`in davalı DSİ nin bakım ve onarımından sorumlu olduğu sulama kanalında boğularak ölümü nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen (davacılardan baba İsmail Eftekin için 25.000 TL, anne Gevri Eftekin için 25.000 TL olmak üzere toplam) 50.000 TL maddi zarar ile (davacılardan baba İsmail Eftekin için 20.000 TL, anne Gevri Eftekin için 20.000 TL, kardeşler Abdullah, Abdulhakim, Veysi, Ramazan Eftekin için ayrı ayrı 15.000 TL olmak üzere toplam) 100.000 TL manevi zararın; olayın oluşumunda davalı idarelerin kanal kenarında gerekli uyarıcı levha ve fiziki önlem almayarak kusurlu oldukları ileri sürülerek yasal faizi ile birlikte tazminine karar verilmesi istenilmektedir.

 

DSİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ SAVUNMASININ ÖZETİ: Olayın meydana geldiği sulama kanalının 1968 yılında plan ve projelerine uygun olarak inşa edildiği ve bu dönemde anılan alanın meskun mahal dışı olduğu, bu nedenle asıl sorumluluğun söz konusu alanı yerleşime açan, meskun mahal haline getiren Belediyeye ait bulunduğu, öte yandan ölen şahsın 14 yaşında olması ve iyi ve kötüyü ayırt etme yeteneğine sahip olması nedeniyle kendi kusurunun da bulunduğu belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

 

ADANA BÜYÜKŞEHİR BEL.BŞK. SAVUNMASININ ÖZETİ: Olayın meydana geldiği sulama kanalının DSİ nin bakım ve gözetiminde olduğu, bu nedenle sorumluluğun anılan idareye ait olduğu, idarelerinin hasım mevkinden çıkarılması gerektiği belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

 

TÜRK MİLLETİ ADINA

 

Karar veren Adana 1. İdare Mahkemesi`nce gereği görüşüldü:

 

Dava, Davacıların yakını Nizamettin Eftekin`in davalı DSİ nin bakım ve onarımından sorumlu olduğu sulama kanalında boğularak ölümü nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen (davacılardan baba İsmail Eftekin için 25.000 TL, anne Gevri Eftekin için 25.000 TL olmak üzere toplam) 50.000 TL maddi zarar ile (davacılardan baba İsmail Eftekin için 20.000 TL, anne Gevri Eftekin için 20.000 TL, kardeşler Abdullah, Abdulhakim, Veysi, Ramazan Eftekin için ayrı ayrı 15.000 TL olmak üzere toplam) 100.000 TL manevi zararın yasal faizi ile birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.

 

Anayasa`nın 125. maddesinde idarenin kendi eylem ve işleminden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.

 

İdari yargıda, tam yargı davası kapsamına giren, ilgililerin kişisel hukuki durumlarında ortaya çıkan hak ihlallerinin giderilmesini amaçlayan tazminat davaları; idarenin, kamu hizmetini, hizmetin gereklerine uygun olarak yerine getirmesini sağlayan etkin denetim ve yaptırım aracıdır.

 

İdare, yapılmasından sorumlu bulunduğu kamu hizmetini yerine getirirken çalıştırdığı kişilere işin gereklerine uygun eğitimi vermek, görev sırasında gerekli malzemeyi hazır bulundurmak ve hizmeti denetlemek zorunda olduğundan, hizmetin düzenlenmesinde ve yerine getirilmesindeki eksiklik ve aksaklık nedeniyle ortaya çıkan hizmet kusuru sonucu kişilerin uğradığı zararın tazmininden sorumludur.

 

Ancak zararın, zarara uğrayanın tutumundan doğması, başka bir deyimle, kusurlu olması durumunda idarenin sorumluluğunun tamamen ortadan kalkacağı ya da duruma göre idarenin kısmen sorumlu olacağı idare hukukunun bilinen ilkelerindendir. Bu durum, hem kusura dayanan sorumluluk, hem de kusursuz sorumluluk için geçerlidir. Eğer zarar görenin tutum ve davranışı, zarar ile idare ar ısındaki ilişkiyi kesecek nitelikte ise, başka bir deyişle eğer zarar, zarar görenin tutum ve davranışından doğmuşsa, idare sorumluluktan kurtulur.

 

Zarar görenin tutum ve davranışı, zarar doğurucu tutum ve davranışlardan birisi ise, bu gibi durumlarda, idarenin sorumluluğu azalır. Bu azalma zarar görenin kusurunun ağırlığı ile orantılıdır.

 

Dosyanın incelenmesinden, davacıların yakını 1993 doğumlu Nizamettin Eftekin`in 20/06/2008 tarihinde davalı DSİ nin bakım ve onarımından sorumlu olduğu YSO isale kanalında boğularak ölümü olayı ile ilgili olarak görevli kolluk kuvvetlerince sulama kanalının kenarında ölene ait bisiklet ve terliğin bulunduğu, cesedin elbiseli olarak sudan çıkarıldığı tespitinin yapıldığı, olay nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen davacılardan baba İsmail Eftekin için 25.000 TL, anne Gevri Eftekin için 25.000 TL olmak üzere toplam 50.000 TL maddi zarar ile davacılardan baba İsmail Eftekin için 20.000 TL, anne Gevri Eftekin için 20.000 TL, kardeşler Abdullah, Abdulhakim, Veysi, Ramazan Eftekin için ayrı ayrı 15.000 TL olmak üzere toplam 100.000 TL manevi zararın yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tazminine karar verilmesi istemiyle de görülmekte olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

 

Olayda Mahkememizin 31/12/2009 tarihli kararı uyarınca, ölüm olayının meydana gelmesinde davalı idarelerin kusurunun bulunup bulunmadığının, var ise taraf kusur oranlarının ne olduğunun belirlenmesi ve belirlenecek kusur oranları dikkate alınarak davacıların uğradıkları maddi zarar miktarının tespiti amacıyla yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu resen seçilen bilirkişilerce düzenlenen raporda özetle, DSİ tarafından 1968 yılında açık sulama şebekesi olarak tesis edilen Aşağı Seyhan Ovası Sağ Sahil Sulama Şebekesinin açık olarak işletilmesinin zorunlu olduğu, kanalın işletmeye açıldığı dönemde alanın tamamen tarım arazisi olduğu, kanalın tesisinde ve yapımında DSİ nin tekniğine uygun olarak işlem tesis ettiği, bu nedenle dava konusu olayda DSİ`nin kusurunun bulunmadığı, Adana Büyükşehir Belediyesi`nin tarım alanlarını iskana açtığı, YSO isale kanalı servis yollarını DSİ ile mutabakata varmadan ve izinsiz olarak trafiğe açarak amaç dışı kullanıma tahsis ettiği, bu işlemleri yaparken şehir içindeki bazı yerlerde can ve mal güvenliğinin temini için kısmen önlemler aldığı; yerleşimin yoğun olmadığı mahallelerde ise can ve mal güvenliğinin temini için hiç bir önlem almadığı, dolayısıyla dava konusu yeri imara açan belediyenin YSO isale kanalının servis yolu ile kanal banketi arasına can ve mal güvenliğinin teminine yönelik tedbirleri almaması nedeniyle kusurlu olduğu, dava konusu olayda boğularak yaşamını yitiren Nizamettin EFTEKİN`in, bisikleti ile kanala düşerek kaza sonucu değil, yüzme bilmediği halde isale kanalının kenarına bisikletini park ederek, ayağındaki terlikleri çıkararak kanala emniyetsiz bir şekilde yaklaşması, yüzmek için veya serinleme amacı ile ayaklarını kanala sarkıtmak istemesi ya da kayması nedeniyle düşerek boğulduğu, bu nedenle olayda Nizamettin EFTEKİN`in, dolayısıyla ailesinin de kusurunun bulunduğu, sonuç itibariyle Adana Büyükşehir Belediyesi`nin 5/8 oranında, kendi iradesi ile kanala emniyetsiz bir şekilde yaklaşarak ve bunun sonucunda kayarak veya kanala girerek boğulan Nizamettin EFTEKİN`nin ise 3/8 oranında kusurlu olduğu kanaatine varıldığı, belirlenen kusur oranları dikkate alınarak yapılan hesaplama sonucu davacılardan anne Gevri Eftekin`in 9.938,86 TL, baba İsmail Eftekin`in ise 13.308,91 TL maddi (destekten yoksun kalma) zararlarının bulunduğu belirtilmiş olup, uyuşmazlığın çözümü açısından Mahkememizce de kusur oranı ve zarar hesabı yönünden yeterli görülen raporun taraflara tebliği üzerine davacılar vekili tarafından yapılan itiraz raporda yer verilen açıklamalar karşısında yerinde görülmemiş, davalı Adana Büyükşehir Belediyesince ise asıl sorumluluğun DSİ Genel Müdürlüğüne ait olduğu yönünde itirazda bulunulduğu görülmüştür.

 

Bu durumda, her ne kadar yukarıda aktarılan bilirkişi raporunda davalı DSİ Genel Müdürlüğünün kanalı 1968 yılında tekniğine uygun olarak inşa ettiği ve inşa edildiği yıllarda anılan alanın meskun mahal dışında tamamen tarım alanı olduğu nedeniyle kusurunun bulunmadığı yönünde görüş beyan edilmiş ise de; anılan rapora davalı Adana Büyükşehir Belediye Başkanlığınca yapılan itirazda dikkate alınarak, boğulma olayının meydana geldiği sulama kanalını işleten ve bakım ve onarımından sorumlu bulanan DSİ Genel Müdürlüğünce kanalın bulunduğu alanın yerleşime açılması üzerine yerleşime açan davalı belediye ile işbirliği içerisinde can ve mal güvenliğinin temini için gerekti tedbirlerin alınması gerektiği halde bu sorumluluğun yerine getirildiğinin ortaya konulamaması karşısında, olayın oluşumunda davalı DSİ Genel Müdürlüğünün de anılan alanı yerleşime açtığı halde gerekli tedbirleri almayan davalı Adana Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile birlikte 5/8 oranında kusurlu olduğu ve anılan kusur oranları da dikkate alınarak tespit edilen davacılardan anne Gevri Eftekin`in 9.938,86 TL, baba İsmail Eftekin`in ise 13.308,91 TL olmak üzere toplam 23.247,77 TL maddi (destekten yoksun kalma) tazminatın yasal faizi ile birlikte davalı idarelerce müştereken ve müteselsilen sorumlu sıfatıyla davacılara ödenmesi gerektiği, fazlaya ilişkin maddi tazmin talebinin ise reddi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

 

Davanın manevi tazminata yönelik kısmına gelince;

 

Öğretide de kabul edildiği üzere manevi tazminat, patrimuanda meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı olmayıp, manevi tatmin aracıdır. Başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı, manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu hale getirmektedir. Olayın gelişimi ve sonucu, ilgilinin durumu itibariyle uğradığı manevi zarara karşılık takdir edilecek manevi tazminatın, manevi tatmin aracı olmasından dolayı zenginleşmeye yol açmayacak miktarda, fakat idarenin olaydaki kusurunun niteliği ve ağırlığını ifade edecek ölçüde saptanması zorunlu bulunmaktadır.

 

Diğer taraftan, tazminat sadece maddi değerlerde meydana gelen eksilmelerle sınırlı bir giderim yolu değildir. Aynı zamanda kişinin, yaşamında ortaya çıkan olumsuzluklar nedeniyle duyduğu her türlü sıkıntı ve üzüntüden kaynaklanan manevi zararların da manevi tazminat ödenerek tazmini Anayasal ve yasal düzenlemelerin gereği olduğundan, davacıların çocukları ve kardeşi Nizamettin Eftekin`in boğularak ölümü nedeniyle elem ve ızdırap duydukları ve bu bağlamda manevi zarara uğradıkları açık olup, olayın oluşumu ve niteliği ile davacıların ve maktulün olayın oluşundaki kusurları da dikkate alınarak takdiren anne Gevri Eftekin için 10.000 TL, baba İsmail Effekin için 10.000 TL, kardeşler Abdullah, Abdulhakim, Veysi, Ramazan Eftekin için ise ayrı ayrı 5.000 TL`nin manevi tazminat olarak ödenmesi gerektiği, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin ise reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.

 

Açıklanan nedenlerle; davanın kısmen kabulü ile (anne Gevri Eftekin için 9.938,86 TL, baba İsmail Eftekin için ise 13.308,91 TL olmak üzere toplam) 23.247,27 TL maddi zarar ile (anne Gevri Eftekin için 10.000 TL, baba İsmail Eftekin için 10.000 TL, kardeşler Abdullah, Abdulhakim, Veysi, Ramazan Eftekin için ise ayrı ayrı 5.000 TL olmak üzere toplam) 40.000.-TL manevi zararın idarelere başvuru tarihinden (22/06/2009) itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarelerce müştereken ve müteselsilen sorumlu sıfatıyla davacılara ödenmesine, hükmedilen miktarı aşan kısma yönelik maddi ve manevi tazmin talebinin reddine, aşağıda dükümü yapılan 5.019.99 TL yargılama giderinin davadaki haklılık oranına göre 2019,99 TL`sinin davalı idarelerden alınarak davacılara verilmesine, arta kalan yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına, A.A.Ü.T. uyarınca belirlenen 7.489,67.-TL avukatlık ücretinin davalı idarelerden alınarak davacılara, 7.910,33.-TL avukatlık ücretinin davacılardan alınarak davalı Adana Büyükşehir Belediye Başkanlığına verilmesine, hükmedilen tutar üzerinden hesaplanan 3.756,89 TL nisbi karar harcından başlangıçta alınan 2.025 TL harcın mahsubu ile kalan 1.731,89 TL harcın davacılara tamamlattırılmasına, artan posta ve keşif ve bilirkişi giderinin istemi halinde davacılara iadesine. Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 2008/29849 sayılı soruşturma dosyasının iadesine, kararın tebliğ tarihinden itibaren (30) gün içerisinde Danıştay`a temyiz yolu açık olmak üzere 08.04.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)

 

Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programı 

İLETİŞİM BİLGİLERİ BAYTOK HUKUK BÜROSU
Korkutreis Mahallesi Sezenler Caddesi No: 4/16 06430 Sıhhiye / Çankaya - ANKARA
Tel: +90 312 231 02 25
Fax: 0 312 231 02 26
E-mail: info@baytokhukukburosu.com
Başa Dön
Facebook
Twitter
Youtube