Ana Sayfa
0.312 231 02 25
 

T.C. DANIŞTAY

4.Dairesi

 

Esas:  2006/1824

Karar: 2006/886

Karar Tarihi: 20.04.2006

 

ÖDENMİŞ VERGİ VE CEZANIN İADESİ İSTEMİNİN REDDİ ÜZERİNE RET İŞLEMİNİN İPTALİ İSTEMİ - YASANIN DAVA SAFHASINDA OLAN TARHİYATLARA UYGULANMASI - NAKDEN VEYA MAHSUBEN İADENİN UYGULANACAĞI DURUMLAR

 

ÖZET: 4811 sayılı Yasanın, kesinleştiği halde ödenmeyen veya ihtilaflı bulunan kamu alacaklarının tahsilini sağlamaya ve mükelleflerle idare arasındaki ihtilafları tasfiye etmeye yönelik olmakla birlikte, dava safhasındaki alacaklarla ilgili olarak bu Yasadan yararlanmak için başvurulması halinde önceden yapılan ödemeler için nakden veya mahsuben iadeyi de öngördüğü, her ne kadar 4811 sayılı yasanın 20/2 maddesinde vergi mahkemesinde devam eden davalar için bu Yasadan yararlanmak için yapılan başvuru üzerine nakden ya da mahsuben iade yapılabileceği belirtilmekte ise de, bir mahkemede açılan dava itiraz ve temyiz aşamalarından geçtikten sonra nihai çözüme bağlanacağına göre anılan hükümdeki vergi mahkemesinde devam eden davanın itiraz ve temyiz aşamalarını da içerdiği şeklinde anlamak gerekir.

 

 

(4811 S. K. m. 3, 20)  (6183 S. K. m. 48)

 

Temyiz Eden: Maltepe Vergi Dairesi Müdürlüğü/ANKARA

 

Karşı Taraf        : … Mühendislik ve İnşaat Anonim Şirketi-… İnşaat

 

 Anonim Şirketi İş Ortaklığı

 

Vekili: Av. …

 

İstemin Özeti: Davacı ortaklığın 4811 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinden yararlanma ve vergi mahkemesi kararı üzerine ödenmiş vergi ve cezanın iadesi isteminin reddi üzerine ret işleminin iptali için dava açılmıştır. Ankara 4. Vergi Mahkemesinin 11.11.2003 günlü ve E:2003/294, K:2003/742 sayılı kararıyla; 4811 sayılı Yasanın kesinleşmemiş veya dava safhasında bulunan kamu alacakları başlıklı 3 üncü maddesinin 2 inci fıkrasının (b) bendinde; bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Bölge İdare Mahkemeleri nezdinde itiraza veya Danıştay nezdinde temyize ilişkin olarak dava açılmış ya da dava açma süresi henüz geçmemiş olan ikmalen, re`sen veya idarece yapılmış tarhiyatlarda, bu maddeye göre ödenecek alacak asıllarının tespitinde, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla tarhiyatın en son safhadaki tutarının esas alınacağı, bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce verilmiş en son tutara gecikme zammı ve gecikme faizi yerine bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar Devlet İstatistik Enstitüsünün her ay için belirlediği toptan eşya fiyat endeksinin aylık oranı esas alınarak hesaplanacak tutarın (1) numaralı fıkrada belirtilen süre ve şekilde ödenmesi şartıyla gecikme zammı, gecikme faizi ile vergi cezaları ve vergi cezalarına uygulanan gecikme zamlarının tamamının tahsilinden vazgeçileceği hükmüne yer verildiği, buna göre Vergi Mahkemelerince verilen en son karar tasdik veya tadilen tasdik kararı olsa dahi Bölge İdare Mahkemeleri ve Danıştay nezdinde itiraz veya temyiz yoluna gidilmesi halinde davaya konu kamu alacağı dava safhasında bulunan kamu alacağı olarak kabul edildiği, 2577 sayılı Yasanın 36, 48 ve 54 üncü maddelerinde idare ve vergi mahkemelerince verilen kararlara karşı itiraz ve temyiz yoluna başvurulabileceği, itiraz ve temyizen verilen kararlara karşı karar düzeltme isteminde bulunabileceğinin belirtildiği, karar düzeltme aşaması da davanın bir aşaması olduğuna göre 4811 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği tarihten önce Danıştay`da karar düzeltme aşamasında bulunan davaya ilişkin kamu alacağının dava safhasında bulunan kamu alacağı olarak kabul edilmesi ve Yasanın yukarda anılan hükümlerinde faydalandırılması gerektiğinin kuşkusuz olduğu, bu durumda bulunan ve mahkeme kararı üzerine vergisini henüz ödememiş olan bir mükellefin yasa hükmünden faydalanmak istemesi ve kararın tasdik kararı olması halinde, tasdik edilen verginin tamamı ile gecikme faizi ve gecikme zammı yerine bu yasada öngörülen tutarı belirtilen taksit süreleri içinde ödediği ve davasından vazgeçtiği takdirde gecikme zammı, gecikme faizi ile vergi cezaları ve vergi cezalarına uygulanan gecikme zamlarının tamamının tahsilinden vazgeçileceği, 4811 sayılı Yasanın 20 nci maddesinin 2 inci fıkrasında, Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan ödemeler ile 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü hakkında Kanunun 48 inci maddesine göre tahsil edilen tecil faizlerinin bu Kanun hükümlerine dayanılarak red ve iadesinin yapılamayacağı ancak, bu Kanunun 3 üncü maddesinin uygulanmasına ilişkin olarak dava konusu tarhiyatlara karşılık bu Kanunun yürürlük tarihinden önce ödeme yapılmış olması halinde, ödenen bu tutarlar vergi mahkemesinde devam eden davalar için bu Yasadan yararlanmak üzere yapılan başvurular ile vergi mahkemesince verilmiş terkin kararları üzerine nakden ya da mahsuben iade edilebileceği hükmünün yer aldığı, bu hükümden de anlaşılacağı üzere 4811 sayılı Yasanın, kesinleştiği halde ödenmeyen veya ihtilaflı bulunan kamu alacaklarının tahsilini sağlamaya ve mükelleflerle idare arasındaki ihtilafları tasfiye etmeye yönelik olmakla birlikte, dava safhasındaki alacaklarla ilgili olarak bu Yasadan yararlanmak için başvurulması halinde önceden yapılan ödemeler için nakden veya mahsuben iadeyi de öngördüğü, her ne kadar 4811 sayılı yasanın 20/2 maddesinde vergi mahkemesinde devam eden davalar için bu Yasadan yararlanmak için yapılan başvuru üzerine nakden ya da mahsuben iade yapılabileceği belirtilmekte ise de, bir mahkemede açılan dava itiraz ve temyiz aşamalarından geçtikten sonra nihai çözüme bağlanacağına göre anılan hükümdeki vergi mahkemesinde devam eden davanın itiraz ve temyiz aşamalarını da içerdiği şeklinde anlamak gerektiği, aksi düşünüldüğünde, mahkemece verilmiş tasdik kararı üzerine vergisini ödememiş davacının Danıştay`da devam eden bir mükellefin bu yasadan yararlanmak istemesi üzerine gecikme faizi ile gecikme zammı ile vergi cezaları ve vergi cezalarına uygulanan gecikme zammı yükünden kurtulduğu halde, aynı durumda bulunan ve iyiniyetle davranıp vergi aslı ile birlikte zam ve cezaları ödeyen ve iade alamayan mükellef açısından eşitsizlik yaratacağı, bunun da Anayasanın eşitlik ilkesine ve kanun koyucunun amacına ters düştüğü, öte yandan olayda olduğu gibi Danıştay`da devam eden dava ile ilgili olarak 4811 sayılı yasanın 3 üncü maddesinden yararlanarak davadan vazgeçilmesi üzerine dava hakkı da sona ereceğinden, sonradan 20 inci maddeden söz edilerek mükellefin yasadan yararlanamayacağının bildirilmesi üzerine tekrar davaya devam olanağı da bulunmadığından mükellefin dava hakkının da ortadan kalkmasına sebebiyet verilmiş olunacağı, bu durumun da hakkaniyete uygun olmadığı nitekim, davacının davaya konu vergi ve cezalar hakkında Danıştay`da devam eden ve karar düzeltme aşamasında bulunan dava için 4811 sayılı Yasadan yararlanmak üzere davalı İdareye yaptığı başvurunun idarece Danıştay 7.Dairesine bildirilmesi üzerine bu dairece 3.4.2003 günlü ve E:2002/14, K:2003/983 sayılı kararla davacının 4811 sayılı Yasadan yararlanmak için başvurduğundan konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, bu durumda, 4811 sayılı yasanın yürürlüğe girdiği tarihten önce dava safhasında bulunan amme alacağı için davacının bu Yasanın 3 üncü maddesinden yararlanmak için yaptığı başvuru ile önceden ödenmiş bulunan vergi ve cezalar ile faizlerin yararlanma durumuna göre fazlaya ilişkin kısmının nakden veya mahsuben iadesinin reddine dair işlemde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle işlemin iptaline karar verilmiştir. Davalı İdare, işlemin yasaya uygun olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemektedir.

 

Savunmanın Özeti: Yasal dayanaktan yoksun bulunan temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.

 

Tetkik Hakimi Erkan Kunduracı`nın Düşüncesi: Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu mahkeme kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.

 

Danıştay Savcısı Mukaddes Aras`ın Düşüncesi: İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.

 

Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

 

 TÜRK MİLLETİ ADINA

 

Hüküm veren Danıştay Dördüncü Dairesince gereği görüşüldü:

 

Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, bozulması istenilen kararın dayandığı gerekçeler karşısında, yerinde ve kararın bozulmasını sağlayacak durumda görülmemiştir.

 

Bu nedenle, temyiz isteminin reddine, Ankara 4. Vergi Mahkemesinin 11.11.2003 günlü ve E:2003/294, K:2003/742 sayılı kararının onanmasına 20.04.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)

 

 

 

 

Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programı

 

İLETİŞİM BİLGİLERİ BAYTOK HUKUK BÜROSU
Korkutreis Mahallesi Sezenler Caddesi No: 4/16 06430 Sıhhiye / Çankaya - ANKARA
Tel: +90 312 231 02 25
Fax: 0 312 231 02 26
E-mail: info@baytokhukukburosu.com
Başa Dön
Facebook
Twitter
Youtube