Ana Sayfa
0.312 231 02 25
 

T.C. DANIŞTAY

3.Dairesi

 

Esas:  2010/5968

Karar: 2013/497

Karar Tarihi: 20.02.2013

 

İŞLEMİN İPTALİ DAVASI - DAVANIN DAVA DOSYASINA İDARE TARAFINDAN SUNULACAK OLAN İNCELEME RAPORUNUN DAVACIYA TEBLİĞİNDEN SONRA İNCELENMESİNİN OLANAKLI OLDUĞU - TARHİYATI KALDIRAN KARARDA HUKUKA UYGUNLUK GÖRÜLMEDİĞİ - HÜKMÜN BOZULMASI

 

ÖZET: Somut olayda, süresinde açılmış bir davanın incelenmesi sırasında inceleme raporunun ihbarnameye eklenmediğinin dosyada bulunan herhangi bir kanıtın varlığı sebebiyle kabul edilmesi halinde, davanın; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 16`ncı maddesinin 5`inci fıkrası uyarınca dava dosyasına idare tarafından sunulacak olan inceleme raporunun davacıya tebliğinden sonra aynı Kanunun 21`inci maddesi de gözetilerek incelenmesi olanaklı olduğundan, vergi mahkemesinin ihbarnamelerin usul yönünden hukuka uygun olmadığı gerekçesiyle tarhiyatı kaldıran kararında hukuka uygunluk görülmemiştir.

 

(213 S. K. m. 20, 34, 35, 108, 366) (2577 S. K. m. 16, 21) (492 S. K. m. 13)

 

İstemin Özeti: Reklam tabelası işiyle uğraşan davacı şirketin Özcan Çiçek Turizm Petrol İnşaat Nakliye Kırtasiye Peyzaj İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinden aldığı ve maliyet kayıtlarında muhasebeleştirdiği faturanın sahte olduğu yolunda düzenlenen vergi inceleme raporuna dayanılarak adına 2003 yılı için re`sen salınan üç kat vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi ile Ekim-Aralık 2003 dönemine ait üç kat vergi ziyaı cezalı geçici verginin kaldırılması istemiyle dava açılmıştır. Antalya 2. Vergi Mahkemesinin 28.12.2009 gün ve E:2009/173, K:2009/1338 sayılı kararıyla; idari işlemlerin belirli usul kurallarına riayet edilerek tesis edilmesi şekil yönünden hukuka uygunluğu sağlarken, belirlenen kurallara aykırı davranılması sonucu oluşan asli şekil noksanlıkların ise işlemin hukuka aykırılığına neden olacağı, idari işlem olan ihbarnamelerin de 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 35`inci maddesinde bazı şekil şartlarına bağlandığı, 108`inci maddesinde de belirli şekil unsurlarını taşımayan ihbarnamelerin hükümsüz sayılacağı, 35`inci maddenin amacının ilgilileri tarhiyat hakkında bilgilendirmek ve savunma haklarını kullanmalarına olanak sağlamak olup, inceleme raporunun tebliğ edilmemesi halinde tarhiyatın maddi ve hukuki sebepleri hakkında mükellefin yasal haklarını kullanması söz konusu olamayacağından, düzenlenen raporların tebliğinin de diğer şekli unsurlar gibi ihbarnamenin hukuken geçerli olmasının ön koşularından biri olduğu, olayda, davacının Beykoz Vergi Dairesi Müdürlüğünün yetki sınırları içinde tespit edilen adresinde, davalı idare tarafından anılan vergi dairesi müdürlüğüne faks yoluyla gönderilen ihbarnamelere inceleme raporunun yalnızca birinci ve sonuncu sayfalarının eklenerek tebliğ edildiği anlaşıldığından, ihbarnamelerin usul yönünden hukuka uygun olmadığı sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle tarhiyat kaldırılmıştır. Davalı idare tarafından, vergi inceleme raporuyla sahte belge kullandığı saptanan davacı adına yapılan tarhiyatta yasaya aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek kararın bozulması istenmiştir.

 

Savunmanın Özeti: Savunma verilmemiştir.

 

Tetkik Hakimi: R. Pelin AKÇA

 

Düşüncesi: Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.

 

Savcı: Süreyya ÇAKIN

 

Düşüncesi: İnceleme raporu ile gerçeğe aykırı fatura kullandığı tespit edilerek 2003 yılı için davacı adına resen tarh olunan vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi ile geçici vergiyi kaldıran vergi mahkemesi kararı temyiz edilmiştir.

 

Vergi ve ceza ihbarnamesi ile duyurulan tarhiyata karşı dava hakkının kullanılabilmesi için 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 35 inci maddesi uyarınca, tarhiyatın dayanağı vergi inceleme raporunun da ihbarname ile birlikte tebliği zorunlu olmakla beraber bu usul hükmüne uyulmamış olması, tebliğ tarihine göre süresinde açılan davada vergilendirmeyi hükümsüz kılacak bir hukuka aykırılık oluşturmaz, ihbarnameye eklenmesi gereken inceleme raporunun eklenmemesi Yasanın 108`inci maddesi karşısında ihbarnamenin hükümsüz sayılmasını gerektirmeyip, tebligatın tam yapılmadığının kabulünü gerektirdiğinden, vergi mahkemesince, bu durum tarhiyatın esasına etkili bir şekil hatası olarak değerlendirilmek suretiyle ihbarnamenin iptali yolunda verilen kararda hukuka uygunluk görülmemiştir.

 

Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin kabulü ile vergi mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

 

TÜRK MİLLETİ ADINA

 

Hüküm veren Danıştay Üçüncü Dairesince işin gereği görüşülüp düşünüldü:

 

Davacının, Özcan Çiçek Peyzaj Reklam Tekstil Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinden aldığı sahte faturayı maliyet kayıtlarında muhasebeleştirerek dönem kazancını azalttığı yolunda düzenlenen vergi inceleme raporuna dayanılarak adına yapılan vergilendirmeyi kaldıran vergi mahkemesi kararı temyiz edilmiştir.

 

Vergi ve ceza ihbarnameleri, verginin tarh edildiğini ve cezanın kesildiğini mükelleflere bildiren yazılardır. 213 sayılı Vergi Usul Kanununun, <ihbarname esası> başlıklı 34`üncü maddesinde yer alan kuralda da öngörüldüğü gibi vergi ihbarnamesi, idarenin tarh ettiği vergiyi, ceza ihbarnamesi ise 366`ncı maddesinin birinci fıkrasında yer verilen kural gereği, 365`inci madde uyarınca kesilen cezayı ilgililere duyuran bildirimlerdir. Söz konusu Yasal düzenlemeler birlikte incelendiğinde ihbarnamelerin, tarh ve ceza kesme işlemleri olmadığı, sadece idarenin yaptığı işlemleri duyuran ve tebliği gereken yazılar olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Aynı Yasanın, tarhı tanımlayan 20`nci ve tebliği tanımlayan 21`inci maddeleri bu yargıyı doğrulamaktadır. Bu nedenle, tarh edilmiş olan verginin veya kesilmiş cezanın bildiri aracı olan ihbarnamelerde yer alması aranan söz konusu Yasanın 35`inci maddesinin birinci fıkrasına bağlı oniki bentte yazılı unsurlardan herhangi birinin eksik veya yanlış yazılmasının ihbarnamenin hukuksal değerini yitirmesine yol açmayacağı <Hatalı Tebliğler> başlıklı 108`inci maddesinde düzenlenmiş ve ihbarnamelerde sadece mükellefin adının, verginin nev`inin veya miktarının ve vergi mahkemesinde dava açma süresinin hiç yazılmamış olmasının veya ihbarnamenin görevli bir makam tarafından düzenlenmemiş olmasının ihbarnameyi hükümsüz kılacağı kurala bağlanmıştır.

 

Bu düzenlemeler; verginin tarhının, cezanın kesilmesinin, bunları duyuran ihbarnamelerden ve tebliğinden ayrılığını göstermektedir. İhbarnameye eklenmesi gereken takdir komisyonu kararının ve vergi inceleme raporunun ihbarname ile birlikte tebliğ edilmemesi, ihbarnamenin tebliğ tarihine göre süresinde açılan bir davada vergilendirmeyi hükümsüz kılacak bir hukuka aykırılık oluşturmayacağı gibi, ihbarnamenin değil, tebliğinin tam yapılmadığının kabulünü gerektireceğinden, ancak dava açılması için öngörülen sürenin işlemesini başlatmayan bir neden oluşturur.

 

Vergilendirmenin dayanağını oluşturan vergi inceleme raporu veya takdir komisyonu kararının, 213 sayılı Yasanın 35`inci maddesinin birinci fıkrasına bağlı 10`uncu bentteki kuraldan dolayı ihbarnameye eklenmesi gerekmektedir. Şekli Maliye Bakanlığı tarafından belirlenen vergi ve ceza ihbarnamelerinin sol alt kısmında, eklerinin tarihi ve sayısının yazılması için ayrılmış bir bölüm bulunmaktadır. Davaya konu yapılan vergilendirmeyi duyuran ihbarnamelerdeki <Ekleri> bölümüne, vergi inceleme raporunun sayısı ve tarihi yazılmış olup, tebliğ alındısında <tebliğ edilen belgelenin türü ve belgenin numarası> bölümünden, davaya konu yapılan vergilendirmeyi duyuran ihbarnamelerin tarih ve fiş numaralarının yanı sıra vergi inceleme raporunun tarih ve sayısının da bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacının ihbarnameyi tebellüğ ettiği ve davayı süresinde açtığında da ihtilaf yoktur. Dolayısıyla mazbata ile tebliğ edildiği belgelenen bu ihbarnamelerin ekini oluşturan vergi inceleme raporunun da ihbarnameler ile birlikte tebliğ edilmiş olduğunun kabulü gerekir.

 

Davacı, mazbata ile tebliğ edildiği belgelenen zarfın içinden, sadece ihbarnamenin ve vergi inceleme raporunun birinci ve sonuncu sayfalarının çıktığını ileri sürmekte ve bu iddiasını, tebliğ alındısında gösterilen belge sayısına dayandırmaktadır. Vergi idaresi ise bu hususta savunmada bulunmamıştır.

 

Tebliğ mazbatasında vergi inceleme raporunun tarih ve sayısının gösterilmesi ve davacının iddiası karşısında bu iki durumun hangisine, hangi hukuksal sonucun bağlanabileceği konusunda başka bir kanıt aranarak hüküm verilmesine olanak yoktur. Bu durumda, süresinde açılmış bir davanın incelenmesi sırasında inceleme raporunun ihbarnameye eklenmediğinin dosyada bulunan herhangi bir kanıtın varlığı sebebiyle kabul edilmesi halinde, davanın; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 16`ncı maddesinin 5`inci fıkrası uyarınca dava dosyasına idare tarafından sunulacak olan inceleme raporunun davacıya tebliğinden sonra aynı Kanunun 21`inci maddesi de gözetilerek incelenmesi olanaklı olduğundan, vergi mahkemesinin ihbarnamelerin usul yönünden hukuka uygun olmadığı gerekçesiyle tarhiyatı kaldıran kararında hukuka uygunluk görülmemiştir.

 

Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kabulüyle Antalya 2. Vergi Mahkemesinin 28.12.2009 gün ve E:2009/173, K:2009/1338 sayılı kararının bozulmasına, 492 sayılı Harçlar Kanununun 13`üncü maddesinin (j) bendi parantez içi hükmü uyarınca alınması gereken harç dahil olmak üzere yargılama giderlerinin yeniden verilecek kararda karşılanması gerektiğine, 20.02.2013 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)

 

(KAYNAK: İsmail KEKLİK)

 

Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programı

 

İLETİŞİM BİLGİLERİ BAYTOK HUKUK BÜROSU
Korkutreis Mahallesi Sezenler Caddesi No: 4/16 06430 Sıhhiye / Çankaya - ANKARA
Tel: +90 312 231 02 25
Fax: 0 312 231 02 26
E-mail: info@baytokhukukburosu.com
Başa Dön
Facebook
Twitter
Youtube