Ana Sayfa
0.312 231 02 25
 

FİDAN DİKTİRME TEDBİRİNE KARAR VERİLMESİ HAKKINDA YARGITAY CEZA GENEL KURULU KARARI

T.C.

YARGITAY

CEZA GENEL KURULU

E. 2011/3-334

K. 2012/130

T. 3.4.2012

• FİDAN DİKTİRME TEDBİRİNE KARAR VERİLMESİ ( Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararı İle Birlikte/Kasten Yaralamaya Teşebbüs - Suçla İlgili Olmayan Bu Tedbirin Yasa Yararına Bozma Kapsamında Olduğu/Kararı Veren Mahkemenin Hukuka Aykırılığı Gideremeyeceği )

• YASA YARARINA BOZMA ( Kasten Yaralamaya Teşebbüs/Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararı İle Birlikte Sanık Hakkında Fidan Dikme Tedbirine Karar Verildiği - Suçla İlgili Olmayan Bu Tedbirin Yasa Yararına Bozma Kapsamında İncelenebileceği )

• KASTEN YARALAMAYA TEŞEBBÜS ( Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararı İle Birlikte Sanık Hakkında Fidan Dikme Tedbirine Karar Verildiği - Suçla İlgili Olmayan Bu Tedbirin Yasa Yararına Bozma Kapsamında İncelenebileceği )

• DENETİMLİ SERBESTLİK TEDBİRİ ( Kasten Yaralamaya Teşebbüs/Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararı İle Birlikte Fidan Dikme Tedbirine Karar Verildiği - Suçla İlgili Olmayan Bu Tedbirin Yasa Yararına Bozma Kapsamında Olduğu/Kararı Veren Mahkemenin Hukuka Aykırılığı Gideremeyeceği )

5237/m.35, 86

5271/m.231

ÖZET : Kasten yaralama suçuna teşebbüs suçunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararıyla birlikte hükmolunan denetimli serbestlik tedbirine dair hukuka aykırı uygulamaların yasa yararına bozma yasa yoluyla incelenip incelenemeyeceğinin belirlenmesine ilişkindir. Adalet Bakanlığının, "fidan diktirme yükümlülüğünün para sarfıyla yerine getirilecek maddi bir edim ihtiva ettiği, hâkimin ceza ve mükellefiyet tayininde takdir yetkisini haiz ise de bu takdirini kanundaki ilkeler çerçevesinde kullanmak durumunda olduğu, işlenen suçla ilgisi olmayan ve hükümlünün ıslahı amacına hizmet etmeyen fidan diktirme mükellefiyetine hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesinin isabetsiz olduğu" şeklindeki yasa yararına bozma isteminde belirtilen hukuka aykırılığın, hükmün infazı sırasında kararı veren mahkemeden anılan yükümlülüğün değiştirilmesi ve gerektiğinde başka bir yükümlülüğe karar verilmesinin istenmesi yoluyla giderilmesi olanaklı olmayıp, ancak yasa yararına bozma konusu yapılarak giderilmesi olanaklı bulunduğundan, Özel Dairece yasa yararına bozma isteminin reddine karar verilmesi isabetli değildir.

DAVA : Kasten yaralama suçuna teşebbüsten sanık H.İ.`in 5237 Sayılı T.C.K.nın 86/2, 86/3-c, 35, 62 ve 52/2-4. maddeleri uyarınca 1.500 Lira adli para cezasıyla cezalandırılmasına, taksitlendirmeye, 5271 Sayılı Ceza Yargılaması Yasasının 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, aynı Kanunun 231. maddesinin 8. fıkrası uyarınca sanık hakkında beş yıl denetim süresi belirlenmesine ve denetim süresi içerisinde anılan fıkrasının ( c ) bendi uyarınca takdiren yirmibeş adet fidan dikmesi hususunda yükümlülük belirlenmesine ilişkin, Acıpayam Sulh Ceza Mahkemesince verilen 25.11.2009 gün ve 312-316 Sayılı karar itiraz edilmeksizin kesinleşmiştir.

Anılan karara karşı Adalet Bakanlığınca,

" ... Fidan diktirme mükellefiyetinin para sarfıyla yerine getirilebilecek maddi bir edim ihtiva ettiği, hâkim ceza ve mükellefiyet tayininde takdir yetkisini haiz ise de bu takdirini yasadaki ilkeler çerçevesinde kullanmak durumunda olduğu, işlenen suçla ilgisi bulunmayan, hükümlünün ıslahı amacına hizmet etmeyen `fidan diktirme` mükellefiyetine hükmedilemeyeceği...",

Görüşüyle yasa yararına bozma isteminde bulunulması üzerine, Yargıtay 3. Ceza Dairesince 22.06.2011 gün ve 7178-8787 sayı ile:

" ... 5271 Sayılı Kanunun 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilip, beş yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulan sanık hakkında, anılan maddenin 8. fıkrasının ( c ) bendi uyarınca hükmolunan yükümlülüğün Kanunun amacına uygun, denetime elverişli olmaması ya da infaz yeteneğinin bulunmaması halinde, infazı sırasında gerek Cumhuriyet savcılığı, gerekse denetimli serbestlik şube müdürlüğünce yükümlülüğün değiştirilmesinin mahkemeden istenmesi halinde mahkemece istemin değerlendirilmesi ve gerektiğinde başka bir yükümlülüğe hükmolunması mümkün bulunmakla, bu hususun kanun yararına bozma yasa yoluna konu edilmesi yerinde görülmediğinden istemin reddine...",

Karar verilmiştir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca ise 27.9.2011 gün ve 175515 sayı ile;

" ... Mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilip, beş yıl denetim süresi belirlendikten sonra denetim süresi içinde yirmibeş fidan dikme yükümlülüğüne karar verilmiştir. Belirlenen yükümlülük C.M.K.nun 231/8. maddesine aykırıdır. Bu fıkraya göre tespit edilen yükümlülüğün sanığın ıslahı amacına yönelik olması ve maddi külfet getirmemesi gerekmektedir. Oysa denetim süresi içerisinde 25 adet fidan dikme yükümlülüğü, sanığın ıslah amacına yönelik olmadığı gibi sanığa maddi bir külfet yüklediğinden dolayı yasaya aykırı bulunmaktadır.

Belirlenen yükümlülüğün hukuka aykırı olduğunun ileri sürülmesi halinde karar veren mahkemece yükümlülüğün değiştirilebileceğine dair düzenleme 5271 Sayılı Kanunda olmadığı gibi, hükmolunan denetimli serbestlik tedbirinin ne şekilde yerine getirileceğini düzenleyen 5402 Sayılı Kanunda da yoktur. 5275 Sayılı Kanunun mahkûmiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında duraksama başlığını taşıyan 98. maddesi gereğince hükmün bünyesine dâhil bir hususta hukuka aykırılığın infaz aşamasında alınacak kararla düzeltilmesi imkanı bulunmamaktadır.

Hükmün açıklamasının geri bırakılması kararı 5271 Sayılı C.M.K.nun 231/12. maddesi gereği itiraz yasa yoluna tabi olduğundan, itiraz edilerek ya da itiraz edilmeden kesinleşmesi halinde, olağanüstü bir yasa yolu olan kanun yararına bozma yoluna konu yapılabilmektedir. Kanun yararına bozma yasa yolunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, 5271 Sayılı C.M.K.nun 231. maddesindeki koşullar bakımından denetlenip, hükmün açıklanmasının geri bırakılması koşulları bulunup bulunmadığı, ceza miktarı, daha önceden kasıtlı bir suçtan mahkûmiyet, zararın giderilip giderilmediği, suçun inkılâp yasasında belirtilen suçlardan olup olmadığı, Askeri Ceza Yasasıyla büyükler açısından 3713 Sayılı Kanun kapsamındaki suçlardan olup olmadığı, denetim süresiyle denetim süresi içerisinde uygulanacak denetimli serbestlik tedbirinin doğru tayin edilip edilmediği hususlarına dair hukuka aykırılık sebebiyle bozulabilecek, saptanan hukuka aykırılıkların yeni bir yargılamayı gerektirdiği ahvalde yeniden bir yargılama yapılarak karardaki hukuka aykırılığın giderilmesi için dosyanın mahkemesine iadesine karar verilecek, yargılama gerektirmeyen durumda ise bu aykırılık Yargıtay ilgili Ceza dairesince giderilecektir.

Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 14.12.2010 tarih ve 239-257 Sayılı kararında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararıyla birlikte hükmolunan denetimli serbestlik tedbirine dair hukuka aykırılığın yasa yararına bozma yasa yoluyla incelenebileceğine hükmetmiştir.

Bu açıklamalar ışığında, incelemeye konu olayda, Adalet Bakanlığının, `fidan diktirme mükellefiyetinin para sarfıyla yerine getirilecek maddi bir edim ihtiva ettiği, hâkim ceza ve mükellefiyet tayininde takdir yetkisine haiz ise de takdirini kanundaki ilkeler çerçevesinde kullanmak durumunda olduğu, işlenen suçla ilgisi olmayan, hükümlünün ıslahı amacına da hizmet etmeyen fidan dikme mükellefiyetine hükmedilmeyeceğinin gözetilmemesinin isabetsiz olduğu` gerekçesini içeren yasa yararına bozma isteminde belirtilen hukuka aykırılığın infaz sırasında hüküm veren mahkemeden yükümlülüğün değiştirilmesi ve gerektiğinde başka bir yükümlülüğe hükmolunmasının istenmesi yoluyla giderilmesine imkân bulunmayıp, ancak kanun yararına bozma konusu yapılarak giderilmesi olanaklı olduğundan, Özel Dairece yasa yararına bozma isteminin reddine karar verilmesi isabetli değildir...",

Görüşüyle itiraz yasa yoluna başvurularak, Özel Dairenin ret kararının kaldırılmasına, Adalet Bakanlığının yasa yararına bozma isteminin kabulüyle yerel mahkeme kararının yasa yararına BOZULMASINA ve müteakip işlemlerin yerel mahkemece yerine getirilmesine karar verilmesi talep olunmuştur.

Dosya, Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmekle, Yargıtay Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır:

KARAR: Özel Daireyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararıyla birlikte hükmolunan denetimli serbestlik tedbirine dair hukuka aykırı uygulamaların yasa yararına bozma yasa yoluyla incelenip incelenemeyeceğinin belirlenmesine ilişkindir.

Ceza Genel Kurulunun 06.04.2010 gün ve 76-77 ile 14.12.2010 gün ve 239-257 Sayılı kararlarında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere; öğretide "olağanüstü temyiz" 23.03.2005 gün ve 5320 Sayılı Kanunun 18. maddesiyle yürürlükten kaldırılan 1412 Sayılı Ceza Yargılaması Usulü Yasasında "yazılı emir" olarak adlandırılan bu olağanüstü yasa yolu: 01 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 Sayılı Ceza Yargılaması Yasasının 309 ve 310. maddelerinde ise "yasa yararına bozma" olarak yeniden düzenlenmiştir.

5271 Sayılı C.M.K.nın 309. maddesi uyarınca hâkim veya mahkemece verilip istinaf ya da temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna dair hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtay`ca bozulması istemini, yasal nedenlerini de açıklamak suretiyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecek; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da anılan hüküm veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ilgili ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtay`ca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecek, böylece ülke genelinde uygulama birliğine ulaşılacak, hâkim veya mahkemelerce verilen cezaya dair karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıkların, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır.

Anılan Kanunun "Hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması" başlıklı 231. maddesinin 8. fıkrası;

"Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi halinde sanık, beş yıl süreyle denetim süresine tabi tutulur. Bu süre içinde bir yıldan fazla olmamak üzere mahkemenin belirleyeceği süreyle, sanığın denetimli serbestlik tedbiri olarak;

a- ) Bir meslek ve sanat sahibi olmaması halinde, meslek veya sanat sahibi olmasını sağlamak amacıyla bir eğitim programına devam etmesine,

b- ) Bir meslek veya sanat sahibi olması halinde, bir kamu kurumunda veya özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında ücret karşılığında çalıştırılmasına,

c- ) Belli yerlere gitmekten yasaklanmasına, belli yerlere devam etmek hususunda yükümlü kılınmasına ya da takdir edilecek başka yükümlülüğü yerine getirmesine, Karar verilebilir.

Denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur" şeklinde düzenlenmiş olup, bu fıkraya göre, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi halinde beş yıllık bir denetim süresi saptanarak, bu süre içerisinde bir yıldan fazla olmamak üzere mahkemece belirlenecek süreyle denetimli serbestlik tedbiri olarak aynı fıkranın ( a ), ( b ) ve ( c ) bentlerinde belirtilen yükümlülüklerden birine karar verilebilecektir.

Yerine getirilmesine karar verilen yükümlülüğün hukuka aykırı bulunduğunun ileri sürülmesi halinde hükmü veren mahkeme tarafından tedbirin değiştirilebileceğine dair bir düzenlemeye ne 5271 Sayılı Ceza Yargılaması Yasasında, ne de denetimli serbestlik tedbirinin ne şekilde yerine getirileceğini düzenleyen 5402 Sayılı Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezleriyle Koruma Kurulları Yasasında yer verilmiştir.

İnfaz aşamasında alınabilecek kararları düzenleyen 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun "Mahkûmiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında duraksama" başlığını taşıyan 98. maddesinde, hükmün bünyesine dâhil bir husustaki hukuka aykırılığın infaz aşamasında alınacak bir karar ile de düzeltilmesine olanak bulunmamaktadır. Bu sebeple hükmün bünyesine dâhil olan bir husustaki hukuka aykırılık, ancak olağan veya olağanüstü yasa yollarına başvurulmasıyla giderilebilir.

Ceza Genel Kurulunun 29.06.2010 gün ve 70-159 Sayılı kararında belirtildiği üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının itiraz yasa yoluna tabi olması sebebiyle gerek itiraz edilerek, gerekse itiraz yasa yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesi durumunda, olağanüstü bir yasa yolu olan yasa yararına bozma konusu yapılabileceğinde kuşku yoktur. Ancak yasa yararına bozma yasa yolunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, 5271 Sayılı Ceza Yargılaması Yasasının 309. maddesinde aleyhe bozma yasağının sadece davanın esasını çözümleyen hükümlerle sınırlı olarak kabul edilmesi, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ise aynı Kanunun 223. maddesinde belirtilen hükümlerden olmaması sebebiyle Kanunun 231. maddesinin 5 ila 14. fıkralarındaki koşullar kapsamında denetlenerek, somut olayda hükmün açıklanmasının geri bırakılması koşullarının bulunup bulunmadığı, ceza miktarı, daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûmiyet, zararın giderilip giderilmediği, suçun inkılâp yasasında belirtilen suçlardan bulunup bulunmadığı, Askeri Ceza Yasasıyla büyükler açısından 3713 Sayılı Kanun kapsamındaki suçlardan olup olmadığı, denetim süresiyle denetim süresi içerisinde uygulanacak denetimli serbestlik tedbirinin doğru tayin edilip edilmediği gibi hususlara dair hukuka aykırılıklar sebebiyle bozulabilecek, saptanan hukuka aykırılıkların yeni bir yargılamayı gerektirdiği hallerde, yeniden yargılama yapılarak karardaki hukuka aykırılığın giderilmesi için dosyanın mahkemesine iadesine karar verilecek, yargılama gerekmeyen durumlarda ise hukuka aykırılık Yargıtay ilgili Ceza Dairesince veya Ceza Genel kurulunca giderilecektir.

Somut olay bu açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde;

Adalet Bakanlığının, "fidan diktirme yükümlülüğünün para sarfıyla yerine getirilecek maddi bir edim ihtiva ettiği, hâkimin ceza ve mükellefiyet tayininde takdir yetkisini haiz ise de bu takdirini kanundaki ilkeler çerçevesinde kullanmak durumunda olduğu, işlenen suçla ilgisi olmayan ve hükümlünün ıslahı amacına hizmet etmeyen fidan diktirme mükellefiyetine hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesinin isabetsiz olduğu" şeklindeki yasa yararına bozma isteminde belirtilen hukuka aykırılığın, hükmün infazı sırasında kararı veren mahkemeden anılan yükümlülüğün değiştirilmesi ve gerektiğinde başka bir yükümlülüğe karar verilmesinin istenmesi yoluyla giderilmesi olanaklı olmayıp, ancak yasa yararına bozma konusu yapılarak giderilmesi olanaklı bulunduğundan, Özel Dairece yasa yararına bozma isteminin reddine karar verilmesi isabetli değildir.

Bu itibarla, haklı nedene dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüyle Özel Daire ret kararının kaldırılmasına ve yasa yararına bozma konusunda bir karar verilmek üzere dosyanın Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle;

1- ) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne,

2- ) Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 22.6.2011 gün ve 7178-8787 Sayılı yasa yararına bozma isteminin reddine dair kararının kaldırılmasına,

3- ) Dosyanın, yasa yararına bozma konusunda bir karar verilmek üzere Yargıtay 3. Ceza Dairesine gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 03.04.2012 tarihinde yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.

 

İLETİŞİM BİLGİLERİ BAYTOK HUKUK BÜROSU
Korkutreis Mahallesi Sezenler Caddesi No: 4/16 06430 Sıhhiye / Çankaya - ANKARA
Tel: +90 312 231 02 25
Fax: 0 312 231 02 26
E-mail: info@baytokhukukburosu.com
Başa Dön
Facebook
Twitter
Youtube