Ana Sayfa
0.312 231 02 25
 

T.C. DANIŞTAY

Vergi Dava Daireleri Kurulu

 

Esas:  2010/290

Karar: 2011/240

Karar Tarihi: 03.06.2011

 

GELİR VERGİSİNE KARŞI AÇILAN DAVA - VALİ YARDIMCISI OLAN DAVACIYA ÖDEMELERDEN GELİR VERGİSİ KESİNTİSİ YAPILMASI - AYNI MEMURİYET KIDEMİNDEKİ MÜLKİ İDARE AMİRLERİNİN AYLIKLARININ EŞİTLENME AMACI - DAVANIN REDDİNİN İSABETLİ OLUŞU

 

ÖZET: 1700 sayılı yasanın ek 5. maddesine göre damga vergisi hariç başka bir vergi ve kesinti yapılmaksızın İçişleri Bakanlığı personeline ödenen bir ek ödeme olmasına karşın 5302 sayılı Kanunun uyarınca il özel idaresi bütçesinden il özel idaresine ait görevlerden vali tarafından verilenlerin varlığı halinde ödenen ödenekle ilişkilendirilmesine olanak bulunmadığından, davanın reddi yolundaki vergi mahkemesi ısrar kararında hukuka aykırılık görülmemiştir.

 

(5302 S. K. m. 28, 63) (1700 S. K. Ek. m. 5) (193 S. K. m. 31, 36, 61) (631 S. KHK m. 16) (375 S. KHK Ek. m. 3) (4.DD 21.01.2009 T. 2008/1510 E. 2009/94 K.)

 

İstemin Özeti: Vali yardımcısı olan davacıya, 5302 sayılı Kanun gereğince yapılan ödemelerden gelir vergisi kesintisi yapılmasına ilişkin 21.2.2007 günlü ve 14955 sayılı Maliye Bakanlığı işlemi ile ödeneğinden 15.03.2007 tarihinde tevkif edilen gelir vergisi davaya konu yapılmıştır.

 

Davayı inceleyen Denizli Vergi Mahkemesi, 26.12.2007 günlü ve E:2007/169, K: 2007/978 sayılı kararıyla; İl Özel İdaresi Kanunu’nun 28 ve 63`üncü maddeleri uyarınca yapılan ödemelerin, 1700 sayılı Dahiliye Memurları Kanununa 5540 sayılı Kanunla eklenen Ek 5`inci maddeye göre yapılan ek ödemelerden farklı olduğu, 1700 sayılı Kanun uyarınca genel bütçeden yapılan ek ödemelerin aynı Kanunun Ek 5`inci maddesinde yer alan, bu ödemeden damga vergisi hariç herhangi bir vergi kesintisi yapılmayacağı yönündeki hüküm uyarınca gelir vergisinden müstesna olduğu, özel idare bütçesinden 5302 sayılı Kanuna göre yapılan ödemelerin gelir vergisinden müstesna olduğuna ilişkin yasal bir düzenleme bulunmadığı, istisna hükmünün yalnızca 1700 sayılı Kanuna göre yapılan ek ödemeyi kapsadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir.

 

Davacının temyiz istemini inceleyen Danıştay Dördüncü Dairesi, 21.1.2009 günlü ve E:2008/1510, K:2009/94 sayılı kararıyla; 5540 sayılı Kanunun ek 5`inci maddesine göre İçişleri Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatındaki mülki idare amirliği hizmetleri sınıfında bulunan personele, ek gösterge dahil en yüksek Devlet memuru aylığının %200`ü sınır olmak koşuluyla, Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine İçişleri Bakanı tarafından belirlenecek oranlar dahilinde yapılacak ek ödemelerin, damga vergisi hariç herhangi bir vergi kesintisine tabi olmayacağı; İçişleri Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü’nce Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığına gönderilen 12.10.2006 tarih ve 27714 sayılı yazıda; 5540 sayılı Kanuna dayanılarak yapılan ek ödemeler ile içişleri Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatında eş değer görevleri yapan aynı memuriyet kıdemindeki mülki idare amirlerinin aylıklarının eşitlenmesi amacıyla 5302 sayılı Kanuna göre yapılan ödemelerin, 5540 sayılı Kanunun ek 5`inci maddesi kapsamında bir ek ödeme sayılması gerektiğinin bildirildiği, bu görüş nedeniyle vergi dairesi başkanlığının, 5302 sayılı Kanunun 28 ve 63`üncü maddelerine göre yapılan ödemelerden kesilen gelir vergilerini ilgililerine iade ettiği, daha sonra Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı’nın 16.2.2007 tarih ve 013697 sayılı yazısı ile 1700 sayılı Kanunun ek 5`inci maddesinde yer alan istisna hükmünün sadece bu madde kapsamında verilen ek ödemeleri kapsadığı, 5302 sayılı Kanunun 28 ve 63`üncü maddeleri uyarınca yapılan ödemeleri kapsamadığı ve diğer kanunlarda da istisna hükmü olmaması nedeniyle bu ödemelerin eskiden olduğu gibi genel hükümler çerçevesinde vergilendirilmesi gerektiğine ilişkin 16.02.2007 tarihli Gelir İdaresi Başkanlığı’nın görüşü doğrultusunda iade edilen tutarların tahsili için vergi ziyaı cezalı tarhiyatlar yapıldığı, 5540 sayılı Kanunun 1`inci maddesi ile 9.6.1930 tarihli ve 1700 sayılı Dahiliye Memurları Kanununa eklenen <Ek Ödeme> başlıklı ek 5`inci maddede, bu ödemenin yapılacağı kamu görevlilerinin sayıldığı, ödemenin üst sınırının belirlendiği, ödemeye ilişkin kriterlere yer verildiği, oranı belirleme yetkisine ilişkin usul belirtilerek, bu ödemeden damga vergisi hariç herhangi bir vergi kesintisi yapılamayacağının ifade edildiği, 5.7.2007 tarih ve 26219 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5540 sayılı Yasada tanımlanan ek ödeme ve bu ödemeye uygulanacak vergi istisnasının, sadece bu Yasa ile yapılan ödemeleri değil, Yasa’nın yürürlüğe konuluş amacı da dikkate alındığında mülki idare amirlerine diğer kanunlar uyarınca ve bu kapsamda 5302 sayılı Yasa ile yapılan ödemeler için de uygulanması amaçlandığının anlaşıldığı, 5540 sayılı Kanunun Ek 5`inci maddesi ile içişleri Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatında eş değer görevleri yapan aynı memuriyet kıdemindeki mülki idare amirlerinin aylıklarının eşitlenmesi amaçlandığından, mülki idare amirliği hizmetleri sınıfında bulunanlara 5302 sayılı Yasaya göre yapılan ek ödemelere de vergi istisnası uygulanacağının açık olduğu gerekçesiyle kararı bozmuş; Maliye Bakanlığı, il özel idaresi ve vergi idaresinin karar düzeltme istemini 16.12.2009 günlü ve E:2009/4449, K:2009/6702 sayılı kararıyla reddetmiştir.

 

Bozma kararına uymayan Denizli Vergi Mahkemesi, 30.3.2010 günlü ve E:2010/180, K:2010/113 sayılı kararıyla, ilk kararında ısrar etmiştir.

 

Israr kararı davacı tarafından temyiz edilmiş ve 5302 sayılı Kanuna göre yapılan ödemeler 5540 sayılı Kanunun ek 5`inci maddesi kapsamında bir ek ödeme olduğundan, bu ödemelerden damga vergisi hariç hiçbir vergi kesintisi yapılmaması gerektiği ileri sürülerek bozulması istenmiştir.

 

Savunmanın Özeti: Denizli Vergi Dairesi Başkanlığı ile Denizli İl Özel İdaresi tarafından savunma verilmemiş; Maliye Bakanlığı tarafından istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

 

Danıştay Tetkik Hakimi M.G.`ün Düşüncesi: Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar ısrar kararının bozulmasını sağlayacak durumda görülmediğinden istemin reddi gerektiği düşünülmektedir.

 

Danıştay Savcısı N.A.`in Düşüncesi: idare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı idari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49’uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.

 

Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Mahkeme ısrar kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

 

TÜRK MİLLETİ ADINA

 

Hüküm veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu’nca, dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

 

5302 sayılı Kanun gereğince ödenen ödeneklerden gelir vergisi kesintisi yapılmasına ilişkin 21.2.2007 günlü ve 14955 sayılı Maliye Bakanlığı işlemi ile 15.3.2007 tarihinde davacının ödeneğinden tevkif edilen gelir vergisine karşı açılan davayı, 5302 sayılı Kanuna göre yapılan ödemenin gelir vergisinden müstesna olduğuna ilişkin yasal bir düzenleme bulunmadığı, istisna hükmünün yalnızca 1700 sayılı Kanuna göre yapılan ek ödemeyi kapsadığı gerekçesiyle reddeden vergi mahkemesi ısrar kararı davacı tarafından temyiz edilmiştir.

 

Gelir Vergisi Kanunu’nun 61`inci maddesinde yapılan tanımıyla ücret; işverene tabi ve belirli bir iş yerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilen menfaatlerdir. Maddenin ikinci fıkrasında ücretin, ödenek, tazminat, mali sorumluluk tazminatı, tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olmasının veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunmasının, onun ücret niteliğini değiştirmeyeceği kurala bağlanmıştır.

 

Gelir vergisinden muafiyet ve istisnalar, Yasa’nın İkinci Kısmında yer almaktadır. Bu Kısmın Altıncı Bölümü, ücretlerde, gider karşılıklarında, tazminat ve yardımlarda, tahsil ve tatbikat ödemelerinde geçerli olan muafiyet ve istisnaları; Yedinci Bölümü ise sakatlık indirimi, asgari geçim indirimi gibi indirimleri düzenlemiştir. Gelir vergisinin konusunu, gerçek kişilerce bir takvim yılı içinde elde edilen kazanç ve iratların safi tutarının oluşturması nedeniyle Yedinci Bölümde yer alan 36`ncı maddede, muhtelif yerlerden ücret alan hizmet erbabı için 31`inci maddede yazılı indirimlerin, bunlardan yalnız en yüksek olan ücretin vergisine uygulanması öngörülmüş olup, davacının gelir vergisinden müstesna tutulmasını istediği ödenek, Gelir Vergisi Kanunu’nun İkinci Kısmının Altıncı ve Yedinci Bölümlerinde vergiden müstesna tutulan ödemeler arasında yer almamaktadır.

 

Vergi muafiyeti ve istisnalarının, yasa yapıcı tarafından açıkça öngörülmedikçe ve öngörüldükleri konu ve kapsam kıyas yoluyla genişletilerek uygulanmasına olanak yoktur.

 

Vergisi ihtilaflı ödenek, vali yardımcısı olan davacıya il özel idaresinin başı ve tüzel kişiliğin temsilcisi olan valinin verdiği il özel idaresine ait görevleri yerine getirmesi halinde, 5302 sayılı İl özel idaresi Kanunu’nun 28`inci ve 63`üncü maddelerine göre il özel idaresi bütçesinden ödenmektedir. 5302 sayılı Yasa’nın hiçbir kuralında, bu ödeneğin vergiden müstesna olduğu da düzenlenmemiştir.

 

5302 sayılı Yasa’nın 63`üncü maddesinde; vali yardımcıları ve kaymakamların, valinin verdiği il özel idaresinin görevlerini yapmakla yükümlü ve bu görevlerin yapılmasında valiye karşı sorumlu olmaları nedeniyle verilecek aylık ödeneğin ödenmesinde; temsil ve görev tazminatıyla ilgili 4505 sayılı Yasanın 5`inci maddesinin (c) bendi ile 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 16`ncı maddesinin uygulanmayacağı dışında bir düzenleme yapılmamıştır.

 

Davacı, 1700 sayılı Dahiliye Mamurları Kanununun 1’inci maddesi kapsamına dahil ve 657 sayılı Yasanın 36`ncı maddesinde yer alan mülki idare amirliği hizmetleri sınıfında çalışanlara; 1700 sayılı Yasaya 5540 sayılı Yasanın 1`inci maddesiyle eklenen Ek 5’inci maddede öngörülen ek ödemeye ilişkin kurala dayanarak dava açmış ve 5302 sayılı Yasaya göre yapılan ödemelerden gelir vergisi kesintisi yapılmasına ilişkin Maliye Bakanlığı işlemi ile Mart 2007 ayına ilişkin olup 5302 sayılı Yasaya göre ödenen ödeneğinden yapılan tevkifatı davaya konu etmiştir.

 

5540 sayılı Yasanın Ek 5’inci maddesinde öngörülen ek ödemenin genel bütçeden; 5302 sayılı Yasaya göre verilen ödeneğin ise İl İdaresi Kanununun 63`üncü maddesine dayanılarak il özel idaresi bütçesinden yapılan ve il özel idaresine ait görevlerden vali tarafından ve valiye karşı sorumlu olmak üzere verilenlerin yerine getirilmesi halinde yapılan bir ödeme olduğunda ihtilaf yoktur.

 

1700 sayılı Yasaya 5540 sayılı Yasanın 1’inci maddesiyle eklenen Ek 5`inci madde, Yasanın Resmi Gazetede yayımlandığı 5.7.2000 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Ek 5`inci madde; İçişleri Bakanlığının merkez ve taşra teşkilatında mülki idare hizmetleri sınıfında bulunan personele, ek gösterge dahil, en yüksek devlet memuru aylığının %200`ünü geçmemek üzere ek ödeme yapılabileceğini ve 5302 sayılı Yasanın 20 ve 63`üncü maddelerine göre ödeme yapılanlara, emsali unvanlara göre belirlenen oranlardan az ek ödeme oranı tespit edilebileceği gibi hiç belirleme yapılmayabileceğini; bu ödemelerden damga vergisi hariç başka bir vergi kesintisi yapılmayacağını ve bu ödemeden yararlanan personele, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 3`üncü maddesine göre ödeme yapılmayacağını öngörmüştür.

 

375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye 30.6.1989 günlü ve 20211 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdikten sonra Kararnameye, 31.3.2006 tarih ve 28125 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 5473 sayılı Kanunun 1`inci maddesiyle ek 3`üncü madde eklenmiştir. Ek 3`üncü maddede Kefalet Sandığı dahil İçişleri Bakanlığı kadrolarında 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa göre istihdam edilen personele, 1.1.2006-30.6.2006 tarihleri arasında 950 gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpılması ile bulunacak tutarda her ay ek ödeme yapılması; ek ödemenin hak kazanılmasında ve ödenmesinde aylıklara ilişkin hükümlerin uygulanması ve bu ek ödemenin damga vergisi hariç herhangi bir vergi ve kesintiye tabi tutulmaması; yapılacak ödemenin ilgili mevzuatı uyarınca ödenmekte olan zam tazminat, ödenek, döner sermaye payı, ikramiye, ücret ve her ne ad altında olursa olsun yapılan ödemelerin hesabında dikkate alınmayacağı kurala bağlanmıştır.

 

Bu kuralda 5793 sayılı Yasa’nın 46`ncı maddesiyle gösterge rakamı ve ödenecek tutarın hesabına ilişkin değişiklik yapılmış vs ek ödemenin ek gösterge dahil en yüksek devlet memuru aylığının %200`ünü geçmemek üzere her ay yapılmasını, emsali ve benzeri görev ve unvanlarda bulunan personel arasındaki ücret dengesini sağlamak amacıyla mali haklar kapsamında yapılmış her türlü ödemeler dahil, alınmakta olunan toplam ödeme tutarları esas alınarak emsali veya benzeri görev ve unvanlarda bulunan personel için farklı oranlar belirlenebileceği veya hiçbir belirleme yapılmayabileceği şeklinde yeniden düzenlenmiştir.

 

375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 5793 sayılı Yasa’nın 46`ncı maddesiyle değişik düzenlemesinin içişleri Bakanlığı personeline 5540 sayılı Yasa’nın 1`inci maddesi uyarınca 5.7.2006 tarihinden itibaren ek gösterge dahil en yüksek devlet memuru aylığının %200`ü üzerinden hesabını öngören düzenlemeye koşut hale getirilmesi amacıyla yapıldığı ve diğer kurumlar personeline de aynı ölçüte göre ek ödeme yapılmasının 2008 yılında 5793 sayılı Yasa ile sağlandığı anlaşılmaktadır. Bu yüzden İçişleri Bakanlığı personeline 2006 yılında 5540 sayılı Yasa’nın 1’inci maddesiyle ek ödeme yapılmasını öngören düzenlemede bu personele 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye ek 3`üncü maddeye göre ödeme yapılmayacağının kurala bağlandığı saptanmaktadır. Dolayısıyla 5540 sayılı Yasa’nın 1`inci maddesiyle 1700 sayılı Kanuna eklenen ek 5`inci maddedeki ek ödemenin, İçişleri Bakanlığı personeline, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile yapılmakta olan ödemenin miktarı yükseltilerek mali haklarda iyileştirme yapmak amacıyla getirildiği ve maddenin TBMM Genel Kurulu’nda verilen bir önergenin kabulü suretiyle yasalaştırıldığı saptanmaktadır. Bu nedenle İçişleri Bakanlığı personeline, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin ek 3`üncü maddesine göre ödeme yapılmayacağı yönünde açıklık getirildiği anlaşılmaktadır. 1700 sayılı Kanunun ek 5`inci maddesine göre damga vergisi hariç başka bir vergi ve kesinti yapılmaksızın İçişleri Bakanlığı personeline ödenen bir ek ödeme olmasına karşın 5302 sayılı Kanunun 28 ve 63`üncü maddeleri uyarınca İl Özel idaresi bütçesinden il özel idaresine ait görevlerden vali tarafından verilenlerin varlığı halinde ödenen ödenekle ilişkilendirilmesine olanak bulunmadığından, davanın reddi yolundaki vergi mahkemesi ısrar kararında hukuka aykırılık görülmemiştir.

 

Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin reddine, 03.06.2011 gününde oyçokluğu ile karar verildi.

 

 

X-KARŞI OY

 

Temyiz isteminin kabulüyle, ısrar kararının Danıştay Dördüncü Dairesi’nin bozma kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçe uyarınca bozulması gerektiği oyu ile karara katılmıyoruz. (¤¤)

 

Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programı

 

İLETİŞİM BİLGİLERİ BAYTOK HUKUK BÜROSU
Korkutreis Mahallesi Sezenler Caddesi No: 4/16 06430 Sıhhiye / Çankaya - ANKARA
Tel: +90 312 231 02 25
Fax: 0 312 231 02 26
E-mail: info@baytokhukukburosu.com
Başa Dön
Facebook
Twitter
Youtube