Ana Sayfa
0.312 231 02 25
 

T.C. DANIŞTAY

10.Dairesi

 

Esas:  2012/5843

Karar: 2013/5704

Karar Tarihi: 01.07.2013

 

TAZMİNAT DAVASI - KÖŞE YAZISININ PANODA İLAN EDİLMESİNİN DAVACIYI RENCİDE EDİCİ SONUÇ DOĞURDUĞUNUN AÇIK OLMASI - HİZMET KUSURU OLUŞTURAN UYGULAMA NEDENİYLE DAVACININ MANEVİ ZARARA UĞRADIĞI - HÜKMÜN BOZULMASINA KARAR VERİLMESİ GEREĞİ

 

ÖZET: Olayda belirtilen ifadelerin yer aldığı köşe yazısının panoda ilan edilmesinin, ilan panosunun konuluş amacını aşan bir uygulama olduğu ve davacıyı rencide edici sonuç doğurduğu açıktır. Bu durumda, hizmet kusuru oluşturan uygulama nedeniyle davacının manevi zarara uğradığı ve manevi tazminatın niteliği dikkate alınarak, bir miktar manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, davanın reddi yolunda verilen temyize konu mahkeme kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. Bu nedenle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

 

(2577 S. K. m. 28)

 

İstemin Özeti: Sakarya 2. İdare Mahkemesi`nin 16/05/2012 günlü, E:2012/86; K:2012/490 sayılı kararının temyizen incelenip bozulması istenilmektedir.

 

Savunmanın Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.

 

Danıştay Tetkik Hakimi: Yahya Şahin

 

Düşüncesi: Gazetedeki bir köşe yazarının, haber niteliği de taşıyan bir konuyu kendi eleştirel üslubuyla yazması ve bunun gazetede yayımlanması basının haber verme özgürlüğü kapsamında olmasına karşın; bu yazının bir Kurumun ilan panosunda beş gün süreyle asılarak, yazıda ağır eleştirilere maruz kalan kişinin de bulunduğu Kurum personelinin dikkatine sunulmasının, yazarın ve basının haber verme özgürlüğü kapsamı dışında, ilgili kişiyi olumsuz etkileyecek bir sonuç doğuracağı açıktır. Dolayısıyla, köşe yazısının, basının haber verme özgürlüğü açısından ele alınarak, davacının manevi tazminat isteminin reddi yolunda verilen Sakarya Asliye 2. Hukuk Mahkemesinin 25.1.2007 tarih ve E:2006/74 K:2007/17 sayılı kararının, bu dava yönünden bağlayıcılığı bulunmamaktadır.

 

Kurum ve personeli ilgilendiren basında çıkan haberlerin Kurumun ilan panosunda asılarak duyurulması rutin bir uygulama olsa da; köşe yazısında doğrudan davacıyı hedef alan ifadelerin bulunduğu dikkate alınarak, davacıyı rencide etmemek için söz konusu yazının ilan panosuna asılmaması gerekirken, gerekli özen gösterilmeyerek asılması hizmet kusuru oluşturduğundan, manevi tazminatın niteliği dikkate alınarak, davacıya bir miktar manevi tazminat ödenmesine hükmedilmesi gerekirken, davanın reddi yolunda verilen temyize konu mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

 

TÜRK MİLLETİ ADINA

 

Hüküm veren Danıştay Onuncu Dairesince gereği görüşüldü:

 

Dava, davacının davalı idarede Daire Başkanı olarak görev yaptığı döneme ait uygulamalar hakkında bir gazetede yayımlanan köşe yazısının Kurumun ilan panosuna asılması nedeniyle uğranıldığı iddia edilen 15.000,00 TL manevi zararın yasal faizi ile birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.

 

Sakarya 2. İdare Mahkemesince; davacı hakkında basında çıkan bir köşe yazısının içeriğinde yer alan ifadelerin sorumluluğunun yazının sahibi yazara ait olduğu, söz konusu ifadelerinde de basın özgürlüğü ve eleştiri sınırları içerisinde kaldığı görülmekle birlikte, köşe yazısının ilan panosuna asılması eyleminin kurumla ilgili olan yazıların ilan panosunda asılmasına ilişkin rutin bir uygulama olduğu ve bu eylemin kişisel hak ve özgürlükleri ihlal etme kastı taşımaksızın yapıldığının anlaşıldığı, bu durumda, davalı idareye, manevi zararın tazminini gerektirebilecek bir eylem atfedilemeyeceğinden, davacının uğradığını ileri sürdüğü manevi zararın tazmini isteminin reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

 

Davalı idare tarafından, lehlerine nisbi vekalet ücretine hükmedilmemesi nedeniyle; davacı tarafından ise, esastan hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek, anılan İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenip bozulması istenilmektedir.

 

Dava dosyasının incelenmesinden, davacı hakkında, yerel bir gazetede 22.09.2005 tarihinde yayımlanan köşe yazısının, 26.09.2005 ve 30.09.2005 tarihleri arasında Kurumla ilgili haber olarak kurumun ilan panosunda asıldığı, davacının, söz konusu köşe yazısının yalan ve iftiradan ibaret olduğu, çalışma hayatını olumsuz etkilediği, ailesinin ve kendisinin onurlu yaşama hakkını zedelediği, arkadaşları ve toplum nezdinde kendisini küçük düşürdüğü, bu nedenlerle de, yalan ve iftiralarla dolu ve hakaret içeren yazının, Kurumla ilgili olarak basında çıkan ve haber değeri taşıyan yazıların asıldığı panoya asılması hakkında idare tarafından soruşturma açılması ve bu yazının asıldığı gibi soruşturma sonucunun da ilan panosuna asılarak duyurulması istemiyle 24.08.2006 tarihinde davalı idareye başvurduğu, idarece altmış gün içinde herhangi bir işlem yapılmaması üzerine, gazetede yayımlanan köşe yazısının ilan panosuna asılması nedeniyle uğradığını ileri sürdüğü zararın tazmini istemiyle bakılan davayı açtığı anlaşılmaktadır.

 

Davalı idarenin savunmasında, Kurum ve personeli ilgilendiren, yerel ve ulusal basında çıkan haberlerin basın bürosu aracılığıyla Kurumun ilan panolarında süreli olarak asılmasının, Kurumda yıllardan beri devam eden rutin bir uygulama olduğu, davacının yazının yayımlandığı yerel gazeteye ve yazıyı yazan şahsa karşı Sakarya Asliye 2. Hukuk Mahkemesinde açtığı tazminat davasının reddedildiği ve gazetede yayımlanmakla kamuya mal olmuş bir köşe yazısının, panoya asılmasının malumun ilanı hükmünde olması nedeniyle ayrı bir tazminat talebi kaynağı olamayacağı ileri sürülmekte ise de; Yargıtay tarafından onanarak kesinleşen Sakarya Asliye 2. Hukuk Mahkemesinin 25.01.2007 tarih ve E:2006/74 K:2007/17 sayılı kararında; yazının, basının haber verme özgürlüğü açısından ele alındığı, yazarın haber niteliği taşıyan konuyu açıklarken kullandığı sözcükler, ele alınan konunun gereği ise, aşırılıktan ve hukuka aykırılıktan söz edilemeyeceğinden bahisle bu yazıda hakaret içerir bir söze rastlanılmadığı, somut olayda, eleştiri hakkı sert bir üslup ile kullanılmış olsa da, basın özgürlüğü sınırları içerisinde olduğu belirtilerek, manevi tazminatı gerektirecek koşulların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği görülmektedir.

 

Gazetedeki bir köşe yazarının, haber niteliği de taşıyan bir konuyu kendi eleştirel üslubuyla yazması ve bunun gazetede yayımlanması basının haber verme özgürlüğü kapsamında olmasına karşın; bu yazının bir Kurumun ilan panosunda beş gün süreyle asılarak, yazıda ağır eleştirilere maruz kalan kişinin de bulunduğu Kurum personelinin dikkatine sunulmasının, yazarın ve basının haber verme özgürlüğü kapsamı dışında, ilgili kişiyi olumsuz etkileyecek bir sonuç doğuracağı açıktır. Panoya asılarak ilan edilen <insan önce adam olmaya memurdur!> başlıklı köşe yazısında, Kurumda daha önce daire başkanı olarak görev yapmış olan davacının adı da belirtilerek, lojman konusunda, <yıllardır zulmettiği bir alan>, <milliyetçi ve muhafazakar …, partici arkadaşları sayesinde genel müdür yardımcısı olmuş ve diğer genel müdür yardımcısının görev yerinin değişmesi için uğraşıp durmuşlardır.>, <Hırstan, kinden gözü dönmüş, bilgisi ve yeteneği işe az gelen bu …>, <…`ın lojmanında eşya yokmuş. Normal, evini de vicdanına benzetmiş demek.> ... gibi ifadelerle birlikte, davacının kurumda genel müdür yardımcısı olduğu dönemde, yazarın babasına yaptığını ileri sürdüğü haksızlıklara değinilmiştir.

 

Kurum ve personeli ilgilendiren basında çıkan haberlerin Kurumun ilan panosunda asılarak duyurulması rutin bir uygulama olsa da; köşe yazısında doğrudan davacıyı hedef alan ifadelerin bulunduğu dikkate alınarak, davacıyı rencide etmemek için söz konusu yazının ilan panosuna asılmaması gerekirken, gerekli özen gösterilmeyerek asılması hizmet kusuru oluşturmaktadır.

 

Yukarıda belirtilen ifadelerin yer aldığı köşe yazısının panoda ilan edilmesinin, ilan panosunun konuluş amacını aşan bir uygulama olduğu ve davacıyı rencide edici sonuç doğurduğu açıktır.

 

Bu durumda, hizmet kusuru oluşturan uygulama nedeniyle davacının manevi zarara uğradığı ve manevi tazminatın niteliği dikkate alınarak, bir miktar manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, davanın reddi yolunda verilen temyize konu mahkeme kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

 

Öte yandan, Dairemizin bozma kararı üzerine mahkemece yeniden bir karar verileceğinden, davalı idarenin vekalet ücretine ilişkin temyiz istemi hakkında karar verilmesine yer bulunmamaktadır.

 

Açıklanan nedenlerle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesi uyarınca davacının temyiz isteminin kabulüyle Sakarya 2. İdare Mahkemesi`nin 16/05/2012 günlü, E:2012/86; K:2012/490 sayılı kararının bozulmasına, davalı idarenin temyiz istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, dava dosyasının yeniden bir karar verilmek üzere anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine, 01.07.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)

 

Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programı

 

İLETİŞİM BİLGİLERİ BAYTOK HUKUK BÜROSU
Korkutreis Mahallesi Sezenler Caddesi No: 4/16 06430 Sıhhiye / Çankaya - ANKARA
Tel: +90 312 231 02 25
Fax: 0 312 231 02 26
E-mail: info@baytokhukukburosu.com
Başa Dön
Facebook
Twitter
Youtube