Ana Sayfa
0.312 231 02 25
 
Şikâyetli avukat hakkında, Süleyman Sezer isimli şahıs tarafından şikâyetçiden zorla alındığı iddia olunan 50.000,00.-TL. sı bedelli çeki, babası olan ve daha önceden başka bir işi nedeni ile kendisine vekaletname veren C.D.’ye ciro edilmesini sağlayarak, C.D.’nin rızası dışında, vekil sıfatı ile şikayetçi hakkında Kocaeli 1.İcra Müdürlüğünün 2006/2307 Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlattığı, iddiası ile başlatılan disiplin kovuşturması sonucunda Baro Disiplin Kurulunca eylem sabit görülerek disiplin cezası tayin edilmiştir. Şikayetli avukat savunmasında özet olarak, şikâyetçinin muvazaalı ve hileli yollardan aleyhine başlatılan icra işlemlerini sonuçsuz bırakmak için işlemler yaptığını, mal kaçırmak amacıyla taşınmazı arkadaşına devrettiğini ve bu devir işleminin iptali için dava açtıklarını, şikâyetçinin kendisinden para sızdırmak amacında olduğunu, takibe konu çekte ciro silsilesinin eksiksiz olduğunu, çek alacaklısının aslında S.S. olduğunu ve ciro yolu ile C.D.’nin devralmasında hiçbir yasa dışılık olmadığını ve kimi avukatlar tarafından bu türden işlemler yapıldığını, bunun suç olmadığını, C.D.’nin şikâyetçi tarafından tehdit edildiği için şikâyetçi lehine hareket ettiğini, bildirmiştir. Dosyadaki bilgi ve belgelerden, şikâyetli avukatın C.D. vekili olarak Kocaeli 1.İcra Müdürlüğünde 2006/2307 Esasında kayıtlı olarak şikâyetçi aleyhinde takip başlattığı, takibe konulan çekte ciro ile gerçek alacaklı S.S.’nin gizlendiği, Çekin takibe konulmasında ciro yoluyla çek alacaklısı olarak görülen C.D.’nin şikayetli avukata bir başka işi sebebiyle vekaletname verdiği, şikayete konu çek ve işlemlerle hiç alakasının olmadığı, şikayetçiyi tanımadığı ve ondan alacağının da olmadığı savcılıkta verdiği ifadesi ile sabit olduğu, Şikâyetçinin başvurusu üzerine, şikayetli avukat hakkında açılan Kocaeli 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/8 Esasında kayıtlı olarak “Görevi kötüye kullanmak” suçundan dolayı açılan kamu davası sonunda Mahkemece 2010/314 Karar sayılı ve 04.10.2010 tarihli kararı ile şikâyetli avukatın görevini kötüye kullandığı kabul olunarak TCK 257/1, 62/1.maddelerine göre sonuç olarak 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, CMK 231/5.maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, karara yapılan itirazın red edilmiş olduğu kararın şeklen 07.10.2010 tarihinde kesinleşmiş bulunduğu, dosya içindeki mahkeme kararından ve ekindeki kesinleşme şerhinden anlaşılmıştır. Kocaeli 2.Ağır Ceza Mahkemesi kararı her ne kadar mahkûmiyet açısından kesin hüküm oluşturmamakta ise de, mahkeme tarafından dinlenen ve tutanakları dosyada bulunan tanık açıklamalarından, mahkemece ceza hukukçularından alınan bilirkişi heyeti raporundan şikayetçi aleyhine başlatılan icra takibinin alacak/borç ilişkisi ile hiç alakası olamayan bir kişi adına yapılarak gerçek alacaklının gizlendiği ve bu şekilde yasaya aykırı işlemler yaptığı tespit edilmiş olduğundan, şikayetli avukatın eylemlerinin aynı zamanda disiplin suçunu da oluşturduğu kabul edilmiştir. Avukatlık Yasanının 2.maddesine göre “Avukatlığın amacı, hukuki münasebetlerin düzenlenmesini, her türlü hukuki mesele ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını her derecede yargı organları, hakemler, resmi ve özel kişi ve kurumlar nezdinde sağlamaktır. Avukat bu amaçla bilgi ve tecrübelerini adalet hizmetine ve kişilerin yararlanmasına tahsis eder.”, aynı Yasanın 34.maddesine göre “Avukatlar yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve Avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun bir şekilde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğinde belirlenen Meslek Kurallarına uymakla yükümlüdürler”. Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 3.maddesine göre “Avukat mesleki çalışmasını kamunun inancını ve mesleğine güvenini sağlayacak şekilde işini tam sadakatle yürütür”. 4.maddesine göre “Avukat, mesleğin itibarını zedeleyecek her türlü tutum ve davranıştan kaçınmak zorundadır”. Şikayetli avukatın eylemi, Avukatlık Yasasının 34.maddesi ile Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 3 ve 4.maddelerine aykırı olmakla eylem disiplin suçunu oluşturduğundan ve eylem Avukatlık Yasasının altıncı kısmında bulunan 34.maddeye de aykırı olduğundan aynı Yasanın 136/1.maddesi uyarınca en az kınama cezası tayini gerektiğinden, Baro Disiplin Kurulunun eylemin disiplin suçu oluşturduğuna ilişkin değerlendirmesinde ve takdir ettiği kınama cezasında hukuki isabetsizlik görülmemiş, kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir. Sonuç olarak, şikâyetli avukatın itirazlarının reddi ile Baro Disiplin Kurulunun “Kınama Cezası Verilmesine” ilişkin kararının ONANMASINA, oybirliği ile karar verildi.
İLETİŞİM BİLGİLERİ BAYTOK HUKUK BÜROSU
Korkutreis Mahallesi Sezenler Caddesi No: 4/16 06430 Sıhhiye / Çankaya - ANKARA
Tel: +90 312 231 02 25
Fax: 0 312 231 02 26
E-mail: info@baytokhukukburosu.com
Başa Dön
Facebook
Twitter
Youtube