Ana Sayfa
0.312 231 02 25
 

KASTEN YARALAMA SUÇU HAKKINDA YARGITAY CEZA GENEL KURULU KARARI

T.C YARGITAY 
Ceza Genel Kurulu 
Esas: 2011 / 3-244 
Karar: 2011 / 282 
Karar Tarihi: 20.12.2011
 
ÖZET: Yerel mahkeme hükmünün, hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren, buna karşın inceleme tarihi itibariyle de yürürlükte bulunan 5560 Sayılı Kanunun 23, 5728 Sayılı Kanunun 562 ve 6008 Sayılı Kanunun 7 nci maddeleriyle değişik 5271 Sayılı Kanunun 231 inci maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanma koşullarının değerlendirilmesi amacıyla bozulması yerine onanmasına karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.(2709 S. K. m. 174) (5237 S. K. m. 29, 50, 52, 62, 87) (5271 S. K. m. 223, 231) (5395 S. K. m. 23) (3713 S. K. m. 13) (1632 S. K. Ek. m. 10)
 
Dava: Kasten yaralama suçundan sanık F. Ç.`nin mağdur T. D.`ye yönelik eylemi sebebiyle 5237 Sayılı T.C.K.nın 87/3, 29, 62/1, 50/1-a ve 52/2 nci maddeleri uyarınca sonuç olarak 4.500 Lira adli para cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin, İ. 22. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 24.7.2006 gün ve 255-692 Sayılı hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosyayı inceleyen Yargıtay 3. Ceza Dairesince 17.1.2011 gün ve 13275-2 sayıyla onanmıştır. 
 
Sanık müdafii tarafından infazın durdurulması ve yargılamanın yenilenmesinin talep edilmesi üzerine İ. 22. Asliye Ceza Mahkemesince 31.3.2011 gün ve 255-692 sayı ile; 
 
<... Dosya incelendiğinde; hükümlünün, yaralama suçundan 4.500 TL adli para ve 2 yıl 13 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği ve Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 17.1.2011 gün ve 13275-2 Sayılı ilamıyla onanan hükmün kesinleştiği görülmüştür. 
 
Sanık vekilinin yargılamanın yenilenmesi talebi değerlendirildiğinde; takibi şikayete bağlı suçtan katılan, karar kesinleştikten sonra şikayetinden vazgeçmiş, sonradan ortaya çıktığı iddia edilen tanıkların beyanı, aydınlanmış olayda yargılamanın yenilenmesini gerektirir yeni bir durum olmadığından talebin reddine...>, 
 
Karar verilmiş, bu karara yapılan itirazda İ. 11. Ağır Ceza Mahkemesince 25.4.2011 gün ve 445 sayıyla reddedilmiştir. 
 
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 19.8.2011 gün ve 228080 sayı ile; 
 
<... Hükümden sonra 8.2.2008 günü yürürlüğe giren 23.1.2008 tarih ve 5728 Sayılı Kanunun 562 nci maddesiyle 5271 Sayılı Kanunun 231 inci maddesinin 5 ve 14 üncü fıkralarında yapılan değişiklikle 5271 Sayılı Kanunun 231 inci maddesi, hükmolunan iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezaları için uygulanabilir hale gelmiştir. Önceki düzenlemelerde şikayete bağlı suçlarla sınırlı olarak uygulanan bu müessese, Anayasanın 174 üncü maddesinde güvence altına alınan İnkılap Yasalarında yer alan suçlar ayrık olmak üzere tüm suçları kapsayacak hale dönüştürülmüştür. Sanığa tayin olunan adli para cezası da bu madde kapsamına girmiştir. 
 
Diğer taraftan, yeni sistemde cezaların içtimaı müessesine yer verilmemesi ve düşme sebeplerinin her suç yönünden ayrı ayrı dikkate alınması zorunluluğu sebebiyle birden fazla suçtan mahkûmiyet durumunda, hükmün açıklanmasının geri bırakılması koşulları, her suç yönünden ayrı ayrı değerlendirilmeli, ancak mahkemece bu olguların sanığın suç işleme eğilimi kapsamında değerlendirilebileceği de gözden uzak tutulmamalıdır. 
 
Katılan T. D. dosya temyiz aşamasında iken şikayetinden vazgeçmiştir. 
 
Dosyaya yansıyan belgeler itibarıyla hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel olacak şekilde kasıtlı suçtan sabıkası bulunmayan sanık hakkında objektif ve subjektif koşulların oluşup oluşmadığının mahkemesince değerlendirilmesi için hükmün BOZULMASINA karar verilmesi yerine ONANMASINA karar verilmesi isabetli görülmemiştir...>, 
 
Görüşüyle itiraz yasayoluna başvurarak, Özel Daire onama kararının sanığın mağdur T. D.`ye karşı eylemi yönünden kaldırılmasına ve yerel mahkeme hükmünün BOZULMASINA karar verilmesi isteminde bulunmuştur. 
 
Karar: Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır: 
 
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kapsamına göre inceleme, sanık hakkında mağdur T. D.`ye yönelik eylemi sebebiyle kurulan hükümle sınırlı olarak yapılmıştır. 
 
Sanığın kasten yaralama suçundan cezalandırılmasına karar verilen somut olayda, Özel Daireyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sabıkası bulunmayan sanık hakkındaki 7 ay 15 gün hapis cezasından çevrilen adli para cezasına dair mahkûmiyet hükmünü inceleyen Özel Dairece, hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren 5560, 5728 ve 6008 Sayılı Yasalarla değişik 5271 Sayılı Ceza Yargılaması Yasasının 231 inci maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanma koşullarının yerel mahkemece değerlendirilmesi amacıyla hükmün bozulup bozulmayacağının belirlenmesine ilişkindir. 
 
İncelenen dosya içeriğinden; 
 
Yerel mahkemece sabıkası bulunmayan sanık hakkında, mağdur T. D.`ye karşı eylemi sebebiyle 5237 Sayılı T.C.K.nın 87/3, 29, 62, 50/1 ve 52/2 nci maddeleri uyarınca sonuç olarak 4.500 Lira adli para cezasına hükmolunduğu, 
 
Sanığın sorgusunun yapıldığı tarihle hüküm tarihi itibarıyla onsekiz yaşından büyükler açısından hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun uygulanma olanağı bulunmadığı bu sebeple yerel mahkemece sanığın, katılanların zararlarını karşılayıp karşılamadığına dair herhangi bir araştırma yapılmadığı ve bu yönde sanığa herhangi bir soru da sorulmadığı, 
 
Hüküm kesinleştikten sonra katılanların, yerel mahkemeye sundukları 6.4.2011 tarihli yazılarla sanık hakkındaki şikayetlerinden vazgeçtiklerini bildirdikleri, 
 
Yerel mahkemece sanığa, mağdur T. D.`ye yönelik ve incelemeye konu olan eylemi sebebiyle verilen hapis cezasının; sanığın kişiliği, sosyal ve ekonomik durumu, yargılama sürecinde gözlemlenen pişmanlığı ve suçun işlenmesindeki özellikler göz önünde bulundurularak adli para cezasına çevrildiği ve adli para cezalarının ertelenmesine olanak bulunmadığından erteleme hükmünün uygulanmadığının belirtildiği, sanığın kişiliği ve suç işlendikten sonraki davranışlarının olumlu olarak değerlendirildiği, sanığın mağdur İ. D.`ye yönelik ve incelemeye konu olmayan eylemi sebebiyle verilen 2 yıl 13 ay 15 gün hapis cezasının ise süre bakımından adli para cezasına veya diğer seçenek yaptırımlardan birisine çevrilmesine ve ertelenmesine olanak bulunmadığından bu hükümlerin uygulanmasına yer olmadığına karar verildiği, 
 
Anlaşılmaktadır. 
 
Uyuşmazlık konusunda sağlıklı bir hukuki çözüme ulaşılabilmesi için öncelikle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun niteliği ve uygulanma koşullarının incelenmesinde yarar bulunmaktadır. 
 
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması; hukukumuzda ilk kez çocuklar hakkında 5395 Sayılı Çocuk Koruma Yasasının 23 üncü maddesi, büyükler hakkında ise 19.12.2006 gün ve 26381 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5560 Sayılı Kanunun 23 üncü maddesiyle 5271 Sayılı Ceza Yargılaması Yasasının 231 inci maddesine eklenen 5 ila 14 üncü fıkralarıyla kabul edilmiş, 5560 Sayılı Kanunun 40. maddesiyle de 5395 Sayılı Kanunun 23 üncü maddesi değiştirilmek suretiyle, denetim süresindeki farklılık hariç olmak koşuluyla, çocuk suçlularla yetişkin suçlular, hükmün açıklanmasının geri bırakılması açısından aynı koşullara tabi kılınmıştır. 
 
Başlangıçta şikayete bağlı suçlarla sınırlı olarak hükmolunan bir yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezası için kabul edilen bu kurum, 8.2.2008 tarih ve 26781 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 23.1.2008 gün ve 5728 Sayılı Kanunun 562 nci maddesiyle 5271 Sayılı Kanunun 231 inci maddesinin 5 ve 14 üncü fıkralarında yapılan değişiklikle, hükmolunan iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezaları için de uygulanabilir hale getirilip, Anayasa`nın 174 üncü maddesinde güvence altına alınan İnkılap Yasalarında yer alan suçlar ayrık olmak üzere tüm suçları kapsayacak şekilde düzenlenmiş, 1.3.2008 tarihinde yürürlüğe giren 26.2.2008 gün ve 5739 Sayılı Yasayla 3713 Sayılı Kanunun 13 üncü maddesinde yapılan değişiklik ve 1632 Sayılı Askeri Ceza Yasasına eklenen Ek 10. madde ile; onbeş yaşından büyüklerin işledikleri terör suçlarıyla 1632 Sayılı Yasada yer alan suçlar, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kapsamı dışına çıkarılarak kurumun uygulanma alanı tekrar daraltılmış, 25.7.2010 gün ve 27650 Sayılı Resmi Gazete`de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 22.7.2010 gün ve 6008 Sayılı Kanunun 7 nci maddesiyle 5271 Sayılı Ceza Yargılaması Yasasının 231 inci maddesinin 6 ncı fıkrasına eklenen cümle ile de, sanığın kabul etmemesi halinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği esası getirilmiş, 3713 Sayılı Kanunun 13 üncü maddesindeki <onbeş yaşını tamamlamamış> ibaresi yürürlükten kaldırılarak bu kurumun terör suçu işleyen 15 yaşından büyük çocuklar yönünden de uygulanmasına olanak sağlanmıştır. 
 
Sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibarıyla karma bir özelliğe sahip olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması halinde, geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak, 5271 Sayılı Kanunun 223 üncü maddesi uyarınca kamu davasının düşmesi sonucunu doğurması nedeniyle, sanıkla Devlet arasındaki cezai nitelikteki ilişkiyi sona erdiren düşme nedenlerinden birisini oluşturur. 
 
5271 Sayılı Ceza Yargılaması Yasasının 231 inci maddesinin 6 ncı fıkrası; 
 
<Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için; 
 
a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması, 
 
b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleriyle duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması, 
 
c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi, gerekir>, 
 
Şeklinde düzenlenmiş olup, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için suça dair olarak; yapılan yargılama sonucu hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezası olması ve suçun, Anayasanın 174 üncü maddesinde güvence altına alınan İnkılap Yasalarında yer alan suçlardan olmaması koşullarıyla sanığa dair olarak da; daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması, suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tamamen giderilmesi, sanığın kişilik özellikleriyle duruşmadaki tutum ve davranışları göz önüne alınarak, yeniden suç işlemeyeceği hususunda mahkemece bir kanaate ulaşılması ve sanığın da kabul etmesi koşullarının varlığı durumunda mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilecektir. 
 
Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; 
 
Sabıkası bulunmayan sanığın, mağdurun zararını karşıladığına yönelik dosya içerisinde herhangi bir bilgi veya belge bulunmamakla birlikte, hüküm tarihinde yürürlükte olmayan bir düzenlemenin sanık aleyhine yorumlanması olanaklı olmadığından, Özel Dairece, yerel mahkeme hükmünün, hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren, buna karşın inceleme tarihi itibariyle de yürürlükte bulunan 5560 Sayılı Kanunun 23, 5728 Sayılı Kanunun 562 ve 6008 Sayılı Kanunun 7 nci maddeleriyle değişik 5271 Sayılı Kanunun 231 inci maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanma koşullarının değerlendirilmesi amacıyla bozulması yerine ONANMASINA karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. 
 
Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüyle Özel Daire onama kararının sanığın mağdur T. D.`ye karşı eylemi yönünden kaldırılmasına ve yerel mahkeme hükmünün sanığın mağdur T. D.`ye karşı eylemine yönelik olarak BOZULMASINA karar verilmelidir. 
 
Çoğunluk görüşüne katılmayan Genel Kurul Başkanı ve üç Genel Kurul Üyesi; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmesi gerektiği görüşüyle karşı oy kullanmışlardır. 
 
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, 
 
1) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne, 
 
2) Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 17.1.2011 gün ve 13275-2 Sayılı kararının, sanığın mağdur T. D.`ye karşı eylemi yönünden kaldırılmasına, 
 
3) İ. 22. Asliye Ceza Mahkemesi`nin 24.7.2004 gün ve 255-692 Sayılı hükmünün, sanığın mağdur T. D.`ye karşı eylemine yönelik olarak BOZULMASINA, 
 
4) Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 20.12.2011 tarihinde yapılan müzakerede oyçokluğuyla karar verildi. (¤¤)
İLETİŞİM BİLGİLERİ BAYTOK HUKUK BÜROSU
Korkutreis Mahallesi Sezenler Caddesi No: 4/16 06430 Sıhhiye / Çankaya - ANKARA
Tel: +90 312 231 02 25
Fax: 0 312 231 02 26
E-mail: info@baytokhukukburosu.com
Başa Dön
Facebook
Twitter
Youtube