Ana Sayfa
0.312 231 02 25
 

Şikâyetli avukat hakkında, şikâyetçinin vekili olarak … Sulh Hukuk Mahkemesinin 2005/9 Esas sayılı ortaklığın giderilmesi davasını takip ettiği, taşınmazların ihale suretiyle satışı sonrasında şikâyetçi hissesine düşen 153.287,77.-TL. sını bankadan tahsil ettiği halde şikâyetten sonra 14 ay gecikmeli olarak şikâyetçinin hesabına gönderdiği, iddiası ile başlatılan disiplin kovuşturması sonucunda, Baro Disiplin Kurulunca eylemin disiplin suçunu oluşturduğu kabul edilerek disiplin cezası tayin edilmiştir.

Şikâyetli avukat savunmalarında, vekâletname tarihinin 25.04.2006 olduğunu, bu nedenle daha önce verilmiş olan Sulh Hukuk Mahkemesindeki bilirkişi raporuna itiraz etmesinin mümkün olmadığını bu nedenlerle satış işlemlerinin kesinleşmiş olduğunu, şikâyetçinin teminat bulamadığı için ihaleye katılamadığını, şikâyetçinin hissesine düşen miktarın yatırıldığını, daha sonra ihalenin feshi için dava açtığını, ancak bu davanın da red edildiğini ve Yargıtay tarafından da onandığını, şikâyetçi aleyhine 119.450,00.-TL. sı para cezasına hükmedildiğini, ihale dışında satış işlemi yapılmadığını, şikayetçi adına yatırılan 153.287,77.-TL. sının vekil sıfatıyla çekildiğini, vergi dairesine ödenmesi gereken para cezası olan 119.450,00.-TL. sı ile masraf ve vekalet ücretinin mahsubu için şikayetçiden talimat istediğini ancak alamadığını, şikayetçi tarafından paranın kendisine ödenmesini talep etmesi üzerine hesabına gönderdiğini, bildirmiştir.

Baro Disiplin Kurulu, şikâyetli avukatın eyleminin Avukatlık yasasının 34 ve Türkiye Barolar Birliği Meslek kurallarının 43.maddesine aykırı olması sebebiyle kınama cezası tayin etmiş, karara şikâyetli avukat tarafından itiraz edilmiştir.

01.07.2010 tarih ve 2010/113 sayılı Baro Yönetim Kurul Kararı ile şikâyetçinin iddialarından sadece şikâyetli avukat tarafından çekilen paranın şikâyetçi müvekkiline çok geç ödemesi eylemi için disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiğinden Kurulumuzca inceleme sadece bu konu ile sınırlı tutulmuş, diğer konular ise inceleme dışında tutulmuştur.

Şikâyetli avukatın disiplin kovuşturmasına konu eylemi ile ilgili olarak … Ağır Ceza Mahkemesinin 2011/39 Esasında kayıtlı olarak “ görevi kötüye kullanma “ suçundan dolayı açılan kamu davası sonunda Mahkemece 02.06.2011 tarih 2011/95 Karar sayılı kararı ile şikâyetli avukatın görevi kötüye kullanma suçunu işlediği kabul edilerek TCK. nun 155/2, 168/1, 62/1, 55/2 maddeleri uyarınca 3 ay 10 gün hapis ve 2490 TL. sı adli para cezası ile cezalandırılmasına, CMK. nun 231/5.maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, ilgili Mahkeme tarafından kararın 02.08.2011 tarihinde itiraz üzerine kesinleşmiş olduğuna dair şerh verilmiş olduğu anlaşılmıştır.

Ceza Mahkemesinde CMK. nun 213/5.maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olduğundan bu karar kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı olmadığından Kurulumuz inceleme ve kararında Ceza Mahkemesi kararını esas almamış,  Ceza Mahkemesi kararındaki deliller ve yeminli tanık anlatımları ile kovuşturma konusu dosya içindeki deliller nazara alınarak şikâyetli avukatın eyleminin Yasaya ve Meslek kurallarına aykırı olup, olmadığı tespit edilmiştir.

Ortaklığın giderilmesi davası sonrasında davaya konu taşınmazın satışında şikâyetçinin hissesine isabet eden miktar olan 153.287,77.-TL. sı 04.08.2008 tarihinde şikayetli avukat tarafından tahsil edilmiş,  bu para şikayetçinin 17.09.2009 tarihindeki şikayetinden sonra 05.10.2009,  12.10.2009 ve 19.10.2009 tarihlerinde taksitlerle ve tahsilattan yaklaşık 14 ay sonra şikayetçiye ödenmiştir.

Ağır Ceza Mahkemesinin kararındaki deliller ve tanık anlatımı ile kovuşturma konusu dosya içindeki diğer deliller birlikte değerlendirildiğinde, şikâyetli avukatın müvekkili adına tahsil ettiği meblağı çok geç ve hatta şikâyetten sonra taksitlerle ödenmesi görevin özen ve doğruluk içinde yerine getirilmesi ilkelerine aykırı olmakla eylem disiplin suçunu oluşturmaktadır.

Şikayetli avukat her ne kadar ihalenin iptali için açtığı davada şikayetçi aleyhine para cezasına karar verildiğini, bu kararın Yargıtay tarafından onanması üzerine satış sonucu şikayetçi adına tahsil ettiği bu parayı ceza olarak hazineye yatırması konusunda müvekkilini ikna edemediğini, bu parayı ceza olarak yatırmak için uhdesinde tuttuğunu bildirmiş ise de şikayetli avukatın tahsil ettiği meblağ ile ilgili olarak müvekkilini derhal bilgilendirmesi ve ödemede bulunması, ayrıca para cezasını ödemesi konusunda da kendisini uyarması, gerekirken şikayetçi adına tahsil ettiği parayı çok uzun bir süre uhdesinde tutması sebebiyle savunması haklı bulunmamıştır.

Avukatlık Yasanının 2. maddesine göre “ Avukatlığın amacı, hukuki münasebetlerin düzenlenmesini, her türlü hukuki mesele ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını her derecede yargı organları, hakemler, resmi ve özel kişi ve kurumlar nezdinde sağlamaktır. Avukat bu amaçla bilgi ve tecrübelerini adalet hizmetine ve kişilerin yararlanmasına tahsis eder.” 

Avukatlar üzerlerine aldıkları görevi en iyi şekilde ve en kısa zamanda özenle yerine getirmek zorundadırlar. Avukatlık Kanununun altıncı kısmında yer alan 34. maddesi bu görevi en açık şekilde düzenlemiş, avukatların görevlerini mesleğin kutsallığına yakışır şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek zorunda olduklarını vurgulayarak görevin tanımını yapmıştır.

Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları 3. Maddesine göre  “ Avukat mesleki çalışmasını kamunun inancının ve mesleğine güvenini sağlayacak şekilde işini tam sadakatle yürütür”. 4. maddesine göre “Avukat mesleğin itibarını zedeleyecek her türlü tutum ve davranıştan kaçınmak zorundadır”. 43. Maddesi Müvekkil adına alınan paralar ve başkaca değerler gecikmeksizin müvekkile verilir, müvekkille ilgili hesap varsa uygun sürelerde durum yazıyla bildirilir. kuralını getirmiştir. 

Bu nedenlerle, Baro Disiplin Kurulunun şikâyetli avukatın eyleminin disiplin suçunu oluşturduğuna ilişkin değerlendirmesinde ve eylem aynı zamanda Avukatlık yasasının 34.maddesine de aykırı olması sebebiyle aynı Yasanın 136/1.maddesi uyarınca en az kınama cezası tayini gerektiğinden, Baro Disiplin kurulunca tayin olunan kınama cezasında da hukuki isabetsizlik görülmemiş ve kararın onanması gerekmiştir.

Sonuç olarak, şikâyetli avukatın itirazlarının reddi ile … Barosu Disiplin Kurulunun “Kınama cezası verilmesine” ilişkin 15.10.2011 tarih 2010/ 29 Esas, 2011/ 47 Karar sayılı kararın ONANMASINA oybirliği ile karar verildi.

İLETİŞİM BİLGİLERİ BAYTOK HUKUK BÜROSU
Korkutreis Mahallesi Sezenler Caddesi No: 4/16 06430 Sıhhiye / Çankaya - ANKARA
Tel: +90 312 231 02 25
Fax: 0 312 231 02 26
E-mail: info@baytokhukukburosu.com
Başa Dön
Facebook
Twitter
Youtube