Ana Sayfa
0.312 231 02 25
 

2577 S. K. m. 3, 14, 15, 17, 49) (6100 S. K. m. 303)

 

İstemin Özeti: Ankara 10.İdare Mahkemesi`nce, davanın incelenmeksizin reddi yolunda verilen 26.06.2009 tarih ve E:2008/2045, K:2009/1242 sayılı kararın temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

 

Savunmanın Özeti: Temyiz isteminin hukuki dayanağının bulunmadığı ileri sürülerek reddi gerektiği savunulmaktadır.

 

Danıştay Tetkik Hakimi: Yahya Şahin

 

Düşüncesi: Dava dilekçesinin 2577 sayılı Kanun`un 15.maddesi uyarınca reddi üzerine, yenilenen dilekçenin 30 günlük sürenin bitiminden sonra verilmesi veya dilekçenin reddine neden olan aynı yanlışlıkların yapılması nedeniyle davanın reddedilmesi halinde dahi bu kararın; dava açma süresi içinde açılan tarafları, konusu ve sebebi aynı davalarda kesin hüküm teşkil etmeyeceği kabul edilmektedir.

 

Temyizen incelenen uyuşmazlıkta, Ankara 10.İdare Mahkemesi`nce; davacının dava konusu istemi de kapsayan muhbir ikramiyesinin kendisine ödenmesi talebiyle daha önce açmış olduğu davadaki dilekçesinde, davanın konusuna ilişkin belli eksikliklerin olduğu gerekçesiyle dilekçenin reddine karar verildiği, yenilenen dilekçede aynı yanlışlıkların olduğu gerekçesiyle de 2577 sayılı Yasa`nın 15.maddesi uyarınca davanın reddine karar verildiği ve bu kararın yasal süresi içinde temyiz edilmeyerek kesinleştiği belirtilerek, anılan davanın kesin hüküm nedeniyle incelenmeksizin reddi yolunda verilen kararın, yukarıda yapılan açıklama uyarınca bozulması yönünde karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

 

TÜRK MİLLETİ ADINA

 

Hüküm veren Danıştay Onuncu Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu`nun 17. maddesinin 2. fıkrası uyarınca duruşma istemi yerinde görülmeyerek işin esasına geçildi, gereği görüşüldü:

 

Dava, gümrük kaçakçılığı olaylarına karıştığı iddiasıyla <...> isimli firmayı ihbar eden davacı tarafından, 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu uyarınca kaçakçılık olayına konu miktarla orantılı olarak 1.030.100,00-TL muhbir ikramiyesinin tarafına ödenmesi istemiyle 22.08.2008 tarihinde davalı idareye yapılan başvurunun, 29.08.2008 tarih ve 7350 sayılı davalı idare işlemi ile reddi üzerine, anılan muhbir ikramiyesi tutarının suç tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.

 

Ankara 10.İdare Mahkemesi`nce; davacı tarafından dava konusu <...> isimli firmanın da aralarında bulunduğu on ayrı firma hakkında gümrük kaçakçılığı yaptıkları iddiasıyla yapılan ihbar neticesinde, muhbir ikramiyesinin belirlenerek tarafına ödenmesine karar verilmesi istemiyle Ankara 12.İdare Mahkemesi`nde açılan davada, davacının ihbar ikramiyesi ödenmesi istemine ilişkin olarak dava açma süresi kapsamında değerlendirilebilecek nitelikte başvuruda bulunduğunu ortaya koyacak herhangi bir belge sunulmadığı, hangi olayı ihbarından dolayı ne kadar ikramiye istenildiğinin de dava dilekçesinde gösterilmediği gerekçesiyle dava dilekçesinin reddine karar verildiği; yenilenen dava dilekçesinde de hangi olaydan dolayı ne kadar ihbar ikramiyesi istenildiği konusunda idareye yapılan başvuruların belgelendirilmediği ve tazminine karar verilmesi istenilen ihbar ikramiyesi miktarlarının gösterilmediği belirtilerek, aynı yanlışlıkların yapıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği ve bu kararın yasal süresi içinde temyiz edilmeyerek kesinleştiği belirtilerek, Ankara 12.İdare Mahkemesi`nin davanın reddine ilişkin kararının kesin hüküm teşkil ettiği gerekçesiyle, davanın kesin hüküm nedeniyle incelenmeksizin reddine karar verilmiştir.

 

Davacı tarafından; Ankara 12.İdare Mahkemesi`nce verilen karar doğrultusunda, her bir ihbardan dolayı muhbir ikramiyesinin tarafına ödenmesi talebiyle davalı idareye başvurulduğu belirtilerek, Ankara 10.İdare Mahkemesince verilen kararın temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

 

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu`nun 303.maddesinin 1.fıkrasında; <Bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir.> hükmü yer almıştır.

 

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu`nun 3. maddesinde; Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi başkanlıklarına hitaben yazılmış imzalı dilekçelerde; tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları, unvanları ile gerçek kişilere ait Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasının, davanın konu ve sebepleri ile dayandığı delillerin, davaya konu olan idari işlemin yazılı bildirim tarihi ile tam yargı davalarında uyuşmazlık konusu miktarın, belirtilmesi gerektiği hükmü yer almış; aynı Kanun`un 14.maddesine göre yapılacak ilk inceleme kapsamında dilekçelerin bu maddeye uygunluklarının inceleneceği ve bir eksiklik olması halinde 15.maddenin 1.fıkrasının (d) bendine göre, otuzgün içinde kanuna uygun şekilde yeniden düzenlenmek veya noksanları tamamlanmak üzere dilekçenin reddine, aynı maddenin 5. fıkrasına göre ise 30 günlük süre içinde yenilenen dilekçede aynı yanlışlıklar yapıldığı takdirde davanın reddine karar verileceği hükmüne yer verilmiştir.

 

Dosyanın incelenmesinden; davacı tarafından, Mersin Cumhuriyet Başsavcılığında 2004/10883, 10903, 10913 (iş bu davaya konu ikramiyenin talep edildiği ihbarın soruşturulduğu hazırlık soruşturması), 22291, 22292, 22293, 22295, 22296, 22297 ve 22298 sayılı hazırlık soruşturmalarına konu edilen Mersin Serbest Bölgesi`ndeki kaçakçılık olayları ile ilgili olarak ihbar ikramiyelerinin belirlenerek ödenmesine karar verilmesi istemiyle Ankara 12.İdare Mahkemesi`nde açılan davada, davacı tarafından hangi ihbarına karşılık ne kadar ikramiye istenildiğinin belirtilmesi suretiyle davalı idareye başvuruda bulunulması ve bu istemlerin reddi halinde, her bir istem için davalı idareye yapılan başvuru ve başvurunun reddine ilişkin işlem ile her bir ihbarına ilişkin talep ettiği ikramiye tutarını belirterek her biri için ayrı ayrı dava açması gerektiği belirtilerek, davacının ihbar tazminatı ödenmesi istemine ilişkin olarak dava açma süresi kapsamında değerlendirilecek nitelikte başvuruda bulunduğunu ortaya koyacak herhangi bir belge sunmadığı, hangi olayı ihbarından dolayı ne kadar ikramiye istenildiğinin de dava dilekçesinde gösterilmediği gerekçesiyle dava dilekçesinin reddi yönünde 18.07.2008 tarih ve E:2008/858, K.-2008/838 sayılı kararının verildiği; davacı tarafından yenilenen dava dilekçesinde de hangi olaydan dolayı ne kadar ihbar ikramiyesi istenildiği konusunda idareye yapılan başvuruların belgelendirilmediği ve tazminine karar verilmesi istenilen ihbar ikramiyesi miktarlarının gösterilmediği belirtilerek, aynı yanlışlıkların yapıldığı gerekçesiyle davanın reddi yönünde 29.08.2008 tarih ve E:2008/1068, K:2008/962 sayılı kararının verildiği; bu arada davacı tarafından 22.08.2008 tarihinde dava konusu <...> isimli firma hakkında gümrük kaçakçılığı yaptığı iddiasıyla yapılan ihbar neticesinde, 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu uyarınca kaçakçılık olayına konu miktarla orantılı olarak 1.030.100,00-TL muhbir ikramiyesinin tarafına ödenmesi istemiyle davalı idareye yapılan başvurunun, 29.08.2008 tarih ve 7350 sayılı davalı idare işlemi ile reddedildiği; bunun üzerine, anılan muhbir ikramiyesi tutarının suç tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle Ankara 10.İdare Mahkemesi`nde bu davanın açıldığı; anılan Mahkemece ara karar ile dava konusu istemle ilgili olarak davalı idareye önceden yapılmış bir başvurunun olup olmadığının sorulduğu, davalı idarece verilen cevapta dava konusu istemle ilgili olarak daha önce yapılmış bir başvurunun olmadığının belirtildiği anlaşılmaktadır.

 

Kesin hüküm, yargı yerince yasada gösterilen usullerle verildikten, olağan kanun yollarından geçerek veya kanun yollarına başvurma süreleri geçirilmek suretiyle uyuşmazlığı nihai olarak sonuçlandırıp kesinleştikten sonra, anılan kararın kimse tarafından değiştirilemeyeceğini ifade eden kanuni bir gerçekliktir.

 

İçtihat ve doktrinde, dava dilekçesinin 2577 sayılı Kanun`un 15.maddesi uyarınca reddi üzerine yenilenen dilekçenin 30 günlük sürenin bitiminden sonra verilmesi veya dilekçenin reddine neden olan aynı yanlışlıkların yapılması nedeniyle davanın reddedilmesi halinde dahi bu kararın; tarafları, konusu ve sebebi aynı olmasına rağmen, dava açma süresi içinde açılan davalarda kesin hüküm teşkil etmeyeceği kabul edilmektedir.

 

Bu durumda, davacı tarafından dava konusu istemle ilgili olarak davalı idareye 22.08.2008 tarihinde yapılan başvurunun, 29.08.2008 tarih ve 7350 sayılı davalı idare işlemi ile reddi üzerine, 11.09.2008 tarihinde Ankara 10.İdare Mahkemesi`nde anılan davanın açıldığı anlaşılmakla; işlemin öğrenildiği tarihten itibaren 60 günlük dava açma süresi içinde açılan davada, Ankara 12.İdare Mahkemesi`nce dilekçenin reddine ilişkin karar üzerine yenilenen dilekçede aynı yanlışlıkların yapıldığı gerekçesiyle davanın reddi yolunda verilen kararın, kesin hüküm olarak kabul edilmesi mümkün bulunmamaktadır.

 

Belirtilen nedenle, tarafları, konusu ve sebebinin aynı olduğu kabul edilse bile; taraflar arasındaki uyuşmazlığı çözmeyen, dilekçenin reddi üzerine yenilenen dilekçede aynı yanlışlıkların yapıldığı gerekçesiyle davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararı esas alınarak, davanın kesin hüküm nedeniyle incelenmeksizin reddi yolunda verilen kararda hukuki isabet görülmemiştir.

 

Açıklanan nedenlerle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu`nun 49.maddesi uyarınca davacının temyiz isteminin kabulüne, Ankara 10.İdare Mahkemesinin 26.06.2009 tarih ve E:2008/2045, K:2009/1242 sayılı kararının bozulmasına, yeniden karar verilmek üzere dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine, 29.11.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)

 

İLETİŞİM BİLGİLERİ BAYTOK HUKUK BÜROSU
Korkutreis Mahallesi Sezenler Caddesi No: 4/16 06430 Sıhhiye / Çankaya - ANKARA
Tel: +90 312 231 02 25
Fax: 0 312 231 02 26
E-mail: info@baytokhukukburosu.com
Başa Dön
Facebook
Twitter
Youtube