Ana Sayfa
0.312 231 02 25
 

Şikâyetli avukat hakkında, şikâyetçi avukatın davacı vekili olduğu davanın duruşmasında, şikâyetçiyi beklemeden saatinde duruşmayı aldırarak davayı müracaata bıraktığı, iddiası ile başlatılan disiplin kovuşturması sonucunda Baro Disiplin Kurulunca eylem sabit görülmemiş ve disiplin cezası tayin edilmemiştir.

Şikayetli avukat savunmasında, olayın şikâyet dilekçesinde belirtildiği gibi olmadığını, şikâyetçinin duruşmaya hiçbir mazeret bildirmeksizin yaklaşık 10 dakika geç kaldığını, bunun üzerine o günkü duruşmalarının yoğun olması nedeniyle kendisini beklemesi mümkün olmadığını, mahkemenin dosyayı ele alarak müracaata bıraktığını, şikâyetçinin karşılıklı olan duruşmalara sürekli geç geldiğini, geç kalacağı hususunda telefon dahi etmediğini, bildirmiştir.

Baro Disiplin Kurulu, şikâyetli avukatın eyleminin disiplin suçunu oluşturmadığı kanaati ile hakkında disiplin cezası tayin etmemiş, karara şikâyetçi avukat tarafından itiraz edilmiştir.

Dosyadaki bilgi ve belgelerden, şikayetçi avukatın şikâyet dilekçesinde, duruşma saatinin 09.25 olmasına rağmen başka mahkemelerdeki duruşmaları ve işleri nedeniyle duruşmaya saat 09.33’te geldiğini bildirmesine, şikâyetli avukatında savunmasında, şikâyetçinin duruşmaya hiçbir mazeret bildirmeksizin 10 dakika geç kaldığını bildirmesine karşın, dosyada duruşmanın saatini gösterir bir belgeye rastlanmadığı gibi tanık anlatımında bulunmadığı,

Dosya içinde bulunan ve olayın geçtiği Gaziantep 3.İş Mahkemesine ait 2009/711 Esas sayılı davanın duruşma zaptının incelenmesinden, 15.12.2009 tarihli celsenin belirli gün ve saat 09.30 da açıldığı, şikayetli avukatın davacı vekilini beklemeyeceğini ve davayı da takip etmeyeceğini bildirdiği, böylece tarafların duruşma saati konusundaki kanıtlanmamış beyanları karşısında mahkeme duruşma zaptına itibar edilerek duruşmanın saat 09.30 da açıldığını kabul etmek gerekmiştir.

Aynı celse zaptındaki şikâyetli avukatın “davacı vekilini beklemeyeceğine” ilişkin beyanı ve davranışı meslek kuralları yönünden önem taşımaktadır.

Avukatlık Yasası’nın 1.maddesinde, Avukatlığın bir kamu hizmeti olduğu vurgulandıktan sonra, devamındaki 2/c.maddesinde yargı organlarının, emniyet makamlarının diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüslerinin, özel ve kamuya ait bankalar, noterler, sigorta şirketleri ve vakıfların avukatların görevlerini yerine getirmesinde yardımcı olmaları zorunluluğu getirilmiştir.

 

Avukatlık mesleğinde karşılaşılan kimi güçlüklerin aşılmasında kamu kurum ve kuruluşlarının avukatlara yardımcı olma zorunluluğu getiren bu yasal düzenlemeye paralel olarak, Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarında avukatların da birbirleriyle dayanışma içinde olmalarını amaçlamıştır. Kaldı ki, avukatlık mesleğinin ve avukatların toplumdaki güvenirliliğinin, saygınlığının sürdürülmesi, meslektaşlar arasında karşılıklı sevgi, saygı ve anlayışa dayalı ilişkilerin kurulması hep meslektaşlar arası dayanışmanın sağlanması ile mümkün olabilir.

Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 30.maddesi “Mesleki çalışmada avukatlar arasında usule ilişkin işlemlerde ve dosya incelemelerinde dayanışma gereği sayılabilecek yardımlar ve kolaylıkları esirgemezler. Duruşmaya geç kaldığı için hakkında gıyap kararı alınan avukat hemen gelmişse, diğer taraf vekili olan avukat gıyap kararının kaldırılmasını veya düzeltilmesini istemek zorundadır.” şeklinde düzenlenmiştir.

Her ne kadar Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanununda yer alan “Gıyap” usulünün sonraki yıllarda yürürlükten kaldırılmış olmasına rağmen, maddedeki davranış biçimi meslek kuralı olarak hala geçerliliğini sürdürmektedir. Bugün de duruşmaya geç kaldığı için aleyhinde işlem (müracaata bırakma v.s. gibi) yapılan avukatın hemen gelmesi halinde yukarıdaki ifadeden esinlenerek diğer taraf avukatın bu işlemi kaldırma girişiminde bulunması veya makul bir süre meslektaşını beklemesi gerekmektedir.

Şikâyetçi avukatın aleyhine yapılan işlem niteliğindeki davanın müracaata bırakılması kararının verilmesinden ne kadar bir süre sonra geldiği taraflarca net olarak kanıtlanamamış ise de bu sürenin kısa bir süre olduğu tartışmasızdır. Şikayetli avukat bu sürenin 10 dakika olduğunu savunma dilekçesinde bildirmiştir. Kısa bir zaman sonra duruşmaya yetişmek üzere ve meslektaşlar arasında makul bir süre bekleneceğine inanan bir avukatın aynı anda cep telefonu ile mazeretini bildirmesine de gerek bulunmamaktadır. Bu nedenle, şikâyetli avukatın, şikâyetçi avukatın mazeret bildirmeksizin duruşmaya gelmediği gerekçesiyle kendisini beklemediği şeklindeki savunmasına itibar edilmemiştir.

Mesleki dayanışmayı göz ardı ederek, kısa bir zaman aralığı için meslektaşını beklemeden duruşmaya girip herhangi bir haklı ve kabul edilebilir bir gerekçe de göstermeden, davayı müracaata bırakma gibi eylemler, meslektaşlar arasında sürekli bir husumet kaynağı oluşturacağı gibi mesleğin yapılmasını güçleştireceğinden, dayanışma duygularını inciteceğinden, şikayetli avukatın eylemi Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 30.maddesine aykırı olup, eylem disiplin suçu oluşturmaktadır.

Bu nedenle, Baro Disiplin Kurulunun eylemin disiplin suçunu oluşturmadığına ve şikâyetli avukat hakkında “Disiplin Cezası Verilmesine Yer Olmadığına” ilişkin kararında hukuki isabet görülmediğinden kararın kaldırılarak, incelenecek başka bir husus da bulunmadığından şikâyetli avukatın Uyarma Cezası ile cezalandırılmasına karar vermek gerekmiştir.

Sonuç olarak, şikâyetçi avukatın itirazının kabulü ile Baro Disiplin Kurulunun “Disiplin Cezası Verilmesine Yer Olmadığına” ilişkin kararının KALDIRILMASINA, Şikâyetli Avukat E. B.’nin UYARMA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA, oybirliği ile karar verildi.BAYTOK HUKUK BÜROSU


İLETİŞİM BİLGİLERİ BAYTOK HUKUK BÜROSU
Korkutreis Mahallesi Sezenler Caddesi No: 4/16 06430 Sıhhiye / Çankaya - ANKARA
Tel: +90 312 231 02 25
Fax: 0 312 231 02 26
E-mail: info@baytokhukukburosu.com
Başa Dön
Facebook
Twitter
Youtube