Ana Sayfa
0.312 231 02 25
 
T.C.
DANIŞTAY
İdari Dava Daireleri Kurulu
Esas No: 2010/795
Karar No: 2011/1488
Karar Tarihi: 08.12.2011


ÖDEME EMİRLERİNİN İPTALİ İSTEMİ - İDARİ PARA CEZASININ DEVAMI NİTELİĞİNDEKİ ÖDEME EMRİNİN YARGISAL DENETİMİNDE İDARİ YARGININ GÖREVLİ OLMASI - DAVANIN GÖREV YÖNÜNDEN REDDİ YOLUNDA VERİLEN KARARDA USUL VE HUKUKA UYARLIK BULUNMADIĞI

ÖZET: Dava; Sosyal Sigortalar Kanunu uyarınca verilen idari para cezasının ve tahakkuk ettirilen sigorta priminin tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emirlerinin iptali istemiyle açılmıştır. Dava konusu ödeme emri, kamu gücünün kullanılmasıyla ilgili idari para cezasının tahsil edilmesine ilişkin olup, idari işlem niteliğindeki ödeme emirlerinin iptali istemiyle açılacak davalarda, kural olarak, idari yargının görevli olduğu dikkate alındığında, uyuşmazlığın görüm ve çözümünde idare mahkemesinin görevli olduğu açıktır. Ayrıca, idari para cezasının devamı niteliğindeki ödeme emrinin yargısal denetiminde idari yargının görevli olmasının, uyuşmazlığın çelişkisiz çözümünü ve yargılamanın çabuk bir biçimde sonuçlandırılmasını sağlayacağı kuşkusuzdur. Bu durumda, yukarıda belirtilen gerekçelere göre tesis edilen idari para cezasının tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davada idari yargının görevli olduğu anlaşıldığından, davanın görev yönünden reddi yolunda verilen kararda usul ve hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

(506 S. K. m. 80, 140) (5510 S. K. m. 88, 89, 102) (ANY. MAH. 08.10.2002 T. 2001/225 E. 2002/88 K.) (ANY. MAH. 04.10.2006 T. 2006/75 E. 2006/99 K.)

İstemin Özeti: İzmir 3. İdare Mahkemesinin 16.10.2009 günlü, E:2009/1439, K:2009/1703 sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması, davacı tarafından istenilmektedir.

Savunmanın Özeti: Savunma verilmemiştir.

Danıştay Tetkik Hakimi Mustafa Karabulut`un Düşüncesi idare Mahkemesince verilen ısrar kararından sonra yapılan yasal düzenlemeler, konuyla ilgili Anayasa Mahkemesi kararları ve idari işlemlerin yargısal denetiminde, kural olarak, idari yargının görevli olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, davacı temyiz isteminin kabulü ile davanın görev yönünden reddi yolundaki ısrar kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı Yalçın Macar`ın Düşüncesi: Dava, (mülga) 506 sayılı Yasa`nın 140. maddesi uyarınca verilen idari para cezalarının tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emirlerinin iptali istemiyle açılmıştır.

İdare Mahkemesi, (mülga) 506 sayılı Yasa`nın 140. maddesinin değişik dördüncü fıkrasında, süresi içinde ödenmeyen idari para cezalarının tahsili için aynı Yasa`nın 80. maddesine yollamada bulunulduğu; 80. maddesinde ise Kurum alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Yasa`nın uygulanmasından kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümünde iş mahkemelerinin görevi ve yetkili

kılındığı noktasından hareketle, davanın görev yönünden reddi yolundaki önceki kararında ısrar etmiştir.

(Mülga) 506 sayılı Yasa`nın 80. maddesi Kurumun prim alacaklarının tahsili yöntemini göstermektedir. Sözü edilen kuralda, prim tahakkukundan kaynaklanan uyuşmazlıkların görüm ve çözümünde iş mahkemelerinin görevli ve yetki bulunduğu hususu dikkate alınarak, prim alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Yasa`nın uygulanmasından kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümünde de iş mahkemelerinin görevli ve yetkili olduğu kabul edilmiştir.

Buna karşılık, Danıştay Onuncu Dairesi`nin 29.5.2009 günlü, 2009/5139 sayılı bozma kararında, (mülga) 506 sayılı Yasa`nın 140. maddesi uyarınca verilen idari para cezalarının tahakkukuna ilişkin uyuşmazlıkların görüm ve çözümünün idari yargı düzenine ait olduğu açıkça ortaya konulmuştur. (Mülga) 506 sayılı Yasa`nın 140. maddesi ile aynı Yasa`nın 80. maddesine yapılan yollama, süresi içinde ödenmeyen idari para cezalarının tahsili için davalı Kuruma 6183 sayılı Yasa`nın Maliye Bakanlığı ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarına tanıdığı öncelikli ve ayrıcalıklı tahsil yetkilerini kullanma olanağının tanınmasını amaçlamakta; idari para cezalarının tahsili için 6183 sayılı Yasa uyarınca yapılan işlemlerin yargısal denetiminin idari yargı düzeninin dışında bırakılması sonucunu doğurmamaktadır. Dolayısıyla, (mülga) 506 sayılı Yasa`nın 80. maddesinin yedinci fıkrasının yalnızca prim alacaklarına ilişkin olduğunun; bu çerçevede idari para cezalarının 6183 sayılı Yasa uyarınca tahsiline ait idari işlemlere karşı açılacak davalarda ise bu işlemlerin dayanağını oluşturan tahakkuk işlemlerinin yargısal denetimini yapmakla yetkili idari yargı düzeninin görevli olduğunun kabulü gerekir.

Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile temyiz istemine konu ısrar kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca dosya incelendi, gereği görüşüldü:

Dava; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu uyarınca verilen idari para cezasının ve tahakkuk ettirilen sigorta priminin tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emirlerinin iptali istemiyle açılmıştır.

İzmir 3. İdare Mahkemesi 5.4.2007 günlü, E:2007/516, K:2007/483 sayılı kararıyla; davanın görüm ve çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar vermiştir.

Anılan karar, temyizen incelenmesi sonucunda, Danıştay Onuncu Dairesinin 29.5.2009 günlü, E:2007/6751, K:2009/5139 sayılı kararıyla; tahakkuk ettirilen sigorta priminin tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrine ilişkin kısım yönünden onanmış, idari para cezasına ilişkin kısım yönünden 506 sayılı Yasa`nın 140. maddesinde düzenlenen görevli yargı yeri konusundaki hükümle ilgili Anayasa Mahkemesince verilen karardan bahisle, anılan Yasa hükmü uyarınca verilen idari para cezalarına ilişkin uyuşmazlıkların görüm ve çözümünde idari yargının görevli olduğu gerekçesiyle bozulmuş ise de; İdare Mahkemesi kısmen bozma kararına uymayarak idari para cezasının tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davada adli yargının görevli olduğu gerekçesiyle davanın görev yönünden reddi yolundaki ilk kararında ısrar etmiştir.

Davacı, İzmir 3. İdare Mahkemesinin 16.10.2009 günlü, E:2009/1439, K:2009/1703 sayılı ısrar kararını temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedir.

Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olduğundan, görev konusunda Anayasa Mahkemesince verilen kararların veya yeni bir yasayla kabul edilen görev kurallarının uyuşmazlıkların çözümünde dikkate alınması gereklidir. Bu çerçevede, konunun öncelikle 506 sayılı Yasa`nın 140. maddesi uyarınca verilen idari para cezalarının yargısal denetiminde görevli yargı yeri, dolayısıyla 506 sayılı Yasa`da 8.2.2006 günlü, 5454 sayılı Yasa`yla yapılan değişiklik ve bu değişiklikle ilgili Anayasa Mahkemesi kararı ve sonraki yasal düzenlemeler yönlerinden incelenmesi gerekli bulunmaktadır.

506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu`nun 3910 sayılı Yasa ile değişik 140. maddesinin 4. fıkrasında; <idari para cezaları tebliğ tarihinden itibaren (7) gün içinde Kuruma ödenir veya aynı süre içinde Kurumun ilgili ünitesine itiraz edilebilir, itiraz takibi durdurur. Kurumca itirazı reddedilenler, kararın kendilerine tebliğ tarihinden itibaren (7) gün içinde yetkili sulh ceza mahkemesine başvurabilirler. Mahkemeye başvurulması cezanın takip ve tahsilini durdurmaz.> hükmü yer almış, ancak Yasa maddesinde yer alan <Kurumca itirazı reddedilenler, kararın kendilerine tebliğ tarihinden itibaren (7) gün içinde yetkili sulh ceza mahkemesine başvurabilirler.> tümcesi, Anayasa Mahkemesince, 26.2.2003 tarih ve 25032 sayılı Resmi Gazete`de yayımlanan 8.10.2002 tarih ve E:2001/225, K:2002/88 sayılı kararla Anayasaya aykırı görülerek iptal edilmiştir.

Anılan iptal kararı üzerine, 6.8.2003 tarih ve 25191 sayılı Resmi Gazete`de yayımlanan 4958 sayılı Yasanın 51. maddesiyle, 506 sayılı Yasanın 140. maddesi değiştirilerek; <idari para cezaları ilgiliye tebliğ edilmekle tahakkuk eder ve tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde Kuruma ödenir veya aynı süre içinde Kurumun ilgili ünitesine itiraz edilebilir. İtiraz takibi durdurur. Kurumca itirazı reddedilenler, kararın kendilerine tebliğ tarihinden itibaren altmış gün içinde idare mahkemesine başvurabilirler.> şeklinde düzenleme yapılmıştır.

15.2.2006 günlü, 26081 sayılı Resmi Gazete`de yayımlanarak yürürlüğe giren 5454 sayılı Yasa`nın 5. maddesiyle değiştirilen 506 sayılı Yasa`nın 140. maddesinin 4. fıkrasında ise; <İdari para cezaları ilgiliye tebliğ edilmekle tahakkuk eder ve tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde Kuruma ödenir veya aynı süre içinde Kurumun ilgili ünitesine itiraz edilebilir. İtiraz takibi durdurur. Kurumca itirazı reddedilenler, kararın kendilerine tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde yetkili sulh ceza mahkemesine başvurabilirler.> şeklinde düzenleme yapılmakla birlikte, 6.4.2007 günlü, 26485 sayılı Resmi Gazete`de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 4.10.2006 tarih ve E:2006/75, K:2006/99 sayılı kararıyla, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu`nun 140. maddesinin, 8.2.2006 günlü, 5454 sayılı Yasa`nın 5. maddesiyle değiştirilen dördüncü fıkrasının <Kurumca itirazı reddedilenler, kararın kendilerine tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde yetkili sulh ceza mahkemesine başvurabilirler.> biçimindeki üçüncü tümcesinin Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.

Öte yandan, 20.5.2007 günlü, 26527 sayılı Resmi Gazete`de yayımlanan 5655 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun`un 2. maddesi ile; 506 sayılı Yasa`nın 140. maddesinin dördüncü fıkrası, <İdari para cezaları ilgiliye tebliğ edilmekle tahakkuk eder ve tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde Kuruma ödenir veya aynı süre içinde Kurumun ilgili ünitesine itiraz edilebilir. İtiraz takibi durdurur. Kurumca itirazı reddedilenler, kararın kendilerine tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde yetkili idare mahkemesine başvurabilirler.> şeklinde değiştirilmiş; 506 sayılı Yasa uyarınca verilen para cezalarına karşı görevli yargı yerinin idare mahkemesi olduğu hükme bağlanmıştır.

Diğer yandan, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile 1 Ekim 2008 tarihinden itibaren 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu - uyuşmazlıkla ilgili olmayan kimi maddeler dışında - yürürlükten kaldırılmıştır. Yukarıda da belirtildiği üzere, görev kuralları kamu düzenine ilişkin olduğundan, yeni bir yasayla kabul edilen görev kurallarının, görülmekte olan davalara da etkili olacağı, bilinen bir genel hukuk ilkesidir. Bu nedenle, görevli yargı yerinin belirlenmesinde, 5510 sayılı Yasa`nın ilgili hükümlerinin incelenmesi gereklidir.

5510 sayılı Yasa`nın <Kurumca verilecek idari para cezaları> başlıklı 102. maddesinde, <...İdari para cezaları ilgiliye tebliğ ile tahakkuk eder. Tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde Kuruma ya da Kurumun ilgili hesaplarına yatırılır veya aynı süre içinde Kuruma itiraz edilebilir. İtiraz takibi durdurur. Kurumca itirazı reddedilenler, kararın kendilerine tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde yetkili idare mahkemesine başvurabilirler... Mahkemeye başvurulması idari para cezasının takip ve tahsilini durdurmaz. Tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde ödenmeyen idari para cezaları, 89`uncu madde hükmü gereğince hesaplanacak gecikme cezası ve gecikme zammı ile birlikte tahsil edilir...> hükmü yer almaktadır.

Yasanın 88. maddesinde ise, kurumun prim ve diğer alacaklarının tahsilinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun uygulanmasından doğacak uyuşmazlıkların çözümlenmesinde, Kurumun alacaklı biriminin bulunduğu yer iş mahkemesinin yetkili olduğu hükmüne yer verilmiştir.

Yasanın 102. maddesinde, önceki düzenlemelerin aksine idari para cezalarının tahsili konusunda, iş mahkemesinin görevini düzenleyen 88. maddesine atıf yapılmadığı, yalnızca tahsilatın nasıl yapılacağını düzenleyen 89. maddesine atıf yapıldığı dikkate alındığında, yasa koyucunun idari para cezalarının tahakkukuna ilişkin işlemler ile tahsiline ilişkin ödeme emirlerinin yargısal denetiminde idare mahkemelerini görevli gördüğü sonucuna varılmaktadır. Diğer bir ifadeyle, idari para cezalarının tahsiline ilişkin uyuşmazlıkların çözümündeki görevli yargı yeri ile kurumun prim ve diğer alacaklarının tahsiline ilişkin uyuşmazlıkların çözümündeki görevli yargı yeri birbirinden ayrılmış, bu konulardaki görevli yargı yerleri farklı yasa maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemenin Anayasa Mahkemesinin gerek 8.10.2002 günlü, E:2001/225, K:2002/88 sayılı, gerekse 4.10.2006 günlü, E:2006/75, K:2006/99 sayılı kararlarında belirttiği, <itiraz başvurusuna konu olan idari para cezası, idare tarafından kamu gücü kullanılarak Yasada belirtilen kurallara uymayanlara idari bir yaptırımın uygulanması niteliğinde olduğundan, çıkacak uyuşmazlıkların çözümünde de idari yargının görevli kılınması gerekir.> gerekçesine de uygun olduğu açıktır.

Dolayısıyla, dava konusu ödeme emri, kamu gücünün kullanılmasıyla ilgili idari para cezasının tahsil edilmesine ilişkin olup, idari işlem niteliğindeki ödeme emirlerinin iptali istemiyle açılacak davalarda, kural olarak, idari yargının görevli olduğu dikkate alındığında, uyuşmazlığın görüm ve çözümünde idare mahkemesinin görevli olduğu açıktır. Ayrıca, idari para cezasının devamı niteliğindeki ödeme emrinin yargısal denetiminde idari yargının görevli olmasının, uyuşmazlığın çelişkisiz çözümünü ve yargılamanın çabuk bir biçimde sonuçlandırılmasını sağlayacağı kuşkusuzdur.

Bu durumda, yukarıda belirtilen gerekçelere göre 506 sayılı Yasa`nın 140.maddesine dayanılarak tesis edilen idari para cezasının tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davada idari yargının görevli olduğu anlaşıldığından, davanın görev yönünden reddi yolunda verilen kararda usul ve hukuka uyarlık bulunmamaktadır.


Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile İzmir 3. idare Mahkemesinin 16.10.2009 günlü, E:2009/1439, K:2009/1703 sayılı ısrar kararının bozulmasına, dosyanın adı geçen İdare Mahkemesine gönderilmesine, 08.12.2011 gününde oyçokluğu ile karar verildi. BAYTOK HUKUK BÜROSU
İLETİŞİM BİLGİLERİ BAYTOK HUKUK BÜROSU
Korkutreis Mahallesi Sezenler Caddesi No: 4/16 06430 Sıhhiye / Çankaya - ANKARA
Tel: +90 312 231 02 25
Fax: 0 312 231 02 26
E-mail: info@baytokhukukburosu.com
Başa Dön
Facebook
Twitter
Youtube