Ana Sayfa
0.312 231 02 25
 
Danıştay İkinci Daire Başkanlığından:
Esas No                                 : 2012/1445
Karar No                              : 2013/1405
Kanun Yararına Temyiz İsteminde Bulunan : Danıştay Başsavcılığı
Davacı                                   : Satı Sarıca
Vekili                                     : Av. Muhsin Özkale
                                                 İnönü Cad. Günep Plaza Kat:1 No:102 - ADANA
Davalı                                    : Kozan Kaymakamlığı - ADANA
İstemin Özeti                        : Adana Bölge İdare Mahkemesi’nin 23.9.2011 günlü, E:2011/3996, K:2011/4004 sayılı kararının, Danıştay Başsavcılığı tarafından 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 51. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması istenilmektedir.
Danıştay Tetkik Hakimi     : Özgür Metin
Düşüncesi                             : Danıştay Başsavcılığının kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile Adana Bölgeİdare Mahkemesi’nce verilen kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 51. maddesi uyarınca hükmün sonuçlarına etkili olmamak üzere kanun yararına bozulması gerektiği düşünülmektedir.
Danıştay Başsavcısı             : Turgut Candan
Düşüncesi                             : Van İli, Merkez, Dumlupınar İlköğretim Okulu’nda 657 sayılı Yasa’nın 4/B maddesi uyarınca sözleşmeli statüde sınıf öğretmeni olarak görev yapmakta iken eş durumu nedeniyle Adana İli, Kozanİlçesi, Bucak Köyü İlköğretim Okulu’na atanan davacının, bu atama nedeniyle verilmeyen yolluğun ödenmesi istemiyle, 1.4.2011 tarihinde yaptığı başvurusunun reddine ilişkin işlemin iptali ve yolluğun yasal faiziyle birlikte ödenmesine hükmedilmesi istemiyle açılan davanın süre aşımı yönünden reddi yolunda verilen Adana İkinci İdare Mahkemesinin 25.5.2011 gün ve E:2011/940, K:2011/925 sayılı tek hakimli kararın onanmasına ilişkin Adana Bölge İdare Mahkemesinin 23.9.2011 gün ve E:2011/3996, K:2011/4004 sayılı kararının yürürlükteki hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek davacı SatıSARICA vekili tarafından kanun yararına bozulmasının istenmesi üzerine dava dosyası da getirtilerek konu incelendi:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 51’inci maddesinde, “niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırıbir sonucu ifade eden” kararların kanun yararına temyiz olunabileceği belirtilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7’nci maddesinin 1’inci fıkrasında, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay’da ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu hükmü getirilmiş; 10’uncu maddesinde, “İlgililerin, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilecekleri, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı, ilgililerin altmış günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde konusuna göre Danıştay’a, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilecekleri’’; 11’inci maddesinde de, “İlgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasının üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan idari dava açma süresi içinde istenebileceği, bu başvurmanın işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durduracağı, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı, isteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılmasıhalinde dava açma süresinin yeniden işlemeye başlayacağı ve başvurma tarihine kadar geçmiş sürenin de hesaba katılacağı” hükmüne yer verilmiştir.
Mülga 1050 sayılı Muhasebei Umumiye Kanunu’nun 93’üncü maddesinin birinci tümcesi “Taallük ettiği senei maliyenin hitamı tarihinden itibaren beş sene zarfında ashabı tarafından meşru bir mazerete müstenit olmaksızın tahriren talep ve takip olunamamaktan veya evrakı ibraz edilmemekten dolayı tediye olunamayan düyun müruru zamana uğrayarak Devlet menfaatine sakıt olur” hükmünü içermekte iken, bu Kanunu yürürlükten kaldıran 30.12.2003 tarih ve 5018 sayılıKamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Ödenemeyen giderler ve bütçeleştirilmiş borçlar” başlıklı değişik 34’üncümaddesinin üçüncü fıkrasında,” İlgili olduğu mali yılın sonundan başlayarak beş yıl içinde alacaklıları tarafından geçerli bir mazerete dayanmaksızın, yazılı talep edilmediğinde veya belgeleri verilmediğinden dolayı ödenemeyen borçlar zamanaşımına uğrayarak kamu idareleri lehine düşer.” hükmü yer almaktadır.
Dosyanın incelenmesinden; davacının naklen atanması nedeniyle yolluk verilmesi istemiyle yaptığı başvurusunun reddi üzerine açılan davada, davacının 7.8.2009 tarihli işlemle atandığı okulda göreve başladığı 17.8.2009 tarihinden itibaren bir ay içinde harcırahının ödenmemesi üzerine sürekli görev yolluğuna ilişkin dava açması ya da 2577 sayılı Kanun’un 11’inci maddesi uyarınca idareye başvurması gerekirken, bu süre geçirildikten çok sonra anılan atama işleminden kaynaklanan yolluğun verilmesi istemiyle idareye yapılan 1.4.2011 tarihli başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle 2.5.2011 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasını inceleme olanağı bulunmadığı gerekçesiyle, süre aşımıyönünden reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
6245 sayılı Harcırah Kanununun 59’uncu maddesinde belirtilen bir aylık süre, dava süresi olmayıp, verilen avansın kapatılması amacına yönelik bir beyanname verme süresi olarak düzenlenmiş olduğundan, davacının atandığı yerde göreve başladığı 17.8.2009 tarihinden itibaren bir ay içinde harcırahın ödenmemesinin zımni ret şeklinde yorumlanması olanağıbulunmamaktadır.
Öte yandan; davacının atanmasına ilişkin işlemde atamanın yolluksuz olduğuna dair herhangi bir ibarenin mevcut olmaması karşısında; yolluk ödenmesi talebiyle sonradan yapılan başvurunun, 2577 sayılı Kanun’un 10’uncu maddesi kapsamında yapılmış bir başvuru niteliğini taşıması sebebiyle; olayda idari dava açma süresinin de bu maddeye göre hesaplanması yerine atama işleminin tebliğ tarihinin dava açma süresi için başlangıç olarak alınması isabetli değildir.
Ayrıca; belirtilen kanun hükümleri ile diğer bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, beş yıllık zamanaşımısüresi alacağın doğduğu mali yılın bitiminden itibaren başlayacağı ve davacının, naklen atanmasına ilişkin işlemde“yolluksuz” ibaresinin de bulunmadığı hususları göz önüne alındığında; bu işlemden doğan yolluğunun tarafına ödenmesi için yaptığı başvuru üzerine 2577 sayılı Yasanın 10’uncu maddesi uyarınca kurulan işlemin iptali istemiyle açılan davanın süresinde olduğu anlaşılmaktadır.
Bu nedenlerle, Adana Bölge İdare Mahkemesinin, aksi yolda verilen ve yürürlükteki hukuka aykırı sonuçlar ifade ettiği açık bulunan 23.09.2011 gün ve E:2011/3996, K:2011/4004 sayılı kararının, 2577 sayılı İdari Yargılama UsulüKanunu’nun 51’inci maddesi uyarınca, kamu yararına bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay İkinci Dairesi’nce işin gereği düşünüldü:
Dava; Van İli, Merkez, Dumlupınar İlköğretim Okulu’nda 657 sayılı Yasa’nın 4/B maddesi uyarınca sözleşmeli statüde öğretmen olarak görev yapmakta iken, Adana İli, Kozan İlçesi, Bucak Köyü İlköğretim Okulu’na atanan davacının, bu atama nedeniyle verilmeyen yolluğunun ödenmesi istemiyle 1.4.2011 tarihinde yaptığı başvurunun reddine ilişkin 25.4.2011 günlü, 3183 sayılı işlemin iptali ve yolluğun yasal faiziyle birlikte ödenmesine hükmedilmesi istemiyle açılmıştır.
Adana 2. İdare Mahkemesi Hakimi tarafından verilen 25.5.2011 günlü, E:2011/940, K:2011/925 sayılı kararla; davacının, atandığı okulda göreve başladığı 17.8.2009 tarihi itibariyle kendisine harcırah ödenmediğini öğrendiği ve burada göreve başladığı tarihten itibaren altmış gün içerisinde dava açması ya da bir aylık süre içerisinde 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 11. maddesi uyarınca idareye başvurması, isteğinin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılmasıdurumlarına göre Kanunda öngörülen süre içerisinde dava açması gerekirken, bu süreler geçirildikten sonra idareye yapılan başvurunun reddi üzerine açılan davanın süresinde açılmadığı ve dolayısıyla esasının incelenmesi olanağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın süre aşımı nedeniyle reddine hükmedilmiş, itiraz üzerine davaya bakan Adana Bölgeİdare Mahkemesi’nin 23.9.2011 günlü, E:2011/3996, K:2011/4004 sayılı kararıyla da, söz konusu karar onanmak suretiyle kesinleşmiştir.
Adana Bölge İdare Mahkemesi’nin 23.9.2011 günlü, E:2011/3996, K:2011/4004 sayılı kararının hukuka aykırıolduğu belirtilerek kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine Danıştay Başsavcılığı “yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade eden” sözkonusu kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 51. maddesi uyarınca kanun yararına bozulmasını istemektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Kanun Yararına Bozma” başlıklı 51. maddesinde, “1. Bölge idare mahkemesi kararları ile idari ve vergi mahkemelerince ve Danıştayca ilk derece mahkemesi olarak verilip temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenler, ilgili bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden başsavcı tarafından kanun yararına temyiz olunabilir.
1. Temyiz isteği yerinde görüldüğü takdirde karar, kanun yararına bozulur. Bu bozma kararı, daha önce kesinleşmiş olan mahkeme veya Danıştay kararının hukuki sonuçlarını kaldırmaz.
2. Bozma kararının bir örneği ilgili Bakanlığa gönderilir ve Resmî Gazete’de yayımlanır.” hükmü yer yer almaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7’nci maddesinin 1’inci fıkrasında, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay’da ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu ve bu sürenin idari uyuşmazlıklarda yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlayacağı hükmü getirilmiş; 10’uncu maddesinde, ilgililerin, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilecekleri, altmışgün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı, ilgililerin altmış günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde konusuna göre Danıştay’a, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilecekleri; 11’inci maddesinde de, ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasınınüst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan idari dava açma süresi içinde istenebileceği, bu başvurmanın işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durduracağı, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı, isteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresinin yeniden işlemeye başlayacağı ve başvurma tarihine kadar geçmiş sürenin de hesaba katılacağı hükmüne yer verilmiştir.
Yolluk ödenmesine (hak kazanılmasına) neden olan işlemin hukuki sebebi genellikle atama, nakil veya geçici görevlendirme işlemlerinden biri olmakla birlikte, yolluğun ödenmesi konusunda idari dava konusu olabilecek bir uyuşmazlığın doğması, yolluk konusunda bir işlemin tesis edilmiş olması koşuluna bağlıdır. Yolluk konusundaki işlem ise yolluğa hak kazandıran atama, nakil veya geçici görevlendirme işlemiyle birlikte, atama, nakil veya görevlendirmenin“yolluklu veya yolluksuz” olduğunun işlemde belirtilmesi suretiyle tesis edilebileceği gibi yolluğa hak kazandığı iddiasında olan kişinin yolluk talebiyle başvurusu üzerine de tesis edilebilir. Doğal olarak sözü edilen asıl işlemle birlikte tesis edilmişbir yolluk işleminin varlığı halinde, yani yolluklu veya yolluksuz ibaresinin işlemde yer alması halinde dava açma süresi, yolluksuz ibaresi yer alan işlemin tebliğ tarihine göre; yolluk konusunda asıl işlemde ödenip ödenmeyeceği hususunda bir ibare konulmamış ya da ayrı bir işlem kurulmamış olması halinde dava açma süresi, 2577 sayılı Kanun’un 10. maddesindeöngörüldüğü gibi ilgili tarafından yöneltilecek bir başvuru üzerine oluşacak açık veya zımni bir ret işlemine göre hesaplanacaktır.
Dosyanın incelenmesinden; Van İli, Merkez, Dumlupınar İlköğretim Okulu’nda 657 sayılı Yasa’nın 4/B maddesi uyarınca sözleşmeli statüde öğretmen olarak görev yapmakta iken, Adana İli, Kozan İlçesi, Bucak Köyü İlköğretim Okulu’na atanarak yeni görev yerine 17.8.2009 tarihinde başlayan davacının, bu atama işleminden dolayı alamadığı sürekli görev yolluğunun ödenmesi için Bucak Köyü İlköğretim Okulu Müdürlüğü’ne yaptığı 1.4.2011 günlü başvurusunun Kozan Kaymakamlığı, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün 25.4.2011 günlü, 3183 sayılı işlemi ile reddi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Her ne kadar Adana 2. İdare Mahkemesi’nce, davacının atandığı yerde göreve başladığı 17.8.2009 tarihinin, 6245 sayılı Kanun’un 59. maddesi uyarınca kendisine yolluk ödenmediğini öğrendiği son tarih olarak kabulünün gerekmekte olduğu belirtilerek ve yapılan hesaplama sonucu, dava süre aşımı yönünden reddedilmiş ise de, dava konusu olayda başvuru öncesinde davacıya tebliğ edilmek suretiyle kendisine yolluk verilmeyeceğine ilişkin bir işlemin mevcut olmamasıkarşısında; yolluk ödenmesi talebiyle sonradan yapılan başvuru, 2577 sayılı Kanun’un 10. maddesi kapsamında yapılmış bir başvuru niteliğini taşıdığından, bu konuda çıkan uyuşmazlıkta atandığı yerde göreve başlama tarihinin dava açma süresi için başlangıç olarak alınmasına hukuken olanak bulunmamaktadır.
Öte yandan, 6245 sayılı Harcırah Kanunu’nun 59. maddesinde belirtilen bir aylık süre, dava süresi olmayıp, verilen avansın kapatılması amacına yönelik bir beyanname verme süresi olarak düzenlenmiş olduğundan, dava açma süresinin hesabında dikkate alınmaması gerekmektedir.
Kaldı ki, uyuşmazlık konusu olayda, dava konusu işlemin yasal dayanaklarını oluşturan ve 06.06.1978 tarihli ve 7/15754 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile yürürlüğe konulan Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esasların 4. maddesinde yer alan; “Sözleşmeli personele geçici görev yolluğu dışında harcırah ödenemez.” ibaresi ile buna paralel olarak yürürlüğe sokulan Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2006/58 sayılı Genelgesi’nin 11. maddesinde yer alan; “Sözleşmeliöğretmenlere sürekli görev yolluğu ödenmeyecektir.” ibaresinin Danıştay İkinci Dairesi’nin 28.02.2011 günlü, E:2010/5994 sayılı kararıyla yürütmesinin durdurulmuş olması nedeniyle oluşan yeni hukuki durum karşısında, davacının sürekli görev yolluğunu alabilmek için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 10. maddesi kapsamında idareye her zaman başvurabileceği de açıktır.
Bu nedenle, Adana Bölge İdare Mahkemesinin, yürürlükteki hukuka aykırı sonuçlar ifade ettiği açık bulunan 23.9.2011 günlü, E:2011/3996, K:2011/4004 sayılı kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; Danıştay Başsavcılığının kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile Adana Bölge İdare Mahkemesi’nce verilen 23.9.2011 günlü, E:2011/3996, K:2011/4004 sayılı kararın 2577 sayılı İdari Yargılama UsulüKanunu’nun 51. maddesi uyarınca hükmün sonuçlarına etkili olmamak üzere kanun yararına bozulmasına; kararın birer suretinin Danıştay Başsavcılığına, Kozan Kaymakamlığı ile davacıya gönderilmesine ve bu kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasına, 13.3.2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
 
İLETİŞİM BİLGİLERİ BAYTOK HUKUK BÜROSU
Korkutreis Mahallesi Sezenler Caddesi No: 4/16 06430 Sıhhiye / Çankaya - ANKARA
Tel: +90 312 231 02 25
Fax: 0 312 231 02 26
E-mail: info@baytokhukukburosu.com
Başa Dön
Facebook
Twitter
Youtube