Ana Sayfa
0.312 231 02 25
 
ORMAN KANUNA AYKIRILIK SUÇU HAKKINDA YARGITAY CEZA GENEL KURULUNUN KARARI

T.C.

YARGITAY

CEZA GENEL KURULU

E. 2012/3-472

K. 2012/1798

T. 2.10.2012

• ORMAN KANUNA AYKIRILIK ( Bozma İlamına Uyulmasına Karar Verildiği - Dönülemez Nitelikteki Bu Karardan Dönerek İlk Hükümdeki Gibi Karar Verilmesinin Hukuka Aykırı Olduğu )
• BOZMA İLAMINA UYULMASINA KARAR VERİLMESİ ( Orman Kanununa Aykırılık/Bozma İlamına Uyulmasına Karar Verildiği - Dönülemez Nitelikteki Bu Karardan Dönerek İlk Hükümdeki Gibi Karar Verilmesinin Çelişki Yaratacağı )
• ÇELİŞKİLİ KARAR ( Bozma İlamına Uyulmasına Karar Verildiği - Dönülemez Nitelikteki Bu Karardan Dönerek İlk Hükümdeki Gibi Karar Verilmesinin Hukuka Aykırı Olduğu/Orman Kanunu`na Aykırılık )
6831/m.91
ÖZET : 6831 sayılı Yasaya aykırılık suçunda; uyuşmazlık; suçun unsurlarının oluşup oluşmadığının belirlenmesine ilişkin ise de, bozma ilamına uyulmasına karar verildikten sonra bu karardan dönülerek önceki hüküm gibi karar verilmesinin olanaklı olup olmadığının öncelikle değerlendirilmesi gerekmektedir. Bozma ilamına uyulmasına karar verildiği halde, bozma gerekleri yerine getirilmeden önceki hükümdeki gibi beraat hükmünün kurulması uyma kararının hüküm ve sonuçlarını ortadan kaldırmayacaktır. Özel Daire bozma ilamına uyulmasına karar verildikten sonra dönülemez nitelikteki bu karardan dönerek ilk hükümdeki gibi karar veren, bozma gereklerini yerine getirmeyen ve gerekçeli kararda bu konuda çelişkiye de neden olan yerel mahkeme uygulaması isabetsizdir.
DAVA : 6831 sayılı Yasaya aykırılık suçundan sanık M. Y.’ın beraatine ilişkin, Pozantı Sulh Ceza Mahkemesince verilen 27.10.2006 gün ve 35-404 sayılı hükmün, katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 3. Ceza Dairesince 08.04.2010 gün ve 17284-6659 sayı ile;
“… Toplanan delillere ve dosya kapsamına göre; dava konusu yerlerin 242 ada 12 ve 17 nolu parsellerin içinde kaldığı, Kadastro Mahkemesinin 1994/330 esas 1995/658 sayılı kararıyla 242 ada 12 nolu parselin orman olarak Maliye Hazinesi adına tesciline karar verildiği sanığın eşi olan Halil Yıldız`ın dosyada davalı olduğu, temyiz edilmediğinden 15.02.1996 tarihinde kesinleştiği tapuya hükmen orman vasfı ile Maliye Hazinesi adına 20.03.1996 tarihinde tescil edildiği, Halil Yıldız`ın 25.08.1999 tarihinde öldüğü, 242 Ada 17 nolu parselin ise orman vasfı ile Maliye Hazinesi adına 11.07.1994 tarihinde kayıtlı olduğu, dava konusu yerlerin işgale devam edildiği anlaşılmasına göre sanığın mahkumiyeti yerine yazılı şekilde beraatine karar verilmesi...”,
İsabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel mahkeme ise 28.02.2011 gün ve 145-16 sayı ile;
“... Mahkememizce 27.10.2006 gün ve 404 sayılı karar ile sanığın beraatine dair verilen kararın müdahil vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 2008/17284 esas ve 2010/6659 karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmiş ve mahkememizce yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yeniden yargılama yapılmıştır.
...Her ne kadar Kadastro mahkemesinin kararına esas teşkil eden bilirkişi raporunda aplikasyon haritasına itibar edilerek dava konusu taşınmazın orman sınırları içerisine alındığı ve dava konusu taşınmazın ormanlık alanda kaldığı bildirildiği ancak gerçekte dava konusu taşınmazın kesinleşmiş orman tahdit hattı dışında kaldığı, dava konusu taşınmaz tapuda orman adına kayıtlı olsa da resmi belgelerdeki yanlışlığın sanık aleyhine hüküm doğurmaması gerektiği, tapuya esas teşkil eden Kadastro Mahkemesi kararının sanığın kastını ölçmede yeterli olamayacağı, fiilen orman olmayan taşınmaz açısından orman arazisini işgal ve faydalanma suçunun oluşmayacağı kanaatine varılarak sanığın üzerine atılı suçtan beraatine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...”,
Gerekçesiyle önceki hükümde direnmiştir.
Hükmün o yer Cumhuriyet savcısı ve katılan temsilcisi tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay C. Başsavcılığının 03.03.2012 gün ve 203138 sayılı “bozma” istekli tebliğnamesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır:
KARAR : Özel Daire ile yerel mahkeme arasında oluşan ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; suçun unsurlarının oluşup oluşmadığının belirlenmesine ilişkin ise de, bozma ilamına uyulmasına karar verildikten sonra bu karardan dönülerek önceki hüküm gibi karar verilmesinin olanaklı olup olmadığının öncelikle değerlendirilmesi gerekmektedir.
İncelenen dosya içeriğinden, yerel mahkemece bozmadan sonra yapılan yargılama sırasında 29.11.2010 tarihli oturumda, bozma ilamına uyulmasına karar verildiği, ancak bozma gereği yerine getirilmeden ilgili kadastro dosyasının istendiği, sanığın öncelikle bozmaya karşı diyeceklerinin tespiti, sonrasında da zararın giderilmesine yönelik iradesinin tespiti için adresi mahkemesine yazı yazıldığı, son oturumda bozma ilamına direnildiği belirtilmeden önceki beraat hükmünün yeniden kurulduğu, gerekçeli kararda da Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verildiği açıklandıktan sonra hüküm bölümünde sanık hakkında beraat kararı verildiği anlaşılmaktadır.
Ceza Genel Kurulunun 06.12.2011 gün ve 197-246, 19.04.2011 gün ve 20-59, 17.04.2007 gün ve 325-100 sayılı kararları ile yerleşik uygulamasına göre, uyma kararı, ara kararı niteliğinde olmayıp, davanın esasını çözümleyen kararlardandır. Bozmaya uymakla, yerel mahkemenin bozma kararında gösterilen esaslara göre işlem yapıp karar verme ödevi doğmaktadır. Sonradan bu kararın bir kısmından veya tamamından açıkça ya da zımnen geri dönülerek ilk hükmün aynen veya yeniden kurulması, uyma kararının hüküm ve sonuçlarını ortadan kaldırmaz.
Somut olayda yerel mahkemece 29.11.2010 tarihli oturumda, Özel Dairenin sanığın mahkumiyetine karar verilmesi gerektiğinden bahisle hükmün bozulmasına ilişkin 08.04.2010 gün ve 17284-6659 sayılı bozma ilamına uyulmasına karar verildiği halde, bozma gerekleri yerine getirilmeden önceki hükümdeki gibi beraat hükmünün kurulması uyma kararının hüküm ve sonuçlarını ortadan kaldırmayacaktır.
Bu itibarla, Özel Daire bozma ilamına uyulmasına karar verildikten sonra dönülemez nitelikteki bu karardan dönerek ilk hükümdeki gibi karar veren, bozma gereklerini yerine getirmeyen ve gerekçeli kararda bu konuda çelişkiye de neden olan yerel mahkeme uygulaması isabetsiz olup hükmün bozulmasına karar verilmelidir.
SONUÇ : Açıklanan nedenlerle;
1- Pozantı Sulh Ceza Mahkemesinin 28.02.2011 gün ve 145-16 sayılı hükmünün BOZULMASINA,
2- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.10.2012 günü yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.
 
İLETİŞİM BİLGİLERİ BAYTOK HUKUK BÜROSU
Korkutreis Mahallesi Sezenler Caddesi No: 4/16 06430 Sıhhiye / Çankaya - ANKARA
Tel: +90 312 231 02 25
Fax: 0 312 231 02 26
E-mail: info@baytokhukukburosu.com
Başa Dön
Facebook
Twitter
Youtube