Ana Sayfa
0.312 231 02 25
 

KİRA AKTİ FESHİ,KİRALANAN YERE İŞYERİ RUHSATI ALAMAMA.

 

T.C.
YARGITAY
13. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO. 1994/10123
KARAR NO. 1994/10964
KARAR TARİHİ. 6.12.1994


> KİRA SÖZLEŞMESİNİN FESHİ ( Belediyenin Ruhsat Vermemesi Sebebiyle Kiralananın Kullanılamaması )

> KİRALAYANIN AYIBA KARŞI TEKEFFÜL BORCU ( Ayıbın Kiralayan Tarafından Gizlenmesi )

> KİRALANANI KULLANMAYA ELVERİŞLİ ŞEKİLDE TESLİM BORCU ( Kiralayanın Bu Borcunu Kaldıracak Şekilde Akde Koyduğu Kayıt )

1086/m.76

818/m.249,196,99/1

ÖZET : Bir davada; dayanılan maddi olguları belirlemek, hukuksal açıdan nitelemek ve uygulanacak yasa hükümlerini arayıp bulmak hakimin doğrudan görevidir. Kiraya veren, kira konusu şeyi sözleşmede açıklanan biçimde kullanmaya elverişli olarak kiracıya teslim etmek ve kira süresince bu halin devamını sağlamakla yükümlüdür. Kiralananın sözleşme ile güdülen amaca uygun biçimde kullanılmasını ve işletilmesini olanaksız kılacak ya da kullanma veya işletmeye önemli ölçüde azaltacak ayıpları kiralayanın tekeffülü altındadır. Kural olarak kiralayanın ayıba karşı tekeffül borcu sözleşme ile sınırlanabilir veya kaldırılabilirse de hilesi veya ağır kusurunun varlığı halinde kiralayan bu sorumluluktan kurtulamaz. Kiracının, kira sözleşmesindeki amacı kiralananda katı yakacaklar pazarlama işi yapmaktır. Davalı kiralayanın Vilayet Makamının katı ve sıvı yakıt işi ile iştigal edilmesi yasağına ilişkin kararının varlığını araştırma ve soruşturma yapmadan taşınmazını bu amaçla kullanmak üzere kiraya çıkarması ağır kusuru gösterir. Bu nedenle kira sözleşmesindeki "kiracı hükümet ve belediyeden izin alınması gereken meslek ve sanatlara izin verilmese dahi kiracı kirayı ödemekle yükümlüdür" anlaşması hukuken geçersizdir. Bu durum karşısında davalı kiralayan, kira sözleşmesi ve yasa gereği olan kiralananı sözleşmenin amacına uygun kullanmaya elverişli halde, davacı kiracıya teslim borcunu yerine getirememiş olduğundan davacı; sözleşmenin feshine, verdiği teminat ve kira bedelleri ile menfi zararını ( yaptığı masrafları ) davalıdan istemeye yetkilidir.


DAVA : Taraflar arasındaki kira akdinin feshi davasının yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği konuşuldu:


KARAR : Davacı, Kayseri Argınak Çevreyol Maz Ak.1922 parsel numaralı arsayı 1.7.1993 tarihinde, katı yakacaklar pazarlama işi yapılmak amacıyla davalı Vakıflar İdaresinden kiraladığını; işyeri ruhsatının Kayseri Valiliği`nin 7.10.1992 tarihli yazısı ile yasaklanmış olması nedeni ile Belediye`ce verilmediğini, böylece akitten maksat olan şekilde kiralananın kullanılmasına mümkün olmadığının belirlendiğini öne sürerek kira sözleşmesinin feshine, 6.610.000 TL. dan yatırılan iki aylık kira parası,1.315.000 TL. masraflar karşılığı ve 3.750.000 TL. teminat olmak üzere toplam 18,285.000 TL.nin tahsiline karar verilmesini istemiştir.


Davalı, kiralananın mevcut durumu kira sözleşmesinin aktedildiğini davacının kira sözleşmesinin eki şartnamenin 21. maddesi hükmünce dava haklı bulunmadığını savunmuş, davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece, sözleşmenin 21. maddesine dayanılarak davanın reddine karar verilmiştir.

Hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. Arsa niteliğindeki kiralanan yerin katı yakacaklar ve sıvı yakıt pazarlama için kiralandığı sözleşmede açıkca belirtilmiştir. Bu işle iştigal edilebilmesi için gerekli ruhsatın verilmesinin mümkün olmadığı Valilik makamının daha önce aldığı kararla ve Koca Sinan Belediye Tüzel Kişiliğinin yazılarıyla belirgindir. Mahkemece bu olgular sabit görülmüştür.
Sözleşme eki olan "Kiraya Verilecek Taşınmaz Mallar İçin Genel Şartname ve İhale Tutanağı" nın 21. maddesinde aynen; "Kiracı, Hükümet ve Belediye`den izin almak gereken meslek ve sanatlara izin verilmemesinden veya Kanun ve nizama karşı davranmaktan yahut kiralanan yerin belirlenen şekilde başka yolda kullanılmasından dolayı kiralanandan kullanma hakkı yasaklansa dahi kiracı kirayı ödemekle yükümlüdür" denilmektedir. İşte mahkeme; bu sözleşme hükmüne dayanarak davayı reddetmiştir.
Bir davada dayanılan maddi olguları belirlemek, hukuksal açıdan nitelemek ve de uygulanacak yasa hükümlerini arayıp bulmak hakimin doğrudan görevidir ( HUMK. md.76 ).

Kiraya veren, kira konusu şeyi, sözleşmede amaçlanan şekilde kullanmaya elverişli olarak, kiracıya teslim etmek ve kira süresince, bu halin devamını sağlamakla yükümlüdür ( BK.md.249 ).

Önemle vurgulayalım ki; kiracının kira sözleşmesindeki amacı kiralananda katı yakacaklar pazarlama işi yapmaktır. Nitekim bu amacın gerçekleşmesi için tarafların karşılıklı iradeleri kiralananın "Katı Yakıt Pazarlama İşi" için kullanılacağı sözleşmeye özellikte yazılarak somutlaştırılmış ve netleştirilmiştir.

Öyleyse; kiralananda bu nitelikte iş yapılabilmesi işin ruhsat sağlanması davalı kiralayanın az yukarıda açıklanan BK. md. 249/F-1`deki asli edimi olduğunda kuşku ve duraksamaya yer olmamalıdır. Kiralananın ayıpları kiralayanın tekeffülü altındadır. Bu ayıplar, kiralananın akitle güdülen amaca uygun biçimde kullanılmasını veya işletilmesini imkansız kılacak ya da bu kullanma veya işletmeyi önemli ölçüde azaltacak ayıplardır. Olayımızda kiralananın akitte güdülen amaca uygun biçimde kullanılmasını engelleyen ayıp; katı yakacak pazarlama işi için Vilayet Makamının yasaklama kararı altında ruhsat verilememesi şeklinde ortaya çıkan hukuki ayıptır.
Kural olarak kiralayanın ayıba karşı tekeffül borcu; sözleşme ile Sınırlanabilir veya kaldırılabilir. Bu yön BK. md. 249/F-III`ün karşı yorumundan eski deyimiyle mefhumu muhalifinden ve satıma ilişkin BK.md.196`ya kıyasen çıkarılabilir ( Bkz. Prof.Dr. Haluk Tandoğan, Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri, Cilt:1/2, Üçüncü Bası, Sh.123 ). Fakat sorumluluktan kurtulma şartı iki halde geçerli olmaz. Bunlar; kiralayanın hilesi veya ağır kusurunun varlığıdır ( BK. md.196 ve 99/F-I ). Burada davalı kiralayanın Vilayet Makamının katı yakacaklar ve sıvı yakıt işi ile iştigal edilmesi yasağına ilişkin kararının varlığını araştırma ve soruşturma yapmadan taşınmazını, kiraya çıkarması ağır kusurunu gösterir. O nedenle sözleşmenin 21. maddesindeki sorumluluktan kurtulma şartı hukuken geçersizdir, davacıyı bağlamaz. Yeri gelmişken hemen belirtelim ki tekeffülü kaldıran veya sınırlayan kayıtlar kiracı lehine ve sınırlı olarak yorumlanmalıdır ( Bkz. Tandoğan, age., sh:123, dipnot 50; Oser-Schönenberger, Art. 254 Nr.15 ).

Bu kuraldan da hareket edildiğinde denilebilir ki; sözleşmede kiracı, sınırları açıkca belirtilmiş bir garanti verse bile, bu yalnız başına Yasal tekeffülü kaldırdığını göstermez. Böyle bir kaldırma ayrıca açık bir şekilde ifade edilmelidir. Yine tekeffülü kaldıran veya sınırlayan kayıt ve anlaşmalar kiracının makul olarak düşünebileceği ayıpların tamamen dışında kalan ayıpları kapsamaz. O nedenle davacı kiracı kiralananın akitle güdülen amaca uygun biçimde kullanmasını veya işletmesini imkansız kılacak bir olguyu önceden kabul etmesi makul bir düşüncenin sonucu olduğu kabul edilemeyeceği gibi hayat deneyimlerine de uygun değildir.

Gerçekte de, olayımızda davalı kiralayan kusurunun bütün sonuçlarından sözleşmenin 21. maddesi ile sorumsuz tutulmuştur. Kiracının kira parası ödeme borcu olduğu gibi kaldığı halde kiralayanın BK. 249/F-1`deki yasal edimi ortadan kalkmaktadır. Bu aynı zamanda kiralayanın sözü edilen borcunun hukuki nedeninin de ortadan kalkması anlamına gelir. Oysa, sözleşmenin varlığının esaslı unsurlarından biri hukuki nedenin bulunmasıdır. Hukuki neden bulunmayınca sözleşme de hükümsüzdür. O halde sözleşme ile borçlunun sorumluluğu azaltılabilir ise de tamamen bertaraf edilemez ve kiralayanın hilesi veya ağır kusuru varsa sorumluluktan kurtulma koşulu geçerli olmaz.
Tüm açıklanan yasal nedenler dosyadaki delillerle karşılaştırıldığında; sözleşmenin 21. maddesinin hükümsüz olduğunun kabulü zorunludur.

Şu durum karşısında davalı kiralayan kira sözleşmesi veya yasa gereği olan kiralananı sözleşmenin amacına uygun kullanmaya elverişli halde davacı kiracıya teslim borcunu yerine getirememiş durumdadır. O halde davacı sözleşmeyi feshe, verdiği teminat ve kira bedelleri ile menfi zararını ( yaptığı masrafları ) davalıdan istemeye yetkilidir ( BK.md.249/F-1; BK. md.196; BK.md.99/1 ).
Mahkemece açıklanan yasa maddelerinin uygulanması düşünülmeden sözleşmenin 21. maddesindeki kiralayanın ayıba karşı tekeffülünü kaldıran koşula geçerlik tanınıp davanın reddine karar verilmesi usule ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir.


SONUÇ : Temyiz olunan Yerel Mahkeme kararının davacı yararına ( BOZULMASINA ), istek halinde peşin harcın iadesine, 6.12.1994 gününde oybirliğiyle karar verildi.




İLETİŞİM BİLGİLERİ BAYTOK HUKUK BÜROSU
Korkutreis Mahallesi Sezenler Caddesi No: 4/16 06430 Sıhhiye / Çankaya - ANKARA
Tel: +90 312 231 02 25
Fax: 0 312 231 02 26
E-mail: info@baytokhukukburosu.com
Başa Dön
Facebook
Twitter
Youtube