Ana Sayfa
0.312 231 02 25
 

(İ) A.Y.İ.M DİSİPLİNSİZLİK VE AHLAKİ DURUM NEDENİYLE GÖREVDEN AYIRMA

DİSİPLİNSİZLİK VE AHLAKİ DURUM NEDENİYLE AYIRMA

ÖZETİ:Dava konusu işlem tesis edildiği sırada şuur, hareket ve serbestisini tamamen ortadan kaldırabilecek bir ruhsal hastalığa duçar olduğu hususunda idarenin de malumu olan önemli bulgular bulunan ... hakkında tedavi için sevk edildiği sağlık kurumlarından iki kez firar etmiş olması nedeniyle 26.12.2002 tarihinde tesis edilen disiplinsizlik nedeniyle re’sen ayırma işleminin sebep unsuru yönünden hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.

Davacı vekili, 14.01.2008 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kayıtlarına giren dava dilekçesinin Dairemizce reddine karar verilmesi üzerine 13.03.2008 tarihinde kayda geçirdiği (yenileme) dava dilekçesinde özetle; Ankara 13’üncü Sulh Hukuk Mahkemesinin 12.03.2008 tarihli kararı ile babası davacı ……..’nın velayeti altına konulan ……..’nın Merzifon 5’inci Ana Jet Üs K.lığı emrinde görevli iken psikolojik rahatsızlılarının bulunduğunu, tedavisi için ailesinin ve birlik komutanın girişimde bulunduğunu, ilk olarak Ankara GATA Psikiyatri Kliniğinde 09.07.2001 tarihinde 4403 protokol numarası ile yapılan muayenesinde “psikotik bozukluk” ön tanısı ile değerlendirilerek yatarak tetkik ve tedavisine karar verildiğini, ancak davacının yatış işlemlerini tamamlamadan hastaneden ayrıldığını, bilahare 27.07.2001 tarihinde babasının refakatinde kliniğe müracaat ettiğini, bu kez de 28.07.2001 günü sabaha karşı tecrit edildiği tek kişilik odanın pencere doğramalarını sökerek kaçtığını, daha sonra 07.09.2001 tarihinde refakatli olarak Etimesgut 600 Yt. Hava Hastanesi Psikiyatri Kliniğine sevkinin yapıldığını, aynı gün Etimesgut Hava Hastanesine götürülen davacının ileri tetkik ve tedavi için GATA Psikiyatri Servisine sevkinin uygun görüldüğünü ve fakat davacının sevki gerçekleşmeden hastaneden kaçtığını ve birliğine dönmediğini, müteaddit firar suçundan kovuşturulduğu sırada TSK.’den re’sen ilişiğinin kesildiğini ve fakat işlemin davacıya tebliğ edilmediğini, Diyarbakır 2’nci Hv. K.K.lığı Askeri Mahkemesince müteaddit firar suçundan yürütülen yargılaması sırasında yaptırılan adli müşahedesi sonucu Diyarbakır Mevki Hastanesinin 11.05.2005 tarihli ve 273 sayılı raporu ile hakkında “Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapamaz” kararı verildiğini, davacının birliğinde görev yaptığı sırada da bu hastalığa duçar olduğunu, idarenin davacının sağlık durumunu takip altına alması ve sonucunu beklemesi gerekirken bu yol izlenmeyip disiplinsizlik nedeniyle TSK.’den re’sen ayırma işlemine tabi tutulmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek söz konusu işlemin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Dava ve özlük dosyalarında yer alan bilgi belgelere göre disiplin, sicil ve sağlık safahatı incelendiğinde: 30.08.1997 tarihinde Uçak Bkm. sınıfı teğmen nasbedilen ………..’nın, 30.08.2000 tarihinde son rütbesi olan üsteğmen rütbesine yükseltildiği; 10.06.2000 tarihinde mesaiyi erken terk etmesi ve izinsiz olarak garnizon dışına çıkması nedeniyle Merzifon 5’inci Ana Jet Üs K.lığı Kalite Güvence Amiri tarafından “Şiddetli Tevbih”, 26.02.2001 tarihinde içtimaya çıkmaması nedeniyle 5’inci Ana Jet Üs K.lığı Uçak Üniteleri Bakım Komutanı tarafından 2 gün göz hapsi ve 28.02.2001 tarihinde kendisine verilen görevi yerine getirmemesi nedeniyle yine Bakım Komutanı tarafından 2 gün göz hapsi disiplin cezaları ile cezalandırıldığı; sicil ortalamalarının iyi ve çok iyi seviyelerinde gerçekleştiği; 5’inci Ana Jet Üs.K.lığının 07.07.2001 tarihli yazısı ile sevk edildiği Ankara/GATA Psikiyatri Kliniğine 09.07.2001 tarihinde müracaat ettiği ve 4403 protokol numarası ile yapılan poliklinik muayenesinde “Psikotik Bozukluk” ön tanısı ile yatırılarak tetkik ve tedavisine karar verildiği ancak yatış işlemlerini yaptırmayıp kliniğe gelmediği; bir süre firarda kaldıktan sonra 27.07.2001 tarihinde babası refakatinde sevksiz olarak GATA’ya müracaat ettiği ve tedavi görmek üzere psikiyatri kliniğine yatırıldığı, ancak 28.07.2001 günü sabaha karşı pencere doğramalarını söküp birinci kattan atlayarak yeniden firar ettiği; firarda iken 09.09.2002 tarihinde sıralı sicil üstlerince hakkında Subay Sicil Yönetmeliğinin 91/a maddesi uyarınca ayırma (Silahlı Kuvvetlerde kalması uygun değildir) sicili düzenlendiği, bu sicil üzerine durumu Subay Sicil Yönetmeliğinin 92’nci maddesine göre Hv.K.K.lığı bünyesinde usulüne uygun olarak oluşturulan komisyonda incelenerek Komisyonun 2002/48 sayılı kararıyla, 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununu 50’nci madde (c) fıkrası, 5434 sayılı Kanunun 39’uncu madde (e) fıkrası uyarınca Silahlı Kuvvetlerden sicil yoluyla ayırma işleminin yapılmasının uygun olacağı hususunun Komutanın tasvibine sunulmasına karar verildiği, kararın 27.09.2002 tarihinde Hv. K. Komutanı tarafından uygun bulunduğu ve en son 26.12.2002 tarihli ve 2002/3522 sayılı üçlü kararname ile re’sen emekliye sevkine karar verildiği ve 27.01.2003 tarihinde gıyabında ilişiğinin kesildiği; disiplinsizlik nedeniyle re’sen emekli edilmesine dayanak teşkil eden işbu firar suçlarından hakkında gıyabi tutuklama kararı çıkarılan ………’nın 19.04.2005 tarihinde Diyarbakır 2’nci Hava Kuvveti K.lığı Askeri Savcılığına gelerek teslim olduğu ve vicahen tutuklandığı, 09.07.2001–27.07.2001 ve 28.07.2001–19.04.2005 tarihleri arasında iki ayrı firar suçundan Diyarbakır 2’nci Hava Kuvveti K.lığı Askeri Mahkemesinde görülen yargılaması esnasında psikiyatrik açıdan cezai ehliyetinin ve askerliğe elverişliliğinin araştırılması cihetine gidildiği ve bu maksatla adli müşahede altına alınmasına karar verildiği; müşahede sonucunda düzenlenen Diyarbakır 600 Yataklı Mevki Asker Hastanesi Sağlık Kurulunun 11.05.2005 tarihli ve 273 sayılı raporunda “BULGULAR” bölümünde; “…sanıkta psikotik bozukluk tanısına ulaşıldığı, adli dosya ve GATA Psikiyatri Kliniğinden istenen tıbbi dosyasından bu bozukluğun 2001 yılında da bulunduğu anlaşılmış olup psikotik bozukluk bulunan bir hasta askeri psikiyatri kuralları ile ilk defa tanı konulması sonrasında hastalığı remisyona girene kadar yatırılarak tedavisine başlanıp tedavinin aşamalarına göre yatırılarak ve hava değişimleri ile tedavisine devam edilip TSK SYY göre en fazla 36 ay istirahat sonrasında hastalığının kronikleştiği sonucuna varılarak TSK’da görev yapamaz kararına varılır, bu çerçevede sanığın bu tanı ile sorulan suç tarihlerinde hava değişiminde olması gerektiği kararına varıldığı, halen de 4 yıldır hastalığının devam etmesi ile de kronikleştiği kararına varıldığı tarzındadır” tespitine yer verilip, “KRONİK NİTELİK KAZANMIŞ PSİKOTİK BOZUKLUK” tanısı ile “15/D/F1 1) TSK’DA GÖREV YAPAMAZ. 2) SUÇ TARİHLERİNDE (09.07.2001-27.07.2001 ve 28.07.2001-19.04.2005) DURUMU C/15 KARARINA UYAR” kararı verildiği; aynı hastanenin adli müşahede raporunda ise, “…suç tarihlerinde şuur hareket ve serbestisini tamamen ortadan kaldıracak bir ruhsal hastalığı olduğu, dolayısıyla TCK’nun 46’ncı maddesinden yararlanabileceği”nin belirtildiği, Diyarbakır 2’nci Hava Kuvveti K.lığı Askeri Mahkemesince söz konusu raporlar karşısında …………’nın suç tarihlerinde de konulan “pisikotik bozukluk” tanısı ile ilgili rahatsızlığının mevcut olup olmadığı, iradesine etki edip etmediği hususlarında ek bilirkişi mütalaasına başvurulduğu; bilirkişinin ek mütalaasında; mezkur hastalığın temelinde yargılamanın bozuk olması, iyinin, kötünün, doğrunun yanlışın ayırt edilememesinin olduğunu, hezeyan denilen aksi ispat edilmesine rağmen vazgeçirilemeyen yanlış inanışlar bulunduğunu, hastanın bütün olayları bu hezeyanları doğrultusunda değerlendirerek davranışlarını ona göre yönlendirdiğini, dolayısıyla hal ve duruma uygun mantıklı bir hareket beklenemeyeceğini, kendi kendine düzelmeyen bu hastalığın ………….’da suç tarihlerinden çok daha önceden başladığı kanaatine ulaşılabileceğini beyan ettiği; Diyarbakır Hava Kuvveti K.lığı Askeri Mahkemesinin 08.12.2005 tarihli ve 2005/1004 Esas, 2005/654 Karar sayılı kararı ile; 09.07.2001-27.07.2001 ve 28.07.2001-19.04.2005 tarihleri arasında iki ayrı firar suçundan suç işleme kastıyla hareket etmediği kanaatine varılarak beraatine karar verildiği; ………….’nın babası davacı ………….’nın Ankara 13’üncü Sulh Hukuk Mahkemesinde açmış olduğu vasi tayini davası ile ilgili olarak ……… hakkında düzenlenen Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Sağlık Kurulunun 10.03.2008 gün ve 4997 no’lu raporu ile “Şizofreni” tanısı konularak “1) Akli dengesi akıllıca yaşam sürmek için yeterli değildir. 2) Normal bir yaşama izin vermez. 3) İradesinin verdiği kararlar ve hareketleri üzerinde olumsuz etki yaratır. 4) Kendi işlerini görecek güce sahip değildir. 5) Sürekli yardıma muhtaçtır. 6) Başkalarının emniyetini tehdit etmez, muhafaza altına alınması gerekmez. 7) Hastalığı süreklidir. 8) Vasi tayini gerekir. 9) Hekimlikçe dinlenmesinde yarar yoktur” kararı verilmesi üzerine Ankara 13’üncü Sulh Hukuk Mahkemesinin 12.03.2008 tarihli ve 2008/255-225 E-K sayılı kararı ile; ………’nın kısıtlanmasına, babası ……….’nın süreyle sınırlı olmaksızın velayeti altına konulmasına, velinin, velayeti altındaki kimseleri temsil, sevk ve yönetiminin denetim dışı olması sebebiyle TMK’nın 327. ve 356. maddeleri ayrık olmak üzere velinin, kısıtlı ile ilgili yapacağı işlerde hakim iznine gerek bulunmadığına ve izinli sayılmasına karar verildiği; bunun üzerine ………’ya velayeten babası ……….’nın vekil aracılığıyla ilki 14.01.2008 tarihinde kayda giren dilekçe ile söz konusu ayırma işleminin iptali istemiyle işbu davayı tesis ettiği anlaşılmışır. Bilahare, yargılama sırasında Dairemizce ……….’nın sağlık safahatına ayrıntılı şekilde yer verilerek “dava ve cevaba cevap dilekçeleri, sağlık raporları ve adli rapor ile diğer belgeler nazara alınarak ………..’nın, ayaktan veya gerektiğinde yatırılmak suretiyle ilgili klinikte gerekli sağlık muayenesinin yapılarak, hastalığının tam olarak ne olduğu, konulacak tanı itibariyle hastalığının T.S.K Sağlık Yeteneği Yönetmeliğinin hangi maddesinin hangi dilimine uyduğu, neticeten davacının suçta temadinin başladığı 09.07.2001 tarihinde ve hakkında ayırma işleminin tesis edildiği 26.12.2002 tarihinde Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapıp yapamayacağı hususlarının Gülhane Askeri Tıp Akademisi ve Eğitim Hst. Profesörler Sağlık Kurulu Raporu ile saptanmasının Gülhane Askeri Tıp Akademisi ve Eğitim Hst. Komutanlığından istenmesi” doğrultusunda 02.12.2008 tarihinde alınan ara kararı gereği, GATA Prof. Sağ. Krl. tarafından 17.08.2009 tarihli ve 56 sayılı rapor ile; raporun “TARTIŞMA” bölümünde “… ………, hakkında ayırma işleminin tesis edildiği 26.12.2002 tarih itibariyle değerlendirildiğinde; adli belgelerden ve hastalığının doğal seyri gereği hastalığının hastane başvurusundan önce başladığı, sonraki takiplerinde hastalığının kronik nitelik kazandığının belgelendiği dikkate alındığında, 26.12.2002 tarihi itibariyle kronik nitelik kazanmış psikotik bozukluk tablosu içinde olduğu ve TSK Sağlık Yönetmeliğinin 15’inci maddesi D dilimi 1’inci fıkrasında değerlendirilebileceği tıbbi kanaatine ulaşılmıştır.” değerlendirmesine yer verilerek, “Kronik nitelik kazanmış psikotik bozukluk” tanısı ile, “1. D/15 F-1, Askerliğe elverişli değildir, sınıfi görevini yapamaz./ 2. Suçta temadinin başladığı 09.07.2001 tarihi itibari ile değerlendirildiğinde T.S.K. Sağlık Yeteneği Yönetmeliğinin 15’inci maddesi C dilimine uyar. / 3. T.S.K.lerinden ayırma işleminin tesis edildiği 26.12.2002 tarihinde sağlık durumunun T.S.K Sağlık Yeteneği Yönetmeliğinin 15’inci maddesi D dilimi 1’inci fıkrasına uyar ve T.SK.lerinde görev yapamaz.” kararının verildiği görülmüştür. Öncelikle, davada süre aşımı bulunup bulunmadığı yönünden yapılan incelemeye ilişkin olarak: Davalı idare tarafından, ………’nın 26.12.2002 tarihinde re’sen emekli edildiği, firar durumunda bulunduğundan gıyabında ilişiğinin kesildiği ve kararın tebliğ imkanı olmadığı, üzerinden 6 yıl gibi uzun bir süre geçtikten sonra söz konusu işlemin iptali istemi ile 11.01.2008 tarihinde açılan davada süre aşımı bulunduğu; diğer taraftan en geç …………..’nın babası ………. tarafından Hv.K.Klığına yazılan dilekçe üzerine verilen 19.03.2007 tarihli cevap ile dava konusu işlemin öğrenildiği, dolayısıyla bu yönüyle de davada sure aşımı bulunduğu, bu itibarla işbu davanın süre aşımı yönünden reddedilmesi gerektiği ileri sürülmüş ise de; hangi nedenle olursa olsun hakkında 26.12.2002 tarihinde tesis edilmiş olan ayırma işlemi ile ilgili ……….’ya yapılmış geçerli bir tebligatın bulunmadığı, kaldı ki, yukarıda ayrıntılı olarak belirtilen sağlık safahatı (raporları) nazara alındığında velayet altına alınmasını gerektiren hastalığının işlem tarihinde de mevcut olması nedeniyle davacıya yapılacak tebligatın süreyi başlatmayacağı; diğer taraftan ………’nın Ankara 13’üncü Sulh Hukuk Mahkemesinin 12.03.2008 tarihli kararı ile babasının velayeti altına alınmış olması nedeniyle babasına, verdiği dilekçeye cevaben 19.03.2007 tarihli yazı ile dava konusu işlemin bildirilmiş olmasının babası yönünden hukuki bir sonuç doğurmayacağı, bu itibarla 12.03.2008 tarihinde babasının velayeti altına alınan ………. hakkında tesis edilmiş olan işlemle ilgili olarak babası tarafından 13.03.2008 tarihinde kayda giren dilekçe ile açılan davada süre aşımı bulunmadığı değerlendirilmiştir. Dava konusu işlemin yasal dayanağını teşkil eden mevzuata bakıldığında; 926 sayılı Kanunun 50’nci maddesinin (c) fıkrasının; “Disiplinsizlik veya ahlaki durumları sebebiyle Silahlı Kuvvetlerde kalmaları uygun görülmeyen subayların hizmet sürelerine bakılmaksızın haklarında T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümleri uygulanır.” hükmünü, Subay Sicil Yönetmeliğinin disiplinsizlik ve ahlâkî durumları nedeniyle ayırma sebeplerine yer veren 91’inci maddesinin; “Aşağıdaki sebeplerden biri ile disiplinsizlik veya ahlâkî durumları gereği Türk Silâhlı Kuvvetlerinde kalmaları, bulunduğu rütbeye veya bir önceki rütbesine ait bir veya birkaç belge ile anlaşılıp uygun görülmeyenler hakkında, hizmet sürelerine bakılmaksızın emeklilik işlemi yapılır: /a. Disiplin bozucu hareketlerde bulunması, ikaz veya cezalara rağmen ıslah olmaması, /b.Hizmetin gerektirdiği şekilde tavır ve hareketlerini ikazlara rağmen düzenleyememesi…/e. Türk Silâhlı Kuvvetlerinin itibarını sarsacak şekilde ahlâk dışı hareketlerde bulunması,..” hükmünü içerdiği görülmektedir. Kamu hizmetini yürütmekle görevli olan idarenin, bu hizmeti en iyi şekilde yürütebilmesi için gerekli tedbirleri alma yetkisi ile donatılmasının zorunlu olduğu kuşkusuzdur. Bu nedenle, idarenin kamu hizmetini yürütecek olan ajanlarını alırken bir takım özelliklere sahip olmasını araması tabii olduğu gibi; statüye alındıktan sonra da bunları verimli biçimde kullanması, hizmeti aksatacak, kendisinden artık verim alınması imkânı kalmamış, aksine idare mekanizmasına ve kamu hizmetinin yürütülmesine zararlı olacak ajanlarını bünyesi dışına çıkarması da doğaldır. Ne var ki safahatına bakıldığında; 10.06.2000 tarihinde mesaiyi erken terk etmesi ve izinsiz olarak garnizon dışına çıkması nedeniyle Merzifon 5’inci Ana Jet Üs K.lığı Kalite Güvence Amiri tarafından “Şiddetli Tevbih”, 26.02.2001 tarihinde içtimaya çıkmaması nedeniyle 5’inci Ana Jet Üs K.lığı Uçak Üniteleri Bakım Komutanı tarafından 2 gün göz hapsi ve 28.02.2001 tarihinde kendisine verilen görevi yerine getirmemesi nedeniyle yine Bakım Komutanı tarafından 2 gün göz hapsi disiplin cezaları ile cezalandırılan davacının bu sayılan disiplinsizliklerinin hakkında ayırma işlemi tesis edilmesini gerektir nitelik ve nicelikte olmadığı açıktır. Esasen, davacı hakkında sicil yolu ile Silahlı Kuvvetlerden ayırma işlemi tesis edilmesinin uygun olacağı hususunun Komutanın tasvibine sunulması kararına varan Komisyonun da bu karara varırken davacının firari olmasını nazara aldığı Komisyon tutanağına “firar” şerhi verilmiş olmasından anlaşılmaktadır. Bu itibarla, dava konusu işlemin esas nedeni davacının uzun bir süre firar durumunda kalmış olması olgusudur. Kuşku yok ki, davanın somutuna ilişkin bir takım olgular (davacının ruhi rahatsızlığı, cezai ehliyetinin olmaması vb.) nazara alınmadığında, bir yılı aşkın bir süre firari durumda olan davacının disiplinsizliğinin vahamet durumuna ulaştığı, bu tutum ve davranışı nedeniyle kamu hizmetinde bulunmasının ve kamu gücünü kullanmasının sakınca teşkil ettiği ileri sürülebilir. Keza, bir kamu görevlisinin statüsüne son verilmesini gerektiren bir eylemin aynı zamanda bir suça sebebiyet vermesi halinde idare, söz konusu suç nedeniyle sürdürülen kovuşturmanın/yargılamanın sonucunu beklemek zorunda değildir. Ne var ki idare, bir kamu görevlisinin konusu suç teşkil eden salt bir eylemini idari yönden nazara alarak ilgilinin bu eylemi nedeniyle kamu gücünü kullanmasının sakıncalı hale gelip gelmediğini, diğer bir deyişle disiplinsizliğinin vahamet derecesine ulaşıp ulaşmadığını değerlendirirken ilgilinin bu eylemini ika ettiği sırada şuur, hareket ve serbestisini tamamen ortadan kaldıracak bir ruhsal hastalığı duçar olup olmadığını nazara almak, böyle bir olasılığa işaret eden kuvvetli delillerin varlığı halinde, ilgilinin ruhi rahatsızlığına ilişkin durumunun tam olarak aydınlatılmasını beklemek durumundadır. Dava konusu işlem bu yönüyle irdelendiğinde; GATA K.lığınca, ilk firarını müteakip davacının birliği komutanlığına hitaben yazılan 30.07.2001 tarihli yazıda, “...ilk muayene bulgularına göre psikotik bozukluk ön tanısı ile değerlendirilen Hv. Ütğm. ………’nın yakalandığında refakatli olarak hastanemize ya da bir askeri hastane psikiyatri servisine ivedilikle sevkinin sağlanmasını arz ederim.” ifadesine yer verildiği; davacının 3’üncü sicil üstü olan Hv. Yer Kur. Yb. ………. tarafından davacının firar eylemlerine ilişkin olarak tanzim edilmiş raporda “1-... ……… ile yaklaşık 1,5 yıldır tüm gayretlere rağmen ilişki kurulamamış, hal ve hareketleri şüphe uyandırdığından geçmişi de araştırılarak düzenlenen raporla psikiyatrik bozukluk kanaatiyle hastaneye sevk edilmiştir./ 2- ... Adı geçen subay ... GATA/Ankara’da yatırıldığı ilk gün kaçtığı bildirilmiş ve 27 Temmuz 2001 den itibaren firari duruma düşmüştür./ 3- ... (Ailesi) ile 3 ve 4 Eylül’de Uçak Bakım Komutanı odasında toplam 10 saate yakın konuşulmuş; çocuklarının iyiliği için hastaneye sevk edildiği... duyarsız tepkisiz ve içine kapanık olduğu, bu durumunun her an istenilmeyen kötü durumlara gebe olduğu (intihar, öldürme vb.) intibası verdiği özellikle belirtilmiş... Ankara’da olduğunu söyledikleri çocuklarını GATA’ya teslim etmeleri veya birliğine getirmeleri istenmiştir. /5-... 600 yataklı Hava Hastanesi Etimesgut/Ankara’ya refakatli sevk edilmiştir. .../ 8- Saat 21:30 cıvarı refakatçi Ütğ. …….. doktorun geldiğini ve GATA’ya sevk etmek istediğini bildirdi. Bakım Komutanı olarak doktorla görüşmek istedim. Telefon konuşmasında Doktor; Ütğm. ……’nın tedaviye muhtaç olduğunu, Hv. Hastanesinde hastaya uygulanacak tedavinin yapılmasının mümkün olmadığından GATA’ya sevk ettiğini; Babası ve Ütğm. ……. ile konuştuğunu ve onları ikna ettiğini de söyledi.../ 10. Saat 23:00 cıvarı Ütğm. ……… Arayarak …..’nın... kaçtığını söyledi...” ifadelerine yer verildiği; 5’inci Ana Jet Üs K.lığının 28.08.2001 tarihli yazısı ekindeki “Suç Vak’a ve Kanaat Raporu”nun “Birlik Komutanının Sanık Hakkındaki Kanaati” bölümünde, davacının 3’üncü sicil üstünün, “... Psikolojik durumu, askerlik anlayışı ve davranışları askeri ortamda kalmaya elverişli değildir...” kanaatine yer verdiği; yine “Firar Değerlendirme Formunda” diğer hususlar başlığı altında da “Hiçbir arkadaşı yoktur. Edinmek için çaba göstermiyor. Boş oturma, televizyon karşısında vakit geçirme, kendi kendine gülme olayları var.” ifadesine yer verildiği görülmektedir. Tüm bu hususlar bir arada değerlendirildiğinde; ……….’nın önceden beri ortalama bir subaya göre farklı tutum ve davranışlar içerisinde olduğunun sicil üstleri tarafından gözlemlendiği ve bu nedenle birliği komutanlığınca re’sen hastaneye sevk edildiği, keza firar öncesi ilk muayenesinde psikotik bozukluk ihtimali teşhisi konulduğu da nazara alındığında ……….’nın ciddi bir ruhi rahatsızlık içerisinde olduğuna dair kuvvetli bulguların olduğu, bu bağlamda cezai ehliyetinin bulunduğu hususunda da basit kuşkuyu aşan olguların olduğu, bu durumda idarenin, ……….’yı ika ettiği firar eyleminden ötürü disiplinsizlik nedeniyle re’sen emekliye sevk etmek yerine cezai ehliyetinin ve sağlık durumunun sınıfı görevini yapmaya elverişli olup olmadığının sorgulanacağı bir yargılama sonunda, mahkemenin varacağı sonuca göre hareket etmesi (mahkumiyet halinde bağlı yetkiyle veya takdir yetkisiyle re’sen emekliye yada sınıfı görevini yapmaya elverişli değilse sağlık nedeniyle re’sen emekliye sevk etme vb.) gerekirdi. Nitekim disiplinsizlik nedeniyle re’sen emekliye sevk edildikten sonra hakkında yürütülen yargılama sırasında ………’nın suç tarihlerinde cezai ehliyetinin bulunmadığı yukarıda belirtilen adli rapor ile, yine işlem tarihi (26.12.2002) itibariyle askerliğe elverişli olmadığı sonradan GATA Prof. Sağ. Krl.nun yukarıda ayrıntıları belirtilen 17.08.2009 tarihli ve 56 sayılı raporu ile saptanmıştır. Bu veriler karşısında, dava konusu işlem tesis edildiği sırada şuur, hareket ve serbestisini tamamen ortadan kaldırabilecek bir ruhsal hastalığa duçar olduğu hususunda idarenin de malumu olan önemli bulgular bulunan ……….. hakkında tedavi için sevk edildiği sağlık kurumlarından iki kez firar etmiş olması nedeniyle 26.12.2002 tarihinde tesis edilen disiplinsizlik nedeniyle re’sen ayırma işleminin sebep unsuru yönünden hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır. Kurulumuzca iş bu davanın görümü sırasında Van GATA Prof. Sağ. Krl.’nun 17.08.2009 tarihli ve 56 sayılı rapor ile, …….. hakkında “T.S.K.lerinden ayırma işleminin tesis edildiği 26.12.2002 tarihinde sağlık durumunun T.S.K Sağlık Yeteneği Yönetmeliğinin 15’inci maddesi D dilimi 1’inci fıkrasına uyar ve T.SK.lerinde görev yapamaz.” kararı verildiği nazara alınarak ……….’nın anılan tarih itibariyle sağlık nedeniyle emekliye sevkine karar verilip verilemeyeceği tartışılmış; bu hususun bu davanın konusu olmadığı, işbu iptal kararı sonrasında uygulama aşamasında idarenin söz konusu raporu nazara alabileceği, keza Sosyal Güvenlik Kurumu’nun bu davanın tarafı olmadığı gerekçesiyle aşağıda yazılı olduğu şekilde karar verilmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hukuka aykırı bulunan TSK’den disiplinsizlik nedeniyle re’sen ayırma işleminin İPTALİNE, 

Dergi No:7
Karar Dairesi:AYİM 1.D.
Karar Tarihi:06.10.2009
Karar No: E. 2008/434
Karar No: K. 2009/950
İLETİŞİM BİLGİLERİ BAYTOK HUKUK BÜROSU
Korkutreis Mahallesi Sezenler Caddesi No: 4/16 06430 Sıhhiye / Çankaya - ANKARA
Tel: +90 312 231 02 25
Fax: 0 312 231 02 26
E-mail: info@baytokhukukburosu.com
Başa Dön
Facebook
Twitter
Youtube